Uzun zamandır Arkitera’da süren bir tartışma küçük ölçekte Mimdap’da da başladı.
Sevgili Ahmet Turan Köksal’ın ülkemizde ve Müslüman dünyasındaki camilerin tasarım sorunlarını sergileyen sitesi https://www.camigor.com ziyaretçi akınına uğramakta. Tartışmaların bir tarafında “bunlar zaten biliniyor niye tekrar anlatıp kendimizi küçültelim?” düşüncesi, diğer tarafta “kendi reformunu yapamamış bir dinin mimarisi de değişmez” görüşü var.
Bir üçüncü görüş daha olabilir mi diye düşündük: bu bizi Arnavutluk’da, Tiran’a da düzenlenen bir yarışmaya götürdü. Sorumuz şu: Acaba mimari bir reformun öncüsü ve belki motor gücü olabilir mi? Ne dersiniz?
Eski Arnavut Kimliğini Yeniden Keşfetmek: Tiran ve Dinsel Uyum,
Yeni Camii ve Müzesi
Dan Madryga

Üstte: Bjarke Ingels Group tarafından hazırlanan proje

Tiran, Arnavutluk, birçokları için mimari ile ilişkilendirilebilecek son yer olabilir. ,
Fakir bir ülke ve hala komünist dönemin kalan izlerini söküp atmak için mücadele ediyor.
Bu ülkende, mimarlığın ve tasarımın, her zaman bir öncelik edinmemiş olması anlaşılabilir bir durumdur. Ancak kent diğer taraftan da imajını ve kimliğini geri kazanmak ve yeniden şekillendirmek için çalışıyor.
Bu arayış uluslararası tasarım yarışmalarında hiç de küçük olmayan bir rol oynamakta. Tiran, çağdaş mimari ile henüz ilişkiler kurarken, bu tasarım yarışmaları ve uygulamaları Arnavutluğun uluslararası imajını güçlendiriyor.
2008 yılında, MVRDV tarafından hazırlanan bir master plan, ekolojik fikirli kentsel gelişim için bir öncü oldu.
Coop Himmelb (l) au, demokrasi, şeffaflık ve açıklığı sembolize etmek için tasarladığı yeni Arnavutluk Meclis Binası projesi ile yarışma kazandı.
En son bu gelişmelere, Tiran, Yeni Cami ve Müzesi “Tiran & Dini Harmony Yarışması”nda, hasar görmüş Arnavut kültürel kimliğini yeniden alevlendirmeyi amaçlayan iddialı bir projeyle birinci olan Danimarka BIG (Bjarke Ingels Group) eklendi.
Bu çabalar kentin üç dönemdir Belediye Başkanlığını yapan Edi Rama’nın öncülüğünde gerçekleşti. Rama bir sanatçı olarak Tiran’ın estetik imajını düzeltmeye çalışmakta.
Cami ve Kültür Kompleksi yarışması ise kentin başına bela olan çirkin yapıları kaldırmayı hedeflemekte. Kimlik ve dönüş kavramlarının yeni bir anlayışla projelenmesi ise kentin geleceğinin yönlenmesi açısından önemli.
Arnavutlukta Ortodoks ve Katoliklerin yanı sıra çok önemli bir Müslüman çoğunluk bulunmakta. Dinin yasaklandığı komünist dönemden sonra –ki bu dönemde camiler kiliseler yakıldı, yıkıldı, depolara dönüştürüldü; din adamları kovuşturmalara uğradı-
ancak 1990’larda komünist rejimin yıkılmasından sonra hala Tiran’da nüfusa hizmet edebilecek bir cami bulunmaması sorun olarak görüldü ve çözümler arandı. Mevcut Ethem Bey camii ise çok yetersizdi. İhtiyaç listesi normal günlerde 1000-5000 kişinin, dini bayramlarda 10000 kişiye hizmet verebilecek bir yapıya göre düşünüldü. Program bir kütüphane, çok amaçlı salon, seminer ve derslikler, eğitim öğretim ve araştırma tesislerinden oluşmakta.
Bir diğer program unsuru ise Tiran Dinsel Uyum Merkezi, tüm inanç ve kökenlerden gelenlerin bir araya gelebilecekleri bir merkez olacak. Bu Müslüman toplumun ötesine geçen açık bir jest. Hem baskı dönemini belgelemek hem de İslam kültürünü tanıtmak amacıyla bir müze içerecek. Böylelikle dini topluluklar arasındaki gerginliklerin azaltılmasının sağlanabileceği umulmakta.
Önemli hükümet binaları, müzeleri, tiyatroları ile geniş bir kamusal alana sahip olan Tiran’ın idari ve kültürel merkezi İskender Bey meydanında yer alacak. Bu alanın daha yaya, daha az taşıt yönünde gelişmesi cami/opera binası ve kültür merkezi üçlüsüyle desteklenmesi Tiran’ın peyzajının da gelişmesini sağlayacaktır.
Yarışma için seçilen ekipler:
Bjarke Ingels Group – Kopenhag, Danimarka
Arama – Amsterdam, Hollanda
Zaha Hadid Architects – Londra, Birleşik Krallık
NEXO Andreas Perea Ortega – Madrid, İspanya
Mimarlık Stüdyosu – Paris, Fransa
Tasarımlar bir Avrupa jürisi tarafından değerlendirildi: jüride:
Edi Rama, Arnavutluk Tiran Belediye Başkanı
Paul Boehm – Mimar, Köln, Almanya
Vedran Mimica – Hırvat mimar, Berlage Enstitüsü mevcut direktörü
Peter Swinnen 51N4E, Brüksel – Ortağı ve mimar
Prof. Enzo Siviero, Venedik Üniversitesi IUAV Profesörü
Artan Shkreli – mimar, Tiran, Arnavutluk
Shyqyri Rreli – Müslüman toplum temsilcisinden oluşmaktaydı.
jüri, Bjarke Ingels Group (BIG)’u yarışmanın galibi olarak ilan etti.
Üstte: Bjarke Ingels Group tarafından hazırlanan proje
Kazanan Tasarım: BIG, Kopenhag
Ortaklar-Şarj: Bjarke Ingels, Thomas Christoffersen
Proje Lideri: Leon Rost
Proje Ekibi: Marcella Martinez, Se Yoon Park, Alessandro Ronfini, Daniel Kidd, julian Nin Liang, Erick Kristanto, Ho Lee Kyung İşbirliği yapanlar: Martha Schwartz, Peyzaj, Buro Happold, Speirs & Lutzenberger & Lutzenberger, Küresel Kültürel Varlık Yönetimi, Glessner Grup
BIG’in tasarımı tekil formuyla, “Herkes için bir Camii,” sloganıyla basit ama etkili bir konsept ile sunulmakta. İskender Bey Meydanı ve Camii ana duvarı Mekke’ye dönük gerekli yönlendirmeyi sağlamak için iki önemli eksen oluturmakta bunlar konaklama ile döndürülmüş ibadet eksenleridir. Duvarların parapet ve üst kısımları sokağa hizalanırken, zemin seviyesinde yönlendirme Mekkeye dönüktür.
Ön kısımda oluşturulan meydancıklar ise daha günlük ve laik kullanımlar içindir. Bunlar ibadet için yer gereksinimleri arttıkça da alternatif alanlara dönüşebilecektir. Binanın cephelerinin İslam mimarisinin bazı bölgelerdeki uygulamalarından esinlenerek delikli tasarlanmıştır. Böylelikle gün boyu ışıkların içeride değişmesi sağlanmaktadır.
Diğer finalistler:
Diğer finalistler: seARCH Architects, Amsterdam
Tasarım Ekibi: Bjarne Mastenbroek, Kathrin Hanf Peter Veenstra
Andrea Verdecchia Pablo Domingo, Teresa Avella, Simona Schroder, Manuel Granados, jose Rodriquez
Katılımcılar: Lola Peyzaj Mimarları, Daan Roosegaarde en Pieters Bouwetechniek
Kuş bakışı mimari çözümleri önlemeye çalışan bir yaklaşımdır. Örneğin müze dikkatle tasarlanmış bir yolculuk önermekte, altta kalan bir meydandan erişilen yürüyen bir merdivenle yönlendirilen bir konumdadır ve İskender Bey meydanına bir pencereden bakmaktadır. Camide iç deneyime öncelik verilmekte, düzensiz kubbeler ve serpiştirilmiş ağaçlarla birlikte, büyüklüğüne rağmen caminin samimi ve insanları birbirine yakın tutması gerçekleşebilmektedir. Böylelikle ruhani ortam oluşmaktadır.





Finalist: Zaha Hadid Architects, Londra
Tasarım: Zaha Hadid Patrik Schumacher
Proje Yönetim: Viviana Muscettola, Michele di Pasca Magliano, Loreto Flores, Effie Kuan
Proje Ekibi: Alvin Triestanto Hee Lee Seung, Gerry Cruz, Xia Chun, Ergin Birinci, Santiago Fernandez Achury, Rochana Chaugule, Soomeen Hahm, Chung Wang, Kanop Mangklapruk, Luis Miguel Samanez, Alejandro Nieto, Philipp Ostermaier
Katılımcılar: Grant Associates Peyzaj Mimarları, Buro Happold
Zaha Hadid Architects tarafından tasarlanan cami kompleksi, site çevresinde sarmal yüksekliği yavaş yavaş artan ve yükselen minaresi ile sonuçlanan iki ayrık kütle ile şekillenmekte.
Bu düzende, cami ve müze, erişimi de sağlayan bir iç avlu gibi, “samimiyeti arttıracak bir vadi, sanat, meditasyon ve toplum yaşamı için gözlerden uzak bir bahçe” oluşturmakta.
Proje, aerodinamik, eğrisel formları ile, ünlü tasarımcının kusursuz estetik damgasını taşımakta.





Finalist: Andreas Perea Ortega & NEXO, Madrid
Tasarım:Andreas Perea Ortega
NEXO: Ivan Carbajosa Gonzalez, Lourdes Carretero Botran Manuel Leira Carmena
Katılımcılar: pez + Adriana Giralt Peyzaj Mimarları, Mecanismo (yapısal mühendislik hizmetleri), Valladares (mühendis), Aurora Herrera (müze küratörü)
Görünüşte Hadid’in girişine muhalefet eden projede bir anti-tarz tutumu benimsemekte. Mimarinin “mekanı temsil etme gibi bir sorunu olmadığını varsaymakta. Bu retorik çözümler ya da outdate olmaya mahkum, resmi veya teknolojik özel efektler ile mimari sorunların çözümünün mümkün olmadığı düşünülmekte. ”
Kamusal alan hacmini artırmak amacıyla kompleksin büyük bir kısmında batık, cam kaplı bir bahçe yer almakta. Kısmen korunaklı bir meydana zemin oluşturulmakta
Caminin içinde ise ferahlık duygusunun sağlanması hedeflenmekte.
Sonuç
Finalistlerin her biri ilgi çekici tasarımları takdim ederken, jüri, haklı olarak, dikkatli bir değerlendirme için kentsel BIG önerisinde, kültürel ve dini bağlamda, birleşik bir ikonik parça oluşturmak için olanaklar buldu ve daha da önemlisi, ayağı yere basan bir gerçekçilik ve pratiklik gördü.
Kaynak: Competitions
Çeviri: Mimdap






















6 Yorum
selami yarma
yukardaki projeler çok enfes.. harika tasarımlar. ancaak ben tirana gittiğimde buranın bir kültür merkezi olabileceğini düşünebilir. yani önüne geldiğim halde burda cami varmı gibi sorabilirimde.. son projeyi görünüm olarak tutmadım. dış cephe olarak.. ancak camiyi simgeleyen ortak bir nişane olursa iyi olurmuş..
Hayati Binler
Vahşi kapitalizmin boyunduruğunda gayri insani inlerde mutsuz olarak ömrünü törpüleyen zavallı insanoğlunun önüne bir de şimdi dinde reform gibi İslamiyet’in özüyle ve durumuyla bağdaşmayan bir safsatayı dayatarak kopya ve taklit camileri de aşan “vahşi kapitalizmin boyunduruğunda bir cami mimarisi” oluşturulmak; israf üstüne israf mı yaptırılmak isteniliyor? Zaten halihazırda dinin özünden ve prensiplerinden bihaber kopya ve taklit camiler yapılıyor. Dinin cami mimarisine kıble istikametinin bulunması dışında herhangi bir emri ve mecburiyeti yok iken adam gibi camiler yapmak için ne bekleniliyor ki?
AYGEN TORUNER
Camide geleneksel olarak savunulan dinsel tek mekansal simge kubbedir. Bu, bir bakima yakistirma bir simgedir aslinda. Allah ile, gok kuubesi ile bir iliski kurabilmek icin yaratilmis zorlama da sayilabilinir.
aslinda kubbenin tek gercegi hepîmizin bildigi gibi, buyuk meklanlari kolonsuz ortmenin roma dan beri kullanilan bir form olmasidir.
Gunumuzde buyuk mekanlari kubbeden baska cok cesitli malzeme ve formlarla gecebiliriz. Tirana camii ornegi de kubbesiz cami orneklerinden sadece birisi. dinlecklasik kubbeler arasindaki yapay iliskiyi reddederek yapilacak arastirmalardan sonderece ilginc sonuclar cikacagindan eminim.
Aklima gelmisken sorayim neden ulkemizdeki
mimarlik fakultelerinin coguna yakininda ogrencilere cami projeleri verilmez ? gunahmidir, ayipmidir, gericilik mi sayilir ?
Ali İhsan Dikkaya
Bence sorunun aslı cehaletin iktidarında. Yani bizim ülkemizde cehalet geçmişin aksine cemaatlerde örgütleniyor ve toplumun önüne geçmeye onu yönlendirmeye, onun hayat şeklini tanımlamaya çalışıyor. Bakıyorsunuz saçma sapan evrim karşıtı bir sergi metroda, üniversitelerde boy göstermiş ve evrim doğruysa din yoktur gibi bir korkuyu yansıtıyor acıklı tarafı da evrimi çürütmüyor sadece yalanlarıyla bu cehalet ortamını biraz daha sürdürmeye çalışıyor.
Kanallar ruhani varlıklar tarafından işgal edilmiş durumda, falanca hocanın falanca tarikat liderinin hikayelerini masallarını gerçekmiş gibi yarım akıllı bir halka empoze ediyor.
Yukarıdaki örneklerde böyle bir durum yok. Günümüzde toplum nerede toplanıyor sorusundan yola çıkılmış ve bu noktaya ulaşılmış.
Biz din konusunda Arnavutluktan -ki bektaşi geleneği çok güçlüdür- çok çok gerilerdeyiz.
necmi yazgan
Bu cami formları çok ileri çok değişik ürünler. Yaklaşım insanların toplanmasına “cemaat olma” mantığına dayandığında çok iyi yorumlara burada olduğu gibi kavuşuyorsunuz. Tasarım bir ön yargıyı, “değişmez doğru” ve ya sabitlenmiş bir forma takılıp kalmadığında yukarıda sunduğunuz gibi muhteşem örneklerle karşılaşabiliyor.
Recep Altıntaş
Taksime cami diye her beş yılda bir ortaya çıkılan ve buna karşı “oraya cami yapılmaz” diye muhalefet edilen bir ülkedeyiz. Biz Ayasofya’yı camiye niye çevirmiyoruz ya da niye burası müze oldu diye hayıflanıyoruz. Birincisi böyle takıntılarımız var.
İkincisi reform yaşanmamış bir dinsel öğreti içinde ibadet istekleri henüz evrilmiş değil.
Dolayısıyle cami mimarisi tartışmasının alttan itici gücü, gelişmeye açık bir toplumsal talep kanadı yok.
Böyle kısır bir ortamdan ise ancak geçmişe öykünme, geçmiş plan ve şekil kalıplarının tekrar edilmesi yolu adına “cami mimarlığı” denen konu başlığına kalıyor.
Sorunlar budur bence.