İstanbul’un orta yerinde, pimi çekilmiş, patladı patlayacak bombaların olduğunu görmek için ille de Davutpaşa’nın yaşanması, onca insanın ölmesi, 100’den fazla kişinin yaralanması, ailelerin yüreğine acının gömülmesi mi gerekiyordu?
Resmî kurumlar her zamanki savunmalarını yaptı: Binalar ruhsatsızdı, o yüzden bu patlama olmuştu. Yakın bir zamanda burada da kentsel dönüşüm projeleri hayata geçirilse, hiçbir şey kalmayacaktı yani, tüm suçlu o atölyeyi işletenlerdi!
Mimdap olarak, bu olayın da tıpkı 2 sene önce Halkalı’da yaşanan patlama gibi unutturulmaya çalışılmasına, medyanın bas bas verdiği “Ruhsatsız facia” haberlerinin, gerçek suçluların yanında melek gibi kalacak 2-3 kişiyi suçlu kılmasına ve ölen onca insanın acısının cezasız kalmasına karşı yayınlar yapmaya devam edeceğiz.
“Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü”
Devlete bağlı “Ruhsat Müdürlüğü” diye bir kurum olmadığını, o kurumun tam adının “Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü” olduğunu, yani ruhsatsız binaları denetlemek ve mevzuata uygun hale getirmek işinin de devlete ait olduğunu hatırlatacağız.
İşyeri sahiplerinin ruhsat alıp 1001 türlü formaliteden geçmek yerine, ruhsat işine hiç girmeyip rahat rahat işlerine güçlerine bakmayı tercih ettiklerini, gerekli denetim ve kontrolü yapmayan resmî makamların ölen onca insanın vebalini üzerinde taşıdıklarını söyleyeceğiz.
Kanun ve tüzüklerde incelikle düzenlenmiş mevzuatın, iş uygulamaya gelince nasıl boşverildiğini, şehrin göbeğindeki benzincilerin ve atölyelerin hangi şartlarda çalıştığını, iş güvenliğinin gözetilmediğini, yapı güvenliği diye bir şeyin hiç olmadığını, atölyelerde çalıştırılan çocuk işçilerin (ki bir tanesi Davutpaşa’da hayatını kaybetti) nasıl her gün ölümle burun buruna geldiğini bu sayfalardan ifşa edeceğiz.
Belediyelerin, İçişleri Bakanlığı’nın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın, Sağlık Bakanlığı’nın ihmal ve sorumsuzluğunu gözler önüne sereceğiz.
Şimdilik Patlayıcı ve Parlayıcı Maddelerle İlgili 1475 sayılı yasa ve 7/7551 sayılı Bakanlar Kurulu kararına göre işyerlerinde uyulması gereken kuralları hatırlatıyoruz:
- Parlayıcı, patlayıcı, tehlikeli maddelerin üretildiği, işlendiği ve depolandığı işyerinin etrafı duvar, tel örgü veya tel kafesle çevrilmiş ve giriş çıkışlar kontrol altına alınmış olacaktır. Yabancı şahıslar, ancak sorumlu memur refakatinde içeriye girebileceklerdir.
- Geniş bir alana yayılmış ve etrafı duvar, tel örgü veya tel kafesle çevrilmiş işyerlerinin sınırı, geceleri uygun şekilde aydınlatılacak ve bekçiler buraları gece ve gündüz gözetleyeceklerdir.
- Parlayıcı, patlayıcı ve tehlikeli işler, genellikle meskün yerler dışında veya tecrit edilmiş bina ve mahallerde, mümkün olduğu kadar az işçi ile, kapalı bir sistem içinde, tekniğin icaplarına göre gerekli tedbirler alınarak yapılacaktır.
- İşyerlerinin güvenlik alanı içinde, sigara ve benzerlerinin içilmesi; kibrit, çakmak, ateş kızgın veya akkor halinde cisimler ile parlayabilecek veya yangın doğurabilecek her türlü maddenin taşınması ve kullanılması yasaktır.
- Bu hususları sağlamak için giriş-çıkış kapılarında gerekli kontroller yapılacak, kolay ve iyi görülen yerlere gerekli uyarma levhaları konacak, işçilerin sigara içebileceği yerler ve ateşli maddelerle çalışılmasına müsaade edilen bölümler, güvenlik alanlarından ayrı yerlerde olacak ve bunlar uygun levhalarla belirtilecektir.
- Parlayıcı, patlayıcı, tehlikeli ve zararlı maddeler üretilen, işlenen ve depolanan işyerlerinde;
-İzinsiz içeriye girmenin ve kibrit, çakmak, ateş ve kıvılcım veren alet ve benzeri cisimlerin içeriye sokulmasının yasak olduğu ayrı ayrı levhalar halinde ana giriş kapılarına,
-Binada veya bölümde bulundurulabilecek en çok işçi sayısı, madde miktarı ve binada yapılmasına izin verilen işin ne olduğu ayrı ayrı levhalar halinde işin yapıldığı kısımda uygun mekanlara konulmalıdır.
Mimdap olarak bu işin peşini bırakmayacağımızı, önümüzdeki haftalarda Davutpaşa konusundaki yayınlarımızı sürdüreceğimizi bildiriyoruz.
Bu acılar bir daha yaşanmasın:










Patlamanın ardından TMMOB Makina Mühendisleri Odası’nın yayınladığı bildiriyi okumak için tıklayın.
Fotoğraflar: Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi



6 Yorum
ramazan
l p g tüp bayisi olarak sorumluluk bayilerde ama asıl şuclu lpg şirketlerin genel müdürleri tüpün nerde stoklandığını bilmiyorlarmı maliyet yüksekolur diye ….kamyonun icinde mahalle içinde ki dükanın arasokakta binaların altında tüp stoklarız aman belediye görmesin mühür fekki yapar kapar diye şirket yetkilileri bunları bildiği halde nediye gaz veriyorlar onların hiç sucu yokmu ruhsatı olmayan bayilere gaz satırıyorlar gaz satta nasıl satarsan sat müdür beyler prim alacaklar birazda bayiler bayiliği bırakamasın teminatın var bayiler suclu daha fazlası şirketler suclucezalar şirketlere kesilse o zaman önlemini alırlar saygılarımla
vahide güneş
Can güvenliğini temin eden bir kent artık modern çağda talep olmaktan çok tam bir gerekliliktir. Sivil toplumun bu konuda çok donanımlı olması tek çıkar yol. Takipçi olan ve çağdaş uygulamaları topluma öğreten bir sivil hareket çözüm olur kanatindeyim.
Saygılar
Levent Özden
İşte kente dair en önemli konulardan biri. Bir arkadaşımızın söylediği gibi risk yönetimi, riskleri gören planlama ve fakat en önemlisi bunlara karşı önlemler alma stratejisi.
Bence kimse kızmasın ama bu düşünce başlıbaşına bir dönüşüm. Kente uygulandığında da isterseniz kelime benzerliği değin ama kentsel dönüşüm. Bir de olumlu tarafından ele alalım bu dönüşümün. Risklerin azaltılması, yaşamın sağlıklılaştırılması, standartların yükseltilmesi, fizki çevrenin güvenl yapılması çok büyük bir dönüşüm mantığıdır. Ülke kaynakları bunun için doğru kullanılabilir. Bizler kötü koşullarda yaşamayı seven kendine eziyeti makul gören insalar mıyız?
Davutpaia yeni bir dönüşüm için yeterince düşünmemize mazeret oluşturuyor, biraz düşünelim bence.
Saygılar
Cemal Kozlu
Risk yönetimi, rsikleri hesaba katan; daha doğrusu riskleri dışlayan bir planlamaya, kentleşmeye acil gereksinim var. Bir konut, sanayi ve servisler deposu haline gelmiş kentlerimizde ne mühendisliğene mimarlığa geçit yok aslında. Kenti savunma görevini hiç kimseye bırakmayanların bu patlamalardan sonra feryatlı açıklamaları dışında hiç birşey olmadı şimdiye kadar. İki yıl önce Sanayi mahallesinde benzer bir patlama tüpgazdan olmuştu. Siyasiler geçici demeçlerle yüreklere su serperler de bu TMMOB odaları daha üstte birşey yaparlar mı? Kamu görevlisi yarım ağızla kendini savunur odalar suçlayıcı kesin ifadeler kullanır. Peki ama bu halkın yaşadığı felketler sona erer mi? Kamu yararcıları, toplumcular, çağdaşçılar sağlıklı kent için bir taş taş üstüne koyarlar mı?
Bu defa böyle olmasın ve bu girişim birşeyin takibini yapsın. Öfkelerini anlatıp bitirmesin. Risklerden arınacak bir kent için bilinç oluştursun.
Bu sefer daha önce yapılanların tersi olsun, hayat değişsin.
Saygılar, sevgiler.
Yılmaz Kuyumcu
Cem bey size tümüyle katılıyorum eğer bu kadar apaçık ortada olan bir şeyi toplumumuz daha önce anlayabilseydi bu gün çok farklı bir yerde olurduk. Evet çekinmeden, tabulaştırmadan, başka niyetlere yada yerlere bağlamadan konuşmak. İşin özü de burada saklı.
Nasıl yapılacağını konuşmak, kimin yapacağını konuşmak, finansmanın nasıl sağlanacağını konuşmak, kamu yararının nasıl gerçekleşeceğini konuşmak, sosyal projelerin neler olacağını konuşmak, kentsel donatı eksiklerinin nasıl tamamlanacağını konuşmak…..ve hayata geçirmeye çalışmak. Saçma sapan, güdümlü teknik kongreler yerine bunları konuşmak. Gerçekten çok işimiz var.
Selamlar
Cem Ersevil
Patlamalar, kimyasal depoları, doğal gaz dağıtım vanaları, elektrik trafoları, tüp gaz depoları ve en son olarak boğazın üstünde havayi fişek gösterileriyle şenlendiğimiz bunları imal eden atölyeler.
Kentsel dönüşüm esasında bunun için bile gerekli. Kentlerin güvenli olması için bir dönüşüm gerekli mesela. Ulaşımın çözülmesi, yeşil alanların oluşturulması, eğitim alanlarına yer açılması için bir dönüşüm gerekli. Ama o kentsel dönüşüm değil ki… diyenleri duyuyor gibiyim. Ne isim veriyorsanız, bence kentsel ama adı dönüşümdür.
Kaçmadan, korkmadan kavramın içini doğru dürüst doldurarak konuşmalıyız. Bu kentler değişmeli, dönüşmeli. Ama bu biz istedik diye de olamaz. Biz istemesek de kendi oluşum yolundan dönmez, ve beş sene onsene sonra karşılaştırdığında tanıyamazssın. Dolayısıyla inat ettiğin eşikten sen atlamaz isen başka türlü geçip giderler.
Alın meşru sebep, “sağlıklı kent” . Bunu merkeze koyalım ve değişim dinamiklerini düzenleyelim. Daha fazla patlama olmadan ve daha büyük kayıplara uğramadan.
Sorun ruhsat, izin falan değil. Bunlar idari konular, üstüne gitsen yüzde onunu çözersin ama meselenin tamamı başka bir yerde saklı durur.
Saygılar