Deutsche Bank Urban Age Ödülü, yedi aylık uzun bir maratonun ardından 4 Kasım Çarşamba günü, Sabancı Müzesi, The Seed’de yapılan bir törenle sahibini buldu.
Ricky Burdett başkanlığında, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Çağlar Keyder, Behiç Ak, Enrique Norten, Anthont Williams ve Han Tümertekin’den oluşan uluslararası jüri, Edirnekapı’da 7-14 yaşları arasındaki çocuklara ücretsiz müzik eğitimi sağlayan, Mehmet Selim Baki’nin başlattığı “Barış için Müzik” projesini 100.000 $ değerindeki Deutsche Bank Urban Age Ödülü’ne değer gördü.

Deutsche Bank Urban Age Ödül töreninin açılış konuşmasını yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul’u potansiyelleri doğrultusunda turizm, finans, moda konularında dünyayı etkileyen bir kent yapmak için çalışmalarını sürdürdüklerini, bu amaçla son 5 yılda kente 19 milyar $’lık yatırım yaptıklarını, bu yatırımın %50’sini ise, heryere eşit derece erişimin sağlanabilmesi amacıyla ulaşıma ayırdıklarını belirtti. İstanbul’un bu yatırımlarla birlikte, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen IMF Toplantısı’nda olduğu gibi, dünya için önemli kararların alındığı bir merkez olduğunu ve bu özelliğini giderek arttırdığını açıkladı. İstanbul’u yurtdışından gelen turistlerin yanı sıra içinde bulunanların da rahatça yaşayabilmesi için yatırımlarının ve çalışmalarının devam edeceğini söyleyen Topbaş, yakında Emirgan’a kadar metro ile ulaşılabileceğini, bu amaçla 618 km’lik metroyu öngören network hazırladıklarını anlattı. Deutsche Bank’a, kentin gelişimine katkıda bulunacağına inandığı bu ödül ve konferansı gerçekleştirdiği için teşekkür ederek sözlerine son verdi.
Topbaş’ın ardından söz alan Deutsche Bank Yönetim Kurulu Başkanı ve Alfred Herrhausen Society Mütevelli Heyeti Başkanı josef Ackermann da, öncelikle son seçimlerde tekrar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na seçilen Topbaş’ı kutladıktan sonra, son yıllarda sık sık geldiği İstanbul’un ne kadar büyük değişiklikler yaşadığını gözlemleme fırsatı bulduğunu ve bunda belediye yönetiminin büyük payı olduğuna inandığını söyledi. London School of Economics ile birlikte son 5 yıldır sürdürdükleri Urban Age’in kentlerin geleceğini incelediğini ve çalışmalarının sonucunda ülkeler arasında belediye başkanları, bilim insanları, mimarlar, şehir plancıları ve STK’lardan meydana gelen bir iletişim ve öğrenme ağı ortaya çıktığını, bu nedenle de 5-6 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek konferansı sabırsızlıkla beklediğini belirten Ackermann, 2020’de 1 milyar 400 milyon insanın gecekondularda yaşayacağının tahmin edildiğini ve bu nedenle ödülün kentsel çevreyi iyileştirmek suretiyle insan topluluklarına ve yerel sakilere fayda sağlayan projelere verildiğini ve kent sakinlerini, politika oluşturucuları, özel şirketleri ve sivil toplum kuruluşlarını insanlığıngerçek anlamda ilk “kentler çağı” olan yirmi birinci yüzyılın kentlerinde sorumlulukları paylaşmada proaktif bir rol üstlenmeye teşvik etmek üzere tasarlandığını açıkladı.
İstanbul’un finans merkezi yapılması hedefine de değinen Ackermann, bu hedefe ulaşmak için gereken herşeyin İstanbul’da bulunduğunu ve bu hedefe ulaşacağına inandığını, ancak finans merkezleri arasında süregelen çok sıkı rekabet nedeniyle bunun kolay olmayacağını da sözlerine ekleyerek konuşmasına son verdi.
Ardından jüri üyelerinden mimar ve karikatürist Behiç Ak, jürinin, katılan 87 proje arasında nasıl seçim yaptığını açıkladı. Projelerin daha çok göçmen, kadın, engelli ve çocuklar üzerine yoğunlaştığını, bunun yanında trafik, açık kamusal alanlar, tarihi bölgeler odaklı projelerin de yer aldığını belirten Ak, bu projeler arasında seçim yapmanın oldukça zor olduğunu ancak Urban Age Ödülü’nün kesin çizgileri bulunduğu için belirli bir sistematiğe göre eleme yapabildiklerini söyledi. Ak, ödüle layık görülen projede aradıkları temel özellikleri şöyle sıralladı:
– Sadece kağıt üzerinde değil, başlanmış ve devam edecek olan,
– Yaratıcı, sosyal içeriği olan, bunun yanında süreklilik arz eden,
– Sürdürülebilir,
– Örnek alınarak tekrarlanabilecek olan,
– Kamusallık yaratan,
– Mimar ve tasarımcıların yaratıcı dünyasına ışık tutan,
– Kente pozitif katkı sağlayan,
– Soylulaşmaya neden olmayan,
– Bölge halkıyla iç içe gerçekleştirilen,
– Katılımcı halkı projenin aktörü haline getiren,
– Ayrımcılık yapmayan,
– Kimliksel ve sınıfsal büünleşmeyi teşvik eden,
– Yoksul halka odaklanan,
– Bol sponsorlu olmayan,
– Özel şirketlerden bağımsız olan bir proje.
Kazanan proje sahipleri olan “Barış için Müzik”in küçük müzisyenleri ödüllerini Devlet Bakanı Ali Babacan’dan aldılar.

jüri açıklamasında, “Barış için Müzik” projesinin, kentsel yaşamın ayrılmaz bir parçası olan müziğin kentlileri bir araya getiren özelliğini vurgulaması nedeniyle birincilik ödülünü aldığını söyledi ve şöyle devam etti: “Yüzden fazla katılımcısı ile bu proje, yer aldığı mahallede sadece çocuklara değil, onların aileleri ile yerel halka da kültürel ve sosyal bir zenginlik kazandırıyor. Müzik, çocukları ortak bir hedef etrafında bir araya getiriyor, resmi yetkilileri, eğitimcileri ve aileleri buluşturan bir iletişim platformu oluşturuyor.” Deutsche Bank Urban Age Ödülü jürisi, “Barış için Müzik” projesi için emek veren çocukların sevinç ve coşkusuna destek vermekten mutluluk duyduklarını belirtti.

Deutsche Bank Urban Age Ödülü’nde iki proje de mansiyon kazandı. Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı‘nın, SS. İlk Adım Kadın Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi ile işbirliği içinde, kadınların ekonomik ve sosyal hayatta güçlenmesine yönelik düzenlediği çalışmalar ve Umut Çocukları Derneği‘nin, çoğunluğu aile içi şiddete maruz kalmış, suç ve madde bağımlısı, gidecek yeri olmayan genç erkeklere güvenli bir yaşam alanı sunmak amacı ile oluşturduğu Bakırköy Gençlik Evi, mansiyonun yanı sıra, kent yaşamına olumlu katkılarından dolayı Deutsche Bank Türkiye’nin 10 bin $ değerindeki teşvik ödülünü de aldı.

Son olarak konuşma yapan Devlet Bakanı Ali Babacan, “Kent Çağı” olarak Türkçe’ye çevrilebilecek olan Urban Age’in üçüncüsü İstanbul’da gerçekleştirilecek olan 2 günlük konferansında, farklı birikimlere sahip insanların, kenin sorunlarına çözüm olabilecek önerileri etraflıca tartışacak olmasının İstanbul ve benzer sorunlar yaşayan kentler için çok önemli olduğunu, Eylül ayında Türkiye’de 100. yılına ulaşan Dautsche Bank ve Türkiye’den pek çok öğrencinin de eğitim gördüğü LSE’ye böyle bir konferansı gerçekleştirmelerinden memnuniyet duyduklarını açıkladı. Hergün dünyada 180 bin kişinin kentlere göç ettiğini, 2030’da dünya nüfusunun %60’ının kentlerde yaşayacağını ve yoğun nüfus hareketinin kentlerde büyük sorunlara neden olduğunu belirten Babacan, bu ödül için başvuran 87 projenin, bu sorunlara çözüm olarak atılmış somut birer adım olduğunu ve sivil inisiyatifin sorumluluk hissetmesinin ve farkındalığın öne çıkarılmasının çözüm yolunda önemli olduğunu açıkladı. Kentlerin kötü ya da az gelişmiş, varoş tabir edilen yerlerinin güncel projelerle dönüşmesi ve çok daha modern hale gelmesini sağlamak için kararlılığın son derece önemli olduğunu vurgulayan Babacan, bu yönde kuralların koyulacağını ve istisnaya yer vermeden uygulanacağını açıklayarak sözlerini bitirdi.

Ödül töreni, birincilik ödülü kazanan “Barış için Müzik” projesinin küçük bir konseriyle sona erdi.

mimdap


