TOKİ’den Kanada’ya, mimariye…

2 Dakika Okuma Süresi

TOKİ Başkanı “Geziydi, ODTÜ’ydü artık bitti” diye demeç vermiş.
TOKİ deyince aklıma yıllar önce İMP’de Arkitera tarafından düzenlenmiş bir toplantı geliyor. Bu toplantıda TOKİ ikinci başkanı -ki kendisi de bir mimardı-, “mimarlar hayalci oluyor biz uygulama insanlarıyız” diyordu. Kendisine sorduğum mimari hizmet almadan nasıl uygulama yapıyorsunuz? Sorusuna ve bir salon dolusu mimara bakarak verdiği cevapta “yüz metre kanal koyuyoruz, eğer yüzelli metre çıkarsa biz elli metre çıkarsa müteahit seviniyor” gibi ülkemiz mimarlık tarihine geçecek bir cevap vermişti. Aradan yıllar geçti ve bu gün kentlerimizin silüetlerini artık büyük ölçüde TOKİ şekillendiriyor. Aşağıda TOKİ ve Bursa Ovasında “uygulamacıların” yaptığı konutlar.

Sosyal lojmanın Montreal Kent Merkezinde yeniden tanımlanması ve düşünülmesi.

Bu da Kanada’da Montreal kentinin merkezinde bir alanın yeniden şekillendirilmesi projesi:
Arada çok farklar var ama özetlersek:
-Toki bir kamu kuruluşu gibi değil bir emlak spekülatörü gibi davranıyor. Arsayı maksimum karı getirecek şekilde değerlendiriyor.
-İnsan gereksinimleri konusunda farklı düşünüyor ve bir blokta en fazla birkaç tür apartman dairesi bulunuyor.
-Tümü uzun ya da kısa vadeli ama satılık konutlar yapıyor. Kiralar üzerinde etkisi çok sınırlı.
-Yerel özellikleri aynı ya da benzer projeleri çok farklı yerlerde yaparak ikinci planda tutuyor.
-Kent dokusunu göz önünde bulundurmuyor. Arsaya yerleştirilmiş aynı bloktan “n” tane olarak tanımlanabilecek uygulamalar yapıyor. Sokak, meydan gibi kent unsurları ortaya çıkmıyor.
-Binalar olabildiğince yüksek, insanlar sadece birbirlerinden değil topraktan da kopuyorlar.

Yani kısaca
Gezi,
ODTÜ,
3.Köprünün 96 kilometrelik ve ormandan, su havzasından geçen yolu,
Suriye filan devam ettiği gibi, bir de TOKİ çıkıyor ortaya acilen direnme listesine alınacak.
Aşağıda yukarıdaki listede bulunanların tam tersi projeleri sunuyoruz. Belki “hayalci mimarlara karşı gerçekçi binalar” düşüncesinin bizlere neleri kaybettirdiği anlaşılır diye.

HER YER TOKİ HER YER DİRENİŞ !

Benoit Provost, McNamara, Sophie LeBorgne, Sylvain Gagnon projesi.

Kaz Bremner, Ali Hawkins, Tara Ferguson, Anna Wex projesi.

KAynak:umontreal

 

3 Yorum

  1. murat balamir

    bilim ve kültür yoksunu yetkili kesimler bir asırdan uzun bir geçmişi olan konut çevreleri tasarımına ilişkin birikimin binde birinin farkında olsalar aynalara bakamazlar. Tasaım konususnun bir toplumsal sorumluluk olduğunu ve özenle kurumlaştırılması gerektiği Türkiye’de bir türlü gündem oluşturamamıştır. Bunda eski yönetimlerin de günahları vardır. Oysa Avrupa’da bu farklı biçimlerde yürütülebilmiştir. Bağımsız tekil girişimler değil, bu alanda sistemler oluşturmuş olan kültürlere bakmalıyız. Fransızların PAN sistemi (ki bu Avrupa tarafından benimsenmiştir) buna iyi bir örnektir. Türkiye’de bu konudaki boşluk, ‘dönüşüm’ girişimleriyle daha vahim bir yola girmektedir. Akıl sağlığımızı korumak giderek zorlaşıyor.

  2. Anonim

    Türkiye garip bir ülke, kendisine muhafazakar diyenler ancak le Corbusier’nin Paris’e önerdiği modernist materyalist bloklardan daha korkunç bloklar önermekte. Fark şurada ki Corbusier onu insanları güneş ve hava sirkulasyonu konusunda tahrik etmek için önermişti muhtemelen yapılmaya kalkışılsa ilk kendisi karşı çıkardı. Burada ise yapılmasına hiç beis görülmeyen bir mimari katliamı var.

  3. Kübra Tatar

    kanadalıların bizim TOKİ den ders alması gerekir. bilhassa erdoğan bayraktar’dan. öğretsin onlara tarihi bir bursa kenti gibi biryerin ortasına beton ormanı yapmayı…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir