Taiyuan Sanat Müzesi Preston Scott Cohen Mimarlar
Günümüzde özellikle İstanbul’da yapılan yapı uygulamalarının büyük bölümüne baktığımız zaman, gerek planlamadaki temel yanlışları, eksiklikleri, gerek kent ile ilişki kuramamaları, gerek toplumsal hedefler oluşturamamaları, “ben yaptım oldu” düzeyinde kalmalarıyla daha şimdiden mimari, şehircilik, çevre, koruma… açılarından mahkum olmuş durumdalar. Politikacıların, kendilerini, seçilmiş olmaları nedeniyle her alanda yetkin sanmaları bu felaketlerin bir başka nedeni. Diğer bir nedeni de yetersiz eğitim, sorumluluk almayan akademik yapı, eleştiri ve eleştiri kültürü eksikliği.
Dünya bizden çok farklı yerlerde. Bir örnek, Taiyuan Kentinin kültürel yatırımları. Bir Opera binası bile olmayan koskoca İstanbul kentini kıskandıracak boyutta. Bir park etrafında yer alan yapılar kenti şimdiden çok farklı ve üst düzey dünyalara taşımakta, gelecek için halka ümit vermekte hedefler göstermekte. Bir anlamda Cumhuriyetimizin ilk kuruluş yıllarında yapılanları anımsatan bu yapılardan inceleyeceğimiz ilk yapı Preston Scott Mimarlar tarafından gerçekleştirilen Taiyuan Sanat Müzesi.
Taiyuan Sanat Müzesi Preston Scott Cohen Mimarlar
İşveren: Taiyuan Şehri Hükümeti
Toplam Alan: 32.500 m2
İnşaat Bütçesi: 6500 RMB/m2
Uluslararası yarışmanın galibi Preston Scott Cohen
Proje Takvimi: 2007-2013
Proje Ekibi: Preston Scott Cohen (mimari tasarım); Amit Nemlich (planlama), Collin Gardner, Hao Ruan, joshua Dannenberg, Blair Cranston (tasarım yardımcıları, modelleme, render); Yair Keshet (model)
Proje Danışmanları: Güney Doğu Üniversitesi Mimari Tasarım ve Araştırma Enstitüsü
Taiyuan Sanat Müzesinde, içte ve dışta sürekli ve süreksiz gezintileri sağlayacak şekilde bir araya gelmiş binalar, bir küme olarak işlev görmekte. Bina, bir kentsel park alanı kurgusuyla ihtiyaç programını karşılamakta; ziyaretçilerin, müzeye, içine girerek değil içinden geçerek ziyaret etmeleri teşvik edilmekte. Binaya ulaşan bir dış rampanın heterojen sert zemini, çimen alanlarını ve heykel bahçelerini birbirine bağlamakta. Bina ve peyzaj entegrasyonu sayesinde, bitişik Fen Nehri’nin heybeti, müzenin kendi özel mekansal bölümleri ile özel ve orantısal ilişki kurmakta.
İçeride, müze alanının işlevleri yani: güvenlik bölümü, kitabevi, restoran, kütüphane, eğitim merkezi, idari kanat, bir oditoryum da dahil olmak üzere galeriler ve sergi dışı etkinlikler için ayrılan alanlar, programlar arasında son derece kontrollü bir ara yüz tarafından yapılmaktadır. Asansör ve çekirdeklerin tekil konumları, farklı programları ve erişim kurallarını ilişkilendirecek şekilde düzenlenmekte, bölgeler arasında kolay erişim ve kolay bölünebilme projenin diğer bir özelliği olarak dikkat çekmekte. Garaj asgari ölçülerde personelin müdahalesini gerektirecek şekilde dizayn edilmiştir.
Müze galerileri maksimum küratöryel esneklik sağlayacak şekilde organize edilmiştir. Galerileri büyük kronolojik bir sergi için tekil, bir spiral dizisi içinde yada bağımsız olarak çalışan özerk kümeler halinde organize edilebilir. Ziyaretçiler için mimari ipuçları projede sunulmakta; rampalar ve portallarının yerleştirilmesi, alan genişleme ve daralma – yön-bulma için bir yollar sağlanmakta. Bina doğrusal olmayan bir biçimde, önceden belirlenmiş bir kronolojik sırayı takip etmekte ve galeriler kümesi bir diğerine geçmek için ya da ziyaretçilerin serbestçe dolaşmaları için gereken özgürlüğü vermekte.
Taş kaplama ile sağlanan dış cephe hafif petek panelleri bir çağrışım ve sert malzeme etkisinin yanı sıra olağanüstü bir ölçek algısı üretmekte. Paneller, taş paneller olmak görünüşte çok büyük metalik kaplamalar gibi yansıtıcı, ama taşın özelliklerini de içermekte. Günümüz bilgisayar tekniklerinin gelişmiş parametrik yazılımları panellerin standart genişliklerini uygun düzeyde tutma ve malzeme atıklarının uygulamada azaltılmasına izin vermekte.
Kaynak:Pscohen
Çeviri:Mimdap






















