Suriyeli genç bir mimar, savaşta yıkılmış vatanın geleceğine bakıyor.
Editör: Ned Cramer
Mimar ve yazar Marwa al-Sabouni, memleketi Suriye’nin Homs kenti. Bir zamanlar devrimin başkenti olarak görülen Homs, 2015 yılının sonlarında hükümet güçlerine düştü. Kentin çoğu yıkıldı.
2011’de Suriye’de iç savaş patlak verdiğinden beri yaklaşık 500.000 kişi öldü, ülkede 6.6 milyon kişi yerinden edildi ve 4.8 milyon kişi ülke dışına kaçtı. Eski anıtlar, hayati altyapı ve tüm şehirler bu savaşta yok edildi. Bütün bunların arasında yaşayan Marwa al-Sabouni’nin cevabı, Thames & Hudson tarafından Mayıs ayında yayınlanan “Suriye’deki Genç Mimarın Ev İçin Savaşı” adlı kitabında yazılmaktadır. Kitap yapılı çevreye yönelik yanlış yönlendirilmiş politikaların toplumsal düzenin çöküşünü nasıl abarttığını trajik bir şekilde açıklıyor.
Al-Sabouni’nin doğduğu ve hala Suriye’nin üçüncü büyük şehri olan Homs’ta yaşıyor. Doktorasını yaptı ve 2014’te yerel üniversitede mimarlık eğitimine devam etmişti ve şimdi yakındaki bir kasabadaki bir üniversitede ders vermektedir. Ona göre Suriye’nin yapılı çevresi yüzyılın daha iyi bir parçası olarak devrim yaratıyordu.
Ülkede geçmişte, dünya savaşları sırasında egemen olan Fransızlar, görünüşte kaotik yerli kentçilik üzerine “Kartezyen düzeni” dayatmaya çalışıyorlardı, düzenli sokaklar, ızgara düzeni kurmak için sık sık örülmüş, düzensiz sokakları olan eski mahalleleri yıkıyorlardı. 1963’ten beri iktidar konumunda olan Baas Partisi, bu konuya eşit derecede duyarsız olduğunu kanıtladı ve son derece nitelikli ve sınırlı miktarda konut blokları inşa etmek için özel arazileri tahsis etti. 2010 yılı itibarıyla, ülke nüfusunun neredeyse yüzde 50’si, “gecekondu toplulukları” nda yaşıyordu – gecekondu kasabaları devlet tarafından tercih edilen taklitlerden biri oldu.
“İlk bakışta, yapılı çevrenin vahşileştirilmesi, iç çatışmalarla net bir bağlantı kurmayabilir, ancak gerçek şu ki bu hareketlerin her biri halkın kalbinde açık yaralar bırakıyor” diye yazıyor al-Sabouni. “Resmi vandalizm, hükümet yolsuzluklarıyla paraların boşa harcanması, anılarını çalmak, yerleşimlerini mahvetmek ve ortak kültürün izlerini silmek” sözlerine devam etti.

Yazar Marwa al Sabouni ve Halid Komee’nin UN-Habitat’ın 2014-2015 Toplu Konutları Birliği’nde Suriye için en büyük giriş olan Homs için önerisi
Yeniden inşa etmek mümkün olacak mı? Ve eğer öyleyse, nasıl? Al-Sabouni, eski İslami tasarım motifleri ve inşaat yöntemleri üzerine çağdaş riffleri atarak, kimlik politikasının yüzeysel bulguları olarak bölgedeki mevcut mimarlık standardına güvenmedi. “Parfüm şişelerinin rafı” olarak tanımladığı Dubai silueti mesela…
Al-Sabouni, Suriye’nin yeniden doğmuş şehirlerinin ne yapması gerektiğinden tamamen emin değil, fakat tam olarak yeniden yapılanma sürecinin neyi barındırdığını biliyor: “İhtiyacımız olan paylaşılan bir ev içinse, bu ev bizimki olmalı, bizim duygumuzdan inşa edilmiş olmalı. Kim olduğumuzu ve bu yerin vatandaşları olduğumuzu ve onu geri getirme, onu süsleme, kendi haline getirme ve hediye olarak teslim etme isteğimizin bütü olmalı diye düşüncelerini tanımlıyor. “Buranın sorumluluğunu üstlenmezsek ya da kentsel alanlarımızda anlam, güzellik ve kutsal anlamda bir kez daha yazdığımızı anlamaya çalışmazsak, torunlarımız için bir ev inşa etmeyeceğiz. Ve bulduklarını yok etmek ve onunla birlikte kendilerini yok etmek için tekrar tekrar aynı yıkım süreçleri başlayacak” dedi.
Kaynak: www.architectmagazine.com
Çeviri: Mimdap




2 Yorum
Gülten Ulugöl
Suriye’deki acıları doğru anlasak bu yeter bütün dünyaya. Binlerce yıllık uygarlığın yerle bir edilmesi insanlık suçu.
Doğukan Yılmaz
Suriye’ni yaşam alanları emperyalistlerin gözetiminde bir iç savaş, sonra IŞID barbarlığı ve bölge ülkelerin savaş provaları yaptığı yere dönüştürülerek yok edildi. Şimdi bu kentleri yeniden yapmak için aynı emperyalistler kolları sıvayacak ve kendi yıktırdıkları yerleri yapmak için “iş pazarına” çevirecekler.