Sulukule’de, UNESCO raporuna ve İstanbul’a eksiklerinin tamamlanması konusunda UNESCO Dünya Mirasını Koruma Komitesi’nce 2009 Şubat ayına kadar süre tanınmasına rağmen, afet bölgesi görüntüsü kalkmıyor, her yerde molozlar, yarı yıkılmış konutlar, yana yatmış binalar göze çarpıyor.

Sulukule Platformu, 8 Temmuz 2008 Salı günü, Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği’nde UNESCO ve Sulukule’deki süreçlerle ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Dernek Başkanı Şükrü Pündük, Sulukule Platformu’ndan Aslı Kıyak İngin, Viki Ciprut ve Mehmet Asım Hallaç’ın katıldığı basın toplantısında, UNESCO kararlarının, planın revize edilmesi ve Sulukule’nin tarihi, kültürü ve insanlarıyla birlikte yaşatılması için önemli bir adım olduğu belirtildi.

Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Başkanı Şükrü Pündük:
5366 kentsel dönüşüm yasasıyla Sulukule’de başlayan dönüşüm, burada soylulaştırma projesine dönüştü, UNESCO, buradaki insanların ve somut olmayan kültürün de korunması gerektiğini söyledi Buradaki insanlar evlerinde yaşamlarına devam etmek istiyor, Taşoluk’a gitmek istemiyor.
Sulukule Platformu ve İnsan Yerleşmeleri Derneği Başkanı Aslı, Kıyak İngin:
“UNESCO, geçtiğimiz mayıs ayında Türkiye’de yaptığı incelemelerin sonuçlarını ilgili birimlere yolladı, ardından Türk heyeti de 2-10 Temmuz’da Kanada’nın Quebec kentinde konu ile ilgili görüşlerini bildirmeye gitti. UNESCO Sulukule için sevindirici çünkü onların da bizim gibi 2 yıldır burada koruma sürecinin işlemediğini, 5366 sayılı kanuna dayanarak yapılan projenin bir soylulaştırma süreci başlattığını fark ettiklerini gördük. Rapor, bölgenin sosyo-kültürel dokusuyla, avlulu yapıları, sokak dokularının ve mekan tipolojilerinin birlikte korunması gerektiğini söylüyor. Projede bilindiği gibi 34 tescilli bina hariç tüm binalar yıkılarak, çok uzun yıllardır burada yaşayan insanları yerlerinden edilmesini öngörüyor. Şimdi, 2009 Şubat ayına kadar İstanbul genelinde yapılması gerekenlerin yanı sıra Sulukule’de daha dengeli, sosyo-kültürel yapının, mekan tipolojilerinin, avlulu ev tiplerinin, sokak hayatının korunduğu, buradaki insanların da katılabildiği bir projenin yapılması gerekiyor.”
Sulukule Platformu, Viki Ciprut:
“UNESCO, raporunda, karşı olduğu, içinde Sulukule’nin de yer aldığı projeleri tek tek sayıyor ve önümüzdeki 7 ay içinde bu bölgelerdeki yanlışların düzeltilmesi ya da buralara farklı bir bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini belirtiyor. Yani yerel yönetimler İstanbul’un Dünya Kültür Mimarı Listesi’nden çıkmasını ve büyük bir prestij kaybına uğramasını istemiyorlarsa, bu gereklilikleri hızla yerine getirmeliler. Ancak halen belediyenin tavrında bir değişiklik yok.”
Mehmet Asım Hallaç:
Mehmet Asım Hallaç, mahalleliye kamulaştırma yapılacağına dair tebligatların gelmeye devam ettiğini, bunun yanında, belediye ile anlaşma yapmış olanların da 15 gün içerisinde tüm elektrik, su, vergi gibi borçlarını ödeyip evlerini terketmemeleri halinde anlaşmaların geçersiz sayılacağı yönünde yazılı bildirimlerin olduğunu belirtti. “”Fatih Belediyesi’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Toplu Konut İdaresi ile yaptıkları Taşoluk Projesi’nin çekilişlerinin ardından, buraya taşınmayı düşünenlerin Taşoluk’taki binaları alt yapısının yapılmamış olmasının yanında, sosyal, kültürel ve ekonomik nedenlerle yaşayamayacaklarını anlayarak evlerini 6 ya da 10 bin YTL’ye sattıklarını görüyoruz. Projede en büyük mağdur Fatih Belediyesi’dir. 2. mağdurlar buradan yer alan şahıslar, 3. mağdurlar mülk sahipleri, 4. mağdurlar ise kiracılardır. Tarih, kültür, sosyal yaşantı, eğitim ve insanların mağdur olduğunu da unutmamak gerekir. UNESCO raporundan çok umutluyuz ancak belediyenin vurdumduymaz tavrını hem memleket açısından hem devlet açısından hem de burada yaşayanlar açısından anlayamıyoruz. Bir an önce kentsel iyileştirme adı altında yeni bir projenin geliştirilmesini tüm kurumlardan talep ediyoruz.”
mimdap



1 Yorum
yasemin
ben de orda oturuyordum.ve çok üzülüyorum