Filistin, genellikle içimizi burkan çelişkileriyle tanınır, Mısır’ın fiili destek verdiği İsrail ambargosu, İsraile gerçek silahlarla saldırma bahanesi veren ota çayıra düşen soba borusu roketler, büyükler evlerde saklanırken taş atan çocuklar, Diplomatik Plakalı (çöpleri Birleşmiş Milletler topluyor) çöp kamyonları, bu akıl dışılığa bizim sonu felaketlerle biten “islamcı katkılarımız”… İsrail mimarinin ileri örnekleri ile kendisini her geçen gün biraz daha bölgeye kilitlerken Filistin’den bu haberleri alır üzülürdük.
Sonunda akıl belirmeye, günümüz savaşlarının gerçek cepheleri anlaşılmaya başladı. Ve Filistin kendi tarihini anlatacak bir müze kurmaya karar verdi. Bunun için bir dernek vasıtasıyla bir yarışma düzenledi:

Seçim jürisi: (Sağdan itibaren ayaktakiler): Eng. Martyn Best, Dr. Faris Nimry, Ms. Sawsan Asfari, Dr. Olga Nefedova, (ekranda: Dr. Sahar Huneidi, Mr. Victor Kashkoush), Mr. Omar Qattan, Dr. Khalil Hindi, Eng. Luay Khoury, Eng. Hasan Hilmi, (Sağdan itibaren oturanlar): Ms. Zina jardaneh, Dr. Shadia Touqan, Dr. Nabi H. Qaddumi
Birzeit Filistin Müzesi (7500m2) için düzenlenen yarışmada elemeyi geçen 5 büro belli oldu:
Yoğun bir çalışmadan sonra yarışmayı düzenleyen Welfare Derneği tarafından oluşturulan jüri, Filistin Müzesi master planı ve tasarımı için seçilen mimarları ilan etti. Bina Ramallah’da Birzeit Üniversitesi Kampüsüne yakın bir konumda inşa edilecek.
40’ı aşkın mimarın bu projeyle ilgilendiklerini bildirmeleri üzerine yarışma süreci Haziran 2011 tarihinde başladı. Nihai tasarımla ilgili teknik ve kavramsal verilerin değerlendirmeleriyle 5 mimari büro çalışmalarını tamamlamak üzere seçilmesi kararlaştırılmıştı. Sunumlar 2 ve 3 Aralık tarihlerinde Londra’da yapıldı ve beş finalist belli oldu.Bunlar:
Consolidated Consultants Amman Ürdün,
Edward Cullinan Architects Londra;

Heneghan Peng Dublin;
Moriyama & Teshima Toronto.
Görevlendirme ile ilgili iki hafta içinde bir karar alınması beklenmektedir.
Müze iki aşamalı olarak inşa edilecektir. Birinci aşamada, 2500m2’lik bir inşaat öngörülmekte ve 2014 yılında tamamlanması beklenmektedir. Birinci aşamanın bütçesi yaklaşık 8milyon dolar olacaktır. İkinci aşamada ise yaklaşık 5000 m2 inşaat öngörülmekte ve birinci aşamanın tamamlanmasından sonra başlanması düşünülmektedir.
Müze Filistin Halkının tarihini bugünkü yaşantısını anlatan birincil ve yetkin bir kaynak oluşturacaktır. Müzede soğuk bir anlatım yerine tematik alanların olması, canlı yaratıcı bir şekilde Filistin Halkının ve tarihinin anlatılması beklenmektedir.
Filistinin günümüzdeki doğası gereği, bugün Filistinlilerin çoğu topraklarından uzakta yaşamaktadır. İsrail tarafından konulan bariyerler ve kontrol noktaları nedeniyle, Filistinlilerin hareket etme özgürlükleri bulunmamaktadır. Müze bu nedenle sadece sunumla sınırlı kalmayacak aynı zamanda Filistin kuruluş ve derneklerinin bir buluşma, uzmana danışma, insan kaynakları noktası olacaktır.
Kaynak:WelfareAssociation
Çeviri:Mimdap




8 Yorum
Arif Ziya Şekercioğlu
Kıyafetlerdeki değişim ve örtünme, üniversiteleri üniversite olmaktan çıkarttı. Bir siyasi düşünceyi yansıtan ve çevresine “benim sınırlarım var özgür değilim” mesajı veren başörtüsü üniversitenin temeli olan özgür düşünce ve kişilik ile açıkça çelişmekte. Bizim üniversiteler aynı zamanda birer araştırma ve bilgi oluşturma yeri olmadıkları için bu durum daha az hissedilmekte. YÖK misyonu ile başörtüsü tam olarak uyuşmakta.
Yavaş yavaş bir mahalle baskısının büyük şehirlerimizin büyük üniversitelerinde de oluşmaya başladığını görüyorum. Kızlar örtünmeye teşvik ediliyorlar, hatta bazı durumlarda mecbur bırakılıyorlar. Cemaat evleri hızla yaygınlaşmakta. Bu gelişmeler onların istedikleri yere ulaşırsa ne olur:
.Türkiye batı ülkelerinin tıpkı diğer islam ülkeleri gibi maskarası olur.
.Türkiye’nin çağdaş dünya ile tüm bağları kesilir. Zaten yetersiz düzeylerde olan bilimsel çalışmalar tümüyle ortadan kalkar. Çünkü örneğin, evrim teorisini anlamadan çağdaş bilime yaklaşmaya imkan olmadığı gibi, “erkek hasta bakmam” türünden tıp da olmaz.
.İçerde sınırsızca güçlenen cemaatler arasında savaşlar başlar toplumsal düzen tümüyle bozulur.
.Atatürk’ün dediği gibi “bir toplumun yarısı yere zincirlerle bağlıyken (burada saçlarından bağlıyken) diğer yarısı nasıl gökyüzüne yükselebilir?”
Anonim
Yıldız Teknik Üniversitesinde bazı derslere girmekteyim. Gözlemlerim:
.Kız öğrenciler başörtülü ve başörtüsüzler olarak iki gruba ayrıldılar. Aralarında zaman zaman bizim de hissettiğimiz bir gerginlik var. Diğer gurupla görüşüyorlar ama genel olarak birlikteler.
.Erkek öğrenciler, dini inançları kuvvetli olanlar dahil ağırlıklı olarak açık kız öğrencilerle arkadaşlık yapmayı tercih ediyorlar.
.Bizim zamanımızda olan arkadaş ilişkileri artık yok. Kapalı kız öğrenciler vücut bakımlarını boşlamış durumdalar. Genel olarak giyimlerine renkli başörtüleri dışında dikkat etmiyorlar. Vücut bakımlarına da dikkat etmiyorlar. Bir kaç öğrencinin kapandıktan sonra ciddi şekilde kilo almaya başladığını gördüm. Bunun da arkadaş çevrelerinin daralmasında etkisi olduğunu düşünüyorum.
Erasmusla gelen öğrenciler kapalı kızları genelleme eğiliminde bu yolla kendilerinin daha farklı olduğunu düşünüyorlar.
Siyasi görüşler kıyafetlerle yeniden temsil edilmeye başladı. Sol eğilimli öğrenciler ile dinci gruplardaki öğrenciler kapanmayla birlikte ciddi şekilde farklılaşmaya başladı. Bu bena biraz 80 öncesini düşündürüyor.
İsmimi yazmasam daha iyi
Ayşe Nurhayat Akyol
Asıl yukarıdaki resimde görülen “kadın” mimarlar Kuran ı Kerime karşı çıkmaktadır. Çünkü erkeklerle bir arada bulunmaktan çekinmemektedir. Erkeklerle aynı mekanda bulundukları için hem bu dünyaları hem de ahiretleri azap içinde olacaktır.
Türban islamın hanımlara en güzel hediyesidir. Onu cennetle müjdeleyen kitabın emridir. Hanımların toplumdaki yerini belirlemekte, onu en yüksek mertebeye yükseltmektedir.
Erkekler hanımlara hizmet etmek içindir. Çünkü hanımlar analıkla müjdelenmiştir. O ulvi bir varlık olarak evinde oturmalı, çocuklarının eğitimi gibi çok zor bir görevi üstlenmeli son derece yıpratıcı olan dışarıda çalışma işini aslında hizmetçisi olan evin erkeğine bırakmalıdır.
Turban nedir?
Evet Boyalı Kuş Jerzy Kosinski E Yayınları’nda çıktı. İnsanlığın en karanlık dönemlerinde bir kesimin diğer kesime yapıştırdıkları sarı yıldızlarla nasıl felaketlerine zemin hazırladıklarının, nasıl toplumdan gelebilecek tepkileri bu diğerileştirme sayesinde nasıl bertaraf ettiklerinin hikayesi. Bu gün de aynı şeyi müslüman kadını türbanla farklılaştırarak yapıyorlar. Böylelikle onların başına her türlü felaket gelirken, diğerlerinin kıllarının kıpırdamaması sağlanıyor. (Bkz. bombalar, blokaj, hapis, sürgün, sefalet….)
Müslümanlığı kapanma zanneden kadınlar sadece kendilerinin değil tüm toplumun felaketini hazırlıyor.
Arif Ziya Şekercioğlu
Çok eskiden boyalı kuş diye bir kitap okumuştum. Oradaki hikayede bazı insanların bir kuşu alıp boyadıklarını ve gökyüzüne saldıkları zaman benzerlerine katılmak istediğinde benzerleri tarafından nasıl saldırıya uğradığını ve öldürüldüklerini anlatıyordu. Türkiyenin başörtüsü rezaleti ki kesinlikle islamla ilgili değil islam kadınlarını dünyadan uzak tutmaya yarayan bir tuzaktan ibaret. Tam bir rezalet.
Filistin eğer özgür olmak istiyorsa önce kıyafet devriminden başlamalı. Çünkü kıyafetlerle kafalar arasında doğrudan bir ilişki var. Kafaca özgür olmayan insanların özgürlük taleplerini kimse ciddiye almaz.
Lalehan
çok etkileyici. yaratılan kamusal boşluklar örnek olacak nitelikte.toplumsal kaynaşmaya yol açacak özellikte.
Mustafa Basmacı Konya
Filistinin bütün entellektüelleri yıllardır İsrail tarafından öldürüldü, bir şekilde ekarte edildi. Onun yerine Haması ve ideolojsiini İsrail kendi geleceği için bulunmaz bir fırsat bildi. Kadınların kapanmasını özellikle destekledi ve bu yolla Müslüman Kadını ötekileştirerek kendisi için en büyük tehlike olan batı ülkelerinin Filistinlilerle empati yapmasını engelledi.
Bu yarışmanın gerçekleşebileceğini ben kendi hesabıma hiç zannetmiyorum. Ama yine de bu Filistin için bir ümittir.
Ertuğrul Genç
Plastik etkisi yoğun bir proje. Oldukça etkileyici açıkçası.