Sanaa’s New Müzesi’nde, daimi sergi bulunmuyor. Bunun yerine güncel sanat âlemindeki en son ve en yeni sergiler burada yer alıyor. Taşındığı yeni binada 5500 metrekarelik alana kavuşan müze, bulunduğu yöreye de farklı bir mimarî anlayış getiriyor.

New Müzesi’nin yer aldığı Bowery, Amerika’nın en kötü şöhretli kenar mahallelerinden bir tanesi olarak geçiyordu. Ancak geçtiğimiz dönemlerde başlayan dönüşüm projeleriyle, bu bölge pek çok sanat galerisinin konuşlandığı bir mekân haline geldi. Bunda New Müzesi’nin buraya taşınmış olmasının da büyük rolü var. Bina, Bowery’nin dönüşümünü imleyen bir yapı olarak karşımıza çıkıyor.
“Minimalist modernist”ler olarak yüceltilen mimarlar Kazuyo Sejima ve Ryue Nishizawa, yörede yaşayanlar tarafından dikkatle incelenmeye alınmış.


İlk ve en önemli gerçekse, binanın güzelliği. Son yıllarda New York’ta ya da başka bir yerde bundan daha zarif ve çekici bir bina görülmüş müdür, bilemiyoruz. Günümüzün cilalı ve gösteriş meraklısı mimarlık çağında, New Müzesi, fazla gösterişli olmamak ve tüm hünerini içinde saklamak konusunda mütevazı bir duruş takınıyor.
Uzaktan bakıldığında, heykelsi bir güzellikle yükseliyor müze. Bina, üst üste bindirilmiş kutular gibi görünüyor; asıl güzellikse binanın cephe giydirmesinden geliyor. Cephede, james & Taylor tarafından üretilen ve yerleştirilen anotlanmış alüminyum kaplama kullanılmış.


İkinci, üçüncü ve dördüncü katlarda bulunan sergi alanlarının en önemli avantajı, yüksek tavanlara sahip olması ve hiç kolon kullanılmaması.
Binada sadece beşinci kattaki eğitim merkezinde sıralı pencereler bulunuyor. Diğer katlarda kullanılan ışık da bu kapatılmışlık hissini destekliyor. Tek bir sıra halinde dizilen beyaz floresan lambalar, ufak ve değişik lambalarla elde edilebilecek samimi ortamın oluşmasını engelliyor.
Müzede sergilenecek eserlerden birkaç tanesini görmeden yorum yapmak için biraz erken olabilir, ancak binanın dışından baktığımız vakit oluşan “şeffaflık” hissinin, içerideki beyaz duvarlarla yok olduğunu söyleyebiliriz.


Katlar arasındaki geçiş de işlevsiz şekilde sağlanmış. Örneğin üçüncü kattan dördüncü kata yürüyerek geçmek isteyenler, çirkin bir merdivenden çıkmak zorundalar; ya da açık yeşil renkte duvarlı ve aynalı kapılı asansörü kullanmaya razı olacaklar.
Bir diğer sorunsa altıncı katta yaşanıyor. Buradaki balkon oldukça sırada tasarlanmış, böylece harika bir manzara oluşturabilecek bu eklenti es geçilmiş. Daha da garibi, bu katın tamamıyla kamuya açık olmayacak olması.

Her şeye rağmen New Müzesi geceleri harika görünüyor. Ugo Rondinone imzalı neon lambaları, binayı daha da çekici kılıyor.
Ancak gene de, müzenin dışarıdan bakıldığında oluşturduğu etkiyi, içeri girildiği vakit kaybettiğini söyleyebiliriz.
![]() | ![]() | ![]() | ![]() |
![]() | ![]() | ![]() | ![]() |
Kaynak: BD
Çeviri: mimdap











1 Yorum
Umit SONMEZ
Değişik olsun, mimarisi ne olursa olsun diyorum.