İstanbul’un Kıyılarını Geri Kazandıran Ahşap Platformlar

“Bu yazıyı siz izleyenlerimizle paylaşırken, içerikte kavramların alt üst edildiği bölümlerin varlığını görüyoruz. Proje tanıtım yazısı Salıpazarı Projesinin sadece denize kamusal ulaşım tarafını ele alırken diğer taraflarını ihmal ettiğini, projenin master planının Gezi Sürecinde ‘ küçücük bir park için kışkırtılan insanlarla’ çıkan olaylardan meydana geldiği ve hükümetin buna karşın halkın yararına böyle bir projeyi karşı atak olarak gündeme getirdiği,… şeklinde bu ülkede yaşayanların hafızalarına ziyan belirlemelerin farkındayız. Buna rağmen, hiç birimizin haberi olmadan İstanbulluların denize ulaşması gibi bir hayır işi olduğu iddiasındaki, yurt dışında yapılan bu projeyi izleyenlerimizin değerlendirmesine sunmayı uygun bulduk”
Mimdap
Gensler ve ABD merkezli tasarım şirketi Dror’un hazırladığı bir master plan, İstanbul’un kıyılarını antik kentin kent dokusu içinden yüzyıllar sonra ilk kez denizle yeniden buluşturacak.
Antik kenti şekillendiren denizlere olan kıyıları her zaman övülen bu şehrin yerli halkı, doğanın kullanımının eksikliğini İstanbul’da uzun zamandır hissediyor. Sonuçta, 2013 yılının ülke çapındaki politik protestolarına, hükümetin küçük bir parkı bir alışveriş merkezine dönüştürme kararı ile kışkırtıldı. Bundan sonra hükümet, 2019 yılına kadar inşa edilmiş olacak ve Boğaz’ın Avrupa yakasında bulunan tarihi yaklaşık 750 metre uzunluğundaki alana halkın erişimini sağlayacak bir ana planı yürürlüğe koyma kararı aldı.
ABD merkezli tasarım firması Dror ve mimarlık bürosu Gensler’in arasındaki yarışmayı kazanan 2,7 dönümlük plan, Karaköy ve Salıpazarı İskelelerini, İstanbul Modern Sanat Müzesi gibi klasik dönüm noktaları ve çağdaş kültürel yerler arasında modernize edecek şekilde tasarlandı. Ancak projenin başlıca özelliği, gemilerle 6.000 kişiye kadar yolcu karşılanmasına imkan vermişse de kentin deniz deneyimini ortadan kaldıran bir seyir terminalinin yeniden kurulmasıydı.

Çoğu şehirde, turistik yolcu gemileri uzak bir bölgede kalır, ancak burada gemi yolcuları şehrin tarihi kalelerinden birine boşalmaktadır. Benshetrit, “jFK Havaalanı’nı Soho’nun ortasına koymanız gerektiğini düşünün” dedi. “Sanki 12 Boeing 747’nin hepsi aynı anda iniş yapıyor” diye devam etti. Dror ve Gensler’in planı, endüstride bir ilk olan seyir terminalini yer altına almak suretiyle deniz kenarını açan endüstriyel tasarım yeniliği ile bu çirkin tıkanıklığı gidermektedir. Bu gizleme, Dror ve Miami merkezli disiplinler arası bir firma olan BEA tarafından yapılmış bir hidrolik ahşap ve geçit sistemi icadına dayanıyor. Düzenli duvarlarla güçlendirilmiş düzenli depolama sahasına sıkışan ahşap platform, gemilere giriş çıkış kapsının açılış alanını 3.5 m genişliğindeki bir şerite düşürmek için açılır ve kapanır. Bu şerit, yalnızca rıhtımda herhangi bir gemi yanaşıp yolcu indirip bindirirken işgal edilir. Ahşap duvar üzerindeki ayrı paneller, her bir geminin boyutuna ve yerleştirme konumuna karşılık gelen bölümlerde yukarı doğru katlanır; 250 m’lik bir gemi, sadece 250 m’lik tahta parkura müdahale ederek güvenli bir çevre duvarı oluşturur. Bu arada, gangliyon geminin kapılarını karşılamak ve yolcuların yeraltı gümrük alanına girmek için yükseliyor.

Benshetrit, “Çözüm çocuksu araştırmadan doğdu,” dedi. “Büyük cruise gemilerinin yok olmasına ihtiyacımız var, bunu nasıl yapacağız? Yüzen bir güverte yapabilir miyiz? Ya da, bunu nasıl yeraltına gömebiliriz? Bunu yaparsak, merdivenleri farklı yüksekliklerdeki farklı kapılardaki gemilere göre nasıl ayarlamalıyız, böylece yürüyen merdivenleri kullanabilir miyiz, gibi sorular araştırmalara yol açtı ve diğer soruları da beraberinde getirdi. ”

Zemin üstünde bu plan ile, boğaza doğru çeşitli boyutta binanın (yerel mimarların tasarımlarından oluşacağını) kütlesini ve ölçeğini belirleyen 14.8 dönümlük bir yürüyüş bölgesini serbest bırakmayı hedefler. Bu samimi mahalle, bir dizi çatı terasına ve geniş plazalara ve dikilmiş yüksek yollara bağlı olarak deniz ve boğaz manzaralarına sahiptir. “Projeye Galataport deniyor, ancak biz bu projeyle araziyi vurgulamak ve limanı gizlemek istedik” diyor Benshetrit. “Değer arazinin kendisidir, bu yüzden ona hak ettiği saygınlığı vermek istedik.” Kent gibi, proje tarihin en uç noktasına, kentin denize 200 yıllık hasretine son verip kaynaşmasına ve imkan verir.
Kaynak: www.metropolismag.com
Çeviri: Mimdap







2 Yorum
Yılmaz Kuyumcu
Karaköy’den Kabataş’a kadar sahilde kesintisiz bir yürüyüş ve dinlenme aksı oluşturulabilir, tarihi mekanlar, hanlar, camiler, hamamlar, üniversite bu aksa bağlanabilir. Gemiler gelince de sadece gümrük işlemleri için küçük portatif bir giriş düzenlemesi yeterli olur. Hem de yapmak istedikleri “şeyler” daha kolay müşteri bulurdu.
coşkun kılıç
inanılmaz diyeceğim. bir kere projeden kimsenin haberi yok. öte yandan projenin gezi parkı protestolarıyla yapılmayan topçu kışlası avm si ile kurulan ilişki hükümet ağzı ile tam bir saçmalık.