Rudolph’u korumalı mı, otopark mı yapmalı?

4 Dakika Okuma Süresi

1997 yılında kaybettiğimiz ünlü Amerikalı mimar Paul Rudolph’un 1958 yılında inşa ettiği Riverview Lisesi, yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya. Geçtiğimiz günlerde toplanan okulun yönetim kurulu, 3’e karşı 2 oyla yapının yıkılmasına karar verdi. Dünya Anıtlar Fonu’nun 2008 yılında yayınladığı “Tehlike altındaki 100 alan” listesinde yer alan yapı, eğer bir an önce gerekli önlem alınmazsa, yıkılacak. Paul Rudolph’un modern başyapıtının yerini ise, şu anki okulun hemen yanında inşa edilmekte olan yeni binanın otoparkı alacak.

Okulun yıkılması ya da restore edilmesi konusu 2007 yılında gündeme gelmiş, okul yönetimi şayet mevcuttaki yapıyı koruyarak yenileyecek bir proje önüne geldiği takdirde, yapının yıkılmayacağını bildirmişti. Bunun üzerine Sarasota Mimarlık Vakfı, New Yorklu mimar Diane Lewis’le birlikte yeni bir tasarım hazırlayarak, yönetime sunmuştu.

Rudolph’un yaptığı Riverview Lisesi bir zamanlar böyleydi…

… şimdiyse böyle…

Projeye göre, yenilenme sonrasında yapı müzik eğitiminin verileceği bir bina olacaktı. Lewis, Riverview Lisesi’nin uzman olduğu müzik konusunda kültürel değerlere sadık kalmış, ayrıca mevcuttaki binanın modernist yapısını korumuştu. Lewis, hazırladığı masterplan’da öngördüğü yeşil alanlarla, okul binasının komşularının okula baktıklarında yalnızca arabalardan oluşan bir yapı görmemelerini de sağlamayı amaçlamıştı.

Ancak esas sorun, projenin finansal olarak desteklenmesinde çıktı. Yönetim, elinde okulu inşa ettirecek kaynak olmasına rağmen, ek kaynaklar bulup yatırılan paranın en azından bir bölümünü sağlama almadan inşaatın başlamasına karşı çıktı. Mimar Lewis, bu gelişmeler üzerine okul yönetimini iyi niyetli olmamakla suçlamış, binanın kültürel değerinden çok, parasal değeriyle ilgilendiklerini ifade etmişti.

Lewis’in tasarımından kesitler (1)

İşin bir diğer enteresan tarafı ise, Riverview Lisesi’nin yıkılması konusunda politik çevrelerden de baskı geliyor olması. Bina, bakımsızlık nedeniyle zor günler geçiriyorsa da, insanlar yapının elden geçirildiği ve tekrar kamuya kazandırıldığı takdirde nasıl olabileceğini tahmin edemiyor.

Sarasota Mimarlık Vakfı Başkanı Les Fishman, “Öğretmenlerin, binanın restorasyonunun ve yenilenme çalışmalarının bittiğinde şimdiki gibi görünmeyeceğini, çok daha rahat ve eğitime uygun bir hale geleceğini anlayabildiklerini sanmıyorum. Eminim ki, onlar bu binaya bakıp, onun yerine yapılacak yeni binanın da aynı bakımsız, ışık almayan bina olacağını düşünüyorlar. Tasarımlara göz gezdirdiklerini bile düşünmüyorum” diye konuşuyor.

Lewis’in tasarımından kesitler (2)

Paul Rudolph’un binasının zamana yenik düşmesinin sebebi ise, bakımsızlığın yanında, zarar veren yenileme çalışmaları olmuş. Örneğin, okula klimaların takılmasıyla birlikte binanın bazı kısımlarında ciddi şekilde küflenme ve nemlenme baş göstermiş. Lewis, önerdiği tasarımla, Rudolph’un binasının çelik iskeletini aynen korumayı ve binayı yeni tasarım özellikleri ve malzemeleriyle kaplamayı önermişti.

Lewis’in tasarımından kesitler (3)

Yerel medya her ne kadar Riverview Lisesi’nin yıkılması konusunda ağız birliğine gitmiş gibi görünüyorsa da, henüz her şeyin bittiği de söylenemez. Lewis, önerdiği tasarımın inşa edileceği konusundaki umudunu yitirmediğini söylüyor. Ancak bunun için öncelikle alanda yaşayan yerli nüfusun, modern mimarînin başyapıtlarından birini kaybetmeme konusunda baskı yapması gerekiyor. Eğer Lewis ve ekibi, halka okulun yerine otopark yapılacağını ve alanın tüm özelliğini yitireceğini anlatmayı başarabilirse, hiçbir şey için geç kalınmış olmayacak.

Kaynak: Metropolis
Çeviri: mimdap

1 Yorum

  1. Hayati Binler

    Bu modern mimari meselesi bazan bizde de fazla büyütülüyor. Konu aslında çok uzun ve felsefi temelleri olan bir mesele olmakla birlikte çok basit bir iki açıdan bakarak işi kısaca anlayabilmek de mümkün. Şöyleki: Klasik, neoklasik derken moderne girilmesi insanoğlunun özellikle sanayi devriminden sonra sanki mal bulmuş mağribi gibi veyahut ne oldumcasına delicesine girdiği bir yol. Modernizm, geçmişteki klasik, neoklasik ve daha öncesi fikirleri sanayi devriminin getirdiği bir iteklemeyle tamamen silen, ortaya çıkardığı ürünleri artık bunlardan daha iyisi yoktur diyerek üreten bir akım veyahut insanoğlunun bir şaşkınlık dönemi. Vahşi kapitalizmin ayak seslerinin geldiği, tüketim ekonomisinin, israf ekonomisinin bir nevi başlangıcı.

    Nasıl mı? Çok basit: İnsanoğlu kargir yapılarla binlerce yıllık kalıcı eserler meydana getirirken, mal bulmuş mağribi gibi sarıldığı ve önceleri ömrü sonsuz sanılan betonarme ile ancak 60-100 yıllık binalar yaptığını anlayınca beyninden vurulmuşa döndü. İnsanoğlunun fıtratı icabı ebediyet istemesinin bir tezahürü olan hiss-i ebediyet, yaptığı eserlerde yaşatılmak isteniyordu. Ama ulaşılan sonuç hüsrandı. Âlâ-yı vâlâ ile ortaya çıkartılan eserler son kullanım tarihleri yaklaşıp da mimarlık çöplüğüne gidecekken “onları yaşatalım, mimari miras, sanayi mirası, mimarlık arkeolojisi” gibi bazı yeni tabirlerle yaşatılmak istenildi ve hâlâ isteniliyor.

    Bir kültürün her nevi mimari ürününden örnekler elinde tutması elbette koleksiyonda eksiklik olmaması bakımından istenilen birşey olduğu gibi, kronolojik olarak da yapı teknolojisi, mimarlık anlayışları bakımından gereklilik olduğu tartışmaktan azadedir. Ancak korunması gerekli kargir vasıflı kültür varlıklarına kemiyeten ve keyfiyeten gösterilen ihtimamın bunlara da gösterilmesinin istenilmesi sanat ve ekonomi yönünden uygun çözümler getirmeyecektir.

    Ne mi demek istiyorum? Ömrü nihayete ermekte olan betonarme bir eseri kendi görünümünü bozmadan takviyelerle korumak mümkün mü? Hayır. Çünkü yaptığınız yamalar ortada görünecek ve sizin modern modern diye âlâ-yı vâlâ ile alkışladığınız yapı artık ortada kalmayacaktır. Ne yapılabilir? Burada belirli sayıda, takviye bakımından en az görünüm zararıyla kurtarılabilecek yapıları yaşatarak, geriye kalan binaların ise belgelenmesi suretiyle yapı mazisindeki yerlerinin almasının sağlanması her yönden uygun ve yerinde olacaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir