Amerikan Ticaret Merkezi’nin (ACC) yeni yapılacak olan karma kullanımlı gökdeleni, Philedelphia’nın siluetini baştan yaratıyor.

Son 20 yıldır otopark olarak kullanılan Philadelphia’nın Philly kentinde 18. cadde ile kent merkezi arasında kalan alan, yakın gelecekte Doğu Yakası’nın en yüksek gökdelenine ev sahipliği yapacak. Yeni tasarım hem dünyanın üst düzey ilişkilerinin kesişme noktası hem de ABD’nin Chicago Spire ve Özgürlük Anıtı’ndan sonra en yüksek üçüncü yapısı olmaya aday.

Developer Hill International Real Estate Partners, 2007’den beri Philedelphia’nın en yüksek yapısı olan Comcast Centre’ı, 460 metre binası ve 91 metrelik kulesi ile yaklaşık 163 metre geçecek olan ACC Tower’ın yapımı için Kohn Pedersen Fox’u seçti.

Karma kullanımlı gökdelenin 26 katında 320 odalı 5 yıldızlı bir oteli, 3 katında lobiyi, yaklaşık 28.000 metrekare alanda ticari faaliyetleri, 63 katlı kulede A-Sınıfı ofisleri, yemek alanlarını, bir balo salonunu, çatı bahçesinde kafeleri, sinemaları, 2 katlı bir sağlık kulübünü ve 360 araçlık bir yer altı otoparkını barındıracağı düşünülüyor.

İki katlı gökyüzü köprüsü kent caddelerine bakacak ve ofislerin yer aldığı kuleyi otelin bulunduğu bölüme bağlayacak. Şema aynı zamanda çalışanları Philedelphia’nın ana metro ağından direkt olarak binaya ulaştıracak bir metro istasyonunu da içeriyor.

Gökyüzünü delen kulesi ve giydirme cephesiyle ACC, Philadelphia’nın tarihi mimari yapısını tamamlayarak ve modernleştirerek, siluetini yeniden yaratacak. Ayrıca gökdelenin, New York ya da Washington D.C. gibi kentlerin uydu kenti olarak bilinen durumunu değiştirerek, küresek bir kent olmasına yardımcı olacağı düşünülüyor. Mevcut ekonomik kriz havasına rağmen yapımına ilişkin eleştirilere ise, ofis talebinin giderek artması ve NewYork’a göre %50 ucuza mal olması gibi avantajları belirtilerek cevap veriliyor.

Oldukça ileri görüşlü bir tasarımla bütünleşen gökdelenin aynı zamanda LEED Altın Sertifikası’na da layık görülmesi bekleniyor.

Proje kamuoyunda farklı görüşler yarattı ve Kent Konseyi’nin onayını bekliyor. Önümüzdeki günlerde konseyden cevap alınacağı söylentiler arasında.

Kaynak: World Architecture News

4 Comments

  1. Gökdelenler Türkiye’de genellikle çok eleştiriliyor,ancak Istanbul’un yatayda bu kadar büyüyüp yeşil alanlarının katledilmesinin bir sebebi de budur.Kentsel tasarım konusunda gelişmiş ülkelerde özellikle kent “merkez”lerindeki yüksek yapılaşma tercihi sayesinde tabanda az yer kaplayarak yeşile geniş alanlar bırakılıyor.(örn:Central Park 4 km2.) Ancak bizde Kurtköyler’e kadar gram boş alan bırakmadan dip dibe inşaatlar son hızla devam ediyor.Askeriye de olmasa gökyüzünden baktığımızda yeşil alan göremeyecegiz. Bakalım yeşil kalmadıgında oturup “ya biz galiba çok büyük bir hata yaptık,büyürken hep yatayda yayılıp yeşilleri katlettik,şimdi bu hatayı nasıl telafi edeceğiz” denecek mi? Hiç sanmam,kim neden desin? Aman neyse parası veririz deyip agaçları katleden zihniyet burada. Burası Türkiye.Önemli olan insanlık degil,önemli olan kardeşlik,yeşil alan,huzur değil ne kadar para kazanıldığı.. O yüzden aslında söylenecek hiçbir şey yok..

  2. BELLİ Kİ, MİMARİDE YİRMİ BİRİNCİ YÜZYILIN İLK ÇEYREĞİ BU GÖKDELEN ÇILGINLIĞIYLA ANILACAK. UMARIM İKİNCİ ÇEYREĞİ DE GÖKDELEN FACİALARIYLA GEÇMEZ TARİHE..

  3. koca koca yapı blokları, kuleler arasında bile bir parça yeşillik, biraz kamusal alan yaratmak belki de doğaya karşı küçük bir özürü istemek, çelişkilerin arasında kısıtlı olsa bile küçük kaçamaklar yaratmak gibi birşey. ama bu bari olsun tabiki. biraz nefeslenecek yer en azından.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir