Peter Gluck, mimarlık eğitimiyle oldum olası sorunlar yaşamış bir mimar. Gerçekten de, mimarlık mesleğiyle bir alıp veremediği var. Gençlerin işgücünün sömürülmesi…En yüksek teklifi elde etmek için büyük fikirler… CAD’le debelenen toy mimarlar… İnşa etmekten hiçbir şey anlamayan tasarımcılar… Beceriksiz mühendisler… Kızgın bir insana da benzemiyor aslında: Yaptığı işten zevk alan, nazik bir baba figürü çiziyor. Ancak ona mimarların sorumsuzluğundan ya da yaptıkları işlerden bahsetmeyin. Ya da bahsedin: Muhakkak bir şey öğrenirsiniz.

“Amerikan Mimarlar Enstitüsü’ne üye değilim” diyor Gluck. “Onların çözüm değil, sorun ürettiğini düşünüyorum. Bir araya gelip sadece kendi ünlerini düşünüyorlar; asıl amaçları mimarlık mesleğine bakmak ya da mesleğin sorunlarının ne olduğunu tespit etmek değil.”

Gluck’ın ofisi Batı Harlem’in kıyı kesiminde, bir sanayi binasının ikinci katında bulunuyor. Yani Manhattan’daki mimarlık ofislerine pek yakın değil, ancak Columbia Üniversitesi’nin yeni kampusunun yapımı nedeniyle burayı boşaltmak zorunda kalacak. 1960 yılında Yale’den mezun olmuş, 1980 yılında bilgisayar destekli tasarım konusunu hemen kapıvermiş, 1990 yılında ise işlerinin taşeron müteahhitlere ya da mühendislere verildiğini fark etmiş. Mimarlar, tasarladıkları binaları kendileri inşa etmemek konusunda uyarılıyormuş. Bir şey ters giderse riski büyük olurmuş. Böylece tasarımcı, müşteri ve müteahhit arasında özel sözleşmeler imzalatarak herkesin kendi hatasından doğacak sorumluluğu almasını sağlamış. Ancak bu sefer de müteahhitler onun tasarım çizgilerini anlamakta güçlük çekmiş. Bu tasarımların tamamında kullanım, yapı, bağlam ve sosyal etkiler açık ve net bir şekilde belirtiliyormuş oysaki… Bu yüzden, şantiyede devamlı birini görevlendirmek zorunda kalmış. Gluck, bu sistemde sorun olduğunu düşünüyor. Mesleği değersizleştirdiğini, iyi tasarım yapmayı iyice pahalı bir iş haline getirdiğini, inşa kalitesini vergilendirdiğini, karşılanabilir masraflı sosyal projeler yapmayı imkânsız kıldığını belirtiyor.

Aspen’deki dar gelirlileri amaçlayan Little Ajax projesiPek çok hırslı mimar gibi, o da bağımsız yaptığı işlerde, yıllar boyunca varlıklı müşterileri için lüks konutlar tasarlamış. Ancak 1992 yılına geldiğinde, yani kendi şirketini kurmasından 20 sene sonra, içindeki reformcu ruh ortaya çıkmış ve Mimarî Yapım Hizmetleri’ni kuruvermiş. Amacı, inşa sürecini tekrardan firmanın kontrolüne geçirmek, yeniliklerin uçuk fiyatlarını düşürmek ve günlük işlerine idealist işlerini de dâhil edebilmekmiş. Şu an baktığımızda portfolyosundaki işlerin yarısının sosyal projelere ayrıldığını görüyoruz.

KütüphaneGluck’ın stratejisi basit: Tasarımcılar tüm belgeleri hazırladıktan sonra, çeliğin, betonun, elektriğin, yapının, çerçevenin, yer döşemelerinin, kaplamaların ve müteahhidi ilgilendirecek diğer tüm işlerin detaylı çizimlerini yapıyor. Yani müteahhit, bir sürü tasarım belgesi arasında kaybolmaktansa, sadece kendisini ilgilendiren bir düzine sayfadaki işleri yerine getiriyor. Her plana üç boyutlu çizimler dâhil ediliyor, böylece ne yapacaklarını görmeleri sağlanıyor. Böylece işler daha iyi, daha hızlı ve daha ucuza yapılmış oluyor.Mimarlar, tüm günahlarını müteahhitlere yıkmaktan oldum olası hoşlanmıştır. Ancak Gluck tüm suçu mimarların kendisine atıyor. “Pek çok mimarın bir binanın nasıl yerleştirildiği konusunda bilgisi yok. Eldeki malzemeleri kullanmaktan da bihaberler. Bizim şirketimizde çalışan çocukların çizimlerine bakmak ise gerçekten mükemmel bir deneyim oluyor. Şayet şantiyeyi denetlemiyorsanız, yapılan işi anlayamazsınız demektir. Mimarların hepsi bunu yapacak kapasitede olmasına rağmen, bu konuda cahil olmayı sürdürüyorlar. Ben de bunu affedilmez buluyorum.”

“Bar House”Gluck’ın ofisi, aynı zamanda genç mimarlar için mükemmel bir deneyim kazanma ortamı ayrıca… Okulundan yeni mezun olmuş, inşaat işleriyle ilgili tecrübe kazanmak isteyen tasarımcıların bu ofiste öğreneceği çok şey var. Gluck’ın çalışma düzeninde, tasarımcıların hızlı bir şekilde çalışması, uygulama projesi yapabilmesi ve şantiyeye gidip işleri denetlemesi gerekiyor. “En büyük sorunlardan bir tanesi, mimarların izole edilmiş bir dünyada yıllarını geçiriyor olması ve asla gerçek dünyayla tanışmaması…”

“Tower House”Gluck, en ağır ithamlarını ise, “mazoşist” diye nitelendirdiği eğitim sistemine karşı yapıyor. “Sistem, mimarları aptalca konuşmak ve hiçbir şey inşa edememek konusunda eğitiyor. Bu dilden yakalarını sıyırmaları neredeyse bir seneyi buluyor. Bir senelerini ofiste geçirmelerinin ardından, artık neredeyse hiç konuşmamaya başlıyorlar.”

“Little Sisters”Amerika’daki mimarlık eğitiminin zaafı da burada ortaya çıkıyor: Bir mimarlık bölümünden mezun olmak için 100.000 $ ödedikten sonra, 3 yıl boyunca staj yapmaları gerekiyor. Bu sırada yaptıkları işlerin altına başkalarının imzası atılıyor. Sonunda lisanslarını elde edebilmek için 2.000 $ daha ödemeleri gerekiyor. “Bu tam da Amerikan Mimarlar Enstitüsü’nün yapacağı tarzda bir şey. Mesleğin tüm yükü bu genç mimarların omuzlarına binmiş durumda. Oysa biraz ilgileniyor olsalar, en son yapacakları şey bu gençleri böyle cezalandırmak olurdu.”

Bronx’taki hazırlık okuluGluck’ın ofisi giderek genişliyor. Gluck ise, bu oyunu kurallarına göre oynamaktan bıkmış genç mimarları aramaya devam ediyor. Planları arasında, New York’ta dar gelirli ailelerin de masraflarını karşılayabileceği konutlar inşa etmek var. Doğu Harlem’de ise bir okul yapımına hâlen devam ediyor. “Tüm bu projelerin benim için büyük önemi var” diyor Gluck. “Sadece milyon dolarlar ödenen projeler yapamam. Burada büyük işler yapılıyor. Sadece ön cephenin fotoğrafını çekerek pek çok ödül kazanabilirsiniz, ancak anlamlı olan şey de bu zaten.”Kaynak: Metropolismag
Çeviri: mimdap

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir