Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Paris’in mimarî ve kentsel anlamda gelişimini sağlamak amacıyla dev bir projeye imza atmaya hazırlanıyor. Tıpkı Paris’in çehresini tamamen değiştiren Haussmann döneminde olduğu gibi, Paris’in görüntüsünde de köklü değişiklikler yapılabileceği öğrenildi.

Sarkozy’nin, eski cumhurbaşkanı Mitterand gibi küçük çaplı projelerdense, büyük projelerle ilgisi olduğu biliniyor. Hatırlanacağı üzere, Mitterand’ın Paris’teki en köklü icraatı, geniş bir alan üzerine kurulmuş olan Ulusal Kütüphane’yi inşa ettirmesi olmuştu.

Bugün dünyanın en büyük metropolleri arasında bulunan Paris’in mimarlık ve şehircilik anlayışını kökünden değiştirmesi beklenen projeleri gerçekleştirmesi amacıyla 10 mimar görevlendirildi. Bu mimarlar Jean Nouvel (solda), Roland Castro, Djamel Klouche, Yves Lion, Christian De Portzamparc, Antoine Grumbach, Fin Geipel, MVRDV, Bernardo Secchi ve Richard Rogers olarak belirlendi.

“Fransız başkentinin gelişmesi ve dönüşmesi için hızla bir proje yapılması gerektiğini” belirten Nicolas Sarkozy, Paris için “güçlü, orijinal, gerçekçi, istekli ve büyük işler ortaya koyacak projeler” öngördüğünü ifade etti.

Ulusal Kütüphane

Sarkozy, “Bu projeler uzun vadede halkın ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra, sürdürülebilir bir gelişmeyi de sağlamalıdır” diye konuştu.

Paris’te ilk büyük projenin Les Halles’e yapılması bekleniyor

Seçilen mimarların genelde büyük kentsel tasarımlara imza atan isimler olduğu düşünülünce, Paris’e ilk etapta geniş çaplı bir kentsel proje hazırlanacağı düşünülüyor.

Kaynak: Aroots
Çeviri: Mimdap

5 Comments

  1. Paris, merkezi planlı müthiş şehir, neredeyse bütün Fransa. Bütün yollar ona çıkıyor. Orayı yeni mimarlıkla değerli kılmak tarifsiz bir mimarlık serüveni olacaktır.

  2. Gehry’i İstanbul’da engelleyenler mutlaka dış güçlere karşı zafer kazandığını, küresel-neo liberal şehirleşme haraketine karşı olduklarını falan zannetmekte ya da kendilerini öyle tanıtmaktadırlar. Bu arada TRT meydanı mavi-yeşil otopark giydirme cephesiyle orada durmaktadır. Yoksullar ve toplum ‘kazanmakta’dır. Şaka mı acaba dedirtiyor insana.
    Haydi hayırlısı efendim.

  3. Paris’in bir dünya kenti olmak için “önü açık mimarlığa” ihtiyacı var. Bu onun turist çekebilmek, gündemde kalabilmek için en önemli şansı. Bu şansı ikiyüz yıldır kullanıyor. Onun için tarihi bir dokunun içine, Baltar’ın Hal binasının yerine rafineri görünümlü Pompidou Kültür Merkezini yapmaktan bile çekinmiyor ve haklı çıkıyor. Aynı yeniliğe açık olma ve onunla kendisini tanıtma, varlığını savunma anlayışı devam ediyor. Ve Paris Paris olarak kalabiliyor. Çünkü orada Mimarlık düşmanları egemen değiller.
    İspanya’da Bilbao Gugenheim müzesi yüz milyon dolara malolmuş, bu müzeyi görmek için Bilbao ya gelen turistlerin bir yılda bıraktıklar para.
    Aynı şeyin önemini İstanbul’da Ayasofya, Süleymaniye…. karşılaştırmalarıyla anlayabiliriz. Bunlar Isodor’un, Artemius’un, Sinan’ın günümüze katkıları ama bunun günümüzde de devam etmesi lazım. Aksi takdirde sadece gelen turist sayısıdan bile çağdaş mimarlığın neresinde olduğumuzu ve durumun zamanla nasıl değiştiğini anlayabiliriz. (Türkiye’ye gelen turistlerin sadece yüzde onu İstanbul’a geliyor -“habersiz imzacılara” duyrulur-
    Anlayabiliriz diyorum çünkü mimarlık düşmanlarının bu denli egemen oldukları bir kentin bir kültür ve uygarlık kenti olarak ayakta kalabilmesi mümkün değil. Çünkü mimarlık düşmanlığı sadece yeninin düşmanlığı olarak kalmaz aynı zamanda geçmişe de büyük zararlar verir. Son yirmi yılda kaybettiğimiz Kirazlı Mescid sokağı bile tek başına korumacılığın bir anlam taşımadığının da inkar edilemez kanıtı.
    Frank Gehry’nin Bilbao’ya kazandırdığını, Gehry’yi İstanbul’da engelleyen bizim egemen mimalık düşmanlarına ithaf ederim.

  4. Paris öyle bir şehir ki kendi baskın bütünlüğünü devam ettirecek imar mevzuatına, gelecek tahayyülüne hep sahip olmuş. Modernist yaklaşımların denemelerini geçmişle bağını kurarak devam ettirmiş. Şu anda çehresini değiştirecek denilen yeni tasarımlar da kentin geçmişini bir kenara atarak değil aksine onların değerine değer katan bir yaklaşımla olacağı şüphesiz. Paris kenti kendi değerinin çok farkında ve bu kimliğini geliştiren bir yolda. Mümkündür ki bu yolda yeni çığırlar da açacaktır.
    Saygılarımla

  5. Paris bütün Fransa’nın ve de Avrupa’nın gerçekten gözbebeği bir şehir. Çok baskın bir mimari havası var.
    Cumhurbaşkanlarının adeta kendi damgasını bir şekilde vurması da söz konusu. Bundan önce Mitterand, Jirac gibi şimdide Sarkozy bu niyette anlaşılan.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir