Mimarlıkta modern akımın öncülerinden, Brezilya doğumlu Oscar Niemeyer, bugün 101 yaşına giriyor. Niemeyer, daha geçtiğimiz yıl mimarlık camiası 100. yaşını kutlarken gerçekleştirdiği bir röportajda, kendisini 60 yaşından daha yaşlı hissetmediğini söylüyordu.

Mimarlığın bir diğer önemli ismi Le Corbusier’nin dönemdaşı, arkadaşı; onunla birlikte modernizmin en önemli temsilcilerinden bir tanesi, hâlen aktif mimarlık yaşantısına da devam ediyor.

oscarniemeyer.jpg

Sadece mimarlık dünyası için değil, aynı zamanda tarihin ta kendisi için de önemli bir figür o: Küba lideri Fidel Castro’nun Niemeyer’den bahsederken “Niemeyer ve ben bu gezegendeki son komünistleriz” dediğini unutmamalı…

Onun sayesinde, bugün Brezilya inanılmaz bir mimari cesaret, radikal kentsel planlama ve politik irade başarısının sembolü olarak biliniyor. Bugün, Machu Picchu ve Pompei gibi alanlarla birlikte Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan fütüristik merkezi, 1956’da göreve geldiğinde “5 yılda 50 yıllık gelişim” vaat eden popülist başkan Juscelino Kubitschek’in desteğiyle, yalnızca 41 ayda gerçekleştirilmişti.

Kubitschek’in hayallerine şekil vermesi için seçtiği mimar, onu hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmadı. Mimar Lucio Costa tarafından planlanan JK’nin kentinin açılış töreni 1960’da gerçekleşti. Costa, çalışanı Niemeyer’e ömür boyu bir kez ele geçebilecek mimarî bir armağan önerdi: Dünyanın en imkânsız ve en özel kentlerinden birinin prestij binalarının tasarımı. Buradaki örnek, çok güçlü bir sembol olan kongre binasıydı. Bu bina hâlen Brezilya’nın en önemli mimarî yapılarından bir tanesi olarak ayakta durmaya devam ediyor.

Politik duruşundan hiç taviz vermedi

Niemeyer, yaşamı boyunca politik görüşleriyle de ön planda olan bir mimardı. 1945’te Brezilya Komünist Partisi’ne üye olmuştu. BKP, 1990’da adını değiştirince partiden istifa edip, adı sadece ‘Komünist Parti’ olan yeni bir oluşuma katılacaktı. Aynı yıl gerçekleşen askeri darbe sırasında bürosu kapatıldı ve Avrupa’ya sürgüne gönderildi. Sürgün yıllarında Moskova’da da bulundu ve kendi ifadesiyle “pek çok komünist meslektaşıyla dostluk kurdu”.

Her şeye rağmen hiçbir zaman politik görüşlerinden vazgeçmedi. 1950’de Yale, 1953’te de Harvard üniversitelerine öğretim görevlisi olarak davet edildi ancak, her iki girişiminde de Komünist Parti üyeliğinden ötürü ABD’ye giriş için vize verilmedi. Öte yandan, 1963’te, yani ‘Lenin Barış Ödülü’nü aldığı yıl, ABD Mimarlar Enstitüsü üyeliğine kabul edilecekti.

Oscar Niemeyer, Brezilya’da, 1961-85 faşist diktatörlüğü sırasında ikinci kez sürgüne gönderildi ve mesleğine bir süre Paris’te devam etti.

“Bana iş verenler, neyin nesi olduğumu iyi bilirler”

Ömrü boyunca aktif siyasetin içinde yer alan ve “Hiçbir zaman siyasal görüşlerimi saklamadım. Bana iş verenler neyin nesi olduğumu iyi bilirler” diyen Niemeyer’in, kendi ülkesinde kongre binası, katedral, müze, kütüphane gibi onlarca yapıtı bulunuyor. 1969’da öldürülen ünlü şehir gerillası Carlos Marighella’nın anıt mezarının da tasarımı ona ait. Yapıtları, ülkesi dışında ise Fransız Komünist Partisi merkez binasından Cezayir ve Malezya’da cami yapımına kadar geniş bir evrensellik taşıyor.

Niemeyer’in ünlü yapıları ve kısa hayat hikâyesi için:
· 100 yaşında ama hâlâ çok meşgul: Oscar Niemeyer
· Oscar Niemeyer bağlamında modernizm

Kaynak: Wikipedia, Birgün
Derleme: mimdap

One Comment

  1. bir abide ve bugün hala yaşayan tarih bence. tarih içindeki siyasal kimliği ile rol alışı ile mimarlığa yön verişi hepsi ayrı ayrı çok önemli. bir kenti hem de başkenti başkent yapması ise oldukça etkileyici ve biraz Ankara’nın başkent olması hikayesine benziyor.
    saygılar
    keriman ay

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir