Bir grup mimar Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nin yeni bina alımı konusuna ilişkin olarak görüşlerini açıkladılar.
Daha önce 21 Haziran 2008 günlü haberimizde belirtildiği gibi, Mimarlara Mektup isimli yayında 28.05.2008 tarihinde satın alındığı duyurulan hizmet binası ile ilgili olarak bina alımını öğrenen mimarlar arasında çeşitli görüşler ortaya çıkmıştı.
Söz konusu binanın alınacağına ilişkin bilginin duyulmasından sonra İstanbul’da bir grup mimar arasında tartışmalar yapılmış, binanın alınış şekli, fiyatı gibi konular bu tartışmalarda konuşulmuştur. Yine İstanbul Büyükkent Şubesinin büyük bir bütçeye sahip olması ve henüz üç-dört ay önce yapılan genel kurulda konunun hiç ele alınmamış olması, üyelere açık bir bilgilenme süreci yaşanmaması, binanın alımıyla ilgili haberin sadece belli bir grup mimara ulaştırılması, ve yine bina alındıktan sonra yapılan kokteylin de yine sınırlı bir grup mimara duyurulması kamu kurumu niteliğindeki ama aynı zamanda üyelerinin özgüçlerine dayalı bir meslek odasının yönetim tavrının eleştirilmesine neden olmuştu.
Yeni yılda (17 Ocak 2008) İstanbul Şubesine bağlı mimarları, geçtiğimiz genel kurul sürecini tüm taraflarıyla değerlendirmeye ve yeni bir gelecek üzerinde tartışmaya da davet mimarlar grubu, bina alım süreci ile ilgili olarak kamuoyuna görüşlerini ulaştırmak istemiştir.
Görüş sahibi mimarların imzalarıyla mimarlık ortamına sunulan bildiri şu şekildedir:
Mimarlık Kamuoyuna
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurullarının uzun bir süredir, çalışma programı ve hedefleri arasında, bina alımına ilişkin bir çalışma ekseninin yerleştirildiği, mimarlık kamuoyunca bilinen bir gerçekliktir.
İstanbul Şubesinin kendisine ait bir mülk sahibi olmasının gerekliliği ve avantajları, reddedilemeyecek bir gerçeklik iken; 2008 yılı Mayıs ayı sonunda, Şube Yönetim Kurulunca tapu işlemleri gerçekleştirilerek, 54 yıllık özlemin sona erdirileceğini bildiren duyuru üyelere resmi olarak bildirildiğinde, bir grup mimar, daha tapu işlemleri tamamlanmadan, yani henüz “yol yakınken” konu üzerindeki düşüncelerini 26.05.2008 tarih ve 28.04.15496 sayılı yazı ile üzerinde görüşülmek üzere Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu’na iletmiştir.
Bu dilekçe ile aslında bina alımına değil, yöntemlerine ilişkin eleştirilerini dile getiren dilekçe sahibi mimarlara, Yönetim Kurulu tarafından sözlü ya da yazılı bilgi vermek üzere bir karar alınmamış ve üzerinde tartışılmamıştır.
Odamızın, 1992 yılından bu yana sürdürdüğü çalışma anlayışı ve yöntemlerinin, örgütün bütününü ilgilendiren karar alma süreçlerinde, katılımcı/çoğulcu olamama halinin kronikleştirilerek kurumsallaştırılması, bizler tarafından, konunun değerlendirilmesine ve mimarlık kamuoyu ile paylaşılmasına neden olmuştur.
1-Bina alımı ile ilgili olarak çalışma yapmak üzere bir komisyon oluşturulduğu belirtilmesine rağmen, komisyonun “eğer var ise” raporları, mimarlık kamuoyu ile paylaşılmadığından, yapılan araştırma ve girişimler hakkında bilgi edinilmemiştir.
2-Satın alınan binanın 4500 m2 olmasının, gerçek ihtiyaçlardan yola çıkıldığında, hangi mekan, alan, fonksiyon analizine dayandırıldığı bilinmemektedir.
3-Satın alınan binanın 10.8088.00 YTL (KDV dahil) tutarında olması ve bu tutara ilave olarak yapılacak tadilat ve düzenleme masrafları dikkate alındığında, böylesi bir projenin fizibilitesinin bağımsız değerlendirme uzmanları tarafından yapılması, bir bankadan kredi alınmışçasına finansal değerlendirme raporunun bulunması gerekmekteydi.
4-İstanbul Şubesi, temsilcilikleri de dahil olmak üzere tüm bütçesini kullanarak, ilaveten ODA merkezine borçlanarak, yaşanması öngörülen bir küresel ekonomik kriz öncesinde, söz konusu alımı yaparak, gerek kent ve topluma karşı sorumlulukları, gerekse üyelerine karşı sorumluluklarını yerine getirmekte, ayrıca alternatif alanlarda yapılanmalar geliştirmekte zorluklar yaşanmasına ve tavizler verilmesine neden olacaktır.
5-Mimarlar Odası bilime, topluma ve üyelerine hizmet veren bir kuruluştur. Gücünü üyelerden alır, saygınlığını ise toplumdan. Ve elbette Mimarlar Odası gibi bir kurumun, çalışanlarının ve üyelerinin, sorunsuzca hizmet alışverişi yapabilecekleri, eğitim, panel vb. etkinliklerin rahatça düzenlenebileceği, üyelerinin mesai saatleri dışında meslektaşlarıyla sohbet edip dinlenebilecekleri bir mekanı olabilmelidir. Ama bunun için ilk önce, var olan olanaklar ile hedefler arasındaki dengeyi kurmak, daha sonrasında da alınması düşünülen mekanın niteliği ile Mimarlık, Planlama, Kentleşme, Kültürel Mirasın Korunması, Küresel Sermayenin İstanbul’a dair rant projeleri, Kentsel Dönüşüm vb. konularda ODA politikalarıyla paralelliği sağlanmak zorundadır.
Alınan binanın Kente kattığı değer nedir?
Mimarlığa kattığı değer nedir?
Mimarlara katacağı değer nedir?
Mimarlar Odasının kente ve mimarlığa herhangi bir katkısı olmayan alelade bir binaya sahip olmakla elde edeceği kazanç ne olacaktır?
6-“Türkiye gibi bütün sathına hanlar, hamamlar, gazhaneler, tersaneler, külliyeler, atıl kalmış santraller, el konulmuş vakıf binaları yayılmış ve bunların tümüne de özel, tüzel kişi-kurum, uyanık girişimci, mahalle derneği, iş bitirici üniversite yöneticisi vb. tarafından el konulmuşken, Mimarlar Odasının bu yapıları kullanması meşrudur, gereklidir, akıllıcadır, hakçadır” özündeki düşünceler, üyelerimiz arasında yaygın bir şekilde savunulmaktadır.
Söz konusu üyelerimiz, üyelerin katkısı ile oluşmuş Oda bütçesinin, bina alımlarına aktarılmasını anlamsız olduğunu düşünmektedirler.
Bina alım sürecinin, Odamızın geleneklerine, toplum hizmetinde olma misyonuna, devrimci-demokrat ruhuna uymayan, katılımcılığı ve çoğulculuğu sadece Genel Kurul ve seçim gün ve gündemlerinde hatırlayan bir çalışma anlayışına kötü bir örnek oluşturmasından ötürü, üzüntü ve kaygılarımızı mimarlık kamuoyu ile paylaşmayı bir görev bildiğimizi hatırlatırız.
Başka bir dünya
başka bir Mimarlar Odası mümkün
İMZA:
Aydın Ufuk Yücel
Aynur Özen
Aynur Savaş Uluğtuğ
Beysun Mert
Cemal Yaraş
Elif Özdemir
Erol İşcan
Gürcan Uzuner
İlkut Uluğtuğ
Mediha Sandal
Mehmet Karadeniz
Mustafa Sarısakal
Nevin Dede
Salih Şencan
Sebahattin Pınar
Sema Solaklı
Semra Şenol
Sevil Özgenel
Sultan Pınar
Şinasi Sonuç
Yalçın Dede



18 Yorum
kazım başsoy
bu şaibeli konuyu kapatıp gitti bu oda yönetimi. mimarların hafızlarının derinliklerine saldı konuyu, herkes unutmakla malul olduğunda iki sene sonra hatırlayan çıkmaz. bu meselenin ardındaki demokrat mimar grubu şimdilerde ortada olmadığına göre oda yönetimi rahat.
o kadar rahat ki başbakanın saçmalıklarına kendinin kendi içinde hiç kusuru yokmuş gibi gayet tuzu kuru temiz bir yerden verip veriştiriyorlar.
dedik ya hafızayı beşer unutmakla malul.
Mehmet Sunar
Kadıköy Mimarlar Odasında Kadıköy’ün genel kurulu yapıldığı zaman bile yer bulmak mümkündü. Oda tarafından dayatılan reklam seminerleri ise mahkeme kararı ile iptal edildi. Ayrıca her zaman bir havalandırma sistemi eklemek mümkündür. İstenildiği takdirde çatı katında da ufak tadilatlarla büyük bir salona dönüşebilecek büyük bir alan mevcuttur.
Ayrıca bu yönetimin atıl bıraktığı, yönetimi koskoca bir İstiklal Caddesi binası vardır. Yıllardır kullanılmamaktadır.
Ayrıca oda yönetimi üyelerden gizlice dehşet bir rakama (aynı dönemde koskoca Elhamdra pasajı bile bundan çok daha ucuza satılıyordu, Karaköy’de meydanda satılığa çıkartılan bina bile daha ucuz) dehşet bir büyüklükte bina satın aldı. Şimdi üyelere sunmanın zaman ve yöntemini saptamaya çalışıyor.
Özetle, yer bakımından endişeniz olmasın Sayın Doğan Demircioğlu, Odada eksik olan, yerden çok şeffaflık ve demokrasi eksikliği.
Doğan Demircioğlu
Kadıköy mimarlar odası binası mesleki seminerlere cevap vermiyor.Dar havasız,tadilatı mümkün olmayan bir bina.Çoğu dinleyici salon girişinde kalıyor.Tahminen 60 kişilik bir salon.Mesleki toplantılara uygun değil ve yetersizdir.Bu neden ile yeni ve toplantı salonu alanı yeterli olan (yıldız binası gibi 300 kişilik toplantı salonu olan )bir binaya taşınmalı ,mevcut bina kiraya verilmelidir.
Mehmet Sunar
Anlamadım şimdi “onlar zaten bizim suç ortaklarımızdır” mı demek istiyorsunuz sayın “hadisene”. Ayrıca bu korku niye? Dikkat ettim ne zaman odadan birisi görüş bildirse hep anonim rumuzların arkasına saklanarak bunu yapıyor. Neden korkuyorsunuz, niye isminizi ortaya koymuyorsunuz? Salih Bey mi cesur siz mi korkaksınız?
Liste oluşturma diye bir sorun görmedim geçen genel kurulda. Ama sizin yasa zoruyla genel kurula sunduğunuz o oda bütçesi dediğiniz şeyin de ne menem bir şey olduğunu hala anlamış değilim.
Her neyse umarım ortada onbirtrilyonluk bir SUÇ yoktur. Çünkü genelkurulda bundan bahsetmeden herşeyi gizleyerek yapılan bir alışveriş eğer Türkiye’yi birazcık tanıyorsam hiçde tekin olmadığını söyleyebilirim.
Her ne kadar buna bağlasam da isminizi saklamanıza kimbilir belki de gerek yoktur.
salih şencan
hadisene rumuzlu arkadaşın ”yanıt-yorum”unu okuduğumda kafamda beliren ilk kavram mugalata oldu..Hani birşey dersiniz ama kayda değer hiçbirşey söylememişsinizdir hali var ya o durum yani..imza sahipleri şube yönetim kurulunda hele de aktif roller üstlenmiş durumda değillerdir ve 1992den beri de bunu maalesef başaramamışlardır,muhalefet şerhi meselesini ben bilemiyorum çünkü şube yönetim kurulu kararlarının hangi durum ve zamanda ve nasıl alındığını yönetim ökurulu üyelerinin de yakalayabildiği kanaatinde değilim..varsa böyle bir şerh bilmek isterim ama siz sanırım konudan eminsiniz..ve siyaseten biraz kuraldışı belaltı vurarak ikircik yaratmayı hernedense vazife edinmiş bir haliniz var..imza sahipleri kendilerini zengin bir mozaik olarak görür ve hemfikir olduğu konuları mimarlık kamuoyu ile paylaşırlar tıpkı bina alımı ile ilgili metinde olduğu gibi,yani böyle düşünmeyen arkadaşlarımız da olabilir ve vardır ama bu durum bizi rahatsız etmemektedir doğrusu..biz kendi aramızda da oda platform ve yürütücü organlarında da tek sesli monolitik kültürü savunmuyoruz ki bizi tenakuzla itham edebilesiniz..özetle bina alımı konusundaki görüşlerimizi kamuoyuna ilettik,ve bu zaman dilimindeki görüşümüz de budur..metinden anlaşılacağı üzere imza sahipleri bina alımına değil iş yapma tarzına ve yönetimin yöntemlerine eleştirilerini dile getirmişlerdir,genel kurullarda bina alımı niyetinin 54 yıldır yinelenmesi ve üzerinde hiç durulmayan bir vakayı adiye haline gelmesi gerçekliğinden haberiniz olmamasını mümkün görmeme müsaade etmeyen uslubunuz ”her halde liste çıkarma telaşı ile atladınız” ironisi ile de birleşince mugalata diye değerlendirmemi sanırım bağışlarsınız..sıradan bir bina sahibi olma niyetini genel kurullarda kerelerce zikretmek ile kabası 11 trilyona bir mülkü böylesine almak arasındaki nitelik farkını ferasetinize bırakıyorum..tanışmak tartışmak üzere ama bina alımı işini değil;mimarlık ve ülke sorunlarını ve oda örgütlenmesini..bu anlamda 17 ocakta odanın yıldız dış karakol binasında geniş katılımlı bir üye toplantısı için çağrı yaptık,saat 13.30da başlayacak,gelirseniz orada devam ederiz..sevgilerimle…
necdet oran
sayın “hadisene” rumuzlu meslektaşımız, sizin itirazınızı anlamaya çalışıyorum, herşey orta yerde yıllardır konuşuluyordu diyorsunuz. fakat daha iki ay önce dünyaların yıkıldığı bir genel kurulda bu konuda bir bilgi verilemez miydi? genel kurul bittikten sonra ani gelişti mi diyorsunuz. bu noktaya bir dikkat edelim derim ben.
diğer bana kalırsa önemli nokta sizin biraz alay ettiğiniz “Türkiye gibi bütün sathına hanlar, hamamlar, gazhaneler, tersaneler, külliyeler, atıl kalmış santraller, el konulmuş vakıf binaları …” mevzuu. bu düşünce komik mi sizce? yıllardır tmmob ortamında makine müh. izmir’de aldığı bina konuşulur ve bir ölçüde müsriflik olarak anlam bulur. bence ülke kaynaklarını kullanma fikri parasıyla yeni yer almak emlakçı düşüncesinden daha değerli. üstelik değerli çünkü ekonomik. sayın “hadisene” sizin söylediğiniz gibi üyelerin katkısı bunlar sonuç olarak. bu noktanın da düşünmeye değer olduğunu belirtmek isterim.
diğer bir nokta, itiraz etme hakkına gizliden duyduğunuz bir öfeke hissediliyor sözlerinizde. nerede duyurulduğuna takılmışsınız mesela. şu anda duyurulduğu mimdap uygun ve meşru bence. basın toplantısı da yapabilirlerdi ayrıca ve hiç ters olmazdı. bir gece telefon mesajlarına “onları akp liler destekliyorlarmış” gibi korsan, gayrı meşru, mesleğin asgari şeref ve haysiyetinden uzak iletiler atmıyorlar sonuçta. üstelik kendilerinin bile inanmadıkları, yalan olduğunu açıkça bildikleri haberleri (dezenformasyonu) pomapalamıyorlar oda olanakları ile. kendi düşüncelerini yazmışlar ve altlarına imza atmışlar. üstelik “hadisene” filan diye rumuz koymayıp biz şuyuz demişler. evet sonuçta bu bir görüştür beğenirsiniz beğenmezssiniz. o da sizin bileceğiniz, bizlerin bileceği bir şeydir.
saygılar
Hadisene
Mimarlar Odasının bina alımına ilişkin bir grup meslektaşın açıklamaları üzerine müsadenizle kısa bir yorum yapmak istiyorum.
1.Açıklamada imzalarıyla yer alan arkadaşlarımız , mevcut yönetimin bir kanadını temsil etmektedirler.
2.Yönetim Kurulu içinde ve etkin konumda bir çok temsilcileri bulunmaktadır.
3.Bina alımında Yönetim Kurulu kararına bir muhalefet şerhi konmuşmudur acaba..
4.Yazının içeriğine ilişkinde bir kaç saptama yapmakta yarar var sanki…
x Mimarlar Odası İstanbul Şubesinin kendine ait bir binada çalışmalarını sürdürmesi konusu benim bildiğim kadarıyla yıllardır bütün ağırlığıyla gündemdedir. Her ne kadar onaylamasamda Mesleki Denetim gelirlerinin bir kısmının Bina Fonu diye adlandırılan fonda toplanmasından başlayarak , Galatada satın alınan iki daireye , oradan da bu binanın alımına kadar uzanan süreç en azından 15 – 20 yıllık bir süreyi ifade etmektedir. Kaldı ki şubenin hemen hemen her Genel Kurulunda bina alımıyla ilgili görüşmeler yapılmış bir çoğunda bu çabanın sonuçlanması temenni edilmiştir. Her halde imza sahibi meslektaşlarımız bu konular görüşülürken ,liste oluşturma işlerine yoğunlaştığından olacak ki ; Mimarlar Odası İstanbul Şubesinin karar oluşturma ve karar alma konusunda en önemli organında, ”Oda bütçesinin, bina alımlarına aktarılmasının anlamsız olduğunu düşüncelerini” kimselerle paylaşmayıp ,kendi aralarında paylaştıkları bir sır olarak sakladılar.
x Kaldı ki ; hazırladıkları metnin başında bile ”TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurullarının uzun bir süredir, çalışma programı ve hedefleri arasında, bina alımına ilişkin bir çalışma ekseninin yerleştirildiği, mimarlık kamuoyunca bilinen bir gerçekliktir.” cümlesi yer almaktadır. Demekki orta yerde gizli kapaklı saklanan , gizlenen bir süreç söz konusu değildir.
Benim anladığım ” Bina alacaksan benden onay almalısın! Yoksa çok kızarım ! anlayışıdır. Oysa ki ; madem oda kaynakları kulanılarak bina alımına ilkesel olarak karşısınız , keşke mimarlık kamuoyuna sadece bu görüşlerinizi ileten bir metin ile duyuru yapabilseydiniz, biraz daha inandırıcı ve samimi olabilirdiniz.
x Konunun ortaya getiriliş biçimi umarım devrimci-demokrat ruhunuza uygundur. Gazete ilanı veya basın toplantısı daha mı etkili olurdu acaba..
x Mimarlar Odasının Yıldız Sarayında halen çalışmalarını yürüttüğü bina ile ilgili bakanlıkla yapılan anlaşmaya kimler hangi gerekçelerle karşı durdu da . Şimdi ”Türkiye gibi bütün sathına hanlar, hamamlar, gazhaneler, tersaneler, külliyeler, atıl kalmış santraller, el konulmuş vakıf binaları yayılmış ve bunların tümüne de özel, tüzel kişi-kurum, uyanık girişimci, mahalle derneği, iş bitirici üniversite yöneticisi vb. tarafından el konulmuşken, Mimarlar Odasının bu yapıları kullanması meşrudur, gereklidir, akıllıcadır, hakçadır özündeki düşünceler, üyelerimiz arasında yaygın bir şekilde savunulmaktadır.
Söz konusu üyelerimiz, üyelerin katkısı ile oluşmuş Oda bütçesinin, bina alımlarına aktarılmasını anlamsız olduğunu düşünmektedirler.” görüşünü savunurlar.
Genel Kurul süreci bu kez çok erken başladı…
Hadi kalın sağlıcakla…
savaş uçar
oda yeni binası ile ilgili meslektaşlar zaman içinde normal unutkanlıklarıyla hayatın her tarafında olduğu gibi davranacakları için bu söylediğiniz sakıncalar belleklerden uçar gider. bu grup bence tarihe bir not düşmüş oldu. mimarlar odası eleştiri ve görüşlere açık, bundan etkilenerek çeşitli biçimde kendini düzenleyen bir kurum olmadığı için bu yönetimin yazılanlara bakarak tavrını temize çekmesini ummak safdillik olur. uzun vadede belki bütün sistem değişir ve demokratik bir oda yönetimi gelebilirse üyesinin söylediklerini değerlendiren bir kurum ortaya çıkar.
Mehmet Barutçu
Sayın X rumuzlu arkadaş, bence tartışmayı başka bir yöne taşıyorsunuz ama “bedel ödemeden birşeylere sahip çıkmak” argümanı konuyu ilerletmiyor. Çünkü; mimar odaları ülkedeki mümkünse kültür varlığı, korunacak bir konak, ev, tarihi binaya öncelikle şimdiye kadar yönelmiştir. Örnekleri Anadolu’da alınmış birçok bina. İstanbul’da Kadıköy Şubesi, Bakırköy Şubesi. Daha da ileri örnek şimdiki Yıldız Karakol binası. Orası Kültür Bakanlığı’nın bir tahsisi sonuçta. Hiç te fena olmadı şimdiye kadar ve bunun devam etmesi iyidir örneğin. Bir ara Refah Partili bakan odadan Yıldız binasını geri almıştı, eşyaları kapı önüne yığmıştı da kıyamet kopmuştu, davalar açıldı ve geri alındı. Dava kazanıldığında bayram edilmişti. Şimdi o zihniyet gitmiş, yerine bastır parayı mülk satın al zihniyeti gelmiş, bu tuhaf gerçekten. İmzası olan mimarlar bu hususa dikkat çekmişler aynen katılıyorum. Yani sayın X rumuzlu arkadaşım, mesele sandığınız gibi “el koyma” kültürü falan değil eğer bu işlerin sürecine bakarsanız. Bir de imza sahipleri bakanlık ve ya vakıflar versin “oda onu mülküne geçirsin” ya da sizin yakıştırdığınız gibi “el koysun” demiyorlar ki. Kullansın diyorlar. Mal yine bakanlığın, vakıfların olarak kalmaya devam etsin. Şimdi Yıldız Dış Karakol binası kullanılıyor mesela, kötü mü, binayı alıp mülküne geçiren mi var.
Şu andaki şube binasına bakmak bile konuyu aydınlatıyor yani, başka söze gerek yok.
Saygılar
XY
Bay x,
“BEDELİNİ ÖDEMEDEN BİR ŞEYLERE SAHİP OLMAK GAYRETİ YAĞMA KÜLÜRÜNÜ ANIMSATIYOR.
MİMARLAR DA EĞER EL KOYMAYI MEŞRU OLARAK GÖRMEYE BAŞLADILARSA.” demektesiniz.
1954 den bu yana önceliğini “toplum hizmetine” vermiş olan mimarlar odası ve üyeleri, bu bedeli misli misli ödemiştir. Bu “yağma kültürü” değil, “kurtarma kültürü” olarak algılanmalıdır.
xy
Serap İçöz
niye buna bu şekilde bakıyorsunuz ki, belki ifade ediliş şekli farklı bir çağrışıma kapı açıyor gibi görünse de asıl söylenmek istenen aynı zamanda korumaya alınacak bir eserin kullanım hakkını bakanlıktan talep edip uzun süreli olarak elde etmek daha anlamlı bence. odaların mülk edinme yarışı tutarlı değil. meslek insanına hizmet verecek yerler bir çok maddi olanağı, mülkü vs. kontrol eder konuma geliyor ondan sonra bir defa yönetici olanı ayır oradan ayırabilirsen. sakız gibi yapışıyor. çünkü orada basitçe suçlayamadığınız ama nihayetinde üstü örtülü bir rant meydana geliyor. işte yıllardır bizleri yaşayıp gördüğü budur.
ayrıca toplum adına bakanlıklar neler neler ilgili ilgisiz kişi ve kurumlara kullanım hakkı veriyor, odaya da verebilir.
X
-Türkiye gibi bütün sathına hanlar, hamamlar, gazhaneler, tersaneler, külliyeler, atıl kalmış santraller, el konulmuş vakıf binaları yayılmış ve bunların tümüne de özel, tüzel kişi-kurum, uyanık girişimci, mahalle derneği, iş bitirici üniversite yöneticisi vb. tarafından el konulmuşken, Mimarlar Odasının bu yapıları kullanması meşrudur, gereklidir, akıllıcadır, hakçadır özündeki düşünceler, üyelerimiz arasında yaygın bir şekilde savunulmaktadır.
“Söz konusu üyelerimiz, üyelerin katkısı ile oluşmuş Oda bütçesinin, bina alımlarına aktarılmasını anlamsız olduğunu düşünmektedirler.”
BEDELİNİ ÖDEMEDEN BİR ŞEYLERE SAHİP OLMAK GAYRETİ YAĞMA KÜLÜRÜNÜ ANIMSATIYOR.
MİMARLAR DA EĞER EL KOYMAYI MEŞRU OLARAK GÖRMEYE BAŞLADILARSA.
KENTLERİMİZDE ERKEN KALKANIN KAPTIĞININ ELİNDE KALMASINI NORMAL OLARAK GÖRMEK LAZIM.
lemi açıkgöz
21 imzalı bildirinin bana kalırsa açıklanması daha önceleri yapılabilse binanın alınması durdurulabilirdi. ekonomik krizi oda yönetimi “teğet geçer bize” diye hiç önemsememiş. nasıl olsa proje vizesi, smg kursları para geliyor diye düşünüyorlardı. krizde inşaat piyasası durdu. smg de mahkeme kararından sonra yeni “kursiyer” bulabilir mi bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz. yukarıda yorumların birinde söylenen bina alımının “genel kuruldan kaçırılması” daha önemli. bu niyet var idiyse niye söylenmiyor. tabi anlamamız mümkün değil şimdi sorunca devlet bürokrasisinden grift bir brokrasi var. ne sorsan doğru cevap alabileceğin şüpheli.
bina değil önemli olan ilişkinin tesis ediliş biçimi. bildirinin can alıcı yönü burası daha çok etkili.
düzelir inşallah, bekliyoruz.
saygılar
Cem Sevil
Bu binanın (alınmış bina için ne denir, güle güle oturun) cephesi çok sıkıcı. İçi yenilenirken dışına bir el atılsa derim ben. Bu kadar mimar varken ortalıkta belki sınırlı bir yarışma olabilir. Yoksa Karaköy sıradan hanları gibi duruyor.
Sabahat Derin
Ne yapalım artık alınmış alınmıştır. Odanın malı olmuş sonuçta. İleride oraları daha değerli olacak. Kol kırılır yen içinde kalır, birbirinizin kusuruna fazla bakmayın. Danışılsa iyi olurmuş ama yapamamışlar işte. Bu yazılı uyarınızdan sonra daha dikkat ederler.
Saygılar
dilek özgür saatçi
içerik olarak olduğu gibi şeklen de kötü dizayn edilmiş bir alım odaya bina edindirme işi. meslek grubunun geleneklerine uygun değil. daha önce alınan binalarda bu kestirme yol denenmedi. bu miktarda büyük alım bile yapılmadı. bakın ankara kızılayda tmmob ye bir kat verilen binanın yapımına sonra istanbuldakilere. yanan binaya kadıköy ve bakırköy binalarına. bilenler karşılaştırsınlar. “küreselleşmenin etkileri ve yönetişim” odacı taifesinin söylediği gibi sadece sermayedarları etkilememiş anlaşılan. muhçu başkan her cümleye tıkıştırdığınız “yönetişim” le şu oda alım kararlılığını, biçimleri bir karşılaştırın sakin kafayla. bakın ne bulacaksınız?
Kenan Ataç
İstanbul şubemizin demokrasi kusurları, blgi yayarken yaptığı yanlışlıklar, tarafgir tutumu, seçim kazanmak için herşeyi mübah gören yaklaşımı artık klasik bir döngüdür. O sıklıkla sözü edilen etik kavramı, yapılan bu haksızlıkları söz kalabalıklığı ve psikolojik baskılarla örtme işine yarar. Bu kadar çok bir paraya ekonomik kriz öncesi yönetim kurulu olarak karar vermek akıl alır gibi değil. Üstelik bina alımının dentlenmesi odanın denetleme organları ile gerçekçi şekilde yapılamaz. Genel kuruldan kaçırılması ise düpe düz yanlışlık. Şimdi bina alındı, kötümü oldu, bol bol kullanırız diyenler çıkabilir ama daha para harcamadan bir yer bulunabilirdi herhalde.
Üyenizden kaçmayın sayın oda yöneticileri, bunu bilir bunu söylerim. Hani deriz ya demokrasi sandığa oy atmak değil sadece diye. İşte öyle, demokrasi sizi bilmem ne kadar oyla birilerin seçmesi değil sadece.
pınar dağçeken
imzalar oldukça saygın kişiler. başta bina ile olmak üzere getirilen şikayetlere yöntemsel olarak katılıyorum. güzel ve açıklayıcı bir değerlendirme diye düşünüyorum.
burada ortaya konan ve 92 yılından beri sürdürülen yöntemler diye sıralanan eleştirlere neden olan düşünce ve yapılanmayı tanıyorum ve son üç dönemdir ben önce mimarlıkta demokratik açılım programında son seçim döneminde ise mim grubunun programında bu kapsamda eleştirileri okudum. ama bu imzaların dahil olduğu grup son altı yıldır şimdi yukarıda saydıkları eleştirileri “aile içi sır” gibi kendi aralarında konuşmuş olsalar gerek ki dışarıya yansıtmadılar. hatta bir bölümü “hem eleştiririm hem yönetim kuruluna girerim” veciz atasözümüzde olduğu gibi şimdi eleştirilen kurullara dahil oldular. bu ikircikli tutumu şimdiye kadar bu imza sahiplerinin niye sürdürdüğünü anlayabilmiş değilim.
istanbul şubenin yangından mal kaçırır gibi “habersiz” olarak, kendi dar çveresinde karar verdiği bina alımını öncelikle müsriflik olarak görüyorum. sonrada üyesinden bilgi ve hesap kaçırma olarak değerlendiriyorum. sonra da bize karanlık değil aydınlık günler lazım.
saygılar.