Mimdap’da yayınlanan öğrenci atölyeleri zaman zaman tartışmalara neden olmakta. Eleştirilerin ana konusu genellikle ülkemiz mimarlık eğitiminin dünyanın gelişen koşullarını ne kadar takip ettiği, bilgisayar ve yeni üretim tekniklerini ne kadar ders programlarına entegre ettiği ile ilgili. Bunun dışında hoca başına öğrenci sayısındaki artışlar, atölye koşullarının buna bağlı olarak yetersiz kalması, biz “eğitim değil ticaret
yapıyoruz” diyen özelleşmiş vakıf eğitim kuruluşları…. Burada dünyada yapılan önde gelen mimarlık ve mimarlık eğitimi çalışmalarına yer veren bir siteden”nexttoparchitects” den örnekler vereceğiz.
İlk saptamamız öğrenci çalışmalarının değerlendirilmesinin genellikle jüriler tarafından yapıldığı ve çalışmaların sergilendiği saptaması. Böylelikle öğrencilerin hem kendilerini hem de arkadaşlarını değerlendirmeleri sağlanmakta, eleştiri alışkanlığı kazanmalarına imkan verilmekte, atölyeler arasındaki farkların ortaya konulması gerçekleşmektedir. Rekabet mimarlık alanında gelişmeleri sağlayan temel unsurdur.
Öğrenci çalışmalarında çok farklı malzemeler tek bir tekniğe ve tek bir çalışma anlayışına bağlanmaksızın uygulanmaktadır.
Ancak tüm çalışmalarda yoğun bilgisayar kullanımı, hem tasarlama, hem uygulama hem sunma hem de ölçülü, hesaplı, çözümlenmiş projelerin ve alternatiflerinin üretimi için zorunludur. Bilgisayarı dışlayan bir mimari proje eğitimi artık mümkün değildir.
Bilgisayar kullanarak yapılan tasarımlar ise sürekli gelişmekte ve kendi kurallarını getirmektedir. Bunlar; üç boyutlu çalışma, gerçek ortamın simülasyonunda çalışma, mimari mekanları elemanların özelliklerini, taşıyıcı sistemi, yapı detaylarını ve hesapları kapsayarak tasarlama gibi ileri yapı bilgisi ve uzmanlık isteyen alanlardır. Bilgisayar kullanımı, bilgisayarın kendi program bilgisinden çok yapı ve malzeme bilgisini gerektirmektedir.
Maket esastır. Hiçbir bilgisayar tekniği şimdilik maketin yerine geçememektedir. Bu zamanlar halogramların gelişmesiyle belki aşılacaktır. Ancak şimdilik böyle bir durum söz konusu değildir. Prof.Dr.Şengül Öymen Gür’ün ifadesiyle “görüntü önümde fıldır fıldır dönmekte ancak ben görüntünün etrafında dönememekteyim”. Bunun nedeni bilgisayar ekranının iki boyutlu olmasıdır.
Bilgisayar artık sadece tasarımda değil aynı zamanda maket yapmakta da (3d plotter) kullanılmaktadır. Artık elle yapılması ve tasarlanması olanaksız parçalar bilgisayar yardımı ile kolayca gerçekleşebilmektedir.
Temel tasarım ile mimari proje eğitimi farklı yönlerde gelişmektedir. Birbirinden destek alarak gerçekleşen bu ikilemde piyasa talepleri ile teknolojiler arasındaki farklar etkili olmaktadır.
Bilgisayar şehircilik boyutundan yapı detaylarına kadar bir projeye aynı anda hakim olmaya olanak sağlamaktadır. Farklı ölçekler arasındaki sınırlar kalkmakta, bir ölçekte yapılan değişiklik kolayca tüm ölçeklere yansıtılmaktadır.
Detay bütün ilişkisi her türlü mimari anlayışa ve yaklaşıma uygulanabilmekte, özellikle modüler üretimlerde son derece etkili olmaktadır.
Farklı teknik ve maket yapma olanaklarının kullanılması sunumlarda yeni açılımlara olanak vermekte, maliyetlerin düşmesi eskiden el ile yapılan çalışmaların 3D plotter’lara aktarılması mimari ifadeyi geliştirmektedir. 3D Plotter’lardan iki boyutlu düzlemde çalışanı CNC tezgahları da kesimleri mükemmelleştirerek maketlerin daha kolay ve süratli yapılmalarını sağlamakta, bilgisayar ortamında geliştirilen düşüncelerin tam olarak maketle ifadelerine imkan sağlamaktadır.
Bilgisayar ortamında üç boyutlu olarak şekillenen soyut formlar, yeni teknikler sayesinde somutlaştırılabilmektedir. Soyut ve somut kavramları uçlara doğru genişlemektedir.
Modüler elemanlardan farklı formların biraraya gelmesiyle oluşanların imalatları kolaylaşmakta, geçmişin ancak aynıların tekrarı ile türetilebilen kündekari teknikleri günümüzün farklılıkları içeren marküteri tekniklerine dönüşmektedir. Her durumda hesaplanabilir değişkenliklerin üç boyutlu olarak sunumuna gelen kolaylıklar imalatları da dönüştürmektedir.
Modüler parçaların üç boyutlu yerleşimleri plan düzlemlerini aşmaktadır.
Bu bağlamlar içinde mimarlık eğitimi de değişimler göstermekte, farklılılar artmakta, aynı atölyelerde tekniklerin seçimine bağlı olarak yeni arayışların yapılabilmesi kolaylaşmaktadır.
Motifler zenginleşmekte, uyum kavramsal olarak genişlemektedir.
Form yeni tekniklerin yardımı ile çok daha geniş bir alanda farklı çözümler üretmekte, bu çözümlerin her biri ayrı bir dil olarak kendisini ifade etmektedir.
Başlangıçtaki temel formlardan türetilen yeni formlar aynı zamanda başlangıç sonuç ilişkisini de ayrıştırmaktadır.
Tüm bu olanaklar mimari mekanlara yansımakta, zengin ifade olanaklarıyla donatılmış mimarlık alanı yeni açılımlarla zenginleşmektedir.
Bu dönemin bir başka özelliği de topoğrafya’nın mimari elemana dönüşmüş olmasıdır. Aslında bu dönüşüm iki yönlüdür. Mimariyi bir topoğrafya oluşturma olarak gören yaklaşımlar ortaya çıkmaktadır.
Başlangıç noktalarında yer alan temel formlar ve onların modüler evrimi mimarinin eğitimini de etkilemektedir.
Devam edecek
Metin: Yılmaz Kuyumcu Kaynak: Nexttoparchitects













































