Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, AKM sürecini tartışmaya açtı

16 Dakika Okuma Süresi

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, 11 Ağustos 2009 Salı günü, Atatürk Kültür Merkezi’nin yenileme sürecine yönelik kaygıları ve yürütmeyi durdurma kararı ile ilgili bir toplantı düzenledi. Toplantıya, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı Eyüp Muhçu başkanlık ederken, tiyatro oyuncusu Nedim Saban, Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği (TOMED) adına Orhan Kurtuldu, Nâzım Hikmet Kültür Merkezi adına Orhan Aydın, Kültür Sanat Sendikası (Kültür- Sanat Sen) Genel Başkanı Yavuz Demirkaya, Uluslararası Plastik Sanatçılar Derneği ( UPSD) Yönetim Kurulu Başkanı Bedri Baykam, Kültür-Sanat Sen İstanbul Şubesi adına opera sanatçısı Tarık Çakar, Özerk Sanat Konseyi adına Fikret Terzi konuşmacı olarak katıldı.

9.jpg

111.jpg

Eyüp Muhcu
10.jpgAKM bildiğiniz gibi İstanbul’un ve Türkiye’nin simgesi olmayı hak etmiş bir yapıdır. Gerek yapılış, tasarlanışı, ardından yaşananlar ve son dönemlerde çeşitli kesimlerin yıkım isteğine rağmen, AKM, 1. derece kültür yapısı olarak tescil edilmiştir. İstanbul’un aidiyetinin bir parçası, bir buluşma noktası haline gelmiş olan yapının, tescil edilmesiyle birlikte yıkım süreci de yasal olarak durdurulmuş oldu. Sürece bağlı yapılması gerekenler ise, bakımı, onarımı ve tesisatının yenilenmesi vb uygulamalardı ve bunların yapılması için çok kısa bir süre yeterliydi ancak 1,5 yıl önce bu işlemlerin yapılması adı altında AKM kültüre, sanata ve İstanbullulara kapılarını kapattı. Ancak yapılan yanlışlardan dolayı, İstanbul 9. İdare Mahkemesi’nde Kültür Sanat Sendikası’nın açtığı dava sonucunda mahkeme, onaylanan projelerin yürütmesini durdurma kararı verdi. Bunun nedeni çok açıktır: “Proje üzerinde ve yerinde yapılan incelemeler neticesinde yapılan düzenleme ile koruma grubu 1 olan yapının günümüze ulaşmış sosyo-kültürel, tarihi kimliği oluşturan mekansal, biçimsel, yapısal özellikleriyle, çevre içerisindeki özgün rolünün korunmadığı, 2863 sayılı yasa ile ilke kararlarına uygun davranılmadığı” gerekçesiyle yürütme durdurulmuştur.Mahkemenin son derece yerinde, haklı olarak verdiği karara rağmen eşi görülmemiş şekilde mesnetsiz, bilimsel ve yasal dayanaktan yoksun biçimde eleştirilmektedir. Mahkeme bilir kişi raporuna dayanarak karar vermiştir, oysa bilirkişileri yok sayan, mahkeme heyetini bilgisizlikle suçlayan kimi ne idüğü belirsiz açıklamalar yapılmaktadır. Bu durum son derece kaygı vericidir.

Korunması gereken 1. grup yapının dönüştürülmesi öngörülmektedir. Bu dönüşümle AKM gibi bir kültür merkezinin bir kahvehane ya da cafeye benzetilerek dönüştürülebileceği kamuoyuna uluorta söylenmektedir. Yapının dışarıya açılması, İstanbullularla buluşması adı altında yapıya Marmara Cafe’ye benzetilerek çatıya eklenecek, girişi dışarıdan sağlanabilecek bir cafe-restoran ile ticari bir fonksiyon verilmek istenmektedir. Bu hizmetler AKM’nin içinde yetersiz de olsa zaten bulunmaktadır. Düzeltilebilecek bu yetersizlikler istismar edilmektedir. Bu kabul edilebilecek bir şey değildir.

2010 Ajansı tarafından yürütülmekte olan AKM süreci ile ilgili toplantılar, 2010 Danışma Kurulu Üyesi olmama rağmen benden dahi saklanmıştır. Kapalı kapılar ardında birtakım organizasyonlar yapılmıştır. Davetli olmadığımız halde katılmak zorunda kaldık ve birlikte bu yapının korunması, dönüştürülmemesi gerektiği yönündeki fikrimizi belirttik. Bundan sonraki toplantılara çağrılacağımız 2010 Ajansı tarafından söz verilmiş olmasına rağmen herhangi bir toplantıya davet edilmedik. Dava sonrasındaki durumu tartışmak amacıyla yapılan toplantıya ben kişisel olarak davet edildim ama bu ülkenin sanatçıları davet edilmedi. Bu yaklaşımı huzurunuzda kınıyorum. AKM’nin kullanılamamasının sorumlusu 2010 Ajansı’dır.

Nedim Saban:
8.jpgTuhaf bir suskunluk var, gazeteciler bu konuyu araştırmıyorlar. Ben bu konuda birkaç kelime söylemek istiyorum, o kelimeleri birleştirip belki bir şeyler çıkarabilirler: Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu, 2010 AKB Ajansı, Şekip Avdagiç, TURSAB, Başaran, Ulusoy, İKSV, Orhan Alkaya. Kongre Vadisi’nin nereden nereye uzadığını, Gezi Oteli’nin yıkılmasıyla AKM’den Kongre Vadisi’nin arkasına kadar nasıl bir kapı olduğunu gazeteciler yazsın istiyorum.

Burada maalesef bir ötekileştirme, yalnızlaştırma var. Hangi ülkede insanlar, evlerinin, işyerlerinin yıkılmasına göz yumuyorlar? Ama burada direnenler fişlendiği için sanatçılar da korkuyor. Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nda da aynı şeyi yaşadık, başta buldozerlerin altına yatmaya niyetli pek çok kişi vardı ama son gün 50-100 kişi kaldık. Bizim yarınki İstanbullulara bu yapıların hesabını vermek zorundayız. Ayrıca bir yanda özel tiyatrolar bu kadar zor ayakta dururken, AKM için bile para olmadığı söylenirken, diğer yandan milyonlarca liraya kiralanan ama kullanılmayan cep tiyatrolarıyla paralar saçılıyor. Avrupa Kültür Başkenti olan bir kentin operasının, balesinin, müziğinin, tiyatrosunun olmadığını ve sanatçıların çok zor bir durumda olduğunu ve sürekli her anlamda yalnızlaştıklarını düşünün. Diğer tiyatroların durumu hatırlanmalı ve AKM’ye sahip çıkılmalıdır.

Yavuz Demirkaya:
71.jpgAKM bizim için çok büyük önem taşımaktadır. Mayıs 2008’de bakanlık tarafından apar topar boşaltıldı. Bu sırada sanatçılarımıza, çalışanlarımıza yer gösterilmemiştir. Bu durum sanatın dağıtılması halini almıştır. Mayıs 2008 tarihli proje devam ederken Aralık 2008’de bu proje revize edilerek 2010 ajansı tarafından yeni bir proje ortaya konulmuştur. Biz de buna karşı bir dava açtık, 2010, Kültür Bakanlığı bizi muhatap olarak almamıştır. Söylenenlerin hiçbiri doğru değildir, hiçbir zaman o projeyi onaylamadık, herhangi bir medya kuruluşuna da demeç vermedik. Proje ile ilgili defalarca girişimlerde bulunmuştuk bu yenilemenin bu şekilde olamayacağını anlatmak için. Bizi 2010’un bilgilendirme toplantılarına yönlendirdiler. AKM’nin hemen tamamlanması için o toplantılara da katıldık, görüşlerimizi bildirdik, değişiklik olmayınca biz de mahkemeyi sürdürdük. Haziran ayında bilirkişiler ile birlikte, benim de katıldığım bir yerinde inceleme yaptık. Sonucunda yürütmeyi durdurma kararı alındı. Bu karar sonrasında da sendikamız 2010 Ajansı tarafından yapılan hiçbir toplantıya çağrılmamıştır.

Burası sit alanı içerisinde, 1. grup bir yapıdır. Bunun kararını alan da ben değilim, Koruma Kurulları’dır. Sanatçı arkadaşım Nedim Saban’ın da dediği gibi, İstanbul’da sanatın mekanlarının dağıtılma, yağmalanma sürecine tabi tutulduğu bir dönemde, AKM’nin korunması daha da büyük önem kazanmaktadır. Binanın yıkılmasına da, içinin ve dışının değiştirilmesine de karşı çıkıyoruz. Bir an önce yapımı için de yetkilileri anlaşmaya çağırıyoruz.

Bedri Baykam:
62.jpgAKM İstanbul’un kültürel bir simgesi ve 20. yy Türk mimarisini ve sanatını kentin ve ülkenin en önemli buluşma mekanı. Onunla büyüdük. Birçok sanatçı dostum gibi ben de en büyük sergilerimi orada açtım. Aynı zamanda Türkiye’nin en güzel, en uygun galerilerinden biri de AKM’de bulunuyor. AKM’yi madur eden bütün bu süreçler, operayı, tiyatroyu, baleyi, sanatı mağdur etti. Bu masanın etrafındaki arkadaşlarla birlikte AKM Yıkılmasın diye defalarca gösteri, dayanışma, konuşmalar yaptık. Bütün bu tepkileri hep beraber duyurduk. Bu hatalarından dönmeliler diye.

Ülkemizde yaşanan diğer bütün olaylardan soyutlanamaz AKM’nin başına gelenler. Hiçbir ülkenin hükümeti, kültür bakanlığı, hele ki Avrupa Kültür Başkenti 2010 gibi bir projenin sahipleri, o ülkenin sanatçı ve sanat kurumlarına bu kadar ters düşen bir karara imza atamazlar. Bir yandan Avrupa Kültür Başkenti olacağı için bir sürü gürültü yapılırken, -bunu bir ihaleler silsilesi, ekonomik bir rant modelinin önemli yan ürünleri olarak alacaksınız ve bu ülkenin bütün sanatçıları, mimarları ne düşünüyor, buna duyarsız kalacaksınız. Böyle bir şey olamaz.

Sanat bilindiği gibi bu ülkede uzun süredir üvey evlat gibidir ancak son dönemdeki bu uygulamalar sanatı dağıtmaya, yok etmeye yöneliktir. Karşımızda, sanata, müziğe, eğlenceye, içkiye, düşünceye karşı çıkan bir zihniyet var. Bağımsız, özgürce düşünen insan profilinden korkan, ona düşman olan, çağdaş eğitimden korkan, kendi düşünce sistemi dışındaki herşeyi yok etmeye şartlanmış bir zihniyetle karşı karşıyayız. Yaşam biçimlerine müdahaleyle başka bir Türkiye inşa ediliyor. Tesadüfe bakın ki bunlar aynı zamanda Taksim’in ortasına cami yapmak için uğraşanlardır.

Orhan Kurtuldu:
54.jpgMerhum Hayati Tabanlıoğlu, mükemmel bir bina tasarlamıştır. Biz kültür sanat elçileri olarak Koruma Kurulu’na koruma dilekçelerimizi verdik, kayıtlarda mevcuttur. Bu sürede pek çok şey yaşadık. Sonuçta AKM çalışanları, sanatçıları boşaltıldı, 7–8 ay geçti, hiçbir şey yapılmadı. Bundan sonra sendikamız mahkemeye başvurdu. 64 STK, Özel Sanat Konseyi imzası ile koruma kuruluna, AKM’nin boş kaldığı o sürenin hesabı soruldu.

“AKM yıkılsın” diyen bakan Koç, biz “yıkılmasın” dediğimiz için bize “gericisiniz” dedi. “AKM’ye bu uygulanmak istenen proje mevzuata, koruma ilkelerine aykırıdır” diyoruz, yine “gericisiniz” diyorlar. Bize “mimari ufkumuzun önüne set koyuyorsunuz, siz mimar mısınız da mimari konularda görüş bildiriyorsunuz?” dediler. “Biz mimar değiliz ama korumacıyız” cevabını verdik. Onların da korumacılığı okullara dönüp tekrar okumaları gerekir.

Büyük gelir getiren yerler buralar ve buralardan rant elde etmeye çalışıyorlar. Biz AKM için yeni bir yönetim modeli geliştirmek istedik. Yenilemeyi yapanlar burayı İstanbul Modern’le karşılaştırarak yeni işlevler eklemek istiyorlar ama burası İstanbul Modern değil. Kanun bunu zaten engelliyor.

Biz burada teknik, elektronik, havalandırma gibi altyapının çağdaş modellerle yenilenmesini istiyoruz. Ama AKM’nin ön, yan cephesinin değişmesini, arkadaki bale çalışma salonunun yerinin boğaz gördüğü için restorana dönüştürülmesini, ticarileştirilmesini istemiyoruz.

Bir de, ihale şartnamesinde belli bir şirketin adres gösterildiğini gördük, bazı malzemelerin özellikleri birebir olarak bu şirketin tanımlamalarından alınmış ve bu şirketin Türkiye Distribütörlüğü yok, yani teknik destek alınması da mümkün değil bu nedenle. Yapılacak işin kalitesini gösterdiğini düşünüyorum bu tavrın.

Orhan Aydın:
44.jpgBüyük bir yağmanın parçası bu yaşadıklarımız. Buna karşı biz AKM’nin yıkılması ve Kongre Vadisi konuları ilk gündeme geldiği günden beri alanlara çıktık. Bütün bu yaşananların AKP’nin yalanı olduğunu kabul etmemek yanlış olacaktır. Galataport meselesinden, Haydarpaşa’dan, Sulukule’den, Tarihi Yarımada’daki yağmadan hiç ayrı değildir AKM meselesi. Bu ülkenin başbakanı bu kentte belediye başkanı iken, “ben bu binayı ve bu binanın içinde olup bitenleri sevmiyorum” demiştir. Bu ülke bundan utanmalıdır. Hedef AKM’yi, sanatın tüm dallarını ortadan kaldırmaktır. Aynı şey Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde de yapıldı.

2010 Ajansı kurulduğundan beri içinde olanlara, girenlere, çıkanlara, bir tek sorum var: “2010’a bir şey kalmadı. 2011’de ne yapacaksınız? Bu kadar dolandırıcılık, yobazlığın üstüne, yeni bir seçim sonrasında yalnız kaldığınızda hangi yüzle bizim aramızda dolaşacaksınız?” AKP’nin de 2010 Ajansı’nın da, Kültür Bakanlığı’nın da AKM’yi 2010’a hazırlamak gibi bir endişesi yok. Olsaydı, bu kadar zaman içinde bir şeyler yapılırdı. Bunlar AKP’nin yalanlarıdır.

Herkes bilsin, meydan boş değil, hiçbir sözcüğümüz de sahipsiz değildir.

Tarık Çakar:
34.jpgBen aynı zamanda AKM’nin yanmadan önceki havasını da solumuş bir sanatçı olarak konuşmak istiyorum. 2008 Mayıs ayında bizi AKM’den çıkarırlarken, bize yer bile göstermediler. Pek çoğumuz taşınma sırasında da telef olduk. Bu süre içinde, arkadaşlarımızın da anlattığı gibi, AKM, sanat icra edilebilecek bir hale getirilebilirdi. İçimizdeki bazı arkadaşlarımızın da konuyu saptırıyor olmaları da ayrıca kötüdür. 2010’un geçen hafta yaptığı ve bizim davet edilmediğimiz toplantıda, bale bölümünden bir arkadaşımız, “Kültür Sanat Sendikası sanatçıları temsil edemez, sanatçılar adına karar alamaz, azınlıktadır” şeklinde konuşmuştur. Ancak orada sanatçılardan kim olduğu sorulduğunda birkaç kişinin el kaldırdığı görülüyor. Peki, o zaman onlar orada sanatçıları mı yoksa 2010’u mu temsil etmek için bulunuyorlar?

Bizim koro salonumuzda hava alacak bir penceremiz yoktu ve yıllarca sayın Hayati Tabanlıoğlu ile tartıştık, bir pencere açtırmak için, kendisi asla açamayacağını, mimarinin bozulamayacağını söyledi. Ancak bugün oğlu ve devamı, AKM’yi içten yıkmaya çalışıyorlar.

Biz büyük oyunlarımızı tamamen rafa kaldırmak zorunda kaldık, küçücük oyunlarımızla Süreyya Operası’na hapsedildik. Neyse ki orası varmış elbette ama sıkıntılarımız çok büyük.

Fikret Terzi:
24.jpgToplantının sonuna kadar kalacak olanlara teşekkür ediyorum, burada bir utkuyu paylaşıyoruz. Karanlık karşıtı devrimi, karanlığa karşı sanatı sürdürüyoruz. Bugün buraya provası, başka işleri olduğu için gelemeyen ya da toplantıdan ayrılmak zorunda kalan arkadaşlarımız gün gelecek sanat yapacak yer bulamayacaklar. O nedenle burada olmaları çok önemliydi.

Bugün yöneticiler sanattan, kültürden rahatsızlar. Daha önceki projelerde ve AKM’de de olduğu gibi. Eğer sanatın özerkliği kabul edilse, çalışmaları engellenmese, bugün AKM sadece İstanbul’da değil, Türkiye’nin her yerinde açılacaktı.

Soru-Cevap-Yorum Bölümü
Konuşmaların ardından sanatçılar, mimarlar, mühendisler ve AKM çalışanlarından söz alanlar büyük ölçüde AKM’nin olduğu gibi korunması gerektiğini ama bunun yanında teknik olarak günümüz teknolojisi ile altyapısının yenilenmesinin doğru olacağını, ayrıca böyle büyük bir operanın sadece İstanbul’da bulunmamasının Türkiye için büyük bir kayıp olduğunu belirttiler. Sanatçılar, restoran veya cafe yapılmasının AKM’ye olumlu etki yaratmayacağını, tersine kendilerinin çalışmalarını olumsuz etkileyeceğini belirtirken, mühendisler, 20 yıl önce altyapının kısa bir sürede yenilendiğini, bunun yeniden yapılabileceğini ve mimarlıktan çok bunun tartışılması gerektiğini söylediler. Mimarinin mimari ortamlarda tartışılması gerektiği de mimar katılımcılar tarafından dile getirildi.

yorum.jpg

Konuşmaların sonunda, 2010 Ajansı Kentsel Projeler Koordinatörü Korhan Gümüş söz aldı.

Korhan Gümüş:
14.jpgBen bu tartışmaları yapmanın önemli olduğuna inanıyorum. Mimarların işleri de bu tartışmalar sonucunda ortaya çıkıyor. Kongre Vadisi diye bir şey yapmak için bir tiyatro binasının ortadan kaldırılması konusunun sadece orayı kullananlar tarafından tartışılmasına şiddetle karşı çıkarım. Oranın gerçek sahibi o binayı kullananlar değil, herkestir. Özellikle de bu süreçten dışlanan halktır. Mimarların görevi de süreci kamusal boyuta taşımaktır. Mimari grup hala tartışmaya açıktır. Çalışma grubuna da Eyüp Muhcu her zaman davet edilmiştir. Bence mimari proje, mimari ortamlarda tartışılır. Ama burada yapılması gerekenleri tartışmanın alemi yok. Kamusal bir program oluşturulmaya çalışılıyor, bunun içinde olabildiğince şeffaf şekilde süreç sürdürülmeye çalışılıyor. Bence tüm aşamalarda, kontrolörlük de dahil olmak üzere mutlaka çalışma gruplarının olması lazım. Ama sanki bina yıkılacakmış, siz de bu yıkıma karşı çıkıyormuşsunuz gibi bakmak yanlıştır, buna kendimizi kaptırmayalım. Geçmişten bugüne kadar kazandığımız noktalar, konuyu gerçekten tartıştığımız noktalardı.

Süreci yeterli bulmuyorsanız 2010’a baskı yapın. Daha şeffaf olması için çaba harcayın. Hep beraber yapalım bunu. Daha çoğulcu olması gerekir mimarinin. Bu kamusallık sürecini dönüştürmemiz gerekir. Şu anda bize oyalanmamız için iş çıkarıyorlar, Tarihi Yarımada’da yapamayacak kişilere projeler veriyorlar ki, uzmanlar onlarla oyalansın, asıl işlerle ilgilenemesin.

Kendi çıkarlarımızı değil, kentin çıkarlarını, kamusal çıkarları ön plana almalıyız.


Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından düzenlenen toplantı bu konuşmaların ardından sona erdi.

Mimdap

3 Yorum

  1. Anonim

    Yapıların zamanla ortaya çıkan yeni gereksinimlere göre değiştirilmeleri doğal hatta zorunludur. Yoksa bir süre sonra bizim tarihi dokular gibi yok olur giderler. Burada iki tane sorun var: bunlardan birincisi bizde bu çağın gereksinimlerine göre düzeltme yapma kültürünün olmaması sorunu ikincisi ise artniyetler ve arthesaplar. Hiçkimse AKM nin bunca zaman boş kalmasının bir zorunluluk olduğunu iddia edemez.
    Muhtemelen birileri bir takım hesaplar için AKM yi işlevsiz boş. tartışılan bir yapıya dönüştürmek istemiştir. Sonucunda da belki de AKM bir otel yada herhangi bir rant tesisi olarak karşımıza tekrar çıkacaktır.
    Burada gelişmeleri engelleyenlerle bu artniyetlilerin aslında çok iyi buluştuklarını görmemiz gerekiyor.

  2. yorumsuz

    “AKM bildiğiniz gibi İstanbul’un ve Türkiye’nin simgesi olmayı hak etmiş bir yapıdır.”

    “2010 Ajansı tarafından yürütülmekte olan AKM süreci ile ilgili toplantılar, 2010 Danışma Kurulu Üyesi olmama rağmen benden dahi saklanmıştır.”

  3. yüksel şahin

    ne demek lazım bilemiyorum. körler sağırlar birbirlerini ağırlar. bize ve “şanlı” odamıza bu yakışırdı. yakışmış.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir