Mimarlar etik kurallara sahip olmalı mı?

2 Dakika Okuma Süresi

Mimarlar, toplumun geri kalanından daha fazla sosyal sorumluluk sahibi kişiler midir? İnsanların yaşam düzeylerini yukarı çekmek gibi bir görevleri var mıdır? Azerbaycan Zaha Hadid’i çalıştıracak parayı nereden buldu? (Aynı soru, Londra Olimpiyat Oyunları için de geçerli)

Son dönemde mimarları de içine alan bir tartışma konusu olarak da karşımıza çıkan, mimarlıkta insan haklarına, çalışma saatlerinin yoğunluğu gibi konulara dair tartışmalar süredururken, Haydar Aliyev gibi KGB ajanı bir diktatör için kültür merkezi yapmayı Zaha Hadid nasıl kabul edebiliyor?

12.jpg

Etikle ilgili sınırı nereye koymak gerekir? Foster da, aynı sebeplerden ötürü, Kazakistan’daki Uzlaşma ve Barış Sarayı’nı inşa ettiği için kınanmıştı. Rem Koolhaus’tan Sir Terry Farrell’a kadar bütün büyük mimarlar, Çin sayesinde para basıyor, çünkü bu ülke işçilerin yaşamını ve güvenliğini çok da umursamıyor. Foster’da “Crystal İsland”ı ile bu silsileye dahil oluyor. Peki ya despotik hükümetler ve oralardaki kültür hakkında ne düşünülüyor?

Bazı mimarların vicdanları ise felakete uğramış. Hepsi çevreci ve içlerinde Lord Rogers’ın da bulunduğu bir grup, İsrailli mimarları, Filistin’de çalışmaya iknâ edebilmek için onca yolu tepmeyi de göze alabiliyor. Peki Rogers’ın oraya gidip hızlıca bir kontrat imzalaması, hiçbir şey söylememesinden çok da kötü değil miydi?

Artık mimarlıkta etik bazı kuralları koymamızın zamanı gelmedi mi? Bu konuyla ilgili sorulacak çok fazla soru yok mu?

Kaynak: Guardian’s Arts Blog
Çeviri: mimdap

6 Yorum

  1. Yılmaz Kuyumcu

    Yani ideallerimiz olmazsa iyi kötü kavramlarımız da olmaz. İleri sürdüğümüz savlar gerçekte o savlardan bağımsız, hatta bazen tam tersine, savlarımızın aksine bile dönüşebilen niyetlerimizi gizlemekten başka bir şeye yaramaz. Bir konuyu bilimsel ortamda tartışabilmenin koşulu bu nedenle çıkarları değil idealleri bir doğru adına savunmaktır. Bu da kolay değildir. Hem konuya hakim olmanız (bilgi) hem de o konuda yeterli deneyime sahip olmanızı (deney) gerektirir. Yoksa tartışma kişiselleşir. Birileri çıkar hiçbirşey söylemeden papagan gibi “onlar öyledir” demeye başlar. Acıklı olan bu insanları toplumlar daha kolay benimserler.
    “Nihilist hareket” bir reaksiyon hareketidir. (Bu benim tanımlamam değil literatürde böyle geçiyor) fikirleri değil bireyleri hedef alır. (Özdemir Sabancı süikastinde olduğu gibi)
    Demek istediğim “eğer bilgi değil, başka amaçlarla üretilen sloganlar” tartışmalara yön verirse kolayca iş düşünsel ortamdan kişisel saldırılara dönüşecektir.

  2. merve erkoc

    Aydinlatici yaziniz icin tesekkur ederim Yilmaz Bey. Gercekten egitim cok onemli, egitimi verenler de alanlar da demokrasiyi iclerine sindirmedikce bahsettiginiz fark kapanmayacak. Avrupali ogrencilerin farkliligindan bahsetmissiniz. Degisim ogrencisi olarak gittigim okulda ben de bunu hissetmistim, ancak daha cok egitimi verenlerin ogrenciyle kurdugu iliski beni etkilemisti. Ustten bakan bir tavirla asla karsilasmadim ornegin.

    “Kolayca nihilizme düşebilecek kısa vadeli ve çoğu kez başka nedenlere dayalı bir eleştiri” demissiniz ya bu kismi pek anlamadim. Anlatirsaniz sevinirim.

  3. Yılmaz Kuyumcu

    Mimarinin insan hayatını çoğu durumda siyasetten daha fazla etkilediğini düşünüyorum. O derece de ki mimarlık bana bir tür siyasetmiş gibi geliyor. Zaten “mimarist” kelimesini üretirken de bunu düşünmüştüm. Bugün odanın resmi iki yayınının adı. Mimarlığın bir “elit eylemi” olarak sunulmasını yada eleştirilmesini de anlamıyorum. Çünkü günlük yaşantımızı doğrudan doğruya etkiliyor. Kullanmasak bile etkiliyor. Evimin arkasında Haydar beyin yaptığı bir okul var. Onu her gördüğümde moralim düzeliyor. Bunun gibi o kadar çok örnek var ki kentimizde.
    Bir hocamız vardı öğrenciliğim sırasında: Mr. Burdese. Marksist’ti. Sınıf savaşlarının mimariyi nasıl yönlendirdiği üzerine yoğunlaşan dersleri vardı. Örneğin mutfak organizasyonu ile kadın emeğinin daha rasyonel sömürüsü arasındaki ilişkileri gösteren grafikler gösterirdi. Ya da zoning kavramı ile… Yada modüler üretimin kapitalist üretim süreçleriyle ilişkisini anlatırdı. Ama o da tüm bunların ötesinde “mimarlığın çağın dramına oranla daha kalıcı” olduğunu söylerdi.
    Sözgelimi Corbusier’nin şekillendirdiği ve ortaçağ kentlerine alternatif olarak sunduğu tüm dünyaya yayılan konut tipi insanların yaşantısını onyıllar boyu doğrudan belirlemiştir. İnsanların komşuluk ilişkilerini kısıtlar onları yalıtırken insanların davranışlarına kadar bir çok şeyi yönlendirmiştir. Kanımca mimariyi bu açıdan ele alırsanız bir sonuca ulaşabilirsiniz. Yani tüm boyutlarıyla. Kolayca nihilizme düşebilecek kısa vadeli ve çoğu kez başka nedenlere dayalı bir eleştiri yerine, ürünün toplum üzerindeki etkisini uzun bir süre için tartışacak bir eleştiriyi geliştirmek bana daha doğru geliyor. Demokrasinin içselleşmemiş olduğu kesin. Bunu en son seçimlerde de çok açık bir şekilde gördük. Bu eğitimle de çok yakından ilgili. Türk ve yabancı öğrenciler arasındaki farklara bakınca bu çok net görülüyor. Esas sorun da bu farkın kapanmasında. Ama geçen pazar şahit olduklarımdan sonra bunun daha uzun bir zaman için gerçekleşebileceğinden çok emin değilim.

  4. merve erkoc

    Samimi cevabiniz icin cok tesekkur ederim Mustafa Bey. Ben mimarlik icin duydugum heyecani, sizin soylediginiz o “atesi” ayni zamanda o resimdeki Cinli iscinin kosullarinin iyilesitirilmesi icin de duyuyorum. Bu insanlarin yasam kosullari korkunc gercekten de. Bu yapinin yapilmasinin Cinli isciye olan faydalari vardir elbette, sonucta bir isi var en azindan denilebilir. Ama bu kosullarin iyilesitirilmesi gerek. Ve bu mimarligin konusunu biraz asiyor sanirim. Bizde de benzer durumlar yasaniyor ne yazik ki, patlamalar, cocuk isciler… Iste ben boyle bir ortamda onceliklerimiz neler olmali sorusunun cevabini ariyorum, mimar olarak ne olacak onceliklerimiz? Ama son gunlerde gorunen o ki mimarlar birbirlerine dustukleri icin bu tip seylerle ilgilnemiyorlar ve bu da benim gibiler icin cok umut kirici oluyor. Malum kutuplasmada kendimi yakin hissettigim bir taraf yok bence ying yang gibi birbirini tamamlayan gruplar var yalnizca. Ben bu gruplar disinda yeni bir olusum istiyorum. Umarim bir dahaki secimlere…
    not: baska bir sayfadaki koylu kurnazligini yakistirmanizin farkinda olarak yine de bu cevabi yazdim size. Cunku bence sanal ortamdan kaynaklanan bir durum var, bir tur paranoya aslinda, herkes saldiriya ugramis gibi hissediyor kendini ve savas alarmi veriyor. O yuzden elestiriler yakici oluyor napalm gibi… Ve de konusacak birsey kalmadigindan artik susuluyor, saflar tutuluyor. ve iletisimsizlik kopma noktasina getiriyor iliskileri…

  5. Mustafa Mutlu

    Umutsuz olmak için neden yok. Yukarıdaki resmin arka planında Herzog ve Meuron’un (iki isviçreli mimar) stadyumu var. Bu stadyumun spor için hizmet vermesinin, biçimsel açıdan insanları daha geniş ufuklara davet etmesinin dışında pratikte de çok sayıda turisti bu bölgelere çekeceği aşikar. Bunun şu an borunun içinde yemeğini yiyen çinli işçinin yaşamını iyileştirmesine katkı sağlamayacağını düşünmemiz için hiçbir neden yok. Bunu şöyle de söyleyebiliriz Mimar Sinan ve Süleymaniyesi olmasaydı İstanbul’da yaşayan halk neler kaybederdi?
    Mimarlığa olan güveninizi hiçbir zaman kaybetmeyin genç meslektaşım. İçinizde bir ateş yakmaya çalışın, mimarlık ateşini, bu sadece sizin değil çevrenizdekilerin de doğruda yada dolaylı ısınmasını sağlayacaktır.

  6. merve erkoc

    Sanirim Guardian gibi bir gazetede bile-gerci blog denmis, kimin yazdigi ayrintili verilmemis- “Haydar Aliyev gibi KGB ajanı bir diktatör için” gibi bir soz sarfedilebiliyor. Bu Avrupa-merkezci etik anlayisi mi adaletli yapacak mimarlari? MI5 ya da CIA’nin ulkelerindeki devlet baskanlari ve bu orgutler cok hakkaniyetli de biz farkedemedik herhalde. Ayrica mimarlikta etik kurallar derken insanlarin sokakta birakilmasina alternatif üretmeyen -ancak sürekli alternatifsizlikten ve çözümsüzlükten bahseden- kentsel yenilmenin gözde mimarlarının durumu ne olacak? Hem mimarlık için birşeyler yapmak hem de sosyal sorumluluk sahibi olmak aynı anda mümkün olamıyor mu bu ülkede? Olamıyorsa neden? Ben bu mesleği yapmasına kısa bir süre kalmış bir öğrenci olarak çalışacağım ortamdan hiç de umutlu değilim açıkçası…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir