Mimarlar, Coronavirus ve Örgütlenme…

7 Dakika Okuma Süresi

Dünyada olağanüstü belki de şimdiye kadar yaşanmamış bir hal hüküm sürüyor. Coronavirus yayılmaya devam ediyor ve devletler önlem paketlerini açıklıyor.

Dünya nüfusunun en yoğun bölgelerinden biri olan Avrupa (ve şimdi Türkiye’de içinde…),  Çin’de başlayan sonra İran’ı kasıp kavuran salgından sonra en riskli, en yoğun vakaların yaşandığı felaket bölgesi oldu. Her gün olumsuz haberleri, kayıpları izliyoruz.

 

 

 

Bazı ülkelerde önlemler alınıp, sokağa çıkma yasağına kadar sert tedbirler geliştirilirken, halen “sosyal devlet” geleneğini belli ölçülerde sürdüren Kanada, Fransa, Almanya, Belçika, Danimarka… gibi ülkeler, zorunlu olmayan bütün sektörleri durdurup, kendi halklarına “sizin işiniz, borcunuz, geçim meseleniz devletimizin kaynaklarıyla çözülecektir, siz sağlığınızı koruyun, para bizim işimiz…” demek suretiyle güven verdiler.

 

Oysa her ülke aynı kararlılıkta ve vatandaşına aynı yakınlıkta davranmıyor ve bu durum coronavirus salgını için en büyük tehdit.

 

Önce ABD’ye, NewYork’a orada www.world-architects.com da ele alınan john Hill’in şu makalesine bakalım:

 

NEW YORK’TA ve BAZI ÜLKELERDE NASILMIŞ?

 

Mimarlar COVID-19’un yayılmasını önlemek için evden çalışıyorlar ama tasarımlarını yapan inşaat işçileri ne olacak? İnşaat sektörü pandemiye cevap vermekte yavaş kalmıştır.

 

 

Bunu yazarken, evde sıkışık New York City dairemdeyken, inşaat işçileri hala beş bölgede binaları inşa etmekle meşguller. New York Post’a göre, işçiler hala işe gidiyorlar – bazen hasta olsalar da – Belediye Binası’na koronavirüsün yayılmasını önlemek için savaşırken iş sahalarını kapatmak için yeni bir baskı oluşturuyorlar.” Kentin Binalar Bakanlığı” DOB ofislerine giriş trafiğini önemli ölçüde azaltmak  için kurallar koydu  ancak şehirdeki inşaatlarda geçici olarak durma belirtisi hala görünmüyor.

 

 

 

NYC inşaat sahalarını kapatırsa, belediye başkanı Pazartesi günü tüm inşaat projelerini askıya alan Boston’un arkasında olacaklardı. Dünyanın birçok ülkesi gibi kenti bir inşaat patlamasının ortasında olan Belediye Başkanı Martin j. Walsh, “Aldığımız bu kararlar kolay değil ancak çok fazla dikkat çekiyorlar.” dedi.

 

 

 

İsviçre-Mimarlar platformundan yazan Manuel Pestalozzi, Cenevre, Ticino ve Vaud kantonlarının inşaatları durdurduğunu açıklıyor  ancak Zürih’te sondaj ve çekiçleme devam ediyor; diye devam ediyor. Orada sendikalar hükümete inşaatları durdurması için dilekçe verdi. Koronavirüs kapsamında tek bir ortamda haberleri toplayan Engineering News-Record gibi başka bir yere baktığımızda, başlıklar aynı: İnşaatlar bazı yerlerde duruyor, ancak çoğunda  devam ediyor.

 

 

 

 

Mimarlar ve diğer ofis çalışanları, doktorlar, hemşireler, bakkallar, teslimat sürücüleri vb. gibi hizmet elemanları “temel olmayan” olarak kabul edilirse ve bunlar ev-ofis çalışmasına geçti ise de, aynı düşünceyle bu düzenleme inşaat ticaretine uzanmalı değil midir?

 

 

Birçok şantiyenin açık hava koşulları ve inşaat işçilerinin zaten işlerinin bir parçası olarak maskelerle yüzleşmemesi, aslında onların hastalığa yakalanmalarını ve kendi dışındakilere yaymalarını sağlamıyor mu? Bu tür işçilerin ev-ofis senaryolarına geçemedikleri göz önüne alındığında, inşaat durmalarının ekonomi üzerinde ne gibi etkileri olacaktır? Bu tür sorular, COVID-19’un yayılmasını önlemek için her önlem düşünüldüğü için dünya çapında tartışılmaktadır.”

 

 

Kaynak: www.world-architects.com

 

 

Evet, Amerika’dan bakınca durum böyle. Mimarlar, (bütün görünür sorunlar çözülmese de) görece olarak ev-ofis düzenine geçmiş görünüyor. Ya işçiler, inşaat sektörü, ya diğer emek sektörleri?

 

 

BİZİ SORACAK OLURSANIZ…

 

 

Bizim ülkemizde mimar odaları, dikkatli olmayı, ofisleri eve çekmeyi, kendi yapacakları hizmetleri azaltmayı… üyelerine duyurdu.

 

 

Ama kapitalist üretim sisteminin sosyal devlet parantezini çoktan kapamış ülkemizde, bu acımasız uygulamaları; güvencesiz bırakmaları, ücretsiz zorunlu izinleri, işten atmaları kim durduracak? Kapatılan ya da yavaşlatılan ofislerdeki “çalışan-ücretli mimarın” korona salgınında “evde kalmalarının” sonucu ne olacak?

 

 

 

 

Ücretiyle geçinenlere “dua etmeleri” dışında (tabi bir de uçak seyahatları  kdv indirimi ve ucuz konut kredisi olanağından(!) hiç söz etmeyelim…)  hiçbir vereceği olmayan devlet yapısı, ücretiyle geçinen ve bir ay sonra kirası, ısınma gideri, elektrik-internet faturası, kredi kart borcu gibi sadece ücret alırsa döndürebileceği çarkın içinde olanlara nasıl “evinde kal” diyebiliyor?

 

 

Bu zor zamanlar, bir yanıyla karmaşık gibi görünen kapitalist üretim mantığının deşifre olup, kendini var ederken gizlendiği sislerden arınarak; bir anlamda insana dair hiç bir şey sunmuyor olmasının değim yerindeyse ‘kabak gibi ortaya çıktığı’ zamanlardır.

 

 

Süresi bilinmeyen bu kaotik ortamdan çıkmak için, kamusal kaynakların; devletin en üst yetkilisinin açıkladığı pakette sunduğu gibi gereksiz noktalara değil toplum lehine kullanılması zorunludur. Oysa açıklanan pakette emekçiye, emeği ile geçinenlere dair hiç umut yoktur.

 

 

Ancak, bütün insanların insanca yaşamayı, sağlıklı olmayı, sağlığını korumayı talep etme hakları vardır. Bu ülkenin (dolayısıyla devletin)kaynakları insanların sağlığını öncelemeyecekse neyi ilk yapılacaklar listesine alacaktır? Bu temel hak ısrarla talep edilmeli, yaygın bir şekilde yönetim organlarının karşısına çıkarılmalı, halkın sağlığı ve geleceğinin korunması için tedbir alınmasına her zamankinden daha gür sesle çağrı yapılmalıdır.

 

 

Bütün mimarlar, esas olarak ücretli çalışan bütün halk gibi kendi sorunlarının çözülmesi temelinde  çoğunlukla koruma altına alınmayan; mağdur edilenler tarafındadır. Dolayısıyla “mağdur edilenlerin dayanışması” sayılabilecek bir ağ, bir toplumsal yönelim oluşmalı, bu yolla talepler daha net ve güçlü şekilde verilebilmelidir.

 

 

Biz Mimdap yayın portalı olarak, tarihsel dönemeçte hatırlatıyoruz: Bu sahipsizlik, bu kaotik ortamdaki sessizlik ortadan kaldırılmalıdır. Kim bozacaktır bu kötü dengeyi? Elbette mağdur edilenler. Ancak onlara yol açmak, onlara bu olanağı tanımak gerekir.

 

Meslek örgütlerinin iyi kötü ciddi miktar olanakları bulunmaktadır. Olağanüstü genel kurullar, vırt zırt toplantıları organizasyonları başka zamanların işi.  Şimdi kaynak, yer, ilişki, kalem, kağıt, yayın, olanak… başka türlü bir krizden güçlü şekilde çıkmayı hedeflemeli, ücretli, işsiz, işinden edilmiş… mimarlara, tüm mağdurlara çevrilmelidir. Bunun için meslek örgütlerine bu tarihsel dönemde çok görev düşmektedir, bu işi başlatmaları, şu anda bütün olanaklarını buna ayırmaları gerekmektedir.

 

 

Koronavirus salgınından toplumun kurtulması çabaları, yeni bir hayatın, yeni bir bakışın ve demokrasinin getirilmesinin de önünü açmalıdır.

 

 

 

 

MİMDAP

3 Yorum

  1. mehmet ali kızılkanat

    meslek odası derken mimarlar odasından bahsediyorsanız ben şimdiki oda yönetiminden böyle bir kapasite beklemiyorum. 55 gün oldu, bir cevahir olsaydı çıkardı ortaya zaten.

  2. nezih

    odalarda var mı bu mecal?

  3. Kenan Karagül

    “Artık eskisi gibi olmayacak” sözü çok tüketildi ama burada yeridir. Her toplum yüz defa salak yerine konulup yüz defa istedikleri yere çekilmiş olabilir ama bir defa can havliyle başka bir yola girebilir. Bütün mavallar uyduranların koltuğunun altına sıkıştırılıp geldiği yere gönderilebilir.

    Öneriler ve çıkış çok iyi. Odalar kendi bürokrasilerinden ve alışkanlıklarından kurtulup nesi var nesi yok yeni ilişki düzenine yatırım yaparlar mı, buna ön ayak olabilirler mi? Bana kalırsa başka şansları yok .

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir