Daniel Libeskind, Hong Kong’daki 25000 metrekarelik kamusal bina için çalışıyor.
Şubat ayında, Belfast’te konuşan Libeskind, mimarlardan, Çin’deki totaliter rejimi sebep göstererek, orada çalışmak için iki kere düşünmelerini istemişti. Ancak, Libeskind’ın New York merkezli firması, Hong Kong’daki devasa Media Merkezi projesi için çalışıyor ve bu durum büyük bir çelişki oluşturuyor. Bu ikilem de, pek tabii tüm mimarlık ve planlama camiasında büyük yankı uyandırıyor.

Pekin Olimpiyatları için işçileri insanlık dışı şartlarda çalıştıran Çin’i protesto çağrıları, dünyanın her yerinde dolaşıyor.
Libeskind’ın eşi Nina, Daniel Libeskind’ın Hong Kong’da çalışmasının kendisiyle çelişkiye düşmesi anlamına gelmediğini belirtti ve o bölgenin Çin içerisinde özel bir konumda olduğunu vurguladı. Nina, “Bu durum, Daniel için bir dogma değildir. Tamamen kişisel bir düşünceyle girişilmiş bir meseledir. Tibet’te neler yaşandığını gördük, ancak, Hong Kong’daki kanunlar Daniel’ın bu konuda rahat olmasını sağlıyor.” diye konuşuyor.

Demokratik olmayan sistemlerde çalışmak ya da çalışmamakla ilgili tercihin ise, yalnızca Çin’e özel olmadığını belirten Nina, Azerbaycan’ın da bu kategoriye girdiğini, ama mimarların bu ülke sayesinde ‘ceplerini doldurduğunu’ belirtti.

Ancak, Filistin için Barış grubundan Mimarlar ve Plancılar ise, Libeskind’ı ‘çifte standart’ yaratmakla suçluyorlar. Abe Hayem, konuyla ilgili şunları söylüyor: “Çin, insan hakları ihlalinde en başta güreşen ülkelerden bir tanesi. Buna rağmen büyük isimlerin hala orada işler yapabilmesi beni çok şaşırtıyor.”

Özgür Tibet kampanyasının başı çeken isimlerinden Anne Holmes, “Bir kişi, Çin’deki insan hakları ihlallerine karşı bir tutum takınıyor ve bunun için bir çağrıda bulunuyorsa, bunu yanlış anlamış olamayız. Böyle bir çağrı yapılıyorsa, bu tüm Çin’i kapsar, Hong Kong’u da herhangi bir sebeple dışarıda bırakmak gerekmediğini de söylemek gerekir.” diyerek, konuyu önemli bir noktaya çekiyor.

Libeskind’ın durumu, Simon jenkins gibi kimi gazeteciler tarafından ise, Hong Kong’un Çin’in geri kalanına göre daha demokratik olduğu gerekçesiyle destekleniyor.
Kaynak: BD online
Çeviri: mimdap



8 Yorum
hikmet kocagöz
mimarlar her yerde çalışmalı… heni bir söz vardı eskiden, bilim çin de bile olsa git öğren diye. çin şu anda hakikaten mimarlıkların gösteri yeri gibi, inanılmaz yatırımlar inanılmaz projeler var ve bu durum dünya mimarlığını etkiliyor. mimarlık proje ile gelişen bir meslek kim ne derse desin.
Urbannebula
Geçenlerde gördüğüm haberde Libeskind’in Çin ve insan hakları ve bunun gibi ülkelere karşı olan tepkisini orada iş yapan mimarlara yönelttiğini görmüştüm.
Benim bu konudaki teorim madem kendisi Hong Kong’ta(Çin) çalışmayı problem olarak görmüyor, bana kalırsa tamamen tanınmış büyük abilerimizin dünya piyasasındaki kendilerini tekrar hatırlatma ve pazarlama taktiğinin bir örneğidir bu tavır. Yoksa ne demokrasi ne de baska birşey ile alakalıdır gibi geliyor bana.
Reklamın kötüsü olmaz diye bir kavram var malum:)
Diğer yandan kütlesel olarak Libeskind’in siteye bu proje ile yerleştirilmiş olan görselleri son derece daha önce yaptığı projelerin bir tekrarı hem de sıradan bir versiyonu gibi görünmekte. Ondan daha iyisini beklerdim açıkçası…
Emrah Bey, söylediğiniz deneme tahtası olma durumu aslında açgözlü ve hırslı çinli yerel otoritelerin şehirler arasındaki daha iyi !? farklı projeler geliştirme gayreti ve yabancı yatırımcı şirketlerin de bundan fayda sağlamaya çalışması sırasında oluşan doğal!? bir süreçtir. En azından ünlü mimarlar avrupada yapmayı hayal bile edemeyecek işler ve tasarımlar üzerinde çalışma fırsatı buluyorlar. Onlara bunu çok görmemek mi lazım acaba:))
Ne zaman hor görülen ya da yardıma ihtiyaç duyan çinlilerin(insanların) yanında olmuş ki çıkarı veya reklamları olmadan güç sahipleri..
emrah bal
böyle bir tartışmanın çıkmış olmasına bile şaşırmaktayım nouvel in rogers ın gehry nin pianonun bottanın hadid in … çagın mimarlarının çin ile ilgili ne yapabiliriz sorusunu kendilerine sormaları gerekli nasıl çinde çalışabiliriz burdaki insan hakları ihlellerini hangi çizgilerle tüm dünyaya ulaştırabiliriz veya çinde yaşayanlara nasıl insan olduklarını hatırlatabiliriz diye düşünmeleri gerekir abe hayem kimdir bilmiyorum ismini ilk kez duydum ancak düşünce sistemini tekarar gözden geçirmesi gerektirdigini düşünüyorum filistin için ne yapyığını sorgulasın daha sonra çinde ne yapabilecegini Daniel Libeskind in binası nasıl olursa olsun bu tartışmanın gölgesinde kalır bence bir insanlık ayıbı binayla ilgili olarakta bütün mimarlar çinde çalışsınlar ancak bölgeyi bi deneysel çalışma alanı olarak görmesinler
orhan eriş
Bence de çok önemli çizgileri olan bir yapı. Libeskind’ın müthiş enerjik tavrı cepheden hissediliyor adeta.
Emre Büke
Çin’i boşverelim, bu yapı kendisinin ardıllarını yaratacak çeşitten bir tasarım. Çizelim bir köşeye isterseniz, sonra konuşuruz, bakalım benzerleri ortaya çıkacak mı…
resmiye ünal
yani hocalar tasarım hakketen bambaşka, Çin için, ülkenin otoritesine uygun düşer mi düşmez mi kısmı çok ayrı bir mesele. tasarım yaratıcılığı açısından değerlendirirseniz, grafik bir akıl var. bu akıl Libeskind’ı farklı kılıyor.
Ali Ersin
Elektriği bulanlar işkencecilerin onu nasıl kullandıklarını görseler buluşlarını saklarlarmıydı? Ya da motorları geliştirenler sebep oldukları trafik kazalarını düşünselerdi, nükleer enerjiyi geliştirenler atom bombasını düşünselerdi…
Bence burada en önemli olan şey, buluşun kendisinin toplumu değiştirdiği. Libeskind ne derse desin yaptığı proje getirdiği topografyasıyla Çinde rejimi dinamitliyor. Çünkü insanların düşünsel, algısal, kültürel tanımlarını başka bir boyuta taşıyor. Bunun sanıyorum en iyi örneklerinden birisi de Türkiye’den Atatürk’ün Cumhuriyet için Seyfi Arkan’ı ileri sürmesinde saklı. Böylece sadece geçmişi geçmiş haline getirmekle kalmıyorsunuz aynı zamanda yeni bir toplumun da temellerini atıyorsunuz.
Tıpkı elektriğin, motorların, nükleer enerjinin yaptığı gibi.
Aksi insanları sefalet koşullarına mahkum etmek onların tüm çıkış yollarını ellerinden almak olurdu.
Buna Libeskind dahil hiçbir mimarın, sanatçının, bilim insanının hakkı olduğunu sanmıyorum.
orçun kuzey
Jibeskind için belki de sıradan ama morfolojik düzeyde yeni ışıklar yakan bir proje bence.