Yunus Aran Konferansları kapsamında 23 Aralık 2008 Salı günü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Oditoryumu’nda Prof. Dr. Füsun Alioğlu, doktora tezinin de konusu olan “Mardin Konut Dokusu Üzerine Araştırmalar” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Sunumuna, Mardin kentinin tarihine ve bu tarih içerisindeki kültürler dizisine hızla değinerek başlayan Alioğlu, ardından Mardin kent dokusunun fiziki yapısı, kentin geleneksel konut dokusunu etkileyen temel nedenler ve genel konut özelliklerine değindi.
Yunus Aran Konferansları
Bu konuşmalar Mimar Sinan Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü 1999 mezunu mimar Yunus Aran’ın anısını yaşatmak için O’nun tutku ile bağlı olduğu mesleğinde yapılacak akademik ve kamusal etkinliklerin O’nu anmanın en anlamlı yöntemlerden biri olduğunu paylaşan ailesi ve arkadaşları tarafından düzenlenmektedir.

Yunus Aran Konferansları, Prof. Dr. İlgi Aşkun, Prof. Dr.Kemal Çorapçıoğlu,Prof. Mete Ünal, Prof. Nursel Onat, Doğan Hasol, Prof. Dr.Bülent Özer, Y. Doç. Dr. Hale Tokay ve Mehmet Aran’dan oluşan Akademik Danışma Kurulunun önerileri doğrultusunda biri Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğrencilerinin mesleki birikimlerine katkıda bulunmak, diğeri uluslararası üne sahip kimi mimarları ulusal mimarlık ailesi ile tanıştırmak amacı ile düzenlenmektedir.
https://www.yunusaran.org adresini ziyaret edebilirsiniz.
Prof. Füsun Alioğlu
Prof.Dr. E.Füsun Alioğlu, Lisans eğitimini, 1978 yılında İ.D.M.M.A. Mimarlık Bölümü’nde tamamlamıştır. “İmrahor İlyas Bey Camisi -St. john Stoudios Manastır ve Kilisesi- Tarihsel Gelişim ve Çağdaş Biçimleniş Önerisi” adlı tezi ile 1981 yılında İ.D.M.M.A. Mimarlık Bölümü, Rölöve Restorasyon Dalı Yüksek Lisans Programını bitirmiştir. “Geleneksel Mardin Şehir Dokusu ve Evleri Üzerine Bir Deneme” adlı tezi ile 1989 yılında İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Tarihi Anabilim Dalı’nda “doktor” unvanını almıştır. “Geç Dönem Osmanlı Mimarisi Metal Yapıları Üzerine Bir İnceleme” adlı araştırması ile 1992 yılında “Doçent”; “İznik: Tarihsel Yapılar ve Koruma Yaklaşımı İçin Temel ilkeler” adlı araştırması ile 2001 yılında “Profesör” olmuştur.
1982-2008 yılları arasında Yıldız Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi Restorasyon Anabilim Dalı, Tarihi Çevre Değerlendirme Bilim Dalı’nda görev yapan Prof. Dr. Alioğlu, 2003-2007 yıllarında, YTÜ Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü Başkanlığı; 2007-2008 yıllarında Restorasyon Anabilim Dalı Başkanlığı yaptı. Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Şubat 2008 yılında emekli olarak Kadir Has Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi oldu. Halen Kadir Has Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Lisans Programı yürütücüsü olarak görev yapmaktadır.
“Mardin Konut Dokusu Üzerine Araştırmalar”
Medeniyetler Geçidi Mardin
Tarih boyunca birçok medeniyetin sınırları içerisinde yer almış, birçok kültürün yaşam alanı olarak var olan Mardin, diğer güneydoğu kentleriyle birlikte, kültürel hareketlerin merkezinde bulunmuş. Bizans döneminde Hıristiyanlıkla birlikte manastırların eklendiği, Arap istilasının ardından İslam kültürünün etkilerinin görüldüğü, aşiret ve federasyonların yerleştiği, göçebe Arap hareketlerinin yolunda kalmış, çok uzun yıllar içinde şekillenmiş bir kent Mardin.


Kent Dokusunun Fiziki Özellikleri
Kentin en önemli özelliği bir tepede kurulmuş olmasıdır. Kentin merkezinde öncelikle bir kale – ki sarp kayalıkların üzerinde, kayalıkların şekillendirilmesi ve sağlamlaştırılmasıyla oluşturulmuştur-, ardından tüm işlevlerin kale surları içinde geliştiği görülür. Yerleşim, kamu binaları ve sivil mimarlık örneklerinin tamamı kale içinde görülmeye başlansa da, zaman içinde kale dışarısında, tepenin eteklerine doğru kaymışlardır. Günümüzde kaleden geriye yalnızca duvar kalıntıları kalmıştır. Dış mahalle güney eteklere lineer olarak yayılmıştır çünkü güney, güneşe dönük en iyi açıyı vermektedir. Buralarda zaman içinde yerleşmiş ve bir kısmı halen korunan inançların etkisiyle gelişmiş yapılar görülür. Konutların manzarasına “Mezopotamya Ovası” girer.


Geleneksel Konut Dokusunu Etkileyen Nedenler
Malzeme ve teknoloji: Konutlarda ve yapıların büyük çoğunluğunda, bölgenin yeni taş ocaklarından çıkarılan sarı kalker taşı kullanılmaktadır. Taş, mimaride en önemli malzemedir ve kapı, pencere gibi mecburi durumlar dışında ahşap hiç kullanılmaz. Bölgede taş, bütün yapım teknolojisini etkilemiştir. Sert, güçlü, sağlam ve kolay erişilir oluşu, kullanım sebeplerinin başında gelir. Kalker taşının koyu sarı olanı geleneksel bezemelerde kullanılır.


İklim: Mardin’in iklimi karasaldır; çok uzun ve sıcak yazlar yaşanır, kışı ise sert geçer. Bu ser iklimin etkisiyle konutlar birbirine bitişik inşa edilmiştir. Sıkışık, dar sokakların üzerinde, akraba evleri “Abbara” denilen eklerle birleştirilmiştir. Abbaralar korunaklı mekanlar sunar. Pencereler genellikle küçüktür, bunun sebebi ise, kışın soğuğun, yazın sıcağın içeri girmesini önlemektir. Böylelikle yazın serin, kışın sıcak mekanlar yaratılmıştır.
Topoğrafya: Mardin, eğimli arazinin faydalarının en iyi kullanıldığı yerlerden biridir. Genel görünümü dev bir merdiveni andırır. Ayrıca arazi yapısı nedeniyle merdivenli ya da rampalı sokaklar sık sık karşımıza çıkar. Arazinin derinliği, konutların basamaklanmasını sağlamıştır. Ancak bu basamaklar kübik yükseltiler şeklinde değil, araziyle bütünleşik biçimde yerleşmiştir ve birbirlerinin manzarasını kapatmayacak şekilde konumlanmıştır.
Mardin Evinin Yapılanması
Mardin evleri, çok uzun bir süreç içinde ortaya çıkmıştır. Ataerkil ve aşiretli toplum yapısının etkisiyle, büyüyen aileler evden kopmaz, bunun yerine, parsel ve arazi el verdiğince evin genişletilmesi tercih edilir. Bu şekilde Mardin evleri zaman içerisinde büyüyüp birbirine yaklaşmış ve özgün şeklini almıştır.
Katların işlevsel özellikleri: Konutların genelinde öncelikle zemin kat yapılmış ve tüm işlevler – selamlık, mutfak, ahır, oturma odası vb – bu katta yer almıştır. Ancak kat sayısı arttıkça zemin kat yalnızca hizmet alnı olarak kullanılmaya, yaşama alanları ise üst katlara çıkmaya başlamıştır. Konutların vazgeçilmez bölümleri avlularıdır. Avlular, içe dönük, mahrem birimlerdir. Konutların çoğunda “kadın mekanları” olarak düzenlenmiş olsa da, selamlığın da avluya katılmasıyla erkek mekanı olarak çeşitlendiği de görülmektedir. Katlar arasındaki merdivenler yapının dışındadır ve tüm terasları birbirine bağlamaktadır. Ayrıca yapıların içinde de merdivenli bağlantılar bulunur. İklime özel yapılar arsında en önemli olarak sayılabilecek olan “Mandara” adı verilen, yazlık, serin ve Mezopotamya Ovası’na bakan odalardır.
Tasarım: Tasarımda ilginç biçimde, modülasyonla karşılaşılır, 3,60-4 metrelik kare modüller, konutların açık ve kapalı mekanlarını oluşturur. Ancak bu kareler belirli bir formüle göre yapılaşmamıştır, her katta farklılık gösterir, her katın kendine ait bir karakteri vardır.

Kapalı mekanlar: Konutlarda mutlaka “işlik” denilen hizmet birimleri bulunur. Bunun yanında, kahve sunulan özel yerler olarak kahve ocakları yer alır.

Yarı açık alanlar: Bunlara “eyvan” adı verilir. Eyvanlarda su öğesi mutlaka kullanılmıştır. Bu su çevreleri, zamanın yavaş aktığı dönemlerde, ailece vakit geçirilen alanlarken, zamanın hızlandığı günümüzde eyvanlarla birlikte daralmış, küçülmüş ya da tamamen kapatılmıştır.

Cepheler: Eski yapılarda pencere boyutu küçük, sayısı azken, geç dönemlerde boyut büyümüş, sayı artmıştır. Sokaklar, kapılar, Mardin evlerinde cephenin vazgeçilmez öğeleridir…
mimdap



4 Yorum
osman gökdemir
sayın hocam abbaraların tarihi hakkında bilgi istiyorum.
Ferhan Hercivan
Sayın Füsun hocamıza bu değerli çalışmasından dolayı teşekkürler gerçekten. Mardin konusunda başka tezler ve bilimsel çalışmalar olduğunu da biliyorum. Ancak ülkemizin çok mühim bir kültürel zenginliği olan Mardin Evleri, Mardin kentsel dokusu konusu üniversitelerde kürsü kurulacak bir genişlikte ve bence malesef hocamız gibi şahsen bu konuyla uğraşanlar dışında büyüyemiyor, genişleyemiyor.
Belki Füsun hocamız şimdi yeni üniversitesinde bu konuya ilişkin bir dal oluşturup Mardin yapı kültürünün incelenmesini daha derinleştirebilir, ileri kuşaklara taşıyabilir.
Saygıyla
orçun kuzey
Mardin taş yapısı planı, planın gelişimi, yaşam biçimi ile kurduğu geleneksel ilişki, yörenin iklimi hep bir diyalektik bağ oluşturur. Bunların o muazzam taş işçiliği ile cephelere yansıması ise görsel bir şölen belki de. Füsün hanımın çalışması dünya kültür kenti olan Mardin için bilimsel bir hediye aslında.
Saygılar
aliye sertanlı
Sayın Füsun Alioğlu’na yüzlerce teşekkür. Mardin konut dokusu, Mardin taş yapı kurgusu ele alınmadan Anadolu medeniyeti bahsine girilemez. O yapı yapma biçimi bir kültür ve ne yazık ki bugün bu kültürün kökleri artık yenisini vermiyor. Son çırpınışlar var yörede. Sayın Alioğlu hem bizi aydınlatıyor hem yol gösteriyor. Ama biraz da devletten, kültür bakanlığından destek artık, şarttır bugün için.
Hocama saygılar