Kopenhag’da işlev, estetikle buluşuyor

3 Dakika Okuma Süresi

Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da düzenlenen “LM Projesi” isimli uluslararası tasarım yarışmasını, Amerikalı mimarlık şirketi Steven Holl Architects kazandı. Şehirdeki limanda, 65 metre yükseklikte bulunacak olan bu simge yapı, ofis binalarıyla diğer yapıları birbirine bağlamayı amaçlıyor.

jüri başkanı jens Kramer Mikkelsen, “Proje hem estetik, hem işlevsel, hem de iş dünyasına hitap ediyor. Kazanan tasarım, mimarî kalite olarak çok üst düzeyde” diye konuşuyor.

Kopenhag Belediye Başkanı Ritt Bjerregaard ise, “Kazanan projeyle hem mükemmel bir yüksek yapıya sahip olacağız, hem de şehrin limanında yeni bir simge yapı yer almış olacak” diyerek tasarımı övdü.

Steven Holl Architects’in Kopenhag için geliştirdiği fikir, birbirine iki köprüyle bağlanan iki yüksek yapıyı barındırıyor. “Langenlinie” ve “Marmormolen” isimlerini alan bu iki yapıda, ofis binalarının yanı sıra, kafeler, sanat galerileri, teraslar ve oditoryumlar da yer alıyor.

Her bir kule, aynı zamanda aradaki yaya köprüsünün de taşıyıcısı rolünü üstleniyor. Bu iki köprü bir noktada birleşerek, el sıkışan iki insan görünümüne benzer bir yapıya bürünüyor. Köprünün iki yakası, farklı renklerle ifade edilmiş. Langenlinie tarafındaki köprü turuncuyken, Marmormolen kısmı ise açık sarı renkte tasarlanmış. Özellikle gece vakitlerinde köprünün aydınlatılması ve hoş bir manzara sunulması planlanıyor.

jüri, tasarımla ilgili raporunda şu sözlere yer veriyor:

“Kazanan tasarım, alana tam uyum gösteren iki bina yapmakla kalmayıp, bu binaları birbirine bağlamak konusunda yaratıcı bir fikir de getiriyor. Proje, tam da bu alanda ihtiyaç duyulduğu tarzda bir tasarım sunuyor.”

Bilindiği gibi, Danimarka alternatif enerji üretimi konusunda dünyanın en gelişmiş ülkesi konumunda bulunuyor. Steven Holl Architects tarafından geliştirilen tasarım, ülkenin bu ününe sadık kalarak, pek çok sürdürülebilir çözüm geliştiriyor. Her iki bina da güneş ışığını toplayarak enerjiye dönüştürüyor. Her katta doğal havalandırmayı mümkün kılan bir hava sirkülasyonunun olmasına özen gösterilmiş. Binaların içindeki kısımlar, günışığını en verimli kullanacak şekilde yerleştirilmiş. Köprünün ışıklandırması ise, rüzgâr türbinlerinden sağlanan enerjiyle sağlanıyor.

Kaynak: World Architecture News

1 Yorum

  1. selin ökten

    bütün öngörülerin dışında birşey ve çok değişik. nitelendirmeler üstü bana göre.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir