Chicago kent merkezi için Perkins+Will yenilikçi bir tasarım hazırladı.

Proje, Chicago kent merkezi’nin batısından geçen Kennedy Ekspres Yolu üzerinde devam eden bir park önerisi getiriyor. Mevcut, olgun kent merkezlerine açık alanlar eklemek, bu tür kullanımlar için uygun bol mekanların olmaması nedeniyle, karayolları ya da demiryolları gibi mevcut yapıların üzeri örtülerek mümkün olabiliyor. Bu proje de, Chicago kent merkezinde, mevcut bir karayolunun üzeri köprülenerek nasıl yeni açık alanlar yaratılabileceğinin ve bunların gelecekteki büyüme için nasıl kentsel bir katalizör görevi görebileceğinin bir örneği.

Bir dizi konutlar arası park, giriş rampalarını engellemeyecek şekilde blokların ortasından birleşiyor. Köprüler arasına yerleştirilen fonksiyonlar yeni kamusal ve özel tesisler yaratarak yolun her iki yanında yer alan geliştirilebilir parselleri birbirine bağlıyor. Parkın çevresinde önerilen gelecekte yapılabilecek olan binalar da parkın kenarlarda rüzgarla savrulmuş gibi görünmesi sağlıyor. Hava hareketi yaratılarak emisyon yoğunluklarını azaltılmak suretiyle açık alanda hava kalitesi arttırılıyor.

Ağaçlar ve bitkiler, alttaki yolun CO2 emisyonunu emerken aynı zamanda gürültü kontrolünü de sağlıyor ve yeşil ağ, etrafını çevreleyen yapıların içine yerleştirilmiş bir dizi bahçe ile dikey olarak devam ediyor. Böylelikle bu tasarım, kente sadece yeşil bir alan değil, aynı zamanda da hava alacak yeni bir ciğer olarak ekleniyor.

Yazı ve Görseller: World Architecture News
Çeviri: Mimdap



2 Yorum
Hayati Binler
Bu ve benzeri şehirler ne yaparsak yapalım insanî, ruha hitap eden ve adam gibi şehirler olamazlar. Bunlar; vahşi kapitalizmin emrettiği dürden yüksek gayr-i insani inlerin, mağaların bulunduğu sıkıntı merkezleridir. Ne kadar yeşillik filan ilave edilmeye kalkışılırsa kalkışılsın ciddi bir katkı sağlayamaz. Bunlar, geçici birer modadır. Sadece karşıdan bakıldığında -belki- bir güzellik var addedilebilir.
Nerede o benim Osmanl-Türk şehrim? Nerede benim o Osmanlı-Türk mahallem? Nerede beni o tenezzühgâh olan, ruhu dinlendiren, insana fıtrî güzellikleri yaşatan güzelim şehirlerim? Nerede benim Safranbolu’m, Beypazar’ım, Taraklı’m, vd.?
Bunları sadece biz söylemiyoruz. Bakın yabancılar bizim şehirlerimiz hakkında ne söylerler:
Eğer New-Yorku İstanbul ile kıyaslayacak olursak New Yorkun felaket, İstanbulun ise bir yeryüzü cenneti olduğunu söyleyebiliriz.
Le Corbusier İstanbula ilk gelişi olan 1911-1912 yılında söylemiş.
Corbusier devam eder: Bir atasözü der ki: Kişi bina yaptığı yere ağaç diker. Biz ise onları söküyoruz! İstanbul bir meyve bahçesidir; bizim şehirlerimiz ise taş ocakları!
Lamartine, Doğu seyahati hatıratında: Bu memleketin iki hususiyetini batılıların anlamasına imkân yok. Bu memleket fakir bir ülke fakat temizliğini ve ikinci olarak güzelliğini hiçbir batılının tasavvur etmesi mümkün değil. demiştir.
Bana eski İstanbul’umu geri verin. Bana eski Bursa’mı geri verin. Bana eski Isparta’mı verin. Ben ancak böyle mutlu olabilirim. Vahşi kulelerden müteşekkil, çağdaş mağaralı, vahşi insanî yığılma ortamlarında değil.
affan
harikulede… bu kentsel düğüm değil kentsel çözüm… yerinde kullanılmış doğru çözüm