Kent ve tarihle entegrasyon…

3 Dakika Okuma Süresi

Proje bir SİT Alanı olan Woollahra Koruma Alanının, yoğun trafiği olan bir bölgesinde yer almaktadır. Burada korunması gereken bir bina vardır ve bu bina 2003 yılında Halı Showroom’u olarak düzenlenmişti.

Müşterinin isteği iki yatak odasının ilave edilmesi, girişin ayrılması ve özellikle de yapılacak yeni eklerin tarihi çevre ile uyumlu olmasının sağlanmasıydı. Özel istekler arasında Okyanus Caddesinden gelen gürültünün azaltılması ve evin mahremiyetinin sağlanmasıydı.

Müşteri taleplerini takiben, hazırlanan taslak proje, uygun ve uygulama için kabul edilebilir olarak değerlendirildi. Köşedeki yeni evin yerleşimi, burada daha önce bulunan servis bölümünün ve araba park yerinin yerini aldı.  Bu tasarım bölgede çevre ile ilişkiler ve tasarım tiplerinin çeşitlenmesi açısından bir yenilik olarak görüldü.

Mimari çözüm, ölçeğin getirdiği etkinin azaltılması ve kötü görünümün önlenmesini hedefliyordu. Alttaki iki katın tuğla üst katın ise hafif mansar çatı olarak düzenlenmesi ve bakır ile kaplanması bir çözüm olarak görüldü. Sonuçta ortaya çıkan biçim, yakındaki diğer yapılarla  olduğu gibi, genel görünüme de uyum sağladı.  Kuzeydeki ve doğudaki  terasların alt bölünmeleri, bu etkiye katkı verdi.


Bu görsel ayrışım, malzeme ve detaylarda, yeni cephede, eski bina ile ekleme arasındaki ilişkinin belirli bir düzeyde olmasını sağladı.

İç mekanlarda yönlendirme, batı kısımda yoğunlaşırken, Okyanus caddesinden gelen gürültünün de bu şekilde azaltılması mümkün oldu. Yapı batı kenarında yerleşirken, mevcut dokunun özelliklerine de uyum sağladı.

 

2011 AIA (NSW) juri Raporundan:

“Müşteri ile mimar arasındaki uyum, zengin mekansal kurgunun ve eski ile yeni arasındaki sanatsal geçişlerin mevcut yapı ve taslak proje arasında oluşmasını sağladı.  Proje azaltılmış bir zemin izi ile mimari mekanın yeterliliği arasında yeterli bir düzeyi sağlarken, mevcut yapı ile de uyumu sağladı. Ustaca ve dikkatlice hazırlanmış kesitte, yapı gün ışığından yararlanırken, mekanların birbirini takip etmesi de büyük ölçüde desteklendi. Proje, başarılı bir şekilde yüksek yoğunluktaki trafiğin getirdiği gürültü ve rahatsız edici özelliklerin, konumlandırma ve kabuğun ustaca işlenmesiyle çözümlendiği görülmektedir. Bu yapı çok sayıda kısıtlayıcı kuralın olduğu bir yerde kentsel entegrasyonun da detaylar ve biçimin işlenmesiyle gerçekleşebileceğini de göstermektedir.”

Kaynak: Woollahra
Çeviri: mimdap

 

 

 

3 Yorum

  1. Azmi Ziya Kolcuoğlu

    Yukarıdaki projeyi mimar Türkiye’de yapmaya kalksaydı:
    1.İşyeri olarak yapılmış binaya konut fonksiyonları eklediği için,
    2.Marsilya kiremitleri ile kaplı çatıların olduğu bir bölgede bakır çatı önerdiği için,
    3.Tuğla cephelerin olduğu bir alanda alüminyum cephe kaplamaları önerdiği için,
    4.Muhtemelen teras önerdiği için,
    5.Yaşam zevki kattığı için,
    6.Buraya koymak istemediğim bir başka nedenle,
    Tarihi dokunun ortasında “nara atan sarhoş” muammelesi görür ve muhtemelen kurşuna dizilirdi.
    Sonra da aynı yere ipe sapa gelmeyen hem yer üstünde hem yer altında çok katlı AVM, yanındaki zavallı camiyi de neredeyse çöktürerek dinci yönetimlerin de desteği ile her türlü izni alır ve insanlarla alay edercesine, Aziz Nesini haklı çıkartırcasına gerçekleşirdi.
    Woollahra Heritage Conservation Area da durum çok farklı. Bize göre çok daha esnek ve anlayışlı bir yönetim, mimarın mesleki yetkinliğinin önünü açarak çok daha iyi bir sonuca ulaşmış. Demek ki korkulması gereken özgürlük değilmiş tam tersi herşeyi yasaklayan ve tasarım alanını avanta alanına taşıyarak herşeyin önünü açan sistemmiş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir