Kamusal ve özel alan arasında bahçeler

2 Dakika Okuma Süresi

Tokyo, ziyaretçilerini belki kent parkı benzeri büyük yeşil alanlarda ağırlayamıyor, ancak, kent içi yeşil alana dair oldukça alternatif bir çözüm geliştirerek herkesi şaşırttığı bir gerçek.

Konut alanlarından, dükkanlara kadar herkes, binasının önünü ufak, informel yeşil alanlara dönüştürmüş.

Bu ufak yeşil alanlar, kutularda, seramik vazolarda bulunan, hayal edebileceğimiz her türlü bitkiden oluşan bahçeler. Bu bahçelerde her çeşit bitkiye rastlamak mümkün. Kimi zaman mevsimlik çiçekler, kimi zamansa çok yıl aynı saksıda yaşayabilen bitkiler, bahçelerin vazgeçilmez elemanları arasında. Genel olarak, kullanılan saksılar, geleneksel japon sanatının ürünlerinde oluşuyor.japon bahçelerine benzeyen, doğanın ufak taklitleri şeklindeki saksılarda çakıl taşları, yosunlar gibi çeşitli dekoratif malzemeye rastlıyoruz. Saksı bahçelerinin bir diğer özelliği ise, kamusal alanlarla, özel alanlar arasında yeşil bir sınır oluşturmaları. Hem estetik, hem de işlevsellik içeren bu bahçeler, bir anlamda Tokyo’yu yaşanabilir kılıyor.

Aslında “illegal” olan bu saksı bahçelere, belediye ve çeşitli kamu otoritesi kurumları göz yumuyor ve böylelikle, kaldırımlara yerleştirilen bitkiler varlığını sürdürebiliyor. Ancak, bu konuyla ilgili olarak, kamu otoritesinin belki en önemli eksisi, saksı bahçelerle ilgili, ne bir düzenleme, ne de bir cesaretlendirme yapmıyor oluşu.

japon kültürünün, bugünkü japon kentlerine bir armağanı olarak düşünülebilecek bu küçük bahçeler, artık gündelik hayatın birer parçası haline gelmiş durumda.


Kaynak: Topos
Çeviri: mimdap

3 Yorum

  1. Serap İçöz

    Kamusal alan kavramı ülkemizde neredeyse bilinmiyor. Bu konuda bir kamu bilinci oluşmadığı sürece kentsel projeler bu kavram giremiyor. Öte yandan yaratılan kamu alanları aynı bilinç azlığı nedeniyle kullanılmıyor ya da kötü kullanılıyor. Bir de bunlara kamu mkanlarının bakımı, temizliği gibi hizmetlerin inşa edildikten sonra hiç verilmemesi eklenince ortaya büyük bir yoksunluk çıkıyor.

  2. lütfü sakin

    Depremden sonra şehir içlerinde bitişik düzen evlerin arka bahçelerinin hiç kullanılmayan alanlar olduğunu ve her parsel için bölünerek deprem sırasında kaçmaya bile yaramadığını saptamıştık. Sonra plancı arkadaşlarımız bu arka bahçelerin birleştirilmesiyle evlerimizin sokağa bakan değil de arka yüzeylerinde bir yeşil alan oluşturulabileceği, bunun kamusal bir işlev kazanabileceği konuşulmuştur.

    Bahçelerin kamusal alan olarak düzenlenmesi ölümcül bir deprem felaketi için bile gerekliydi. Ama bu bile bizde bir hareket yaratmadı.

    Başka yerlerdeki bahçelere imrenerek bakıp durmak da bizim kaderimiz olsa gerek.

  3. lütfü sakin

    Bence bu iş bir kültür konusu. Japonlar bu alana çok yatkın. Doğayı daha mı çok seviyorlar bilmiyorum. Bize çok uymuyor ama, bunu biliyorum. Bahçe, çiçekli yollar, balkonlardan sardunyalar, bunlara daha gelemedik galiba. Yükümüz çok ağır, çok çalışıyoruz, hayat alabildiğine zor anlaşılan.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir