Guggenheim Helsinki Tasarım Yarışması Finalistleri
1715 Katılımlı Guggenheim Helsinki Tasarım Yarışması ilk aşaması sonuçlandı ve altı proje ikinci aşamaya kaldı.
Bu projelerin müellifleri:
– AGPS Architecture Ltd. (Zurih ve Los Angeles)
– Asif Khan Ltd. (Londra)
– Fake Industries Architectural Agonism (New York, Barselona ve Sydney)
– Haas Cook Zemmrich STUDIO2050 (Stuttgart)
– Moreau Kusunoki Architect (Paris)
– SMAR Architecture Studio (Madrid ve Batı Avustralya) oldu.
Yarışmanın genel katılım düzeyine bakınca bu sonuçlar tatmin etmekten çok uzak. Çünkü yarışmaya katılan projelerin önemli bir bölümü çok daha yaratıcı, çok daha güncel mimarlık eserlerini vaat etmekteydi.
Ancak jüri bunun yerine farklı bir tercihte bulundu ve değişik tarzlarda yapılmış çalışmalardan (geleneksel formları kullananlardan, daha avantgarde nitelikleri olanlara geniş bir yelpazede seçim yaptı. Böylelikle sadece ileri formların değil aynı zamanda günlük yaşantımızda çok yerde görebileceklerimizin de önemli olduğunu vurguladı. Bu görüş tabi ki tartışılır ancak nihai sonuç için hem yarışmanın tamamlanmasını beklemek hem de yarışmada seçilen projelerle ilgili tartışmaları takip etmek lazım.
1181
Helsinki’de su kenarını süsleyen ince ahşap kulelerden oluşan proje, kentin silüeti için çarpıcı heykelimsi bir etki yapmaktadır. Kente kara ve deniz yoluyla gelen ziyaretçileri çekmekte, bir Beacon gibi görünmektedir. Şehirde görkemli bir kamusal alan oluşturan yapı, kamusal etkinlikler için benzersiz bir ev sahipliği ortamı oluşturmaktadır. Kent içinde yükselen bir Katedral gibi merkez oluşturmakta, kültür hazineleri için ayrı bir barınak, galeriler için kulelerde mekanlar, içe dönük ahşap yerleşimler konumlandırılmıştır. Kuleler arasındaki köprüler ve yeni görüntüleme noktaları bir dizi değerli bakış noktası sunmaktadır. Bir “vitrin” oluşturmada, basit yapım teknikleri uygulanarak ve yerel ürünler kullanılarak, yerel ustaların deneyimlerinden yararlanılması kulelerin bir gurur kaynağı olmasını sağlayacaktır. Işık ve gölge oyunları, kulelerin yeni bir mimari simge olarak işlev görmelerine katkı verecektir.
Helsinki Guggenheim Projesi, örgün bir peyzaj tasarımı ile doğaya duyarlı, sempatik bir yaklaşım sergilemeyi amaçlamıştır. Parçalı tasarımı Tahtitorninvuori Parkı ve yaya yolu ile insanların oluşturduğu kültürel çekirdek içine akmasını teşvik etmek istemektedir. Bu esnek erişim şekli sadece ziyaretçileri ağırlamakla kalmamakta, aynı zamanda topluma önemli bir kültürel hedef sunmaktadır. Müze ufuk çizgisini vurgulayan kule ve bağımsız hacimleri ile bir bütün oluşturmaktadır. Dikey gökyüzü galerileri, Helsinki Şehri üzerinde yeni bir seyir noktası sunmaktadır. Parçalı sanat ve sergi alanları ise açık ekran gösterileri ve kültür olayları için çok güçlü bir entegresyon sağlamaktadır. Kömür renginde ahşap cephe ile birlikte bu yeni müze konsepti ormanların yenilenme sürecine gönderme yapmaktadır.
Helsinki bir iç mekanlar kentidir. Aşırı iklim şartları, Helsinki toplumunu iç mekanlara bağlamıştır. Güçlü bir bağlantı mekanları kamusal yaşantıyı barındırır. 31 adet odadan oluşan proje yapının Helsinki kentinin iç ağına bağlanmayı sağlamayı hedefler. 31 oda lamine ahşap mevcut orjinal Makasiini Terminalinin strüktürünü takip etmekte. Kütlenin kalanı eski terminalin yüksekliğini olabildiğince kullanmakta, böylelikle yeni binanın, parkın şimdiki görünümünü ve mevcut yapının çevredeki binalarla olan görsel ilişkisini korumaya çalışmakta.
Odalarda sekiz oda 20/20, onsekiz oda 6,5/6,5, dört oda 10/10 metre ebatlarındadır. Bir oda 40/100 metre ebadında olup tüm bu farklı büyüklükler alternatif etkinliklerin gerektirdiği esnekliği kazandırmaktadır. Mekanların tümü Fin çapraz lamine edilmiş ahşap panellerini kullanmakta, ayrıca EFTE çatı malzemesi yer almakta. Her mekan bağımsız olarak ısıtılmakta, ihtiyaçlara göre bunlar değişebilmektedir.
“Sessiz Hayvan”
Bizim önerimiz, Helsinki’nin kent bloklarının şeklini almakta ve dönerek liman cephesine yerleşmekte. Helsinki’nin kent blokları 1800’lerden itibaren vahşi hayvan isimleriyle anılmaktadır. Önerdiğimiz yeni blok, alışılagelmiş bir isim olan evhayvanı kürkü ismini taşımaktadır.
Altı adet ahşap kaplamalı galeri, iki kat üzerine yerleşmekte ve yedinci bir galeri yönetim ve prakende satışlar için düşünülmüştür. Kamusal alanlarda bu bütünü saran akıllı cam kabuk alt bölümlere ışık ve şeffaflık sağlamaktadır.
Zemin katta yer alan galeriler küratör etkinlikleri için geniş bir yelpazede bir süper boşluk sağlamaktadır. İki farklı merdiven biri geniş diğeri sarmal ziyaretçilerin dolaşmadan istenilen mekanlara ulaşmalrıı sağlamaktadır. Geniş merdiven ayrıca film gösterileri için kullanılmakta, Sanat kiosku ise genç İskandinav sanatçıları için ek mekanlar sağlamaktadır.

Bir müzede iki müze,
Birbirleri ile diyalog kuracak şekilde ikili imkanlar yaratmaktadır. İlk müze liman tesisinin zemin ve asfalt seviyesine yerleşmekte, mevcut terminalin yeniden kullanılabilir olmasını önermektedir. Şehir içinde eğitim ve sosyal yardım için bir yer olarak işlevlendirilebilir. Yaya yolunun uzandığı bir kamusal alan olarak tanımlanmaktadır.
İkinci müze ise üst kotta yer almakta ve sergiler için kullanılacaktır. Kısmen aşağıdaki günlük hayattan kazıklar üzerinde ve yalıtılmış bir salon olarak işlev görmektedir. Bina olarak müze kavramına sadık kalmakta, sığınacak bir yer sunmaktadır.
Helsinki Guggenheim Projesi, örgün bir peyzaj tasarımı ile doğaya duyarlı, sempatik bir yaklaşım sergilemeyi amaçlamıştır. Parçalı tasarımı Tahtitorninvuori Parkı ve yaya yolu ile insanların oluşturduğu kültürel çekirdek içine akmasını teşvik etmek istemektedir. Bu esnek erişim şekli sadece ziyaretçileri ağırlamakla kalmamakta, aynı zamanda topluma önemli bir kültürel hedef sunmaktadır. Müze ufuk çizgisini vurgulayan kule ve bağımsız hacimleri ile bir bütün oluşturmaktadır. Dikey gökyüzü galerileri, Helsinki Şehri üzerinde yeni bir seyir noktası sunmaktadır. Parçalı sanat ve sergi alanları ise açık ekran gösterileri ve kültür olayları için çok güçlü bir entegresyon sağlamaktadır. Kömür renginde ahşap cephe ile birlikte bu yeni müze konsepti ormanların yenilenme sürecine gönderme yapmaktadır.
Şehir ve LimanSitesi: Yeni Guggenheim Müzesi Tasarım Şehri ve Limanı arasında bir bağlantı oluşturmak için bir fırsat olarak görülmelidir.
Programı Müze Mekanı Evrimi: Izleyiciye doğru giderek izleyici ile iletişim oluştururken kurumlara müzeyi anlatmak. Biz insanlar artık müzeleri nasıl kullandığımız konusunda gerçekten radikal bir değişime ihtiyaç duyarız.
Günlük yaşamın akışını, Sokak Sanat yaşamı kavramları etrafında ağırlayacak bir statik binanın yorumlanması.
Ekstra Kent Mekanları: Biz hiçbir ek maliyet olmadan kente yeni mekansal olanaklar sunmak. Geleneksel Sergi Mekanlarını aşan Kentsel katma değer.


Kaynak: Helsinkicompetition
Çeviri: Yılmaz Kuyumcu




























