Hadid’in hayalleri gerçek oldu

2 Dakika Okuma Süresi

Bu hafta MAXXI’nin ön açılışı geniş bir basın katılımıyla coşkulu bir şekilde gerçekleştirildi.

12786_1_maxxi10bbig.jPG

Hadid’in, Roma’nın kültürel hareketliliğinin yer aldığı kent merkezinden uzakta, beklenmedik bir sokağa yerleşen MAXXI’si, ağaç ardına ya da bu durumda geleneksel bir cephe ve çelik bir kapının ardına saklanmış bir dev gibi.

12786_2_maxxi4big.jPG

İçeriden, bu 30 bin metrekarelik anıtsal ölçeğiyle bina, ilk bakışta oldukça görünür ancak dev kapıdan girildiği anda monokromatik merdivenlerin dolambaçlı kıvrımlarıyla bölündüğü görülüyor.

12786_3_maxxi25big.jPG

MAXXI Arte ve MAXXI Architecture olmak üzere iki enstitüye ev sahipliği yapacak olan binanın içinde ilerlerken, ikiye ayrılan merdivenler nedeniyle mekanların labirentleştiği fark ediliyor. Basının mekan açısından “çok fazla” bulduğu binanın, bekleyen 350 çağdaş sanat sergisi ve 350 mimari çizim ile dolduktan sonra farklı değerlendirileceği düşünülüyor.

12786_4_maxxi20big.jPG

Eserleri güvenli biçimde üst kata çıkaracak olan dev boyutlu asansöre bakılınca, bu sergilerin pek çoğunun gerçekten büyük bir alana ihtiyaç duyduğu anlaşılıyor. Binada aynı zamanda oditoryum, kütüphane, kitapçı, kafeterya, ek sergi mekanı ve laboratuarlar da bulunuyor.

12786_5_maxxi2big.jPG

Katedralimsi salonlar gerçekten büyükse de, onları daha etkileyici bir hale getirebilecek olan renkten yoksun. Bu sergiler için oturaklı bir tuval oluşturacak olsa da Roma için ne kadar uygun, orası tartışılabilir.

12786_6_maxxi26big.jPG

Açılışta Hadid, ortağı Patrik Schumacher, İtalyan ekibi, Roma halkı ve kendisine ilham veren kente teşekkür etti.

Yazı ve Görseller: World Architecture News
Çeviri: Mimdap

2 Yorum

  1. umut sayin

    yabanci star mimarlara tepkiler, genellikle ulkemizin en cok is yapan yerli starlarindan geliyor…post modern cagda yaptiklari, hep batinin modernliginden calar iken simdi, batinin bu modernizm’in gercek sahipleri geldiginde, fikir daha dogrusu mimari yon degistirdiler ve de bu topraklar anadolu selcuklu devletinin mirasinin oldugu topraklar dolayisi ile mimari de boyle olmali demeye basladilar, o zaman bu mantikla, bugune kadar yaptigi eserler nicin kerpicten degildi? ya da nicin anadolu selcuklu devletinin mimari ozelliklerini bunlarin yapilarinda gormedik? sorusunu sormak durumundayiz…

  2. perran su

    çok değerli bir sentez ve çok önemli cesaretli bir uygulama. ancak hadid’in yapacağı türden. bugün farklı bir sitede sayın o. ekinci’nin z. hadid ile yaptığı yorumu okudum ve utandım. kartal projesinden dolayı o.e ye sormuşler, zaha’nın projesini nasıl buluyorsunuz diye o da kendi suratına benziyor demiş. sayın o.e deki pratik zekaya, o yüksek iq a bakar mınız? acaba onun yüzünü neye benzetmek lazım diye bir karşı soru sorsak benzetecek çok uygun şeyler buluruz ama seviye fena halde düşmüş olur değil mi? biz sayın o.e yi kendi ruh dünyasındaki aynalar arasında yansımalara, kendi iç zenginliğindeki yaratıcı biçimler alemine terk edelim derim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir