Fransa, özellikle 90’lı yıllardan beri sosyal devleti daraltmaya çalışması vesilesiyle, pek çok sosyal hakkı geri çekmeye çalışıyor. Ancak, Avrupa’nın en sosyal devletlerinden biri olan Fransa için bu süreç hiç de sanıldığı kadar kolay ve hızlı gerçekleştirilemiyor.
Halk çeşitli sosyal hakların geri çekilmesine karşı eylemler yapıyor, grevler uyguluyor ve kanunların geçirilmesini bir şekilde engellemeyi başarıyor. CPE yasasının öğrenciler, sosyal güvenlik sistemindeki değişimin toplu taşıma çalışanları tarafından protesto edilmesi de bu eylemlerin en güncel örnekleriydi.

Fransa’da özellikle 1990’dan beri süregelen bir değişim de, sosyal konutların tasfiyesiyle ilgili. 1990 yılının mayıs ayında, Paris’teki 20. ilçede sosyal konutlarda yaşayan 48 aile yaşadıkları evlerden çıkarılmıştı. Bunun üzerine, bu ailelerin mahallede kamp kurması, kampın diğer mahalle sakinlerinden aldığı büyük destek, sendikaların, çeşitli derneklerin de yardımıyla eylemin büyümesi sonucu, 4 ay sonunda bu aileler evlerine geri dönmüştü.
Bu yaşananların, sosyal konutta yaşayanların hepsine önemli bir örnek teşkil etmesiyle beraber, çeşitli kentlerde sosyal konutlarla ilgili sorunlar ve barınma hakkı ile ilgili dernekler kurulmuştu. Otuz kadar küçük derneğin çeşitli çalışmalarının ardından, 1998 yılında barınma hakkı talebini dile getiren ve tüm bu dernekleri birleştiren “Droit au logement (DAL)” adında bir federasyon oluşturuldu. Sosyal konutlar ve barınma hakkı ile ilgilenen 30 kadar derneğin birleşmesinden oluşan DAL, tüm 30 derneğin de üzerinde birleştiği bir sözleşme ile kendini kamuoyuna duyurdu. (DAL federasyonunun amaçları için tıklayın.)

Bugün saat 14:30’da ise, federasyon, Paris’teki République meydanında bir eylem gerçekleştirecek. DAL’ın eyleme dair yayınladığı bildiride, Fransa’da bu yıl itibariyle 120000 ailenin kapıya konulacağını, bu sebeple de, halk arasında oldukça büyük bir endişenin hakim olduğu belirtiliyor. Bildiride, sosyal konutlardan çıkarılan ailelerin ise, normal şartlardaki en düşük kirayı bile ödeyemeyecek kadar düşük gelirlere sahip olduğunun altı çiziliyor.
Eylemin sonunda dile getirecekleri talepler ise, iki ayrı liste şeklinde düzenlenmiş. Listelerden biri acil yapılması talep edilenleri, diğeri ise sosyal konut politikasının korunmasına dair talepleri içeriyor.
Acil yapılması gerekenler:
– Su, elektrik, ısıtma gibi sorunları çözülmüş yeni konut gösterilmeden yerinden edilmeleri son verilmeli.
– Kullanılmayan evlerin kamulaştırılması kanununun ve diğer barınma hakkı üzerine kanunlar acilen uygulamaya konulmalı.
– Kötü şartlardaki konutlarda oturanları ve konutsuzları zora sokan projeler asla uygulanmamalıdır.
– Kiralar, kişilerin gelirlerinin %20’sini geçmemeli, bu konudaki sosyal yardımlar ve sosyal konutlar arttırılmalıdır.
– Yeni konutlar, ailelere ve kişilere uygun olmalıdır.
Sosyal konutların korunması için yapılması gerekenler:
– Sosyal konutların satışı, yıkımı durdurulmalı.
– Sosyal konutları ve kira yardımlarını kapsayan kanunlara dokunulmamalı.
– Özellikle de zengin kentlerde, yaşam kalitesi yüksek sosyal konutların yapımıarttırılmalı.
– Kiralar yükseltilmeden, gençlerin, öğrencilerin ve göçmenlerin oturduğu sosyal konutların yaşam kalitesi yükseltilmeli.

Federasyon, bugünkü eylemin ardından da hükümetle temaslara devam edeceğini belirtiyor. Tüm bu çabaların, Fransa’daki sosyal konut politikasının daha da iyileştirileceği zamana kadar sebatla süreceği belli. Hükümetin bu konuda nasıl bir tavır takınacağıyla bir tür merak konusu olarak duruyor.
Kaynak: https://www.globenet.org/dal/
Derleyen: mimdap



2 Yorum
nejla kır
sosyal konut 2. dünya savaşı sonrası gelişen sosyalizm( sosyal demokrat projenin) bir parçasıydı ve küresel dünyada bundan hızla uzaklaşılıyor. Fransa da bile durum böyle ise varın gidin bizde ne olur, Romanya da ne olur. Hindistan ı filan düşünmek bile istemiyorum. barınma hakkının ve buna bağlı konut sisteminin devlet politikası olduğu toplumsal düzenlemeler için talep yaratmak çözüm olur mu acaba??? böyle bir toplumsal talep ses verir mi??
dertli gamlı
Fransa Avrupa’nın sosyal politikalar şampiyonuydu. Ancak sağcı yönetimler sosyal politikaların ülkenin uluslararası rekabetteki konumunu gerilettiğini ileri sürerek verilmiş tüm hakları geri almaya çalışıyorlar. Bu politikaların doğal sonucu olarak da halk kendisini sokakta buluyor.
Bu noktaya gelmede sadece sağcı yönetimlerin değil, bu gelişmelere özellikle ideolojik alanda karşı koyamayan aydınların büyük sorumluluğu var.
Aynı süreçleri Türkiye’de de yaşamaya başladık.
Sol’un bir an önce kendisine gelmesi ve alternatif çıkış yolları üretmesi lazım. Çünkü günümüz koşullarında çözüm üretmeyen hiçbir şeyin anlamı yok.
Çözümü üretmek için cevap vermesi gereken sorular başlangıçta şunlar olabilir:
Nasıl yapmalı ki sosyal politikalar uluslararası rekabete dayanabilsin?
Nasıl yapmalı ki eğitim düzeyi yükselsin ve kalifiye elemanlarla makinalaşma süreçleri hızlansın?
Nasıl yapmalı ki sosyal kurumalar sağmal inekler olmaktan kurtarılsın?
Nasıl yapmalı ki Türkiye’de örneğin kırk yaşında emekli edilen milyonlar kısmen tekrar üretime dönerek toplum üzerinde yük olmaktan çıkartılsın?
Bu tür daha çok soru var ancak cevapların dikkate alması gereken şey tek:
Eğer sol çözüm üretmezse sağ çok kötü çözümleri çözüm diye topluma dayatıyor.