Foreign Office Mimarlık, Madrid’deki Adli Tıp Enstitüsü’nün tasarımını açıkladı.
Şema, Zaha Hadid’in tasarlamış olduğu Sivil Adalet Sarayı’nı da kapsayan “Adalet Parkı” içerisindeki bir alanı kapsıyor. FOA’nın, 1400 metrekare alanındaki binası, bölgenin master planının da gerçekleştirilen ilk elemanını oluşturuyor.

Uygulama müdürü Alejandro Zaera-Polo, “Adli Tıp Enstitüsü, morgun üzeri örtülmüş bir biçimi. Tarih boyunca, kürenin ölümle bir tür ilişkisi olmuştur. Biz de tasarımımızda bu simgeselliği kullanmayı uygun bulduk.” şeklinde konuşuyor.Masterplanda da, bu binanın dairesel bir forma sahip olması gerektiği şartı koşulmuş. Bu şartı kullanan FOA, kendi yaratıcılığını da kullanarak küresel bir hacim yaratmış.
Zaera-Polo ekliyor: “Dışarıdan bakıldığında, metalik bir materyalden yapılmış, küresel bir bina görüyorsunuz, içeri girdiğinizde, atriyumda da aynı materyalin devam ettiğini görüyorsunuz.”
Enstitü, çok büyük felaketlerde bile araştırma yapabilecek bir kapasiteye sahip. Morg, 250 kişi kapasiteli olup, her tür enfeksiyondan korunma amaçlı donanıma sahip.
Binanın, 2009 yılında bitirilmesi planlanıyor.
Kaynak: BD online
Çeviri: mimdap



7 Yorum
Mustafa Mutlu
Görüşlerinizin büyük bir kısmına tabi ki katılıyorum sadece durumun özellikle Türkiye’de tüm kavramların birbirine karıştığı bir ortamda çok da dışardan bakıldığı gibi olmadığını görüyorum.
Bu gün star mimar kavramına karşı ülkemizde bir saldırı var. Bu saldırının haklı yönleri var, ama Azmi Beyin anlattığı bir tarafı var ki beni korkutuyor. O da sıradanlığı övmesi. Çünkü biliyorsunuz özellikle 12 Eylül yönetiminin ve getirdiği YÖK’ün (ne menem bir kuruluş olduğu bu gün daha bir ortaya çıkmış durumda) mimarlık eğitimi mimar niteliği kazandırmadığını en sonunda kendisi de itiraf etti ama ortaya koskoca nesiller çıktı. Bu nesiller bir şekilde iş yapıyorlar. Ve bir kültür ortamı oluşturdular. Bu kültür yukarıda saydığımız semtleri ortaya çıkarttı ve “habersiz imza” diye literatüre geçmek üzere olan bir proje üretimi şekli yarattı. Gerek OKtay beyin (özellikle projeleri Arkitera’da yayınlandıktan sonra iyice sertleşen) yazılarında gerekse odanın şimdiki yönetiminin yazılarında Star kavramına karşı yürütülen saldırı bu kesime şirin görünmeyi amaçlıyor. O nedenle bu konuda çok hassaslaştık.
Aslında yabancı hayranlığı da büyük oranda bu kesimde görülüyor. Benim hiçbir zaman böyle bir tavrım olmadı. Ben kendi hesabıma köşemde projelere yapılanlara ve özellikle de kişisel merakım gereği detaylara baktım hayran oldum yada eleştirdim. Ama hiçbir zaman bu üretimi markalaştırmadım. Markalara prim vermedim. Hiç de haksız çıkmadım. Çalışırken de şimdi de…
Ancak sorunların arkasında da gerçekten insanların olduklarını düşünüyorum. İstanbul’un çarpık şehirleşmesi bir mimarlık kültürünün toplum tarafından yorumlanışının sonucu. O kültürün eksikleri, yanlışları, tartışılmamış olması ortaya çıkan çarpıklıkları bu günkü kentlerimizin de nedeni. Avrupa’da fark varsa benzer bir kültürün çok farklı ortaya çıkmasından ve özellikle çok farklı yorumlanmasından kaynaklanıyor. Türkiye bunu yapamadı. Ama her durumda mimarlık denildiği zaman bireyleri ve özellikle de kültürü dışlayamayız O nedenle de öncü projeler bence çok önemlidir. Şu sıralar laminat konusunu araştırıyorum. Bunun tüm dünyada bir salgına dönüşmesi aslında birkaç mimarın başlattığı bir hareket. Piyasalar oluşturan, tüm dekor ve cephe anlayışlarını değiştiren yeni açılımlar getiren ve tabi ki mahzurları da olan bir olgu. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün, -basit bir malzemeden kentin tamamına- Ancak bu örneklerin ortaya çıkabilmeleri için kesinlikle starlara (parlasınlar parlamasınlar önemli değil) gereksinim var. Star kelimesini bir marka olarak düşünmemek lazım bence yenilik getirmek için çaba gösteren, farklılık yaratmaya çalışan, sorunları çözmek için kalıcı yollar öneren bir mimar tanınsın tanınmasın, başarsın başarmasın bence stardır.
Bu tartışmaların gençler için çok yararlı olduğunu düşünüyorum.
Fırsat sağladığınız için teşekkür ederim. Saygılarımla.
Urbannebula
Tekrar merhaba, sayin arkadaslar oncelikle belirtmeliyim ki benim temelde karsiti oldugum tutum yabanci ve/veya star mimarin sadece iddiasi olan binalar yapmasini yucelten kosulsuz kendini kuculten ve degersiz kilan yaklasimdir. Yoksa yenilikci mimari veya arastirmalar yaparak mimariye yeni acilimlar getiren orneklerle bir problemim yok yanlis anlasilmasin.
Ayrica Asya daki orneklerden ki bunlar pekin olimpiyat yapilari da dahil olmak uzere avrupa ve amerika da bircok ulkede uzun seneler yasamisligim, calismisligim ve gezmisligim var:) bu konuda da kayginiz olmasin.
Hayranlik duymak ayri birsey, kendisi bir sey dusunmeden, mimariyi anlamaya, yenilikci projeler, fikirler uretmeye calismadan kuresel duzende gittikce yayginlasan medyanin tanitim firsatlarindan yararlanan mimarlari tanri sanmak ve irdelemeden muthis birsey yapiyor sanmak ayri bir sey.
Bunun mimarlar odasinin tutumuyla pek alakasi oldugunu zannetmiyorum. Onlar ilginc bir bicimde surekli herseye muhalif bir goruntu ciziyorlar. Kisacasi dusuncelerini seslendirdigimi dusunuyorsaniz yaniliyorsunuz. Keza hicbir baglantim da yoktur kendileriyle..
Konu bambaska yerlere gitmeden, bizim ulkemizdeki yabanci hayranligindan ziyade biraz daha organize olmayi becerebilen ve birlikte hareket etmeyi becerebilen mimarlar olabilseydi (ki bizim meslegimiz ile sinirli da degil malum ulkemizde malesef) bugun cok farkli yerlerde olabilirdi turk mimarligi. Ayrica bu durum halen de devam etmekte. Tabii ulkenin ortami da cok onemli her manada.
Bahsettiginiz semtlerdeki durum sadece star mimarlarin gelmesiyle cozulecek bir konu olmaktan cok daha ote bir konu.Bunu farketmek icin de alim olmaya gerek yok.
Ilginc projeler sadece starlar tarafindan yapilir diye bir kaide yok.
Iddali proje yapmak da iyi mimari yaptiginiz anlamina gelemeyebilir ben sadece bunu ifade etmek istiyorum. Her gordugunuzu, farkli ve gerceklestiremeyeceginiz form veya dokuyu sadece hayal edemiyorsunuz diye star mimarlar tarafindan yapildiklari icin herseyi muthis birsey olarak kabul etmek de kisiyi bir yere goturmez sadece seyirci birakir diye dusunuyorum. Starlar olmasin demiyorum.
Sadece elestirilebileceklerini ve her yaptiklarini begenmek ve dogru projeler yaptiklarini kabul etmek zorunda olmadigimizi dile getirmek istedim sadece…
Ayrica “Star” diye belirttiginiz ve buyuk hayranlik beslediginiz bu kisiler aslinda tek baslarina var degiller. Arkanizda ya da yaninizda fikirlerinizi gerceklestirecek fonlar ve insaai donanimlar olmadan o dusunceler sadece dusunce olarak kalir. O da yararlidir ama tek basina turkiyede fikirle karnini doyurabilen veya ofisini dondurebilen varsa da belki de gercekten o kadar az ki ortaya cikamiyorlar star olarak:))
Sadece Zaha yapti veya Foa yapti diye bir proje iyi ve yararli diye nitelendirilemez..
Gozlerim zaten yukarida olmasa tum bunlardan bahsetme geregi duymazdim. Ilginize tesekkur ederim.
Star olmakla is bitmiyor:)) Artik gunumuz mimarisinde varsa yoksa star olmak. Herkes baskasina sadece baskasina ozenmek yerine yapabileceginin en iyisini yapmaya calissa sadece mimari anlamda degil her manada bu ulke cok baska yere gelebilir tum olumsuzluklara karsi ama bu zor bir sey onun ah vah cekip her gordugumuzu vay! ne adamlarmis demek! daha kolayci bir yaklasim tabii. Burada amacim onlari kucumsemek degil kesinlikle. Biraz uzattim kusuruma bakmayin.
Ayrica sizin disciniz pek tabii musterisini baskasina kaptirmak istemez:D:D
Saygilarimla..
Mustafa Mutlu
Bir işi en iyisini yaptığınızı iddia etmeden nasıl yapabilirsiniz ki? Dişçime bana tavsiye edebileceği daha iyi bir dişçi olup olmadığımı sordum. Verdiği cevabı burada yazamam -silerler-. Sizde iddialı olun urbannebulası kardeşim. Kendinizi bir yıldız olarak düşünün ve yıldızlara yakışan çalışmalar yapın. Bu memlekete çok daha fazla hayırlı olursunuz. (Emin olun bir deneyin göreceksiniz)
Bir de sanat alanlarında gerçekten içini dolduramıyorsanız iddianız kısa zamanda komediye dönüşür. Sürdüremezsiniz. Ayrıca gidin star diye eleştirdiğiniz insanların binalara bakın emin olun çok yararlanacaksınız.
Birde starlar hava gibi su gibi gereklidirler. Onlar olmazsa heryer GOP’a, Bayrampaşa, Sultanbeyli.. gibi daha nice nadide semtlerimize dönüşür…Onun için bu topluma acıyın, toplumdan yana olun, toplumu düşünün ve star olun.
Emin olun yerlerde hiçbir şey yok kamu yararı adına. Başınızı yükseklere kaldırın ve hakkını verin.
Bence iyi olur.
Azmi İzmirli
Korkum bu projeye sıradanlık adına karşı çıkılması. Bir kere bu proje önemli en küçük kanıtı burada tartışıyor olmamız. İkinci sorun bir mesleğin günümüzde sadece sıradanlıkla yapılıp yapılamayacağı…Kanımca buna da olumlu cevap vermemiz mümkün değil. Mimarlık bundan çok daha karmaşık ilişkiler kuran bir meslek. Mesela Prof. Orhan Şahinler’in Ticaret Odası, bu yapı bir yıldız mimar çalışması, günümüz yasaları açısından bakın ne kıyı kanununa uydurabilirsiniz, nede Sit alanları ile ilgili yasalara, denizden baktığınız zaman Sinan’ın olağanüstü iki eserinin önünde bir perde gibi duruyor. Üslüp olarak çevresine tümüyle aykırı, çevresindeki ikibinyıllık bir tarihi yansıtan binalarla neredeyse alay ediyor. Bu gün bu yapı yapılmak istense mimarlar odası yaptırmak isteyeni mahkemeye verir. Müellifini de onur kuruluna. Bundan çok daha azı için günümüzde müellifleri onur kurullarına sevk ediyorlar.
Peki tüm bu olumsuzluklara rağmen bu yapı yanlış mı? olumsuz mu? hayır. Neden çünkü bir mimari iddiası var ve onunla da hem ayakta duruyor hemde çevresine herşeye rağmen uyum sağlıyor.
Nevzat Erol’un Belediye Sarayı da aynı şekilde,. Manüfaturacılar çarşısı da… buna karşılık ulusal mimarlık akımlarının tonozlu, kemerli, kubbeli yapıları için aynı şeyleri pek söyliyemiyoruz. Neden çünkü onların iddiaları biçimsel ve ideolojik entegrasyonla ilgili mimari açıdan yetersiz kalıyor.
Bu sadece yeni yapılar için değil, Prof. Doğan Kuban’ın restore ettiği Tahtakale hamamını bir gezin. Müellifini mimarlar odasının bugün bile onur kuruluna sevketmesi gerekir.
Nitelikli mimariden söz ettiğimiz zaman bu biraz da fizikte quantum fiziği, biolojide DNA’nın keşfi ve dev atılımlar yapan genetik …. bunlar gibidir. Bunlar bizim için ilk aşamalarda fazla ilerde gelir. Üniversitelerde okutulmasını gereksiz bile bulabiliriz. Ancak onlar bu alanların gelişmesinin. insanlığın gelişmesinin kaçınılmaz kilometre taşlarıdır. Tıpkı yukarıda gördüğünüz yapı gibi. Bu tür yapıların kentleri zenginleştirdiğini düşünüyorum. Çünkü onlar hayal güçlerimizi zorluyorlar, bize yeni ufuklar açıyorlar, dünyamızı genişletiyorlar. İşin maddi tarafına bakarsanız bunların çoğu kamu binaları, kamu bunlarla kendisine yepyeni varoluş şekilleri tanımlıyor ve özkültürüne dönüştürüyor. Corbusier nin konut önerisi ile Wright’ınkieler neredeyse birçok açıdan taban tabana zıt yapılar. Ortaya koydukları toplum modelleri de öyle. Birtarafta devasal sitelerde yaşayan Avrupa, diğer tarafta bahçe içinde müstakil evlerin rüyasını gören Amerika bir yapı sadece taş tuğla beton değil aynı zamanda kültür de oluşturuyor. Mimarlık da bu açıdan çok önemli. Ve bu nedenle ülkemizde mimarlık alanının günümüzde olduğu gibi parçalanması, mesleklere bölünmesi, örgütlülüğünün boğulması ufalanması çok sakıncalı.
Bütün bunları sizinle aynı fikirde olmadığımı söylemek için anlattım sayın urbannebula bağışlayın. Selamlar.
Urbannebula
Sayin arkadaslar, yukaridaki proje ornegi son zamanlarda ortaya cikarilan heykelsi ve defilede gibi giydirilen binalarla dunya cehresini degistirmeye yonelikmis gibi gorunen bir pazarlama taktigidir.
Mimarligin gercek yuzunu kirleten ve kucuk goren bir yanilsamadir.
Mimar Sinan`a baktiginizda o donem icin de tasarlanan yapilari gerceklestirebilmek icin maddi ve siyasi guce ihtiyac vardi. Bugun de farkli bir boyutta benzer bir durum vardir ancak farki artik bunun son derece yozlasmis ve etik olmayan, insanlara ya da bir fonksiyona hizmet etmekten cok paranin carcur edilerek bir gormemisligin simgesi haline getirilmesidir.
Bugun yukaridaki ornek mimari bile diyemiyecegimiz, iki uc bilgisayar fonksiyonu ile hazirlanan hic kimseye bir faydasi olmayan, ki buna para kazandirmak disinda Zaha Hadid`in guya tasarim harikasi olarak adlandirdiginiz Kartal projesi de dahildir dusunce, tasarim ile bir ilgisi olmayan akla hayale sigmaz paralar sahibi olanlarin guclerini simarikca kullanmalari mimarlarin da bu guc merkezlerine yaranarak kendilerini “star” ilan etmelerine yarayan isler yapmalarindan baska bir sekilde ozetlenemez.
Su an star diye adlandirdigimiz ve guya cok muthis eserler cikaran bu mimarlardan FOA grubunun yukaridaki “tasarimi”nin kanimca mimari bir degeri yoktur. Acele bir sekilde yapilmis amator bir proje goruntusu cizmektedir. Cevresiyle kurdugu iliski hic okunmamakta ayrica anlattiklari olumle olan iliskisi de bos bir iki laftan ibarettir.
Sayin Cavidan size tavsiyem onlari bu kadar gozunuzde buyutmemeniz, uretilenlerin ne oldugu kadar nasil, hangi ortamlarda, hangi kaynaklarla ve kimlere uretildigi ve amaclari(mimarlik disi) konusunda dergilerin haricinde arastirma yapmaniz ve kendinize ve bu ulke mimarlarina biraz daha fazla guvenmenizdir.
Neyse ki boyle bir fikir bizim aklimiza gelmiyor!!:)))
Saygilarimla
Hakan Dolgen
Yukaridaki proje Zaha’ya degil FOA’ya ait.
Cavidan
bakın şu Zaha’ya neler neler çıkyor ortaya. sırf Kartal’ın kent projesi değil hakikaten star işler bunlar, kim ne derse desin. bir de star mimarları eleştirenler arada bir, “yahu bu fikir bizim aklımıza gelirmiydi” diye arada bir düşünmeliler. yoksa Zaha kimmiş, “ben de yaparım” cılar var ortada. hatta bıraksan daha iyisini de yaparım diyecek.