Dinamik bir müze…Kat alanı: 21000m2
Arsa alanı: 5000m2
Mimari: Axis Mundi
Mimarlar: john Beckmann, Andy Vann, Denise Pereira, Marielle Vargas Render’lar: Viviane Liao




New York’lu mimar grubu Axis Mundi, Whitney Downtown Müzesi için alternatif bir “kışkırtıcı, ham ve cesur” olarak nitelendirilen bir proje tasarladı. Binayı 1960’lı yılların başında gerçekleştiren Marcel Breuer’in kendisinden proje istendiği zaman kendisine sorduğu soru: “Manhattan’da bir müze nasıl olmalıdır? Şüphesiz bir müze,kendisinden istenilenleri verebilmeli, işlevsel olarak kusursuz olmalıdır, Ancak bu soruya cevap vermekten çok bunun tersine verilecek cevap daha kolay olacaktır. Burada yapılacak bir müze ne olmamalıdır?. Kesinlikle cam cepheli bir büroya benzeyen, ya da bir abajurcu dükkanı gibi parlayan bir yapı olmamalıdır.
Ancak mimari mesajının ne olacağının kararlaştırılması konusunda varılan nokta: yapının malzemesinin ve biçiminin bir kimlik ve ağırlığının olmasıydı. Bağımsız olmalıydı, tarihe açılmalı, caddenin canlılığını sanatın samimiyeti ve derinliğine aktarmalıydı. Yoğun bir heykelimsi varlıkla, Axis Mundi Whitney’in yaratıcı mimarlığa olan inancını sürdürmeye çalıştı. Breuer’in pencere yapış şekline ve biçimsel brütalizme gönderme yapan bir çalışma ile atıfta bulunmaya çalıştı.
Görülmeyen alan çizgileri programın biçim almasını sağlamakta. Alan Washington ve Gansevoot Caddelerinin köşesinde yer almakta ve tarihi aksların oluşturduğu ağ sisteminde bulunmakta. Planı yönlendiren çizgiler, 10.Avenu’den Empire State Binasına, Whitney’e kadar uzanmakta. Batı 10. caddede yer alan galeriler bir A şeklinde asılı durmakta ve orijinal yapının konumunu göstermekte. Bu kolonu olmayan galerilerle yaratılan çeper merdiven kovası, yürüyen merdivenler, asansörler ve teknik alanları kapsamakta.
Bu yapısal patern galerilerin serbestçe boşlukta yüzmelerini sağlamakta, beklenmeyen dramatik mekansal etkiler yaratmakta, sanat eserlerine bakan ziyaretçilerin görüşlerini kente yönlendirmekte. Cadde düzeyinde kentsel canlılığı iç mekanlara taşıyan ve böylelikle cadde ile sanat arasındaki engelleri kaldıran ortam Axis Mundi’nin tasarımcıları için geniş serbest bir lobi tasarlamalarına olanak sağladı. Geniş boş bir lobi tasarlamak yerine, tanımsız biçimde kamusal ve özel alanların sınırlarının belirsizleştirilmiş olması bunu sağlamaktadır.
Bu geçiş alanı büyük ölçekli heykellerle dolu olarak bir dış kafenin ve enformasyon noktasının da desteği ile insanları iç mekanlara çekmekte, burada ayrıca bir etkinlik alanı da yer almakta.
Bina içinde dolaşım sürekliliğini sağlayan yol içte ve dışda bu sergi alanlarından oluşan ağların üzerinde “dalgalanırken”, köşede başlayan giriş rampasından başlayarak kentten perspektifler sunmakta ve bu en üst katta yer alan Hudson Nehrine bakan bölüme kadar devam etmekte. Mimarlar, “çağdaş bir müzenin son derece dinamik bir çevre oluşturması gerektiğini söylemekteler.” Mekan bir konteyner olmaktan çok bir yola dönüşmekte.
Kaynak: AxisMundi
Çeviri: Mimdap











1 Yorum
necip uludere
Kuş kafesi Çin olimpiyat stadı tasarım modelinin başka türlü bir uyarlaması olarak değerlendiriyorum.