Denizli Hükümet Binası ile ilgili bir konu, iki görüş

5 Dakika Okuma Süresi

Son günlerde, Denizli’de, mevcut hükümet binasının yıkılması ile ilgili hem yerel basında hem de mimarlık basınında süregelen tartışmalara şahit oluyoruz. Biz de yayın ilkelerimiz doğrultusunda, birinci ağızdan bilgi almak amacıyla, konunun iki tarafı olarak öne çıkan Mimar Süleyman Boz ve Y. Mimar Cengiz Bektaş’ın düşüncelerini öğrendik. Her iki tarafın da şahısları hakkında yaptığı tanımlamaları aktarmadan,  konunun yalnızca mimari tartışma boyutunu aktarmayı uygun bulduk.

suleyman-boz.jpgSüleyman Boz: Tescilli binaların yıkılması ne kadar doğrudur?
Mevcut, kullanılmakta olan bina İzmir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından “… mimari özelliği, tarihi olması, bulunduğu yer ile uyumlu, insani ölçeklerde, kent belleğini yaşatması… vb. gibi” gerekçelerle 2863 Sayılı yasaya göre Tescil Edilmiştir. Tescil’in kaldırılması için çeşitli valiler döneminde İdare Mahkemesine başvurulmuş, mahkeme tescilin kaldırılması talebini reddetmiştir.

2009 Yılı Yatırım Programında, İçişleri Bakanlığı tarafından Yeni Denizli Hükümet Binası için 10.500.000 TL para ayrılmış olduğu ve projenin 30 Haziran 2009’a kadar bakanlığa gönderilmesi gerektiği Valilikçe açıklandıktan sonra, Mevcut tescilli Hükümet Konağı Binasının yıkılarak yenisinin de buraya yapılması bazıları tarafından savunulur olmuştur.

Mimar Cengiz Bektaş’ın da mevcut Hükümet Binası için “… yurt binası olarak yapılmıştır. Sonradan valilik binasına dönüştürülmüştür. Tarihi, mimari bir değeri yoktur. Depreme dayanıksızdır. Çürüktür. Yıkılmasında sakınca yoktur. Önündeki Atatürk Anıtı kalmalıdır..” şeklinde görüş bildirdiğini ve bu raporu Vali Sayın Yavuz Erkmen’in 3.4.2009 tarihindeki Mimarlar Odası’ndaki toplantıda okunmuştur.

Bektaş, 1927’ de kurulan Denizli İktisat Bankası’nın nefis tarihi ve mimari binasının yerine Brüt Beton 7 katlı İktisat Bankası Binası ve şu andaki projesini yaptığı Merkez Bankasını yapmıştır (Yerinde Tarihi, mimari özellikleri olan Eski Hükümet Konağı vardı). Denizli Belediyesi Başdanışmanı ve mimarı olduğu süreçte kentteki tek Selçuklu eseri olan Ulu Cami’nin yıkılması tesadüf müdür?

42.jpg

Tartışmaya konu olan Hükümet Binası

61.jpg

Denizli İktisat Binası

71.jpg

Eski Hükümet Konağı          

bektas.jpgCengiz Bektaş: Hükümet binası nitelikli bir yapı değildir
Denizli Gazetesi ve Denizli yerel basınında yer alan bu konuları sayın Cengiz Bektaş’ı arayarak kendisine sorduk ve şu yanıtları aldık:

“Eski Hükümet Konağı ile Merkez Bankası’nın yeri aynı değildir. Merkez Bankası’nın yeri boştu, 1970’te yarışma yapıldı, Denizli’den de bana bir Denizlili olarak yarışmaya girmem için bir heyetten çağrı geldi, ben de girdim ve birinci oldum. Dolayısıla bu haber baştan aşağı doğru değildir.

Aynı zamanda İktisat Bankası da çoktan yıkılmış bitmişti. Zaten tek katlı bir binaydı. Bir özelliği olup olmadığı kişiye göre değişir. Ben oraya geldiğim zaman, orası tamamen yıkılmış, bitmişti. O sıra sürekli işlerini yapmakta olduğum banka ki o da Denizlili birisinindi, benden istedi, yaptım.

Vilayet binası ile ilgili de, bana kişisel görüşümü sordular, ben de “bu tarihi bir bina değildir, gerçekten herkesten toplanan paralarla yurt binası olarak yapılmıştır, hiçbir niteliği olmayan, gerçekten yapımı da niteliksiz ve tehlikeli olan bir yapıdır. Onun herhangi bir şekilde tarihi olmakla bir ilgisi yoktur.” dedim.

Ama sanıyorum bir inatlaşma sonucu, tam sebebini bilmiyorum, o binayı anıt ilan ettirmişler. Şimdi yeni Vali, oraya yeni vilayet binasını yaptırmak istiyormuş. Ben buna katılmıyorum, doğru değil. Ve yeni planda da vilayetin yeri farklıdır. Ben sadece tarihi olmadığına dair benden istenen düşünceye yanıt verdim.

Ama o binayla ilgili benim düşüncem şöyle: Orada rahmetli Selçuk Milar ağabeyimizin bir sanat enstitüsü binası vardır. Sonra ona bir takım ekler yapılmıştır, o ekler kötü yapılardır ama enstitü binası nitelikli bir yapıdır. O bina ile bugün kullanılan valiliğin önündeki yine nitelikli olan heykel korunmak üzere, gerisi yıkılabilir dedim. Konu budur. Ama bana kişisel olarak soruldu, ben kişisel olarak yanıt verdim. ”

mimdap: siz resmi nitelikte olan bir rapor verdiniz mi?

C. Bektaş: Hayır, hayır. Ben resmi bir yazı yazmadım. Bana sordular, el yazısıyla yazıp verdim.

Burada bana bir takım şeyler bu konu bahane edilerek yapıştırılmak isteniyor. Ama bence bu konuda Valilik de haklı değil. Orada Mimarlar Odası’nın dediği gibi bir sempozyum yapılmalı ve bu sempozyumun sonucunda ne yapılacakasa ona göre  karar verilmelidir.”

mimdap

13 Yorum

  1. SÜLEYMAN BOZ

    BU KARA ÇALAN METNİ FARKETMEMİŞİM!

    Nedense bu “yusuf” beni ve Sn. Bektaş’ı tanıyor, biz onu -en azından ben- tanımıyoruz. Mertçe adını yazma medeniyetini gösterse de bu kadar cahilce bir metni buraya koyma cüretini sorgulasak!
    Bahsedilen “Kelleci Kardeşler Restorant” projesi 2 belediyeden (Denizli Bel. ve Gökpınar Bel.) de ruhsatlıdır.
    “Karayolunun ortasına bina yaparak” iddiası Karayollarına hakarettir. Karayolu kenarına yapılan her binaya geçiş izni belgesi verilir.
    Ruhsatları Oda Başkanları vermezler.. Belediyeler verir. Ve belediyeler imar durumlarına göre ruhsat verirler. Ruhsatlar Bayındırlık Bakanlığına bağlı internet kanalından eşzamanlı yazılarak verilir.
    Her Belediye tüm vatandaşlara eşitlik içinde hizmet verirler..
    Denizli belediyesi de böyle yapmaktadır.
    Buradaki imaların, iddiaların, çamur atmaların hiç bir gerçekliği yoktur. Mimdap bu arkadaşın emailini ve kimliğini iletirse kendisine resmi belgeler de iletilecek, bu iddialarını kanıtlamaya davet edilecek, kanıtlayamadığında yasal yollara gidilecektir.
    Bu tür mesnetsiz ve konu dışı sataşmalara izin verildiğinde ne tür çirkinlijkler yaşandığının bir göstergesidir bu “Yusuf”un iddiaları..
    Yusuf’u kuyuya atmalarının (!) nedeni bu tür “yususf yusuf” durumları olsa gerek?..
    Saygılarımla..

  2. yusuf

    değerli arkadaşlar her iki kşiyi tanıyan biri ve denizlili olarak size sadece şunu kısaca söyleyeyim;(özellikle özürlü kişiler bu konuda kusura bakmasın, teşbihte kusur olmazmış…) “körlerle sağırlar birbirini ağırlar” bilmem anlata bildimmi? biraz daha açmak için şu fıkrayı anlatayım… iki kör zeytin yiyormuş. biri diğerine neden ikişer ikişer yiyorsun bu haksızlık değilmi demiş. diğeride nasıl bildin sen kör değilmisin demiş ve bu soru üzerine kör “çünkü ben ikişer ikişer yiyorum” cevabını vermiş… Zamanın da sayın Boz da belediyede meclis üyesi ve oda başkanlığı yaptı. Genel merkezde görevlerde bulundu. Denizli de projelr yaptı.Bilhassa kelleci kardeşler projesi ile ağahana aday olabilir. çünkü koruma alanı olan yere, 3 kat fazla emsalle ve karayolunun ortasına bina yaparak kendi başkanlığı döneminde yapı ruhsatı ve oda vizesi almak büyük başarıdır. belediyeler birleştikten sonra zeytini ikişer ikişer yiyemeyince diğerine hesap soruyor… Vesselam….

  3. Vildan Manisalıoğlu

    Sevgili Arkadaşlar,

    Her devrin adamından başka ne bekliyoruz ki,

    Bahsedilen Gazi İlkokulu’nun,arsası ailem tarafından T.C.Devleti’ne hediye edilmiş,tüm
    yapım masrafları da Pehlivan Koca Manisalı tarafından karşılanmıştır.
    Sayın Meslekdaşım (C.B.) da büyükbabam gibi önce bu Vatan için savaşsın,toprağını ,parasını
    memleketlisiyle paylaşsın da ondan sonra bir tarihi yoketme hakkını kazansın…

    VİLDAN MANİSALIOĞLU

  4. kerem ulucanlı

    denizliyi çok seviyoruz üzemeyin bizi. lütfen daha fazla üzülmeyelim.

  5. osman balcı

    Cezmi Tarancı gibi bakıyorum. (Süleyman beyin verdiği açıklayıcı bilgi ayrıca iyi olmuş) Bu konu yıkılsın-yıkılmasın ikilemine sıkışmamalı. Valilik ısrar içindeyse etik olarak “yıkılabilir” derken dikkat etmek şart. Burada şahsi fikir başka birine dayanak olabilir. Hukuku ve kurul kararlarını aşmanın bir aracı yerine kullanılabilir, eğer onu söyleyen saygıdeğer bir mimarsa. Onun dışında kurul karar alsa bile şahsi olarak o kararı beğenmiyorsak eleştirebiliriz. Dolayısıyla niye tescilli bina niteliksiz dendi diye kıyamet koparılmaz.

  6. SÜLEYMAN BOZ -Mimar

    Sayın CEZMİ TARANCI;
    Yorumunuz için teşekkür ederim. Konu bina ile ilgili koro halinde “Yıkalım!” nidaları yükseliyor. Yıkmayalım, koruyalım, kurul kararına uyalım diyenlere tavuk kümesindeki ördek yavrusu muamelesi yapılıyor. Adı geçen şahıs aslında konu hakkında bilgi edinerek konuşabilirdi. Ben bundan önceki 2 dönem Mimarlar Odası başkanı idim. Şimdi de TMMOB Merkez Planlama Komitesi üyesiyim. MYK üyesi şahıs TMMOB ve Mimarlar Odası ilkelerine ve meslek etiğine saygılı olması, kurul kararlarının arkasında durması gerekirken, resmi görüşün arkasında durup “Burası için hazırlanmış projem vardı..” söylemine takılıyor. Bu etik değil..

    Zaten Mimarlar Odası 1-2 Mayıs tarihlerinde Kent Merkezi Planlaması Ölçeğinde Hükümet Konağı” başlıklı bir sempozyum da yapacak. Ülkenin farklı üniversitelerinden uzmanlar ve yerel temsişciler katılacak. Bizim tepkimiz mimarların arkasında durması gereken şahsın “İşverenlere” prim vermesi onları cesaretlendirmesidir.
    Mimarlık ile “Bezirganlığın” ayrılmasından yanayız. Hukuka saygıdan yanayız. Herşeyi bilenlerden Denizli olarak çok çektik. Hariçten gazel okuyanlara karşı biraz daha dikkatli olunmasını istiyoruz sadece..

    Selam ve saygılarımızla efendim..

  7. Cezmi Tarancı

    En az iki kurul kararı bir de mahkeme kararı varsa eğer o yer için ne olursa olsun belge anlamına gelecek bir yazı, (rapor olması gerekmez) sonradan ne işe yarayacağı belli olmayacağı için verilmemesi gerekir.
    Şahsi görüşler ne olursa olsun ve orası size göre hiç bir değer taşımıyor da olabilir. Değilmi ki bir görevli onu bir amaç için kullanabilecek o zaman çok dikkat etmek gerekir.
    Ben sayın Bektaş’ın o bina ile ilgili görüşüne doğrudur-yanlıştır deme durumunda değilim ve işin o kısmı sayın Bektaş’ın mimarlık bakışı içinde bir konudur. ayrıca saygı da duyuyorum, herkes bir koro gibi “koruyalım, aynen tutalım, …” demek zorunda değil.
    Ben sadece yöntem olarak ortada bu kadar kurul ve mahkeme kararı varken onu aşmak isteyen bir iradenin işine yarayabilecek bir belgenin üretilmesine yöntem olarak karşıyım. Burada anladığım kadarıyla bir belge üretme kaygısı olmamış ve resmi nitelikte bir rapor yok ve sayın Bektaş şimdiki binanın yerine bir hükümet konağı yapılmasını kent planlaması açısından onaylamıyor. Dolayısıyla sayın Bektaş için suçlama kampanyası gibi sözler söylenmesi hoş değil.
    Fakat yöntemsel bir hatadan bahsetmek mümkün.
    Şimdi bu konuyu kör döğüşüne çevirmeden ortak bir zeminde ve mimarlar arası bir gerçek tartışmada halletmek lazım.
    Saygılar

  8. SÜLEYMAN BOZ -Mimar

    YETERLİ BİLGİ

    Değerli arkadaşlar, Denizli’de yaşanan gerçek (Belki başka kentlerde de yaşanıyordur) şudur.

    Mevcutta İzmir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Böge Kurulu tarafından “Korunması gereken tarihi, kültürel varlık” kararı verilmiş (1993) ve tescili yapılmış bir Hükümet Konağı binası var. Tescilin kaldırılması için Valilik İdare mahkemesine dava açmış. Dava valilik aleyhine sonuçlanmış. Tescil kararı mahkemece de onanmış. 2007 tarihinde Vali Hasan Canpolat tarafından bu sefer Aydın ve Denizli’den sorumlu olarak yeni kurulmuş olan Kurul’a konu yeniden götürülmüş (Bina depreme dayanıksızdır, çürüktür, tehlike arzediyor, mimari , tarihi değeri yoktur gerekçesi ile). Kurul yerinde inceleme yaparak , binanın içinde yaptığı ve benim de gözlemci olarak bulunduğum toplantıda valiliğin talebini ret etmiş.

    Bildiğiniz gibi Koruma kurullarında; Arkeolog, şehir plancısı, hukukçu, sanat tarihçisi, mimar, harita mühendisi, üniversitelerden profesörler olmak üzere çeşitli uzmanlar üye. Ortada 2 kurul kararı bir mahkeme kararı var. ( Bu kararlara “inat uğruna verilmiş, kısa yoldan, masa başında, otu çöpü koruma nesnesi sayarak anıt ilan ettirmişler..” diyemezsiniz! Hem “sebebini bilmiyorum” diyeceksiniz hem iddialarda bulunacaksınız?!)

    Buna Karşın Cengiz Bektaş adlı Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, “Ağa Han Ödüllü” üstelik de “Denizlili” bir mimar çıkıyor; “….“… yurt binası olarak yapılmıştır. Sonradan valilik binasına dönüştürülmüştür. Tarihi, mimari bir değeri yoktur. Depreme dayanıksızdır. Çürüktür. Yıkılmasında sakınca yoktur. Önündeki Atatürk Anıtı kalmalıdır..” şeklinde valiliğe bir görüş veriyor. El yazısı ile. Kurulda yukarıda sayılan tüm uzmanların kararlarına saygı göstermeden ve onların yerine tek başına kendisini koyarak!.. Bundan cesaret alan valilik yeni yapacağı binayı , tescilli binayı yıkarak aynı yere yapmak istiyor.
    Biz bunun olamayacağını, ortada bir hukuki gerçeklik olduğunu, binanın da korunması gereken kültürel varlık olduğunu söylüyoruz. Bektaş Denizli TV’ ve gazetelerine verdiği beyanlarda aynı görüşünü , ısrarını yineliyor! Yahu bina aynı bina, kararlar ortada! Sormazlar mı adama “Maksadın ne kardeşim, alemin akıllısı bilgesi sen misin?” diye? Ben soruyorum örneğin..
    Burada bir ilke mücadelesi var. Hukuka, Mimarlar Odası ilkelerine, meslek etiğine uymada en başta gelmesi gereken bir MYK üyesinin hukuk karşısındaki imtihanından söz ediyoruz!.. İnsanların belli mevkilerde, ünlü, saygın olmaları onlara “Kural tanımaz” hareket serbestisi verir mi? Kaldı ki aynı şahsın Denizli’de yaptığı çoğu yeni binalarının yerinde eski, tarihi ve mimari özellikleri olan güzelim binalar vardı. Yok edildi.
    Konu kişisel değildir. İlkeseldir. Tek tek yok edilen Denizli’nin varlıklarına bir yenisinin eklenmemesidir önemli olan. Zamanında bu “ünlü” mimarlar sessiz kalmış vandalizme.. Biz mesleki ve demokratik tepkimizi gösteriyoruz.

    Umarız bu bilgiler yeterli olmuştur. İlgilenen tüm dostlara saygı ve selamlarımızla..

  9. fatih yücesan

    konuyu dengeli ve sorumlu bir anlayışla vermiş olmanızı örnek bir yayın anlayışı olarak görüyorum. fikirlerin tartışılması ve tek yanlılığa düşülmemesi.

  10. taner alparslan

    Evet yeterli bilgi lütfen Süleyman bey. Siz mutlaka iyi niyetlerle bir uğraşı içindesiniz ama (ben tescil bilgisini bilmediğim için) her birşeyin kısa yoldan tescillendiğini, bazen yerine bile gidilmeden masa başında bu işlerin yapıldığını biliyoruz. Sizin koruma hissiyatınız ve kentinize karşı ödev şinaslığınız ayrı bir konu. Bu takdir edilesi birşey. Fakat tescil denilen şey de sonuçta bir “takdir yetkisi” kullanımı. Orada biraz incelik var yani, o noktayı atlayıp geçersek durumu tam anlayamayız.
    Vali beyin illa eski hükümet konağının bulunduğu yerde ısrarcı olması başka bir problem şüphesiz. O bölgeyi seviyor galiba.

  11. asuman tektaş

    mevzu bayağı derinleşiyor anladığım kadarıyla. denizli’den diğer mimarların ve mimarlar odası denizli şubesinin görüşü ne yöndedir acaba? biraz enterasan bir durum gibi sanki. sayın bektaş saygın biri. sıradan bir hata yapmaz. burada laflar biraz sert gidiyor kanımca. sel gider mil kalır biraz daha dikkat edilse iyi olmaz mı acaba?
    sayın boz meramını anlatmış. hükümet binasının hangi gerekçelerle tescillendiğini tam olarak bilmiyoruz. sayın bektaş’ın da belirttiği konular ve çekinceler var bu yapıyla ilgili.
    şimdi kişisel yüklenmeler yerine mimarlık içi bilgilendirici tartışma ve yorumlar yapılırsa daha iyi aydınlanırız. hem diğer şehirlere doğru örnek olur böylece.

  12. SÜLEYMAN BOZ -Mimar

    DENİZLİ VANDALİZM TEHDİDİ ALTINDA!..

    Ege’nin İzmir’den sonra 2. büyük kenti Denizli; Mimari ,özgün değer taşıyan binaları, kent dokusu, bahçeli 2 katlı evleri, nefis resmi binaları ile karakterli bir kent yapısına sahipti. Olur olmaz gerekçelerle Memleket Hastanesi, Hükümet Konağı, Vali Konağı, TC’nin ilk ve tek Özel Bankası Denizli İktisat Bankası, Selçuklu’dan kalan tek yapı Ulu Cami, Çaybaşı Caddesindeki eski Denizli evleri vb.. tek tek yıkıldı.

    Sn. Bektaş doğru söylemiyor; İktisat Bankası, yerine yenisi yapılacak diye kendisi proje çizdikten sonra yıkıldı. Gıkı bile çıkmadı.
    Hangi Kurul inatlaşma uğruna bir yapıyı Tescil eder Allah Aşkına? Bektaş’ın Kurullara, kurumlara, TC’nin yasalarına ve kararlarına hiç mi saygısı yok?

    Çaybaşı Caddesindeki (Kendi evleri de olan) Denizli Evleri yıkılırken de bir tepki vermedi. Şimdi de resmen tescilli şimdiki Hükümet Konağı için “Yıkılmalıdır..” fetvasınadır bizim tepkimiz. Bektaş’ın Belediye baş danışmanlığında Selçuklu Camisi’nin yıktırılması acaba tesadüf müdür?
    Mimarlar Odası MYK Üyesi birinin (Bektaş) resmen Tescilli bir bina için “yıkılabilir” görüşü vermesi ve hala bunu savunması ne derece etiktir? (Önce ‘rapor vermedim’lerden şimdi el yazısı ile görüş verdimlere geldik dikkat buyurun lütfen!)

    İddiamız, beklentimiz; Şimdiye dek her yeni yaptığı binanın yerinde eski, geleneksel, mimari, tarihi değer taşıyan bir bina olan bu kişinin, Denizli için “Fetva vermekten” vazgeçmesidir.
    Korkumuz ise, bu şahsın görüşüne uyulduğu takdirde yıkılacak olan Hükümet Binasından sonra , sıranın karşısındaki muhteşem Gazi İlkmektebine geleceğidir!… Bunu geçmişe bakarak söylüyoruz. Yoksa bu kişi ile hiç bir kişisel husumetle ilgimiz yoktur.
    Bektaş’ı ehil, uzman ve “Aksakal”* bilerek, ve onu ciddiye alarak resmi kurumlar kentte yıkımlara /kıyımlara gidiyor. Denizli’de yaşayan kentliler adına bu kaygılarımızı mimarlık kamu oyu ile paylaşmayı bir görev biliyoruz.
    Anlaşılan Denizli’yi Bektaş’tan korumak gerekecek bundan böyle..

    Saygılarımla efendim.

    * Aksakal: (Kırgızca) Bilge kişi.

  13. cahit dülgeroğlu

    ikili-ikircikli-gerilimli süreçler bunlar.
    bir yandan kenti silipi süpürmek isteyen kent yöneticileri
    bir yandan otu çöpü koruma nesnesi zanneden ‘duyarlı’ kesim
    gerçek bunun neresinde?
    sahici koruma ve yaşatma nerede?
    bunu bulabilene de aşk olsun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir