TMMOB Mimarlar Odası Denizli Şubesi’nin, Denizli Valiliği ve Denizli Belediyesinin katkılarıyla Denizli de 01-02 Mayıs 2009 tarihlerinde ‘’Kent Merkezi ölçeğinde DENİZLİ GELECEĞİNİ ARIYOR’’ konulu sempozyum gerçekleştirilmiştir.
SONUÇ BİLDİRGESİ
Kentin halkının farklı kesimlerinden, çeşitli STK temsilcilerinin ve Meslek Odalarının katılımı ile yapılan Sempozyum kentte uzun yıllarda an beri özlenen sivil demokrasi, katılım ve “Kentsel Demokrasi”nin örneği olacak şekilde kamuoyunda Kabul görmüştür.
Bu çerçevede Mimarlar Odası Denizli Şubesi, bilim insanları ve akademisyenler tarafından sempozyumda sunulan bildiriler ve görüşler doğrultusundaki tespitlerini, Denizli’yi yöneten yerel yöneticilerin, STK’ların, meslek odalarının kısacası Denizli’nin sahipleri olan tüm halkın dikkatine saygı ile sunar.

1-SEMPOZYUMUN KONUSU ve AMACI:
Sempozyum’un konusu başlığından da anlaşılacağı gibi; Denizli Kent Merkezi’nin, Yeni Denizli’nin, Bütünşehir olmuş ve olası projeksiyonu bir milyon nüfusu barındıracak ve sahip olduğu değerlerine dayanarak ortaya koyacağı gelişim vizyonuna göre “Nasıl Bir Kent Merkezi, Yarının hangi önemli gelişme stratejileri, hedefleri ve aksları doğrultusunda gelişecek Nasıl Bir Denizli?” sorularına yanıt aramaktı.
Denizli Valiliğinin, Kent Merkezinde, Mevcut Hükümet Binası çevresinde yeni bir hükümet binası yapması istemi bu sempozyumun yapılmasını tetikleyen ana unsur ve talepti. Bu talebin Tüm kentin gelişmesini etkileyecek bir etmen olduğu düşüncesi ile yapılan arama toplantıları ve hazırlık çalışmaları ile sempozyumun en olumlu bir çalışma-katılım ve karar biçimi olduğunda hemfikir kalınarak adımlar atıldı.

2-SEMPOZYUM KATILIMCILARI:
Sempozyumun konusuna göre seçilen, İl dışından ve kent içinden uzmanlar sempozyumun 2 gün süren oturumlarında sundukları bildirilerle, izleyicilerin soruları ve katkıları ile konunun aydınlatılması yönünde bilgi paylaşımları gerçekleşti.
Açış Konuşmaları, Mevcut Durum ve Değerlendirmeler, Tarihe Bakmak, Dünü Yarına Bağlamak, Planlamak-Müdahale Etmek ve Yarını Kurmak başlıklı oturumların sonunda tüm bildiri sunanların, halkın, izleyenlerin, protokol ve Kent Merkezi’nde yeni bir Hükümet Binası Talebinde bulunan Valiliğin de hazır bulunması ile bir forum düzenlendi. Forumda konu hakkındaki düşünceler ortaya kondu ve sorulara yanıtlar arandı.
Bu oturumlarda; Denizli Valisi Yavuz Erkmen, Belediye Başkanı Nihat Zeybekci, PAÜ Rektörü Prof.Dr. F.Necdet Ardıç, Mimarlar Odası Şb. Bşk. İbrahim Şenel, Eski Belediye Başkanları; Ziya Tıkıroğlu, Ali Marım, Ali Aygören içerikle ilgili sunumlar yaptılar. Sanayi Odası Adına Y. Mimar Feridun Alpat, Ticaret Odası adına İnş. Y. Müh. M. Salih Basmacı sunumlar yaparken, Kentin geçmişi ile ilgili, sözlü tarih denebilecek “Tarihe Bakmak” bölümünde ise kentin geçmişinin canlı tanıkları; Av. A. Behçet Çomakoğlu, Esat Sivri, Fotoğraf Sanatçısı Coşkun Önen ve Prof. Dr. Önder Göçgün sunumlarda bulundular.
Çağrılı Uzmanlar ve Kentte yaşayan uzmanlar olarak; Prof. Dr. Necati İnceoğlu, Prof. Dr. Sezai Göksu, Prof. Dr. Kadir Pektaş (Yerine sunumu Öğ. Gör. Ramazan Uygur Sundu), Doç. Dr. Emre Mardan, Doç. Dr. Çağatay Keskinok, Doç. Dr. Soner Haldenbilen, Yrd. Doç. Dr. Şebnem Dündar, Yrd. Doç. Dr. Emel Kayın, Mimarlar; Ahmet Yoldaş, Süleyman Boz, Arif Balkanay ve Öncü Başoğlan, sunum ve konuşmaları ile sempozyumda bildiri veren katılımcılardı. Oturumları ise Baro Bşk. nı Av. Adil Demir, Yusuf Şahin, İMO Denizli Şb. Bşk. Ü. Bülent Altunay, TMMOB İKK Sekreteri Fatih Yaşa ve Mimarlar Odası Denizli Şb. Başkanı İbrahim Şenel yönettiler.

3- SEMPOZYUMDA YAPILAN SUNUMLAR VE AKTARILAN GÖRÜŞLER:
Denizli, Anadolu’nun batısında, Ege’de, Çürüksu vadisinde yer alan tarihi bir kenttir. Bereketli topraklar üzerinde kurulu, çevresinde antik kentler yer almakta, Selçuklu, Osmanlı ile Erken Cumhuriyet’in izlerini taşımaktadır. Nedeni anlaşılamayan bir kültür varlıkları kıyımı gerçekleşmiş olsa da geçmişin izlerini taşıyan varlıklarının korunması mutlaka sağlanmalıdır. Kent yöneticileri, girişimcileri ve halkı ile –Rant Uğruna – hep birlikte kendini çarpıklaştırmış, başkalaştırmış ve içinde kaliteli yaşama öğelerini törpülemiştir. Bundan böyle yeni kararlar alma, yeni gelişme akslarını, strateji ve hedeflerini belirleme durumundadır. Bu kalkınma akslarından birisi kültürel temelli kalkınma, gelişim ve dönüşümdür.
Plan yapmak kentin yaşamına ve geleceğine müdahale etmektir. Kentlere müdahaleler kapsamlı ve bütünsel olmalı, bu müdahaleler birbirleriyle ilişkilendirilmelidir. (Hükümet Konağı Bölgesi – Haller – Kaleiçi – Eski Tabakhane – Laodikya vadisinden Laodikya’ya kadar uzanan etkileşim ve bu aksın başlangıcı olan Delikliçınar’dan Çamlık ve üniversite alanına kadar olan bağlantı). Denizli kentini marka yapmak, batı dünyasından devşirme süreçlerle değil, kentin kendi pratiklerinden ve kültürel kimliğinden beslendiği takdirde anlamlıdır. Bu alan Denizli kentinin kültür eksenli dönüşümünün odağı olabilir. Ana tasarım ilkesi kamusal, kültürel, sosyal, ticari, eğitsel, yaşanabilir bir kent merkezi mekânı oluşturma hedefi çerçevesinde kurgulanmalıdır.
Proje alanı tekil olarak ele alınmamalı, oluşturulacak kullanım ve düzenleme stratejileri Delikli çınar / Bayramyeri aksı (Ki bu aks kimlikli, tarihi, “I” düzenli bir kent merkezidir.) ile ilişkilendirilmelidir. Kent içi kamusal alanlar sistemi, süreklilikleri oluşturulmalı ve kentsel mekanlar arasındaki geçişler sağlanmalıdır. Alanın Denizlili ile sosyalleşmesi, ilişkilenmesi bu aks üzerindeki tarihsel kimlik, bina yüzleri, fonksiyonlar ve alışkanlıkların doğru kurgulanmasıyla sağlanabilir. Kent içi kamusal alanlar bağlantısı kurgulanmalıdır. (Çınar meydanı belediye alanı – Hükümet Konağı bölgesinde yapılacak kentsel meydan ilişkileri.) Buradaki kamu yapılarının (Okullar Dâhil) fonksiyonu merkeze canlılık getirmektedir.

Kentin bu bölgesinde yapılacak tüm düzenlemelerde esas hedef öncelikli olarak kentlinin faydalanacağı, sosyalleşme alanlarının oluşabileceği ve kent kültürünün oluşmasına katkı sağlayacak mekânsal düzenlemeler olmalı, turizm ve benzeri potansiyellerden beklenen katma değerlerin ancak bu amaçla yapılan düzenlemelerden sonra (Kentin kendisi için yaptığı aynı zamanda turistler için yapılandır) sağlanabileceği unutulmamalıdır. Denizli’nin %90 oranda Pamukkale’ye bağlı olan turizm potansiyelinin belli bir oranda kent içine aktarılması, tekil yaklaşımlarla, düzenleme ile söz konusu olamayacaktır. Tekli yaklaşımlar “Destinasyon” oluşturamaz. Çeşitlemeye gidilmelidir. Bu durum kentin yakın ve uzak bölgelerindeki bir takım düzenlemeler ve plan kullanım kararları – termal turizmin desteklenmesi vb. – ile sağlanabilir. Denizli kent merkezinin mevcut olanakları ve içerisinde taşıdığı potansiyeller, mutlaka bir kere daha, gelecekteki kent makro-formunu ve kentin büyüme oryantasyonunu belirleyen kent bütünü planı ile yeniden ilişkilendirilmeli, ve merkezin prestij kaybını önleyecek bir büyüme stratejisi benimsenmelidir.
Denizli giderek azalan tarihi, / kültürel/ kentsel varlıklarını, eskilik, dayanıksızlık, fonksiyon yitirme, yeni estetik ve üstün mimari değer koşulları aranmaksızın korumalı ve değerlendirmelidir. Kent merkezinde, söz konusu alandaki üç önemli yapı kütlesi, Endüstri Meslek Lisesi taş atölye binaları, Mevcut tescilli Hükümet Konağı, Gazi İlkokulu ve Kız Meslek Lisesi ile ilgili ortaya çıkan düşünceler; Endüstri Meslek Lisesi taş atölye binalarının Koruma Kurulu kararı olmasa bile, korunması görüşü benimsenmiştir. Bu bölgenin bir “Cumhuriyet Sit Bölgesi” olması önerilmiş, Yıkılan Halkevi Eski Belediye Binası ile birlikte 5 yapının Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Dönemini temsil eden mimari yapılar olduğu belirtilmiştir.
Mevcut Vilayet Konağı için, var olan mevcut kurul ve mahkeme kararları doğrultusunda, bulunduğu yerde korunması konusunda, (rölevesi alınarak kaydırılabilmesi gibi seçenekler, binanın Pamukkale Üniversitesi tarafından verilmiş bir “depreme dayanıksız” raporu olsa da), koruma kararı ve diğer gerekçelerle güçlendirilerek korunması için bir mutabakat oluşmuştur. Tescil kararı sadece yapıya ait değil, fakat aynı zamanda parseline de ilişkindir. Yapı bir başka noktaya kaydırıldığı takdirde, sadece hukuksal olarak bir ihlal gerçekleşmeyecek, aynı zamanda yapı bağlamından da kopartılmış olacaktır. Bu ise, temel koruma ilkeleri ile çelişecektir.
Kız Meslek Lisesi binası için ise, herhangi bir koruma kararı yoktur. Bu binanın da anı değeri olduğu mimarisi ile Cumhuriyetin Eğitim Projesinin bir öğesi olduğu belirtilmiş, binanın tarihsel ve kültürel değerleri ve kentsel belleğin önemli bir öğesi olması sebebiyle, korunması gerektiği görüşü benimsenmiştir. Ancak bunun gerekli envanter çalışması ile açıklığa kavuşturulması kararlaştırılmıştır.
Kent yöneticileri ve sakinleri mevcut fiziksel ve kültürel kaynakları tüketmeden, bizden sonraki nesillerinde bu kaynaklara gereksinmesi olduğu göz önünde tutularak kullanmalıdır. Alanda belli değerleri taşıyan yapılar korunmalıdır. Alanın bütünlüğü, simge değeri ve sürekliliği Hükümet Konağının bulunduğu yerde kalmasını öngörmektedir. Yeni Hükümet binası konusu bir proje konusudur. Ada içinde, her yüzü dikkate alınarak iyi çözülmüş bir proje bu alanı ve çevresini etkileyecek, merkezin canlanmasına katkı koyacaktır. Bu yüzden; “Denizli’de Kültür olgusu öne çıkarılmalı. Meydanda Cafeler, sergi mekanları, büfeler, galeriler, resmi daire, ticaret… Hepsi bulunmalıdır. Gece aktiviteleri bölgeye hareket kazandıracaktır…” Katılım zorlama ile değil kendiliğinden olmalıdır.

Sempozyuma konu olan alan, cumhuriyet dönemi yapıların yoğun olarak yer aldığı, cumhuriyetin yapılaşma eylemlerinin okunabileceği bir alandır. Bu alanda yer alan yapılarda izlenen değişik dönem mimarisi bir zenginlik yaratmaktadır. Alanın temsil ettiği “Cumhuriyet dönemi kimliği” nin kentsel bellekte yer alması gerekir. Alanın kimliğini kuran yapıların Osmanlı (Gazi İlkokulu) ve erken cumhuriyet dönemini temsil ettiğinden hareketle, çağdaş eklerin mevcut yapılarla uyum / kontrast/ saygı/ açık alan-yapı dengeleri göz önünde tutularak tasarlanması gerekir.
Eski doku ve yapılar ile yeni tasarlanacak alan ve mekânlar, görsel ve kitlesel uyum içinde, insani ölçekte olabilmelidir. Bu uyum aranmakla birlikte yeni tasarımlar yine de günümüzün çağdaş çizgilerini taşımalı, geçmişe de saygılı olmalıdır. Bu sebeple yeni hükümet konağı çağdaş Denizli’yi yansıtmalı, biçimsel ve taklitçi referanslardan kaçınılmalıdır.
Alanda geliştirilecek dönüşümler ve yeni işlevler alanın çevresine yüklü bir dolaşım ve trafik getirecektir. Buradaki yol ve kavşaklar, ulaşım ilişkileri bu bağlamda yeniden etüt edilmeli, bütüncül planlama yaklaşımı içerisinde ulaşım öncelikli olarak çözülmelidir. Bu bölgenin içinde bulunduğu alanda belli oranda yayalaştırma kararları alınabilir. Ancak yoğunluğu aşırı arttıracak kullanımlar iyi araştırılmalı ve mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Ulaşımda arz arttırıcı yaklaşımlar yerine, talep yönetimi yaklaşımı benimsenerek, insan haklarına saygılı bir ulaşım örüntüsü önerilmelidir. Alt geçitlerin bu bölgede düşünülmesi parçalayıcı, bölücü etki yaratacağından düşünülmemelidir. (Geçmişteki kötü Bayramyeri örneği dikkate alınmalı)

Denizli kentinde gereğinden fazla imarlı alan yaratmaktan ve kent merkezlerinde nitelik kaybını beraberinde getiren ve kentin altyapı sunumu açısından sürdürülmesi güç biçimde saçılmasını ve kent merkezlerinden kaçışa yol açan müdahalelerden özenle kaçınılmalıdır. Avrupa Kentsel Şartı-II de, bu bağlamda, kentsel saçaklanmanın olumsuzluklarına vurgu yaparak kompakt kenti önermektedir. Denizli kent merkezinde, kamusal yaşamın niteliğini artıracak ve geliştirecek düzenlemeler yapılmalı, kamusal yaşamın önemli bir öğesi olan yönetim işlevinin merkezler dışında yer seçtirilmesi arayışlarına gidilmemelidir.
Denizli’de mevcut yapıların bir envanteri çıkarılmalı (Belediye bir imarlı arsa ve yapı stoğunu belirleme çalışması yapmalı ), gereken verimlilikte kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalıdır. Alanın taşıma kapasitesi ve yapı kullanım değerleri belirlenmelidir. Alanın potansiyelinin el vermesi halinde bir müzenin tasarlanması düşünülmelidir. Ancak bu müze, bir “Kent Müzesi” olmalı, kentin ve kentlinin tarihini, kültürünü içermeli, arkeolojik değerlerin ise kendi kazı alanlarında yapılacak müzelerde sergilenmesi sağlanmalıdır
Sempozyumun plancı uzmanlarına göre; Merkezdeki planların birbiri ile tezatlıkları acilen giderilmeli, bunun için gereken plan tadilatları sempozyum komitesince değerlendirilerek gerçekleştirilmelidir. Yeni plan kullanım kararları, plan hükümleri, emsal katsayıları, oluşacak kavşak, ulaşım sorunları aşama aşama dikkate alınmalıdır.
4- SEMPOZYUM SONUÇLARI:
4-1. Denizli kenti mevcut haliyle “Büyükşehir” koşullarını taşıyan bir kenttir.
4-2. Çevresi ile ilişkilendirilmiş, bütüncül ve kültürel varlıkların korunmasına dayalı, kent merkezini canlandıracak zorunlu bir düzenlemeye gereksinim vardır. Kültür olgusu kentte öne çıkarılmalıdır. Yeni Kent Merkezleri, KÜLTÜR ODAKLI MERKEZLERDİR.
4-3. Denizli Kent Merkezi Küçük ölçekte Delikliçınar-Bayramyeri arası olmasına karşın bu Tren Garı, Laodikeia ile Çamlık Pamukkale Üniversitesi yönlerine doğru zaman içinde genişletilmelidir.
4-4. Bu çerçevede; Laodikeia ile kent merkezi arasında yer alan aksa ilişkin mevcut çevre düzeni planı revize edilmeli, Laodikeia ve Eskihisar için gündemde olan imar planı çalışmaları bir bütün halinde yeniden ele alınmalıdır.
4-5. Hükümet Konağının kent merkezinde ve tanımlanan bu alanda bir yerde kalması ve yapılması gerekir. Binanın programı, çevresini etkileyecek ve değiştirecek özelliklere sahip olmalıdır.
4-6. Bu alandaki yapı stoku dikkate alınmalıdır. Kimlikli, Cumhuriyet’in Mirası yapılar; Erkek Sanat Okulu Taş Atölyeleri, Hükümet Konağı, Kız Meslek Lisesi, Gazi İlkokulu ve alanda bulunan ağaçların oluşturduğu yeşil doku özenle korunmalıdır. Merkezin sosyal, kültürel, ticari olarak canlandırılması için proje kapsamında dönüştürülmelidir. “Koruma için yapılan iyi şeyler turizm için de iyidir.” Bu çalışma yapılırken, tescilli olsun ya da olmasın korunması kabul görmüş yapılar ile depreme dayanıklı veya güçlendirmeye değecek yapılar ve yıkılmasında sakınca görülmeyecek yapılar belirlenmelidir.
4-7. Bu merkezde kentin tarihini, kültürünü ve geleneksel yaşantısı hakkında arşivlerin yer aldığı bir Kent müzesi yapılmalı ya da kimlikli binalardan dönüştürülmelidir. Arkeolojik müze, merkeze fazla yükleme getireceğinden ve büyüme olanağı olmadığından, kazı alanlarında, kendi yerlerinde arkeoloji müzeleri yapımı teşvik edilmelidir.
4-8. Yeni Hükümet Binası için ayrılan kaynağın kullanımına olanak tanınmalı, bunun için proje elde etme süreci başlatılmalıdır. Bir yarışma süreci programlanmalı, yukarıdaki hususlar yarışma şartnamesine dönüştürülmelidir. jüri, Denizliyi bilen, anlayan, sempozyumda ortaya çıkan ortak değerleri gözeten deneyimli uzmanlardan oluşmalıdır. (Yarışma altlığı için imar planları, plan raporları, merkeze-alana ait hava fotoğrafları, envanter çalışmaları, mevcut yapılara ilişkin planlar, projeler, yarışmaya katılacak ekiplerin mesleki profilleri ve mesleki profilleri, Belediyenin performans raporları, alanla ilgili analitik veriler, ağaç rölövesi, ulaşım raporları, mülkiyet durumları, plankote, yapısal durum vb. sempozyum eki olarak ayrıca bir raporla belirtilecektir.)
4-9. Bu merkezdeki mevcut imar planları birbiri ile çelişmektedir. Çelişkiler giderilmeli, kent merkezini canlandıracak kullanım kararları, plan hükümleri, yoğunluk katsayıları planlara işlenmelidir. Konu Nazım Plan değişikliği gerektirmektedir. (1/25 000 lik İl Çevre Düzeni Planı ve alt planları)
4-10. Merkezin düzenlenmesi sırasında araç trafiği ve yaya trafiği dikkate alınmalı, merkezin insansızlaştırılmasına sebep olacak radikal trafik değişikliklerinden kaçınılmalıdır.
4-11. Kent Merkezinin gelişmesini engelleyen yaygın, saçaklanmış gelişme önlenmeli, Kentin İmarlı arsa stoku ve yapı stoku çıkarılmalıdır. İlde ve kentte kültür varlıkları envanteri (Gelinlik Kız Denizli, çeyizlerini sandıktan çıkarıp saymalı ) çıkarılmalıdır. Laodikeia kentin tarihsel, simgesel öğesi olmalıdır.
4-12. Bu sempozyum ile yıllardan bu yana özlenen “Kentsel Demokrasi” ve halkın kararlara katılımının geliştirilmesini amaçlayan çalışma modeli bundan sonra da ilin, kentin geleceğini ilgilendiren çalışmalara örnek alınmalıdır. Sayın Belediye başkanının da belirttiği gibi kent alanları, bölgeleri, ortak değerleri ticaretin bir rantı olarak kullanılıp atılmamalı, rantın kamu yararına paylaşımı, kullanılmasına dikkat edilmeli, amaç yaşamaktan zevk duyulacağı, sağlıklı, kaliteli eğlenceli, yaşanılabilir ve yaşayan kent mekânları yaratmak olmalıdır.
4-13. Mimarlar Odası Denizli Şubesi; Merkez Yönetimi, yöneticileri, şube yöneticileri ve sempozyum danışma kurulu ile birlikte özverili çalışmaları sonucu, 1990 Pamukkale Sempozyumundan bu yana yeni bir sempozyumla kent yaşamına olumlu katkı sunmuştur.
Bundan böyle sempozyum sonuçlarının yaşama geçirilmesinin izlenmesi de yine Mimarlar Odasına ve sivil topluma düşecektir.
Sempozyumun yararlı olmasını diler, tüm katılımcılara, kişi ve kurumlara teşekkürlerimizle saygılarımızı sunarız.
Mimarlar Odası Denizli Şubesi



6 Yorum
Necmi Özdemir
Sempozyumun sunumlarını içeren bir kitap basıldımı? Basıldıysa kitaplar mimarlar odasına var mı?
SÜLEYMAN BOZ -Mimar
SEMPOZYUM, MİMARLIKTA ETİĞİN NE KADAR ÖNEMLİ OLDUĞUNU DA ORTAYA ÇIKARDI
Koruma Kurulu tarafından tescilli Hükümet Konağı’nın yıkılarak yerine yenisinin yapılmak istenmesi ile gündeme gelen, ve kent merkezinin planlanmasına dek uzanan gelişmeler yaşandı Denizli’de.
Aynı zamanda kentin tarihi dokusuna sahip bölgede olması, yeni binanın çevresini etkileyeceği, bu alanın kent bütünü dikkate alınarak yeniden planlanması düşünceleri, kamu yöneticileri ile birlikte bir sempozyumun yapılması gerekliliğini doğurdu.
Sempozyumdan önce “.. orayı yıkalım, burayı kaldıralım, kottan yararlanalım, yer altı arkeoloji müzesi yapalım, hükümet binasının bir mimari, tarihi değeri yok vs..” gibi tartışmalar olmuştu. Sempozyuma katılarak bildirilerini sunan, farklı üniversitelerden bilim adamları, yerel halk temsilcileri, sivil toplum liderleri konuya farklı yaklaşımlarla açıklık getirdiler.
Sempozyum sonuçları Denizli’ye tarihsel değerde temel kararlar sundu görüşündeyim. Kamu yöneticilerinin baştan sona izleyip notlar alması ve uygulayıcı olarak kendilerini doğrudan ilgilendiren bir sempozyum olması nedeni ile de başka kentlere örnek niteliği taşıyordu.
Daha önce mimdap sitesinde de yer alan haberlerde, Mimarlar Odası MYK üyesi bir mimarın, tescilli ve mahkeme kararı ile de tescili onaylanmış bir yapı için”.. değeri yoktur. Yıkılmalıdır.” görüşü sunması da mimarlığın etik kodları açısından örnek oluşturdu. Sorumlu ve yetkili mevkilerde bulunan bazı kişilerin söylediklerinin kültür varlıklarımız için nasıl bir tehlike oluşturabileceği Denizli Hükümet Konağı ölçeğinde görüldü. Ve bu MYK üyesinin garip “görüşü” sempozyumdaki uzmanlar tarafından belgelerle çürütüldü.
Sempozyuma destek veren ve burada yorumları ile uygulama aşaması için açılımlarda bulunan herkese teşekkürler.. Saygılar..
aydın
Denizli adı geçtiğinde,insanın aklına birkaç konu gelse de herhalde önceliği DENİZLİ HOROZU alır.
Horoz bu kentin ruhuna öyle işlemiş ki her tarafta burası benim çöplüğüm,benim sesim çıkar diyen bir sürü horoz.
Eh başlarında şef de yok, zaten horozun başına başka horoz da gelemeyeceğine göre bu horoz oratoryosunda yaşıyormuş gibi davranan bizlerin durumu da sanıyorum bilimsel inceleme gerektirir.
Bizlere kümes yerine yaşanabilir bir kent oluşturmanız dileğiyle.
cemil kocagöz
Geçtiğimiz yıllarda TMMOB bir çok ilde kent sempozyumları yaptı. Güzel bir çalışma olmakla beraber bu etkinlikte kamu yönetimi yeterince yer almazsa sonuçta fazla bir etki taşımıyor. Önemli olan şey kamu yöneticilerini oraya çekmek ve kentin sorunlarını ortaya koymak, bu problemlere çözüm yolları aramak. Sizin sempozyumunuzda bu konuda mesafe alınmış gibi görünüyor. Kentsel demokrasi sözünü bu maksatla kullandığınızı zannediyorum. TMMOB açısından strateji çözüme giden yolları işaret etmek ve kamu idaresine bu çözümleri ikna etmek olmalı. Öteki türlü yapılan toplantılarda sadece şikayet bağlamında sorunlar dile getirilmiş, biz bize aynı sorunlardan şikayetçi olanlar birbirlerini dinlemiş oluyorlar. Zihniyetin Denizli’den başlayarak bu istikamette değişmesi önemli bir gelişme.
Süleyman Önal
sempozyumun sonuç bildirisi oldukça doyurucu ve kentsel demokrasiyi tarif eden bir nitelikte. yani ortak karar alma süreçlerine doğru ve yapıcı bir müdahaleyi içeriyor. meslek örgütlerinin idareyle bu şekilde yan yana gelebilmeleri ileriki denizli için yöntemsel olarak büyük kazançtır.
Destan Mitap
Sempozyumunuzun sonuçlarını kentinizde uygularsınız umarım. Burada “kentsel demokrasi” den söz etmiş ve atıflarda bulunmuşsunuz. Bu yeni kavramı Ankara Şube 2007 ve 2008 etkinliklerinde kullandı. “Kent demokrasisi” dedi hem de. 2005 ve 2006 da mimdap yayınlarında ilk kez ortaya atılmıştı “kent demokrasisi” Bunun için toplantılar yapılmıştı hatırladığım kadarıyla. Sizin sonuç bildirgenizde “kentsel” demokrasi dense bile olumlu bir çaba. Sonuçta kentte bulunan aktörlerin sözünü söylemesi ve karar alma süreçlerine dahil olması günümüzün en önemli sorunlarından biri. Sempozyumunuz ile bu önemli sorun içinde adımlar kaydetmiş olduğunuzu düşünüyor çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
Saygılar