Geçtiğimiz Cumartesi günü, Davutpaşa’da yakınlarını kaybedenler, yaralananlar ve onların yakınları, Taksim’de bulunan Makine Mühendisleri Odası’nda toplanmak suretiyle bir basın açıklaması yaptılar.

Basın açıklamasına, öncelikle, iş kazalarında yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan mağdur yakınları, yaşadıkları felaketin mahiyetini kamuoyuyla paylaştılar ve bunun ardından da çeşitli ortak taleplerini dile getirdiler. Başlarına gelen bu felaketi, bir daha kimsenin yaşamaması için uğraşan, yine bu sebeple manevi tazminat davası açan mağdurlar, dava süreçlerinde basının yanlarında olmasını istedi.

Ailelerin aralarında seçmiş olduğu temsilcinin basın açıklaması metnini okumasının ardından, basın mensuplarının sorularına cevap veren aileler, yaşanan kazadan sonraki mağduriyetlerini anlattılar.
“Herkes tarafından nedeni – niçini – önlenebilirliği bilinen bir felaketi yaşadık. 2006’da Ümraniye’de, hemen her gün Tuzla’da ve ülkemizin başka illerindeki işyerlerinde yaşananlar da gerçekti. Patlamadan sonra öğrendik; yasalarımızın görev ve yetki verdiği kurumlar görevlerini yapsalardı bu acıyı yaşamayacağımızı, iş güvenliğini, teftişleri, patlayıcı- parlayıcı madde denetimini, çalışma-işyeri ve iskân ruhsatını, işçinin emeğini sömürmekle yetinmeden sigorta güvencesine bile tenezzül eden zihniyeti…

Bu kadar acı bir olayı yaşamış kişilerin en son duymak isteyeceği şey, içi boş vaatlerdir. Bizler, Davutpaşa’da canlarını, sevdiklerini kaybetmiş kişiler olarak, başka canların yanmamasını, başka annelerin ve babaların ağlamamasını istiyoruz.” şeklinde konuşan mağdurlar, ardından da taleplerini sıraladılar.
Davutpaşa’da hayatını kaybeden ve yaralananların yakınlarının talepleri şu şekilde:
“Açılacak ceza davası da, tazminat davaları da adalet arayışımızın parçalarıdır. Bu nedenledir ki, idari ve adli yargıda açacağımız davalarda ‘adli yardım’ talebimizin kabul edilmesini istiyoruz. Harç paraları nedeniyle hukuksal süreçlere başvuru ve takip hakkımız engellenmesin diyoruz.
Yaralıların tedavisinde ki hassasiyetin devam ettirilerek, hayatını kaybedenlerin ve yaralıların yakınlarına dönük psikolojik destek talep ediyoruz.

Kazada hayatını kaybeden ve halen tedavisi yatakta süren mağdurların büyük çoğunluğu, ailesini geçindiren insanlardı. Ve onların desteklerinin yokluğunda, geride kalan aile fertlerinin geçinecek, kira ödeyecek durumda olmadıklarını belirterek, TOKİ’den ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden sosyal konut tahsis edilmesini talep ediyoruz.
Hayatını kaybedenlerin çocuklarının eğitimlerine devam etmeleri amacıyla; gerek burs, gerekse de diğer maddî teşviklerin sağlanmasını istiyoruz.

Hayatını kaybedenlerin ve yaralıların yakınlarına, çeşitli hukuki işlemler için gerekli evrakları toplamak üzere, kapısını çaldıkları kamu kurumlarında kolaylık sağlanmasını talep ediyoruz. Aileler, basit bir belgeyi tedarik etmek için haftalarca kamu kurumlarının kapısını git-gelle aşındırmasın istiyoruz.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından kazanın hemen ardından ifade ettiği haliyle, hayatını kaybedenlerin sigortalı ya da sigortasızlık durumuna bakılmaksızın, ailelere maaş bağlanacağı yönündeki sözün gerçekleşmesini bekliyoruz.”

Mağdurların yaptığı basın açıklamasının ardından, Bir Umut Derneği’nin gönüllü avukatları da, davanın basit bir yargı davası değil, bir toplumsal adalet davası olduğunu belirterek, sonuna kadar bu işin peşinde olacaklarını vurguladılar.
mimdap



1 Yorum
sermin açıkgöz
Bu önemli konuya değindiğiniz ve kamuoyu önüne getirdiğiniz için sağolun. Böylesi bir kazanın ardından verilen sözlerin tutulması için takipçi olmak çok önemli. Ama bir önemli husus da kentin orta yerinde yaratılan bu denli riskli ortamların bir daha yaşanmayacak şekilde önlem alınması gereğidir. Yetkilieri buna mecbur etmek gerekir.