BD’nin düzenlediği, “Çıban” kupası yarışında yılın en kötü binası seçilmek için bekleyen 7 bina bulunuyor. Bu yedi bina içerisinde, Peter Redhead’in Aberdeen’deki The Holiday Inn’i, Norman Foster’ın Londra South Bank binası, ve BBLB tarafından tasarlanan The Orion binası da bulunuyor.

İlk kez geçen sene verilen bu kupa, Stirling Ödüllerinin karşısında düzenleniyor. Oskar ve Altın ahududu birbiri için ne ise, Stirling ve “Çıban” ödülleri de birbiri için o. Ödül kazananlar 5 Ekim Cuma günü ilan edilecek. BD’nin internet editörü Zoe Blackler, “Bu kadar güzel mimari tasarımın yanında, çok kötü olanların da varlığını göstermek için böyle bir ödül düşündük.” diye konuştu.

İlk 7’ye kalan binalar:

Kaynak: BD
Çeviri: mimdap

10 Comments

  1. men tebrizli azerbaycanliyam.iran azerbaycaninan.isim memarlikdi.ama universitede urban planing bitirmisem .turkiyede nasil is alabilirim .birde men hali resamiyim

  2. Mimdap bu tür bir girişim başlatabilir mi? En kötü 10 mesela, onu takip eden ilk elli… Sıradan şekilde gördüğümüz artık eleştirmediğimiz fiziki varlıkları bir disiplin içinde EN KÖTÜ olarak görmek faydalı olabilir.
    Şu imza yolsuzluğunu ve habesiz imzayı merka ettim açıkçası. Şube başkanı mı habersiz imza demiş. Bir yanlışınız olmasın, o kadar da değildir herhalde.

  3. Sahte imzaya o sırada konuya sebep olan beldiyecilerin gelip “oda ziyaretleri ve proje vize yaptırmalar” protoklü yüznden etkilendikleri ve aynı zamanda şube başkanının Türkçeyi çok iyi kullanan incelikli bir insan, kibar bir beyefendi olmasından dolayı “HABERSİZ İMZA” diye konuyu litaratürümüze sokmasını unutamayız…
    Bu küreselleşmeye ve kent suçlarına herkesten fazla karşı olduğunu söyleyen oda yöneticileri var ya meslektaşının imzasının taklit edilerek yıllarca sahte imza yolsuzluğu yapılmasını ve kamunun aldatılmasını, zarara uğratılmasını açık bir SAHTEKARLIK olarak değil “HABERSİZ” yapılmış küçük bir hataya indirgemiştir. Sahtekarlığın demek ki “HABERSİZ” yapılmasında bir mahsur yokmuş, önce odaya haber verilse iyi olurmuydu acaba?
    İsmini vermeyen sayın arkadaş, keşke sizin söylediğiniz gelişmeler olmuş olsaydı. Siz bu gelişmelere ait hangi belgeyi biliyorsanız gelin madde madde yazdığınız gibi açıklayınız. Hatta “ben böyle duydum” diyorsunuz ya, size bunları duyuranlardan bu gelişmelere ait belge isteyin, bakalım bulabilecek misiniz?
    Aman herşey HABERLİ olsun.
    Herkese esenlikler dilerim.

  4. iyi mimarlık örnegi olarak ödül verilenlere bile kuşku ile bakılırken, kötü mimarlık örneği nasıl belirlenir.mimarlık görece bir kavram ayrıca sanat eseridir. ben 3. eseri begendim.
    Sahte imza geşmiştede olduğu gibi bugünde çok kulanılmaktadır.Mülkiye Baş Müfettişinin belirlediği yaklaşık yırmı kişi hakkında dava açılmasını talep etmesine rağmen kamu davası açılmamıştır. Konunun mağduru ve müdahili olduğum halde bana ve avukatıma dava açıldıgına daır bilgi gelmemiştır.Şahsen açtığım dava ise 3 yılı aşmasına rağmen sonuçlandırılmamıştır.akıbeti hakkında bir bilgi yoktur.Odamızın ise sahte imza ile mimlenen belediyelerle ilişkileri ise çok çok çok iyi. Acaba neden?sayın ismi yok meslektaşım. önce bilgi sahibi olacağız sonra fikrimiz olacak.bu çok basıt üniversiteye girisin basit bir kuralıdır. saygılarımla.

  5. Sayın “ismimi veremeyeceğim malum sebeplerden”,
    Ya siz Türkiye’de yaşamıyorsunuz yada birileri size şaka yapmış. Bunların hiçbiri olmadığı gibi “habersiz imza” gibi bir hukuk skandalı olan kavram da mimarlık literatürümüze malesef Mimarlar Odasının bugünkü yöneticileri vasıtasıyla girdi.

  6. SAyın Hasan Şener,
    Mimarlar Odası Habersiz İmza rezaletinde görevini tam anlamıyla yapmıştır:
    Çünkü:
    1.Tüm belediyeler taranmış, sahte imza ile ruhsat veren belediye memurları hakkında sahtecilik, dolandırıcılık, kanunlara muhalefet suçlarından soruşturmalar açılmış ve sorumlular mahkemelerde yargılanmış hüküm giymişlerdir. Ayrıca isim ve imzalarını kullandıkları meslektaşlarımıza tazminatlar ödemişler diğer taraftan da mesleki denetim ve sicil kontrolu bir yasal zorunluluk haline gelmiştir.
    2.Maliye bakanlığı tahsil edemediği vergilerin peşine düşmüş bu kişilerden sağladıkları haksız kazançların vergileri tahsil edilmiştır.
    3.Mimarlar ve mimari bürolarla ortaklık kuran, kendilerine başvuran vatandaşları bu bürolara sevkeden devlet memurları tesbit edilmiş ve meslekten men edilmişlerdir.
    Ben böyle duydum.
    Saygılarımla.

  7. Çok ilginç bir fikir. Kötü tasarım seçmeleri kaç tur olur acaba? Altın muşmula yeterince tanımlayacak mı ödülün mana ve önemini doğrusu bunda biraz endişeliyim. Jüri özel ödülü, Lions ödülü, kolokyumun yapılacağı otelin ödülü, mimarlar odası ödülü gibi verilecek odül sayısını çoğaltacak girişimlerden yanayım. Hatta senede iki üç kez bile yapılabilir. Zannımca bir kaç yıl içinde eldeki kötü yapı stoğu ödüllendirilip tüketildikten sonra yılda bir bu işin oskarı bence verilebilir. Not: Odaya verilecek ödül de İstanbul’daysa örneğin Kadıköy, merkez falan diye çoğaltılmalıdır.

  8. Birde aynı şeyi Türkiye’de yapmaya kalksak mesela altın “müşmula” gibi bir ödül koysak memleket ödüle doyardı. Jüri de şaşkın tavuklara döner nereyi ödüllendireceğini şaşırırdı. Sahi mimarların, mühendislerin bir İMZA SAHTECİLİĞİ sorunu vardı. Ne oldu? haberi olan varmı? Bence HABERSİZ İMZA’yı iç etmedeki başarısından ötürü ilk altın muşmula ödülü odaya verilmeli.

  9. Bu yapıların bir bölümü mesela yukarıdan aşağı beşinci yahut alttan ikinci yapı gibi, o kadar şıp diye “kötü” diye adlandırılamaz bence. Kente karşı bir yakışıksız duruş, kitle kuruluşu ile oransız, cephe karekteri bakımından kimliksiz, renk-doku, boşluk-doluluk ilişkileri yönünden vasatın altında bulunanlar var mutlaka.
    Tasarım kriterlerinin kentsel sahnede bir çizgiyi oluşturmuş bulunması mimari kaliteyi arttıran bir sorumluluk tabi.
    Buraya aslında Türkiye’den örnekler koymak gerekir. Kent merkezinden bir kısmı olabilir mesela. Çok daha çarpıcı olabilir kanımca.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir