Santiago Calatrava’nın ünlü çelik ve cam yapısı Campo Volantin köprüsü, bugün Bilbao’da en az yakınlarındaki Guggenheim Müzesi kadar tanınan bir nirengi noktası.

Ancak İspanyol mimar, Bilbao şehrine karşı 3 milyon avroluk tazminat davası açmış durumda. Davanın sebebi, şehir yönetiminin, başka bir mimara köprüye eklenti yapma izni vererek, özlük haklarını ihlal etmiş olduğu iddiası.

Ünlü Japon mimar Arata Isozaki, 10 yaşındaki köprüyü, yakınlarında yeni bitirilen konut alanıyla bağlamak amacıyla, bir eklenti tasarladı. Davada, kamusal bir yapının bir sanat eseri olarak kabul edilip edilemeyeceği konusunda tartışma çıkacağa benziyor.

Calatrava, tüm dünyada yüksek ve havadar köprü tasarımlarıyla tanınıyor. Avukatlarının Bilbao mahkemelerine sunduğu dava dosyasında, Calatrava, yeni eklentiyi “köprünün simetrisini bozmak, tasarımı acemice değiştirmek ve projesinin bütünlüğüne zarar vermekle” suçluyor. İsteği ise, kendisine 250 bin avroluk tazminat ödenmesi ve Isozaki’nin tasarladığı eklentinin yıkılması; ya da, şayet yeni eklenti kalacaksa, 3 milyon avroluk manevi tazminat cezası ödenmesi.

“Hiçbir yeri hiçbir yerle bağlamak” konusunda eleştirilen Calatrava’nın köprüsünün güzel olduğu bir gerçek, ancak diğer yandan pek de kullanıcı dostu bir tasarım değil. Nervion Nehri’nin sularını yansıtması amacıyla kullanılan camdan yer döşemeleri, ıslandığında köprüyü kullananların kayıp düşmesine sebep oluyor.

Şehir yönetimi, Calatrava’nın iddialarına karşı çıkıyor. Bilbao Belediye Başkanı Iñaki Azkuna, “Goya’nın çizimleri sanat eseridir, ancak köprüler, insanların üzerinde yürümesi için yapılır” diyor. Yeni eklenti olmaksızın, yayaların nehir kıyısına inmeleri, oradan tekrar iki kat merdiven çıkarak köprüye ulaşmaları gerekiyor. Aksuna, Isozaki’nin eklentisinin yerleştirilmesi amacıyla, Calatrava’nın köprüsünden bir metrelik tırabzanın sökülmesinin gerektiğini itiraf etse de, bunun Calatrava’nın tasarımına negatif bir etkisinin olmadığını, iki yapının uyumlu bir şekilde bir arada durduğunu söylüyor.

Calatrava’nın avukatı Fernando Villalonga ise bu görüşe katılmıyor: “Bu yapılan yasa dışıdır. Çünkü bu ülkede, tıpkı diğer sanatlar gibi, mimarî de telif hakları kanununca korunur.”

Villalonga, yönetimi “yüzsüz, kaba ve cahil” olmakla suçluyor. Azkuna ise, Calatrava’nın köprüsündeki cam karolardan 560 tanesinin iklim şartlarına uyum sağlayamayarak hasar gördüğünü, bunun sonucunda 200 bin avroluk masraf yapılarak bunların değiştirildiğini söylüyor. Calatrava’nın açtığı davaya sinirlenen Azkuna, sert açıklamalar yapıyor: “Eğer bu telif hakkı kapsamındaysa, telifini alsın da gitsin. Küçük köprüsünün bir santimine bile dokunamayacağımızı söyleyen Calatrava’nın diktatörlüğünden bıktık. Bu süper stardan bıktık.”


Calatrava’yı kızdıran eklenti, Isozaki imzalı

Isozaki ise daha temkinli konuşuyor. Mimarın bürosu imzasıyla yapılan açıklama şu şekilde: “Isozaki, mimarlıkta telif hakkı aranmasının zor olduğunu, çünkü burada söz konusu eserin bir kamu yapısı olduğunu belirtiyor.”

Mahkemenin kısa süre içinde bir karara varması bekleniyor.

Davanın, Calatrava’nın Valencia’daki sanat sarayını su basmasının hemen ardından gelmesi ise, enteresan bir tesadüf.

Kaynak: The Independent
Çeviri: mimdap

One Comment

  1. Bu sıralarda Calatrava ile dünya çapında uğraşıyorlar galiba. İspanya da benzer bir haberiniz olmuştu geçtiğimiz hafta.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir