Busan Opera Binası Öneri Projesi: Mimari Pelletier de Fontenay






Pelletier de Fontenay Busan Opera Evi önerisi, benzersiz bir ada ortamı yaratmayı hedeflemektedir. Bu adada her şey sudan yapıya kadar alışılagelmiş kent ortamlarının zıddı olmalıdır. Alttan oyulmuş bir prizmalar bütünü gibi algılanan yapı, soyut bir anlatıma sahiptir. Yüzyıl öncesinin gemileri gibi kıyıya demirlemiş durur haldedir.
Adaların özel bir durumu vardır. Onlar kendi başlarına bir dünya oluştururlar. Hem yakınlık samimiyet hem de sınırsızlık etkisi yaparlar. Yalıtılmış olma ve açıklık aynı anda hissedilir. Bu insanların gündelik hayatlarından kaçabilecekleri bir sığınaktır.




Ağaçlar tarafından yaratılan kanopilerin üzerinde yükselen bina yüksek bir yapı olarak algılanır. Açılı çizgileri, gündüz gökyüzü ile kontrast oluştururken, geceleri karanlık metal kabuk, arka plan ile karışır. Düzensiz pencelerinden kaçan ışıklar, zarif bir takımyıldızı görünümündedir. Bunlar çok özel bir ortamın unsularıdır.



Üç farklı kola yerleşen üç farklı gösteri salonları, orta mekanda oluşan kamusal meydanla ilişkilidir. Hem yaya hem de araç ulaşımları, doğal olarak girişlere yönelir.
Opera Salonu
Yaklaşım binanın dış kemerleri altından gerçekleşir. Yavaş yavaş yaklaşıldığında, büyük konsol etkileyici bir etki yapar. Yapının sarkan yapısı, bir barınma ve sığınma etkisi oluşturur.
Girişinde yer alan geniş atrium bir görsel ortamda tüm sistemin karmaşık yapısını farklı düzeylerde bağlamak ve fuayeler; heykelsi merdiven için erişim noktaları oluşturmaya yarar. Balkonlar ayrıca, fuayeler ve merdiven soyut beyaz meşe dikey şeritler ile kaplıdır. Opera Salonu bu ortamda, contrast yaratan atriumu ile sıcak bir doğal dokunuş etkisi yapar.
Opera salonu bunlardan tümüyle farklıdır.
Dikey at nalı biçimindeki düzenlemesi, klasik opera oturumlarına yakındır. Derin kırmızı tonlar, karanlık ve dramatik bir alanı baskın bir renk paleti ile görselleştirmektedir. Organik dalgaların parlak siyah tavan ile sağladığı kanopi yumuşaklığı, performansı arttırmaya yaramaktadır.
Çok amaçlı tiyatro orkestra ya da çeşitli performanslar için, farklı şekillerde 1300 kişiyi yerleştiren bir mekan oluşturmaktadır. Burası kendi başına bir dünyadır.
Kara Kutu
Kara kutu tiyatro salonu, esnek, farklı deneyimleri karşılamaya hazır bir çok amaçlı salondur. Bu deneysel alan okyanusa bakan bir dış tiyatro gibidir.
Kamusal yürüyüşyolu
3 binayı üstlerden birbirine bağlar. Bir konferans merkezi, kafeterya, ziyafetlere ayrılmış bir salon, sergi alanı VIP salonları bu yol ile bağlanmaktadır. Tüm bunların üstüne gelen çatı terası bütün ufku kucaklamaktadır.




Kaynak:Archdaily
Çeviri:Mimdap



2 Yorum
Ceren Kudug
Ana fikirde bahsedilen ‘prizmalar butunu’ konusunda supheliyim. Bir butunden cok fazla soz edilemiyor. Adaya yuzyil oncesindeki gibi demirlemis bir gemi anlatimi ise cok anlamli gelmedi bana. Bilmiyorum belki yaniliyorum ama bence konseptte bahsedilen soyut anlatimlar, kullanici da olusan gercek hislere donusebildiginde anlamlidir, anlatim duygu olarak hicbir karsilik bulmuyorsa ya da en azindan ana fikirde anlatilan duyguya donusmuyorsa basarili degildir. Tabi bunu ancak bu bina kullanildiginda anlamak mumkun aslinda. Bina kutlelerinde rahatsiz edici bir daginiklik var bence..Kutlenin ani ve acili kesilen uzun ve yuksek yuzeylerinin dramatik etkisini oldukca basarili bulsam da genel bakista kutlesel bir tutarsizlik var gibi. Bence bina kutlesinin duzensiz ve dagilir gorunumde olmasi, kesilen acili yuzeylerin anlamli duzensizligini zayiflatiyor..Kendi icinde kontrasta ihtiyaci var sanki yapinin. Sanki kutle ne kadar duzenli, sinirli ve rijit olursa, altina acilan keskin, acili duzensiz bosluklar da o kadar kendini gosterir,anlamini bulur, dramatik ve sarsici olur. Kutlelerin birlesim noktalari da oldukca zayif. Ayrica planlara da bina kutlesindeki gelisiguzel duzensizligin zorlanmis gibi gorunen mekanlar olarak yansidigi gorunuyor gibi. Yapi araziye de cok anlamli oturmuyor. Planlari detayli gormek mumkun olmadigi icin, mekansal dagilim ve ic duzenle ilgili birsey soylenemiyor. Ama her anlamda, Nabito’nun tasarimi bana cok daha tutarli gibi geldi..
sermin er
basit bir plandan basit gibi görünen ama bütün ihtiyacı karşılayan yepyeni bir alternatif