Bizim Yeni Ulusal Galeri ve Ludwig Müzesi için önerimiz
Kent Parkının bir açık uzantısını oluşturmaktır. Yapı ile park ve kenstsel ortam arasındaki ilişki, sürekli olarak değişmekte, bu durum insanların galerilerden, teraslardan ve etkinlik mekanlarından oluşan bir ağ boyunca hereketleriyle sağlanmakta.
Kent parkının kendisi dramatik bir şekilde bir mevsimden diğerine değişmekte, onun buz parçaları bir bot gölüne dönüştürmekte. Bizim tasarımımız bu etkiyi vurgulamakta, bu parkın içinde bir bina olmak yerine parkın kendisi olmakta.
Binanın karakteri, müzenin her yönden ulaşılabilir olmasını sağlamakta, müzenin etrafındaki mekanları etkinlik mekanlarına dönüştürmekte. Bizim biçimimiz çağdaş bir kamusal alan biçimidir. Burada kent, bahçeler ve sergi alanları deneyimin bir parçasını oluşturmakta.
Sürekli serginin kronolojik yerleşimi, iki müzeyi birleştirmekte, binanın yüksekliği boyunca görülmekte. Burada iki adet ana sirkülasyon yolu bulunmaktadır.
Galerilerin kendileri, yüzyıllar boyunca yaşanan geçici bir süreklilik sağlamakta, ikincisi ise sosyal mekanlardan ve dış teraslardan oluşmakta. Bu geniş yol ziyaretçilerin dinlenmelerine olanak sunmakta. Böylece etkinliklere katılım ve daha fazla öğrenme olanaklarının yanı sıra sanat çalışmalarının sunumu da gerçekleşmekte. Parkta olduğu gibi, halk kendi yollarını ve deneyimlerini tanımlamak için davet edilmekte
Kaynak: SANAA Çeviri: Mimdap


































