Portekiz’in pek bilinmeyen bir köşesinde, Bragança’da, mimarî bir harika yatıyor: Centro Ciência Viva (Doğa Bilimleri Merkezi). Tasarımı Giulia de Appolonia’dan, aktarması bizden…

İspanya ve Portekiz sınırının tam üzerinde, sonbahar rengine bürünmüş bir yer Bragança. Zeytin bahçeleri ve üzüm bağları, yerleşim merkezlerinin hemen yanında duruyor. Evler genelde beyaz. Dağların tepelerine doğru gittikçe, tarlalar yerini yel değirmenlerine bırakıyor. Portekiz hükümeti, geçtiğimiz 5 yıldan beri Bragança’nın tepelerine rüzgâr tarlaları kuruyor. Açıkçası bu rüzgâr türbinleri pek de hoş bir manzara oluşturmuyor. Don Quijote bunlardan birine yenileli uzun zaman oluyor, ancak gene de her yerde yel değirmenleri var gene de.



Bahsettiğimiz yer, kuzeyden güneye 15 km boyunca uzanan, 30 bin nüfuslu bir kasaba. Bragança, genelde geçimini tarımla sağlayan, beyaz evlerinin yanındaki tarihî kaleye gözü gibi bakan, eski bir şehir. Nüfus ortalama olarak yaşlılardan oluşuyor. Centro Ciência Viva’nın mimarı, İtalyan asıllı bir kadın mimar olan Giulia de Appolonia. 1969 Pordenone doğumlu mimar, Erasmus devrinin beyin fırtınalarını içinde yaşıyor. Hayatının 13 yılını Lizbon’da geçirmiş, hatta burada bir de en iyi genç mimar ödülünün sahibi olmuş. Giulia’ya göre, karmaşık bilimsel kavramları herkese, hatta çocuklara dahi, öğretmek mümkün. Bilim merkezi, bir yamacın bitimindeki ufak nehrin kenarına kurulmuş.



Tasarımda sürdürülebilir mimarî gözetilerek, güneş enerjisinin kullanımına büyük önem verilmiş. İç mekân ve dış mekân arasındaki ısı yalıtımı ise muazzam şekilde kotarılmış.



Centro Ciência Viva, olur da yolu bu küçük kasabaya düşen olursa diye, Bragança’da bizleri bekliyor.
Kaynak: Domus


