İstanbul 2010 Kültür Başkenti çalışmaları çerçevesinde, restorasyonunun 2010’a yetiştirilmesi öngörülen Tekfur Sarayı ve Anemas Zindanları’nın, arkeolojik kazıların zamanında yapılamamış olması nedeniyle 2010’a yetişemeyebileceği iddia edildi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, gayretli ve titiz bir çalışmayla devam ettirilmesi gerektiğini belirttiği restorasyon çalışmaları için arkeolog atanmaması nedeniyle, projenin gerçekleşmesinin 2010’u geçebileceğini doğruladı.

Fatih Belediyesi’ne bağlı Ayvansaray Mahallesi’nde bulunan ve restorasyonuna 2005 yılında başlanan Tekfur Sarayı ve Anemas Zindanları’nda, belediye, çarpık kentleşme ve yığılma nedeniyle çöküntü haline gelen bölgeyi kentin kültürel belleğine geri kazandırmayı amaçlamıştı. İstanbul surlarının çevrelediği 1,5 hektarlık bir alanda bulunan Ayvansaray Mahallesi’nde yapılacak olan restorasyon çalışmaları çerçevesinde, Bizans döneminin ayakta kalan tek saray yapısı olma özelliğini taşıyan Tekfur Sarayı ile birlikte, gene Bizans döneminin en büyük saray komplekslerinden biri olan Anemas Zindanları’nın restore edilmesi amaçlanmıştı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, restorasyon kapsamında Tekfur Sarayı’nda temizleme çalışmalarının başladığını belirterek, “Mayıs ayında İstanbul’a gelen UNESCO heyeti, uygulama tarzını doğru bulmayınca, çalışmaları durdurduk. Sarayda öncelikle arkeolojik kazı yapılması gerekiyor. Biz de bir yılı aşkın bir süredir arkeolog atanmasını bekliyoruz. Artık restorasyon için kurulan iskeletler bile çürümeye başladı. Çalışmalar arkeolog tayini yapılınca başlayacak” diye konuştu.

Arkeolog atanması konusunda herhangi bir gelişmenin yaşanmaması halinde projenin 2010’a yetişmeyebileceğini belirten Topbaş, “Türkiye’de çok önemli arkeolojik kazılar yapılıyor, ancak eleman azlığı var. Tekfur Sarayı ve Anemas Zindanları için bir üniversiteyle anlaşarak, kendilerine ‘Kazıyı siz yapın’ demeyi düşünüyoruz” dedi.

Topbaş, “Bu tür projelerde zaman çok önemli. Tekfur Sarayı ve Anemas Zindanları için gerekirse özel bir kurul kurulması ve bu kurulun hızla işe koyulması gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.

Hayri Fehmi Yılmaz: “Uzman ekip şart”

Konuyla ilgili görüşünü sorduğumuz, Bizans sanatı üzerine çalışmalarıyla tanınan, Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı’nda koordinatör olarak görev alan sanat tarihçisi Hayri Fehmi Yılmaz ise, projenin durdurulma sebebinin restorasyonda yaşanan kimi sorunlar olduğunu belirterek, “Bu gibi restorasyon projelerinde denetim yapılırken, ilgili kurumun serbest arkeologlardan ve sanat tarihçilerinden oluşan bir ekiple çalışması gerekiyor. Bu ekipte Bizans uzmanı kişilerin de bulunması şart. Öncelikle titiz bir kazı çalışmasının yürütülmesi, projelendirmenin çok iyi yapılması, sonrasında restorasyon işlemlerine başlanması gerekiyor” diye konuştu.

Restorasyon projelerinde inşaat ihalesiyle aynı şartlarda çalışılmadığının altını çizen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tekfur Sarayı, Bizans’tan günümüze kalmış ünik bir eser. Sarayın restorasyonunda çok iyi ve alanında uzman bir ekiple çalışmak icap ediyor. Belediye Başkanımız Kadir Topbaş’ın kazı çalışmalarını üniversiteye bırakmak fikrini destekliyorum. Ülkemizde başta Ephesos ve Perge olmak üzere pek çok alanda üniversitelerin yürüttüğü bilimsel kazılar yapıldı ve hepsi de çok başarılı oldu. Türkiye’de Mimar Sinan ve İstanbul Üniversitesi gibi işini iyi yapan, çok nitelikli Sanat Tarihi ve Arkeoloji bölümlerini bünyesinde barındıran üniversiteler var, en doğrusu bu işi onlara bırakmak olacaktır.”

Hayri Fehmi Yılmaz, Türkiye’nin bir sorununun da, kentlerin ve kasabaların eski yerleşim yerlerinin üzerine kurulmuş olması olduğunu belirterek, “Şu sıralar Türkiye’nin her yerinde kazılar yapılmaya devam ediliyor. Bu kazılarda da arkeolojik tabakayla karşılaşılabiliyor. Dolayısıyla gazetelerde sıklıkla rastladığımız arkeolojik tahribatlar gerçekleşebiliyor. Hatta kimi zaman bu tahribatı bizzat belediyeler ve yerel yönetimler de yapabiliyor” diye konuştu.

“Yetiştirmek için yapılmaz”

Son olarak restorasyon çalışmalarının 2010’a yetişip yetişmemesi konusundaki fikirlerini aldığımız Yılmaz, şunları söyledi:

“Restorasyon çalışmaları, herhangi bir şeye yetiştirilmek için yapılmaz. Tarihî ve kültürel miras, geri dönüşümü olan bir şey değil. Burada önemli olan, o eserleri 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklerine yetiştirmek değil, onları kurtarmak. İstanbul gibi dev bir şehrin, Kafkasya’nın ve Orta Doğu’nun en önemli kültür başkentlerinden birinin bu büyük kültür mirasının tahrip edilmesi büyük bir hata olur. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti olabilmesi için gereken her şeye zaten sahip. Tekfur Sarayı ve Anemas Zindanları’nın restorasyonlarının aceleye getirilmemesi, ince bir çalışmayla ve uzman bir ekiple sürdürülmesi, en doğrusu olacaktır.”

Serkan Mutlu, mimdap

5 Comments

  1. İSTANBUL DÜNYANIN EN ESKİ YERLEŞİM YERİ BURAYA SAHİP ÇIKMAK TARİHİNİ ORTAYA ÇIKARMAK DEMEK TÜRKİYE’YE SAHİP ÇIKMAK DEMEKTİR.

  2. evet gecikiyor. biraz isteksizlik biraz iş bilmezlik biraz mevzuat hazretleri derken gecikiyor. bu ise geri dönülmez bir noktayı çoğaltıyor.

  3. alttan alta bizansa, değişik kültürlere uzak durma ve onun eserlerinin bugüne taşınmasına yardımcı olmama tavrı var kültür dünyamızda. kendiliğinden yok olursa ne ala. yer isimlerinde öyle mesela. şu %99 dan arta kaln %1 i mas etmek için içten içe bir sıkıntı fark ediliyor. ama şimdi durum değişti ve avrupa için görücüye çıkmış gibisiniz, 2010 ve turizm sonuçta gelir getirici birşey. hemen çark edip birşeyler yapmaya şu esasında fazla benimsemediğiniz kültür mozaiğinden örnekler sunmaya çalışıyorsunuz. biraz iğreti duruyoe, hafif aceleci.

    yine de bu çabalar sonunda bu önemli konular bir yere oturur, yıllar sonra olumlu çabalar meyvelerini verir, bugünkü bazı acemilikler törpülenir diye düşünüyorum.

  4. gerçekten de türkiye’nin dört bir yanında kazılar devam ediyor. bu konuda mimarların yanı sıra, sanat tarihçileri ve arkeologların da inisiyatif alması (verilmesi?) şart kesinlikle.

    hayri fehmi yılmaz’ın “Restorasyon çalışmaları, herhangi bir şeye yetiştirilmek için yapılmaz.” sözü ise ayrıca önemli. 2010 Avrupa Kültür Başkenti olma bahanesiyle orayı burayı kazmaya başlayan kamu otoritesine bir cevap olabilir diye düşünüyorum.

  5. Çok uzun yıllar kültürvarlıklrının hemen üstlerine kaçak kondular yapılması, Bizans’tan kalan eserlerin yok olmaya terk edilmesi, korumacılığın lafta süren bir vicdan muhasebesi olarak devam ettirilmesinden dolayı bir kültür mozaiği olan ülkemiz şimdi bu halde. Yeniden kurtarmak şimdi daha zor. Üstelik 2010 sürecinin son bir buçuk yılına gelindiğinde bu işlerin akıl edilmesi bizim standart özelliğimiz galiba.
    Sayın Yılmaz’ın belirttiği gibi, uzmanlık gerektirien işler aceleye getirilmez. Ama yıllara yaya yaya da yapılması bir savurganlıktır. Olabilen en ivedi sürede ancak gereği gibi yapılması burada esas olmalı.

    Bir de koruma bilincinin yükseltilmesi, kamu kaynaklarının bu konuya ayrılması sanırım aklımızdan çıkmamalı. 2010 süreci bize bunları hatırlatır ve kulağımıza küpe yaparsa bu bile büyük kazançtır.

    Saygılarımla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir