Bir kentin değerini arttırmanın yolu: mimarlık
Tayvan Sanat Müzesi için bir yarışma projesi / OODA Architecture

Yeni Tayvan Taipei Kenti için OODA Mimarlık tarafından tasarlanan ve uç özellikler taşıyan sanat müzesi Asya kıtasında yeni bir imaj ve çekim merkezi oluşturmak üzere projelendirildi. Yarışmada çok sayıda katılımcı vardı. Porto’lu OODA mimarlık bu projesiyle bir mansiyon ödülü kazandı. Yarışmanın amacı kent merkezi için yeni bir landmark oluşturmaktı.



Öneri tasarım iki hiperkup’e dayanmakta, 90 derece açılı küp, büyük bükülmüş daha büyük bir küpün içinde yer almakta. Çocuklar için sanat müzesinin üstünde yer alan bu proje, altında yer alan kamuya açık alanla ilişkilendirilmiş. Sanat müzesinin kendisi dış kabuk ile içte yeralan hiper gövdeli küp arasında yer alan bir rampa ile akışkanlaşmakta, tümü en üst noktaya kadar ulaşmakta. Galeriler bu rampanın yanlarında yer almakta, spirallerle sanat kaynağı merkezinin etrafına yerleşmekte. Yönetim birimleri ise en üstte yer almakta.





Yapısal olarak sürekli çelik grid, köşeden köşeye uzanmakta ve bütün yapıyı taşımakta. Çift kabuklu sistem cephenin ikili eğimini sağlamakta, böylelikle yağmur suyu ve güneş sorunlarına çözüm üretilmesi kolaylaşmakta. Optimum havalandırma hacme dahil edilen atriyum mekanlarıyla sağlanmakta…
Kaynak:Evolo
Çeviri:Mimdap



3 Yorum
Ceren Kudug
1.Iyi bir deneme.. Ama, yercekimi ve insanin yatay duzlemde durmasi/yasamasi gerekliligini/gercegini degistirememek bazen gercekten aci oluyor mimari anlamda.. insan ister istemez dis kabuktaki sanal gercekligin ic planlara/duzlemlere yansimasini istiyor. En basitinden, disaridan bakildiginda acili olarak yere bakan pencerelerin icerisinde ayni aciyla bize bakan insanlar olmasi istegine kapilmiyor mu insan bir an da olsa ? 🙂 Disaridaki dinamizm, burulmalar, kivrilmalar esnemeler ve donuslerle, icerideki mekanlar da aynen ucacakmis hissi.. Iceri girdiginde de bas donmesi devam etsin hatta artsin istiyor insan, ama maalesef iceri girdigimizde bir anda kafamizdaki hareket duruluyor, ucan donen duzlemler bir anda yataya iniyor, alt alta siralaniyor, ucan insanlar bir anda duzleme inis yapip durmaya/yasamaya basliyor.. Evet tabiiki iceride durup hareketli dis kabuga/ic cepheye bakan bir insanin icinde, alisilagelmis duz duvarlar hissinden cok daha dinamik bir duygu olusuyor, fakat bence, o dinamik duygu, disarida tanimlanan, insani heyecanlandiran, ucuran duygu olmuyor hicbir zaman.. Bu nedenle, bence, bu tip projelerin sorunu, insani disaridan, ne kadar heyecanlandirsalar da, bazi gerceklerin degistirilememesi nedeniyle hep biraz buruk kalmalari. Yapinin anitsal oldugu keskin bir gercek, ve bu anlamda soylenecek hicbir sey yok.. Ama benim icin, sadece ilk bakistaki, belki birkac bakistaki, belki birkac sene bakistaki vaaauvv hissi, binayi deneyimleyen, onu kullanan insan icin surekli hale gelemiyorsa, ona secenekler sunamiyorsa, mimarlik kavrami tam karsiligini bulamiyor hissine kapilmaktan kendimi alamiyorum.. Belki de yaniliyorum..
Anonim
Iyi bir deneme.. Ama, yercekimi ve insanin yatay duzlemde durmasi/yasamasi gerekliligini/gercegini degistirememek bazen gercekten aci oluyor mimari anlamda.. insan ister istemez dis kabuktaki sanal gercekligin ic planlara/duzlemlere yansimasini istiyor. En basitinden, disaridan bakildiginda acili olarak yere bakan pencerelerin icerisinde ayni aciyla bize bakan insanlar olmasi istegine kapilmiyor mu insan bir an da olsa ? 🙂 Disaridaki dinamizm, burulmalar, kivrilmalar esnemeler ve donuslerle, icerideki mekanlar da aynen ucacakmis hissi.. Iceri girdiginde de bas donmesi devam etsin hatta artsin istiyor insan, ama maalesef iceri girdigimizde bir anda kafamizdaki hareket duruluyor, ucan donen duzlemler bir anda yataya iniyor, alt alta siralaniyor, ucan insanlar bir anda duzleme inis yapip durmaya/yasamaya basliyor.. Evet tabiiki iceride durup hareketli dis kabuga/ic cepheye bakan bir insanin icinde, alisilagelmis duz duvarlar hissinden cok daha dinamik bir duygu olusuyor, fakat bence, o dinamik duygu, disarida tanimlanan, insani heyecanlandiran, ucuran duygu olmuyor hicbir zaman.. Bu nedenle, bence, bu tip projelerin sorunu, insani disaridan, ne kadar heyecanlandirsalar da, bazi gerceklerin degistirilememesi nedeniyle hep biraz buruk kalmalari. Yapinin anitsal oldugu keskin bir gercek, ve bu anlamda soylenecek hicbir sey yok.. Ama benim icin, sadece ilk bakistaki, belki birkac bakistaki, belki birkac sene bakistaki ‘vaaauvv’ hissi, binayi deneyimleyen, onu kullanan insan icin surekli hale gelemiyorsa, ona secenekler sunamiyorsa, ‘mimarlik’ kavrami tam karsiligini bulamiyor hissine kapilmaktan kendimi alamiyorum.. Belki de yaniliyorum..
Leman Ardogan
Çok güzel ve değşik bir tasarım.
Anıtsal bir yapı.
Heykel Bina…