Berlin Bienali

4 Dakika Okuma Süresi

Bienaller gerçekleştirildikleri kentin bir parçası olmaya gösterdikleri özenle, ulusal ve uluslararası birçok sanat etkinliğinin esin kaynağı. Hazırlanan seçkinin bütünlüğü, anlamı ve mesajı kadar, seçilen mekânlar, işlerin yerleştirmeleri ve kentsel konumları da önem taşıyor. XXI dergisinin Haziran 2008 sayısında Banu Çiçek Tülü, Berlin Bienali’ni mekânsal bileşenleri ve kente katkısıyla birlikte değerlendiriyor.

Piotr Ukla/ski’nin Neuen Nationalgalerie’nin önünde yer alan Fist adlı çalışması

5. Berlin Bienali, bu yıl Nisan ayının ilk haftasında izleyicilere açıldı. Haziran ayının ortasına dek gösterimde olan bienalin başlığı “When Things Cast No Shadow” (Şeylerin Gölgesi Düşmediğinde), daha baştan bienalin belirli müdahalelere eleştirel bir yaklaşım getirdiğini çağrıştırıyor. Birçok kişiye göre bir sanat kenti olan Berlin, bu yıl yalnızca sergi alanları ile sınırlı kalmıyor. Sergiler için kullanılan gündüz programının yanı sıra, “Mes Nuits Sont Plus Belles Que Vos jours” (Benim Gecelerim Senin Gündüzlerinden Daha Güzel) adlı gece programı ise etkinliklerin farklı mekânlarda sunumunu içeriyor. Bienalin küratörleri Adam Szymczyk ve Elena Filipovic, amaçlarının bu iki ayrı program aracılığıyla bienallerin geçiciliğini sınamak olduğunu belirtiyorlar. Ayrıca bienalde yer alan genç sanatçıların çoğunlukta olması bu dinamik programı tam anlamıyla destekliyor. Ancak 24 saat boyunca etkinliklerin gerçekleşmesini hedefleyen program, açıklandığı günden beri tartışılıyor. Güncel sanatın paralel sergiler ile kentin her köşesinde hissedildiği bienalin, açılış haftası dışındaki dönemlerde Berlin’de yaşamayan ziyaretçiler tarafından tam olarak izlenemeyeceği tartışılıyor. Bu tartışmadan yola çıkarak akılda şu soru kalıyor: Peki kenti kullanan sanat etkinlikleri belirli zamanlarda o kente ziyaretçi çekmek dışında, yaşayanlar için faklı bir rol üstlenemiyor mu?

Kilian Rüthemann’ın Skulpturenpark’da yer alan Stripping adlı çalışması

Skulpturenpark
Kent merkezinde yaklaşık 60 hektarlık büyüklüğe sahip alan, geçmişte Berlin Duvarı’nın bulunduğu kentsel boşluktu. Kentte hem bir sembol hem de spekülatif yatırımların kurbanı olan bu kentsel boşluk, şu anda yabani otlarla kaplanmış, sevimsiz ofis ve apartmanlarla çevrelenmiş durumda. Skulpturenpark Berlin_Zentrum beş sanatçı tarafından -KUNSTrePUBLIK e. V- geliştirilmiş bir proje. Sanatçılar parkın çeşitli sergiler ve kültürel aktivitelere ev sahipliği yapması için arazi sahipleriyle çalışmalara başlamış. Mitte ile Kreuzberg’in tarihi yerleşimlerinin arasında konumlanmış durumda olan boş alan, kent merkezinde kör bir nokta oluştururken, sanatçılara özel fiziksel, tarihi ve güncel durumlar üzerinden ender okumalar yapma fırsatı sunuyor.

Schinkel Pavillion’un iç mekânından görünüş

Schinkel Pavillion
Berlin’de güncel sanat adına birçok sergiye ev sahipliği yapan mekân, kentin en merkezi yerlerinden birinde neo-klasik bir bahçe içerisinde bulunuyor. Neo-klasik ve modern mimari detayların bir arada görüldüğü bina tam olarak tasarlanmış olduğu 1969 yılları özelliklerini yansıtıyor.

KW Institute for Contemporary Art

KW Institute for Contemporary Art
Berlin Bienalleri’nin organizasyonunu gerçekleştiren enstitünün binası, eski bir margarin fabrikası. 1991 yılında güncel sanat için yeni bir sunum ve üretim mekânı olarak kullanılmaya başlanan enstitü kuruluşundan itibaren Doğu Berlin’in kentsel dönüşüm sürecinin bir parçası oldu. Bu anlamda sanat ve kültür odaklı kalkınmayı ve değişimi destekleyen bir laboratuar olarak tanımlanıyor. Sergi alanları ve sanatçılar için sağladığı çalışma ve yaşama mekânları ile Berlin’in ulusal ve uluslararası arenada en tanınan güncel sanat akademisi olma özelliği taşıyor.

Skulpturenpark

Neue Nationalgalerie

Neue National Galerie
Mies var der Rohe’nin tasarladığı ve 1968’de tamamlanan müze, savaş sonrası Berlin’de inşa edilen en önemli modernist mimari örneklerden biri. Doğu ve Batı Berlin arasında, Berlin Duvarı’na yakın bir yerde konumlanan yapının en önemli özelliklerinden biri, cephesinin tamamen cam oluşu ve şeffaflığıyla iç mekânın dışarıdan kolayca algılanabilmesi. Bu açıdan “beyaz küp”ler olarak eleştirilen geleneksel müzelerle zıtlık gösteriyor.

Caner Aslan’ın joke Posters & Tip Posters adlı çalışması

Pedro Barateiro’nun Neue Nationalgalerie adlı işi

Ahmet Öğüt’ün Ground Control adlı projesi

Banu Çiçek Tülü
XXI Haziran 2008

1 Yorum

  1. sevgi toker

    çok iyi bir dosya olmuş doğrusu. Nasyonel Galeri’yi duvar yıkıldıktan sonra Berlin’de gördüğümde büyük usta Mies’in eseri bugün de heyecan verici gelmişti bana.

    yine Berlin matgarin fabrikasının bugünkü kentsel dönüşüm çalışmalarının merkezi olması, sanatçıların burada sergiler düzenlemesi de ilginç. eski yapıların kültür odaklı olarak kullanıldığına örnek.

    bir de Nasyonel Galeri önündeki bianeli temsil eden sıkılmış yumruk çalışması oldukça etkileyici, iyi bulunmuş, unutulmaz yapmış bianeli.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir