Dünyanın bütün ülkelerinde ve kentlerinde heykeller vardır. Ancak bunlardan bazıları bir anıt görünümündedir ve o kentin simgesi haline gelmişlerdir. İnsanlar o kente sırf bunları seyretmek için gelirler. Bir kent güzelliğini; meydanlardan, sokaklardan, üzerindeki yapılardan aldığı kadar taşıdığı heykel ve anıtlarından da alır.
Cumhuriyetin kurulması ile birlikte, bütün Türkiye’de olduğu gibi, Başkent Ankara’da da heykeller ve anıtlar yapılmaya başlanmıştır. Bunlar halen bütün görkemi ile ayakta durmaktadır ancak yeterli ilgiyi gördüklerini söylemek mümkün değildir. Aynı kentte yaşayan insanlar olmamıza rağmen bir çoğumuz bunlara dikkat dahi etmemişizdir. Ülkemize, kentimize ve sanata duymak zorunda olduğumuz saygı gereği bunları ve yapımcılarını öğrenmek ve bilmek zorundayız.

PIETRO CANONICA
İtalyan heykeltıraş Prof.Pietro Canonica, katıldığı bir yarışma sonucu Ankara’ya gelerek Atatürk’ün huzuruna çıkmış ve bir büstünü yaparak Atatürk’ün beğenisini ve dostluğunu kazanmıştır. Ankara’daki ilk eseri; eski Namazgah Tepesi üzerinde Arif Hikmet Koyunlu tarafından yapılan Etnoğrafya Müzesi önünde bulunmaktadır. Tunçtan yapılmış olup Atatürk’ü sırtında pelerini ile at üzerinde gösteren bronz heykel 4 Kasım 1927 de yapılmıştır.
Heykelin kaidesinde bulunan panolarda tarihi görüntüler resmedilmiştir ama nedense bunları şimdi bulmak pek olası değildir. Bir panoda; Kurtuluş Savaşı’nda Ankara’yı aydınlatan yeni bir güneş, diğerinde bir savaş alanı, bir diğerinde esir kumandanın Atatürk’e kılıcını teslim edişi ve Atatürk’e zafer çiçeklerinin verilişi olmalıdır.
Diğer küçük madalyonlarda Atatürk’ün söylevini dinleyenler ile son Osmanlı Padişahı Vahdettin ve hanedanı görülmektedir. Yüksek bir tepe üzerinde bulunan heykeldeki Atatürk’ün, ebedi istirahatgahı olan Anıtkabir’e doğrudan bakmakta oluşu, insanda çok büyük bir tesir, düşünce ve izler bırakmaktadır.

Atatürk Bulvarı üzerinde Zafer Meydanındaki Atatürk’ü askeri giysi ile ve ayakta gösteren “Zafer Anıtı” da Canonica tarafından l927 yılında tunçtan yapmıştır. Atatürk burada asker üniforması içerisinde ayakta ve kılıcına dayanmış olarak görülmektedir. Heykelin kaidesinde zafer çelenkleri bulunmaktadır.
Canonica daha sonra İstanbul Taksim Meydanı’ndaki Cumhuriyet Anıtı’nı tasarladı. Anıt 9 Ağustos 1928 günü açıldı. Canonica’nın Türkiye’deki son eseri İzmir’de Cumhuriyet Meydanı’ndaki atlı Atatürk Heykeli’dir. Heykelin açılışı 28 Temmuz 1932’de yapılmıştır.
HEINRICH KRIPPEL
Avusturyalı sanatçı Krippel, Ataürk Anıtları yapmak üzere 1925 yılında davet edilmiş ve 1938’e kadar onüç yıl boyunca Türkiye’de kalmıştır. Atatürk sanatçıyı köşkte konuk ederek yapıtları için poz vermiştir.
Eski adı Hakimiyet-i Milliye Meydanı olan Ulus Meydanında, Atatürk’ü, Sakarya isimli atı üzerinde gösteren anıt heykeli yapmıştır. Heykelin üç kenarında, ufku gözleyen bir Mehmetçik, hücuma kalkan bir onbaşı ve fedakar Türk kadının simgeleyen kadın komutan Kara Fatma bulunmaktadır. Başlı başına bir inceleme konusu olacak bu anıta bir başka yazıda değinilecektir.

İstanbul Sarayburnu’ndaki Atatürk Anıtı (1925), Konya Atatürk Anıtı (1926), Samsun Atatürk Anıtı (1932), Afyon Zafer Anıtı (1936) , Ulus Meydanında Martin Elsaesser tarafından 1937/938 yıllarında yapılan Sümerbank Binasındaki taştan Atatürk heykeli de sanatçının yaptığı değerli eserleri arasındadır.
CLEMENS HOLZMEİSTER
Atatürk’ün büyük bir devlet adamı ve üstün bir insan olduğunun kanıtlarından birini daha burada görmekteyiz. Avrupayı Hitler rejiminin baskı ve korkusunun sardığı yıllarda, Türkiye Nazizmin zulmünden kaçan yaklaşık 800 Avrupalı sanatçı ve bilim adamına Atatürk’ün isteği doğrultusunda kucak açmıştır. Bu değerli sanatçı ve bilim adamlarından bir tanesi de Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında eserleri ile Ankara’yı taçlandıranlardan Avusturya’lı mimar, eğitimci ve ressam Clemens Holzmeister’dır. Avusturyalı mimar ve heykeltıraş Holzmeister’in Ankara’da bulunan çok sayıdaki mimari yapıtlarına bir önceki yazımızda değinilmiştir.

Kızılay Güven Park’da bulunan “Güven Anıtı” Türk Ulusunun polis ve jandarmaya armağanı olarak ithaf edilmiştir. Anıt heykel Holzmeister tarafından 1935 yılında, kaidedeki rölyefler Prof.josef Thorak, Prof.Anton Hanak tarafından 1935 yılında yapılmıştır. Anıtın Kızılay’a bakan cephesinde biri genç, diğeri yaşlı ama her ikisi de güçlü olan iki bronz heykelin, Türk gençliği ve insanını temsil ettiği düşünülür.Altta Atatürk’ün “Türk Öğün Çalış Güven” sözleri tunç harflerle yazılmıştır. Anıtın Bakanlıklara bakan cephesinde ise iki erkek kabartması vardır. Bunlar çağdaş Türk insanını ve ulusal birliği simgelemektedir. Anıtın kaidesinde, Kurtuluş Savaşını, yeni Cumhuriyeti betimleyen rölyefler bulunmaktadır.
Yukarıda ana hatları ile yazılmaya çalışılan heykeller ve anıtlar; şöyle bir bakıp geçilecek değil; uzun boylu ve dikkatle ve zevk ve heyecanla bıkmadan defalarca izlenecek, seyredilecek güzellik ve ihtişamdadır.

Cumhuriyet devri mimarlarından Sn Süreyya Yücel ve diğer mimarlarımız, Holzmeister ve diğer sanatçılarla çalışmış ve eserlere emek vermişlerdir. Yazının hazırlanmasında diğer bir çok araştırmacı yanında Sn.Cahit Kalenderoğlu’nun yazılarından da yararlanılmıştır. Değerli mimar Leman Ardoğan’ın teşvikleri önemli rol oynamıştır.
Kuruluş yıllarını izleyen gün ve yıllarda Ankara’da pek çok heykel yapılmıştır. Ancak bunlardan çoğu parkların içinde, cadde ve sokak başlarında veya kamu binalarının önünde şehrin kalabalığı içinde kaybolmuş durumda bulunmakta ve tam olarak bir anıt hüviyetini de taşımamaktadır. Birer sanat eseri olan bu yapıtları bir “sonraki yazımızda” inceleyerek sunacağız.
Kaynak: Kenthaber



7 Yorum
Metin
Ulus Zafer Anıtı dökülüyor resmen! Etrafı pislik içinde ve kaidesinde yer alan yazılar da silinmiş’
qizHem
süper sağolun…ödev vardı koylayca çıkardım bide siyah beyaz olmazsı iyi olmuş çünkü yazıcının renkli mürekkebi bitmişti.tşk
İBRAHİM ALAN
“Birer sanat eseri olan bu yapıtları bir sonraki yazımızda inceleyerek sunacağız.” deavmını çok MERAKLA BEKLİYORUZ. NE ZAMAN BU İMCELEMEYE YER VERİLECEĞİNİ LÜTFEN BELİRTİRSENİZ ÇOK SEVİNECEĞİM. ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER..
SAYGILAR..
Leman Ardogan
Sayın Av. Erdem Akyüz Beyefendiyi, bu anlamlı çalışmasından ve duyarlılığından dolayı kutluyor ve bir kentli olarak kendisine teşekkür ediyorum.
Bu çalışma, sanatın ve sanatcının farklı değerlendirildiği bu ortam ve zamanda bizlere / kentlilere / Ankara’lılara gerçek sanatı bir kez daha hatırlatıyor.
Sermet Kışla
başkent bugün demokratik şekilde, mevcut seçim sistemiyle, herkesin eşit oyuyla, çoğunlukçu demokrasiyle seçilmiş bir başkan tarafından yönetiliyor çoğunluğun dediği olur, çoğunluk nasıl isterse ondan başka olmaz, çoğunluk azınlığı hiç takmaz, hiç bir yerde temsil ettirmez diyen ‘demokratlara’ ithaf olunur.
kerem cantürk
Başkentteki bugünkü kent yönetimi incelikli bir görüşe sahip değil ve mümkünse Keçören’de olduğu gibi Estergon Kalesi, anlamsız şelaleler yapmak, yol kenarlarına ağır zincirler dizmekle uğraşıyor. Bugünkü yönetim anlayışında heykel yok zaten, sorun da bu zannımca.
Mehtap Güzelce
Yine de döneminde iyi düşünülmüş, Ankara’nın modern bir kent olması için ikonlar elde edilmeye çalışılmış. Sonraki dönemler bence hiç başarılı değil. Hem eser yok hem olanlar daha kaba saba.