Barselona’ya, Benedetta Taagliabue ve kocası Enric Miralles’le buluşmaya ve tasarladıkları pavyonun planını görmeye gittik.

Pavyon, Tokyo’dan Arata Isozaki’nin tasarladığı pavyonla birlikte, Danimarka’daki Louisiana Müzesi’nin 50. yılını kutlamak üzere 2008 yılında müzenin yanında bulunduğu gölün kenarına yerleştirilecek.

Tasarım, bir bakıma Benedetta’nın Barselona’da yapımı hâlen sürmekte olan pavyonunun bir başka versiyonu gibi duruyor. Henüz ne tür malzeme kullanılacağına karar verilmiş değil.

Gezide bir diğer öncelik ise, en son EMBT projelerine göz gezdirmeye ayrılmıştı. 325000 adet renkli altıgen İspanyol kiremidinden oluşan büyük, dalgalı ve mozaik çatılı Santa Catarina Market’e ulaştık.

… ve tabii Gas Natural’ın yeni yönetim binası.

EMBT, bu yeni binayı dış etkenlere karşı reaksiyon gösteren, uzanan ve gelişen, etrafındaki çevreyle etkileşime giren canlı bir yaratığa benzetiyor.

Amaç, pek çok hedefi tutturabilmek olmuş: Barselona’da bir nirengi noktası yaratmak, etraftaki az katlı evlerle bir tür diyalog oluşturabilmek ve güzel kamusal alanlar yaratmak.

Diagonal Mar Park’ı da unutmadık tabii.

… Jean Nouvel’in Torre Agbar’ını kaçırmak da olmazdı.

… ya da Herzog & de Meuron’un Forum’u.

… ve Arata Isozaki’nin Caixa Forum’a Giriş Bahçesi.

… ayrıca Gaudi’nin tadına bakmadan Barselona’yı gezmenin anlamı olmazdı.

Barselona’daki Sagrada Família Kilisesi 1882’den beri yapım aşamasında ve bitmesi için bir süre daha gerekiyor.

Kilisenin tarihsel yapısına uyum sağlaması amacıyla, Gaudi’nin sistemine yeni elemanlar eklenmiş.

… ve son durağımız da kaldığımız Omm Otel’e 2 dakika uzaklıkta bulunan Gaudi’nin La Pedrera’sı oluyor.

Kaynak: Arcspace
Çeviri: mimdap

7 Comments

  1. Sanal görüntüler bu kadar güzel ve olağan üstü ise gerçeğini seyretmenin tarifi mümkün mü acaba. İstanbulda mimarlıkla iştigal eden ve İstanbula has mimarlık yapan ve ben İstanbula katkı sağlamak istiyorum diyen herkes mutlaka bu tür uygulamaların yapıldığı tarihi kentleri gezmeli ve görmeli

  2. Mimari eserleri tanıtırken mimarından bahsetmek bence de önemli. Onu övmek kadar onun sorumluluğunun altını çizilmesi bakımından kayda değer. Böylece yapılanların bir anlamı olur ve toplum eğer bir tepki verecekse tepki göstereceği kişiyi bilmiş olur.
    Barselona’da üç güne gelince, bir kenti bir rüzgarla (olimpiyatlarla mesela) bu denli değişime tabi tutmak ve kenti yeniden tasarlamak çok heyecanlı, olağanüstü birşey. Bizim ülkemizdeki 2kentsel dönüşümlerin’ hiç birinin çaapı bukadar üst byutlarda değil. Ayrıca oradaki sosyalist iktidarın yaşayanların sesine kulak verişini de unutmayalım, bir anlamda toplumsal uzlaşı ile değişim yürütülmüş. Buna rağmen bizlerin alması gereken dersler olacağına, bazı uygulamaları gözden geçirmemiz gererktiğine inanıyorum

  3. Fotoğraflar mimari eserler çok güzel ispanyol mimarları tanıdığımız gibi dünyada ki diğer mimarları da tanıyoruz.Niye ?isim veriliyor,herbir eseri anlatılıyor.Bizde mimar ismi hiçbir yerde,ne fotoğraflar da,ne temel atma da ne açılışta ,bilmeyiz kimin projesi olduğunu. Rakip ya reklamını niye yapalım .Bu analıyışı kıramadık.Bunu MİMDAP başlatsa ,bir ilke imza atmış olur çabuk yol almak içinde her fırsat ta mimarı yazalım.Vatandaş hala mimara mühendis diyor.2008 yılını mimarlar yılı yapalım.Bu işi odaya modaya bırakmayalım.Onlar politika yapsınlar herşeye hayır kampanyalarını yürütsünler.Yabancı mimarların sayısı yerlileri geçmek üzere.Yakın zamanda onların büroların da iş arayacağız.İsmini vermediğimiz mimarları onların isimlerinin yanında çalışan olarak yazarız.Selamlar.

  4. Rabia hanımın söylediği doğru, 3 gün sadece yazının başlığı galiba. Sanki bir mimarlık müzesi gibi Barselona. Oradaki değişim, mekanların yeni yorumları, bu değişimin kurgusu ve ardında oluşturulan tasarım ordusunun tahkim edilişi hepsi bir ders gibi.

    Mimdap, Barselona konusunu biliyoruz ki bundan önce üç dosya halinde getirmişti. Bunlar da yetmez, her yönüyle bu değişim öyküsü ülkemizde tasarımcıların ve “kentsel dönüşümcülerin” önüne getirilmeli. Böylece Barselona sisteminin yaptıkları ve sonuçları da eleştirilebilir ve bu deneyimden daha fazla ders çıkaraılabilir. Bir yandan da “kentsel dönüşümü” siyasal bir şov aracına çevirenlere gerçek malzeme, doğru yönelmeler için ışık yakılmış olur.
    Mimdap bu konuda elini geniş tutmalı.

  5. Barcelona için değil 3 gün 3 hafta bile az. Hayatımda doyamadığım tek kent diyebilirim… Bir yandan Gaudi’nin eserleri diğer yandan olağanüstü modern mimarisi, kente yakışan o kadar güzel yapılar varki sadece bakmak yetmiyor, içinde gezmek, vakit geçirmek, dokunmak ancak insanı tatmin ediyor…

  6. Bence bu resimlere mimarlığı bir “düşman” gibi görenler tekrar tekrar bakmalılar. Bir kentin olumlu yönde mimarlar tarafından nasıl değiştirildiğini, nasıl güzelleştirildiğini kör bile olsalar belki görebilirler.
    Kendi mimarlık düşmanlıklarının ise neler ürettiğini görmek isterlerse “habersiz imza” banliyölerine baksınlar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir