BAM’dan New York’a benzersiz bir yeşil çatı

2 Dakika Okuma Süresi

BAM, kuşbilimi çalışmalarını, farklı bir yeşil çatı tasarımına dönüştürdü.

 

 

 

BAM (Ballistic Architecture Machine), New York’un Aşağı Manhattan bölgesinde Biomis Aesthetope’de, dünyanın ilk kuş habitatına adanmış çatı tasarımını hayata geçiriyor. Biomis Aesthetope, Atlantik kıyısından göç eden kuşların dinlenme yerlerinden biri olarak biliniyor. “Yeşil bir alan ve ağaç” şeklinde delikli bir kafes olarak tasarlanan 70 bin fit karelik çatı, sadece kuşlar ve böceklerin erişebileceği bir park haline getirildi.

Biornis Aesthetope, 12 katlı bir karma kullanımlı binanın çatısını, kolonlara bağlamak suretiyle köprü biçiminde sabitliyor. Ağ yapısındaki engebeli yüzey, %85 organik toprak, havuzlar, çakıl, metal ve camdan meydana geliyor. İç kısımdaki malzemeler ise koşullara ve kuşların dinlenme ihtiyaçlarına göre yerleştirildi.

Harvard ve Comell Üniversiteleri’nin kuşbilimcilerinin danışmanlık işini üstlendiği BAM, böylelikle amaca uygun besin ve mekan ihtiyaçlarını belirledi. Kuşbilimciler, kuşların yol boyunca kuş türlerini belirlediler. Korunma ve yapısal komplekslik sunan ağaç yapısı, 12 farklı tür için ideal yuva imkanı sunuyor. Çimen yüzer gökyüzünden yeşil ve mavi olarak dikkat çekici bir görüntü sergilerken, Biomis Aesthetope da kuşların göç yolları üzerinde dinlenme fırsatı sunuyor.

Ağaç ve çimenin içerisine yerleştirilen kameralarla lobiden kuşların aktiviteleri de izlenebiliyor.

Kaynak: World Architecture News

Çeviri: Mimdap

2 Yorum

  1. Hayati Binler

    “Ağaç ve çimenin içerisine yerleştirilen kameralarla lobiden kuşların aktiviteleri de izlenebiliyor.” deniliyor.” Çok ironik geldi bana. Sen şehri gökdelenlerle doldur. Yeşil bir yer bırakma. Hatta bakarken boyun kırılacak derecede yüksek kuleler yap. Ondan sonra da kuşlar için kuş çatısı yap. Sonra da bunlara insanın eli bile değemesin, cikcik seslerini duyamasın. Sadece lobiden sanal olarak monitörden seyredilebilsin.

    Onca yeşil alanlı ve az katlı şehir tasarlayabilecekken böylesi dramatik durumlara düşmek çok acı. New York’ta az da olsa bulundum. İş, iş, iş. Para, para, para. Başka mevzu yok. Gece dahil 24 saat çalışan ofisler. Yazık bu insanlara. Dünya ticaret merkezi olmak için insanları bu kadar yıpratmaya gerek yok. Ondan sonra bu zavallı insanlar psikolog psikolog gezip normal vaziyete gelmeye çalışıyorlar.

    Vahşi kapitalizmin merkezlerinden biri olan bu şehir nasıl ıslah edilir bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var ki, buradaki insanlar sadece görünürde mutlular. Kapitalizm diyor ki; çalış, çalış, çalış. Ne kadar çok çalışırsan o kadar çok kazanırsın, sonra gidersin Hawai’ye, Dubai’ye çılgınlar gibi eğlenerek dinlenirsin. Böylesi bir hayat normal değil. Makul hayat tarzını bulup ona göre mimariyi ve şehirleri inşa etmek, ve mevcutları da sağlıklaştırmak (rehabilite) gerekiyor.

  2. ercan türe

    yeşil arayışları son on yılın ürünüdür. green building meselesi buradan başladı. bu adım sanıyorum mesleğin yıldızları tafından ele alındıkça bina kavramınında önümüzdeki yıllarda büyük değişiklikler olacaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir