Yeni adalet sarayının tasarımında, Chillida’nın şekil ve mekan üzerine fikirlerinden ilham alınıyor.

“Ben biçimin dışında kalan ve onu saran mekanı değil, daha çok mekanın yarattığı, onun içinde yaşayan ve ne kadar gizli kalırsa o kadar aktif olan mekandan bahsediyorum…”

Heykeltıraş Eduardo Chillida’nın bu sözü, tek bir zarfın içindeki çoğul mekanlar konsepti ile deneyimlenen bu objenin yaratılmasında başlangıç noktası ve tema olarak kullanılmış. “Kişi aynı anda hem içeride hem de dışarıda nasıl olabilir?” ve “aynı anda hem bağlayıp hem nasıl ayırabilirsin?” sorularını soruyor.

İçerisine yerleşen bu heykelimsi çalışma, iki farklı tipte mekanın arasında aynı anda yer almanın ancak programatik bir analiz ve binanın dağılmasının sonucu olarak ortaya çıkarılıyor.

İdari Mahkeme, temel kamusal alanlardan biridir. Girişinin, toplanma noktasının, açık işaret ve yönlendirmelerin, anıtsal bir merdivenin tipolojisinin kentsel bir plaza gibi açıkça ortaya koyulması gerekir. Binanın şeklinin sonucu olan ana boşluk, ilk üç katta aktif bir avlu, halka ve profesyonel dünyaya adanmış bir toplanma mekanı haline geliyor. İdari Mahkeme mahremiyetin ve gizliliğin kural olduğu mekanların maksimize edildiği profesyonel bir mekan yaratıyor.
Üstteki üç kat, mahkemenin profesyonel etkinliğine ayrılmış, merkezi boşluğu da, her katta yarı dışarıda kalan avlu bahçelerinin etrafında yeniden düzenleyen ve jüri odasına korunaklı bir cephe yaratan idari ofislere gün ışığı sağlıyor.
Yazı ve Görseller: World Architecture News
Çeviri: Mimdap



1 Yorum
Ahmet Akman
Eskiden insan dış mekandan kaçar sakınırdı. Artık dış kavram olarak değişmekte. Darısı tarihi külliyeleri bile kapatan (bu arada bu sıcakta kadınları da…) zihniyetin başına.