AKM Nasıl, Kimin için ve Hangi Yöntemlerle Korunmalı?

8 Dakika Okuma Süresi

İstanbul 2010 Ajansı tarafından 05 Ağustos 2009 Çarşamba günü Pera Müzesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen “AKM Nasıl, Kimin için ve Hangi Yöntemlerle Korunmalı?” başlıklı toplantıyı Ajans Başkanı Şekib Avdagiç, AKM ile ilgili şimdiye dek işlemiş olan süreci özetleyerek açtı.

01.jpg

7.jpgAKM’nin yenilenmesi sürecinde 3 önemli grupla bir arada çalıştıklarını dile getiren Avdagiç, bu 3 grubun ilkinin mimarlar, plancılar ve restoratörlerden meydana geldiğini, bu meslek gruplarının proje öncesinde zaten AKM ile ilgili harekete geçmiş olduğunu ve desteklerini sürdürdüklerini belirtti. İkinci grup olarak saydığı sanatçıların da asıl kullanıcılar olarak sürece dahil olduklarını ama üçüncü ve en büyük grup olan izleyicilerin de, sanatın halk için yapılabilmesi için sürece en çok katkıda bulunanlar olduğunu açıkladı. Kamunun ya da özel sektörün bu konuyu tek başına ele alamayacağını, birlikte projenin iyi şekilde yürüyeceğine inandıklarını ve projelerine güvendiklerini söyleyerek sözü toplantının yürütücüsü İhsan Bilgin’e bıraktı.

32.jpgİhsan Bilgin
“2010 Ajansı, hem sembolik hem de sosyal anlamda İstanbul’un en önemli kamusal projelerinden birisi olan AKM sürecinin şeffaf yönetilmesi, doğrudan ve dolaylı ilgililerle, medyayla paylaşılması konusunda en başından beri çok itinalı davranıyorlar ve bu toplantı da bu itinanın parçalarından bir tanesi. Bugünkü konumuz hem mimari proje hem de onun civarındaki çeşitli tartışmalardır.” şeklinde açıklama yaparak sözlerine başlayan Bilgin, Taksim Meydanı’nda 1930-40’lardan başlayan yer seçimi ve İstanbul’da 100 yıl gecikmeli de olsa opera binası yapma sürecini hatırlattı. Savaş zamanlarında tamamlanamayan projenin Sayın Hayati Tabanlıoğlu tarafından 1969’da tamamlanıp açılması, ertesi yıl sebebi halen bilinmeyen bir yangınla yanarak tekrar kapatılması ve tekrar Hayati Tabanlıoğlu’nun çalışmaları sonucunda 1977’de açılması ve 2008’e kadar kullanılmasını anlatarak, AKM’nin yenilenmesi projesini anlatması için sözü, projenin mimari Murat Tabanlıoğlu’na bıraktı.

42.jpgMurat Tabanlıoğlu
Projeyi anlatmaya başlamadan önce dünyadaki opera yapılarına bakmanın önemli olduğundan bahseden Tabanlıoğlu, Oslo Operası, Kopenhag Operası, Londra Royal Opera Binası, Paris Pompediu Centre ve Norman Foster ile birlikte Astana’da yaptıkları Barış Sarayı’ndan örnekler gösterdi. Ardından projenin ayrıntılarını anlatan Tabanlıoğlu, binanın 1. grup yapı olarak tescil edilmiş olması nedeniyle içinde fazla müdahalede bulunamadıklarını, ancak küçük müdahalelerle –cam kutu içerisinde güvenlik girişleri, gardrobun kenara alınıp ana girişin büyük merdivenle sağlanması, terasta kamusal kullanımı arttıracak restoran-kafe işlevinin eklenmesi gibi- binayı daha kullanışlı ve çekici hale getirmek istediklerini açıkladı. Ayrıca projenin en önemli kısımlarından biri olan sıhhi tesisat, elektrik tesisatları gibi eskiyen donanımlarının yenilenerek, sürdürülebilirlik kapsamında, daha az enerji harcayacak bir yapıya dönüştürülmesi için çalışıldığını, bunun için de uzmanların yanında, orijinal projede de yer almış kişilerle birlikte çalıştıklarını belirtti. Salonlarda performansı arttıracak düzenlemelere gidildiğini de söyleyen Tabanlıoğlu, sanatçıların daha rahat provalarını gerçekleştirebilmeleri için ek prova salonlarını da yerleştirdiklerini anlatarak sözlerine son verdi.

52.jpgMete Tapan
AKM’nin bugün ayakta kalmasının en önemli sebeplerinden birinin STK’lar olduğunu belirterek şimdiye kadar hiçbir binanın bu kadar etraflıca tartışılmadığını söyledi. AKM’nin 1991 yılında kültür varlığı olarak tescil edildiğini, 2007’de ise 1. Grup yapı olarak tescillendiğini hatırlatan Tapan, 1. Grup yapı olmasının yapılabilecek müdahaleyi belirttiğini, mimarisinin, renginin, malzemesinin değiştirilemeyeceğini ve Ayasofya ya da Dolmabahçe Sarayı gibi simge bir yapı olduğunu açıkladı. Ancak tüm bunların, günün ihtiyaçlarına göre iç mekanda yeniden düzenlemeler yapılamayacağı anlamı içermediğini ekledi. Projenin 2 No’lu Koruma Kurulu’na 3 defa geldiğini, yapılan düzeltmelerle son halinin uygunluğunun kabul edildiğini söyleyen Tapan, koruma kuramı açısından yapılan işin bilimsel olduğunu, parası, yasası ve projesi hazır olduğu halde 2 yıla yakın bir süredir İstanbul’un opera ve bale gösterilerinden mahrum kaldığını belirterek sözlerine son verdi. Ardından Tekeli’nin dava sürecini sorması üzerine, projenin iptal edilmediğini, yürütmesinin durdurulduğunu açıkladı.

22.jpgDoğan Tekeli
Tekeli, binanın ilk yapımını bilen biri olarak bugüne kadar olan süreci anlattı. Yenileme projesini ilk olarak burada görüp çok beğendiğini açıklayan Tekeli, teknik anlamda çağdaş yöntemlerin kullanılması, aynı zamanda kamunun yapıyı benimseyebilmesi için kullanma olanaklarının arttırılması yönlerinden oldukça başarılı olduğunu, ancak projenin kamuyla daha iyi şekilde paylaşılması, benimsetilmesine çalışılması gerektiğini söyledi. Ardından, AKM ile aynı dönemde yapılmış ve yakın zamanda yenilenme sürecine girmiş olan 1,3 milyar $ restorasyon bütçeli New York Lincoln Center örneğini göstererek, Türkiye’de hem kısa zamanda hem de çok kısıtlı bütçeyle çok iyi işler yapılmasının istendiğini, bu koşullarda mükemmel işler beklenmemesi gerektiğini belirterek, 63 milyon $’lık AKM yenileme projesinin bu yönden oldukça başarılı olduğunu buna rağmen yürütmesinin durdurulmasının inanılmaz olduğunu söyledi.

61.jpgTansel Korkmaz
AKM’nin öncelikle bir kamusal mekan olduğunu ve bugünkü kamusal mekan tartışmalarına bakmak gerektiğini söyleyerek konuşmasına başlayan Korkmaz, kamusal alanın şehrin harcı ve kentliyi bir arada tutan mekanlar olarak tanımlandığını hatırlattı. Kentlerin giderek farklı homojen kamplardan oluşmaya başladığını, farklı grupların birbiriyle karşılaşacağı yerlerden yoksun olduğunu ve bu tür mekanlar için de en uygun yerlerin Taksim gibi toplu taşıma araçlarının kesiştiği yerler olduğunu açıkladı. Konuşması sırasında Koolhaas’ın Seettle’daki kütüphane binasından örnek veren Korkmaz, bir kütüphane binasının insanların her gün uğradığı, gelip vakit geçirdiği, buluştuğu, evsizlerin gelip gidebildiği, farklı grupların kaynaşabildiği bir yer olduğunu ve AKM’nin de bunları gerçekleştirebilecek özelliklere sahip olmasının önemini açıkladı. Bu kapsamda AKM projesini restoran-cafe işlevi ile başarılı bulduğunu ancak daha cesur davranmasını beklediğini söyleyerek sözlerini bitirdi.

Serhan Ada
12.jpgYıllardır AKM’nin yönetimiyle ilgili sorunların olduğunu ve sürecin başından bu yana bunların çözümü için geniş katılımlı toplantılar düzenlediklerini belirten Ada, bunların sonucunda bir kültür tesisinin nasıl yönetileceğine ilişkin bir çalışma yayınlayacaklarını ve proje ile ilgili sorunların başında yönetim sorununun geldiğini açıkladı. Hayati Tabanlıoğlu’nun notlarından alıntılar yaparak, daha o zamandan bu binanın çok iyi yönetilmesi gerektiğine dair düşünceler bulunduğunu ancak bunun gerçekleşemediğini, bu projeler süresince de muhatap bulunamamasının tüm işleri yokuşa sürüklediğini belirtti.

Konuşmaların ardından söz alan izleyiciler, AKM’nin Taksim Gezi ve Meydanı ile birlikte ele alınıp alınamayacağı, 1. grup yapının içinde bu kadar değişiklik yapılmasının ne kadar doğru olduğu, AKM’nin İstanbul içinde nasıl bir simge değerinin olduğunu, salonların, prova odalarının, yani orada çalışanların performansını arttırıcı bölümlerin kimlere danışıldığı, yönetimin nasıl belirleneceği gibi sorular yönelttiler. Mete Tapan ve Murat Tabanlıoğlu, yapısal değişikliklerin bilimsel ve yasaya uygun olduğunu açıklarken, İhsan Bilgin, proje sırasında, opera yapılarında uzman kişilerle çalışıldığını, Serhan Ada ise yönetimde henüz somut bir sonuç olmadığını, süreç içerisinde çalışmaların süreceğini söyledi.

resim2.jpg

Son olarak İhsan Bilgin, mimari konularda mahkemelere başvurulmasının Türkiye’de mimarlık disiplininin önünü kestiğini ve mimari sorunları, mimarların bir araya gelip tartışarak çözmesi gerektiğini, bu kapsamda AKM projesinin de en kısa zamanda devam etmesini umduklarını belirterek toplantıyı bitirdi.

Mimdap

11 Yorum

  1. Nermin Toker

    Ben bu ülkede bu kadar absürt birşey daha görmedim. Her alandaki çarpıklıklar geldi mimarlık dünyasını da esir aldı galiba. Galiba diyorum ama esir aldığına eminim aslında. Eskiden “bu iş karakolda biter” diye bir söz söylenirdi. Şimdi “mahkemede biter” denmesi gerekir. Ne garip ki, bu ülkenin vicdanı olması gereken mühendis-mimar odaları gibi yapılar işin özünü kaybetmeye şekilci bir vatan savunmasına, kent savunmasına hatta bina savunmasına girmiş bulunuyorlar. Mühenis-mimarları gerçek yaşamın içinden çekip dava dilekçesi yazan kurumlar haline getirenler bu amuda kalkmış odaların halinden belli ki çok memnundurlar. Şimdilik “mahkemeye” duydukları güven, şu maddeden aldıkları yetkiyle açtıkları kamu davalarıyla kazanacaklarını çok mühimseyenlerin ellerindeki bu olur olmaz yerde kullanılan silahlar alınınca muhtemelen artık bu mesleğin gerçek haklarını savunmak amacıyla sahaya bile inemeyecek durumda olacaklar. İş bu kadar da vahimdir esasında.
    Yanlış doldurulmuş bilgilerle sanatçıları, sanatçılar sendikasını yanına alıp dava açıp bir süreliğine daha bu işi engelleyip mimarlığın önünü bir kez daha kapattığında acaba ne kazanacaksın?
    Saateleri durdurmak, takvimlerin üstünü örtmek mümkün mü?

  2. ali aça

    mimarlar odası yine konuyu anlaşılmaz, içinden çıkılmaz bir noktaya taşımakta hiç bir behis görmüyor. garp bir yöntemle garip bir muhafazakarlık yapıyor. sonucu bu kadar olumsuzlamaya dayalı bir meslek örgütü olabilir mi? evet olabilir. Türkiye de.

  3. Nazmi Yiğit

    Bizim ülkemizde sanatçılar, aydınların bir kısmı odanın manüpülasyonu ve AKP ye karşı olacağız diye çok geri bir hatta düşüyorlar. AKM projesine karşı çıkma nedenleri mesleki açıdan hiç bir değer taşımıyor. Mimar odası sokaktaki adamın bile tuhaf bulacağı bu karşı çıkmaların kuyruğuna takılmış muhalefet korosu içinde yer almay çalışıyor. Çok yazık.

  4. Leman Direk

    AKM yi birden yeni bir mücadele noktası haline çekmek düşündürücü. Geri bir mimarlık yorumuyla dünyadan kopuk bir kamu anlayışını ısrarla üyeleri üzerinde uygulayan oda şimdi onları da aşmış bir anlamda kamuoyunu yanlış bilgilendirerek sonu gelmeyecek bir meslek karşıtlığını yürütüyor. Nasreddin hocanın bindiği dalı kesmesi bile bundan daha iyidir. Bu çıkmaz sokaktan bir an önce geri dönülmesini dilerim.

  5. Ceyhun Kartek

    Şu anda AKM üzerinden bir hesaplaşma, mimarlık düzenine şekil verme savaşını oda yapıyor. Daha önce İMP üzerinden böyle bir savaş verilip Bilimsel İstanbul Planı tarzında bir çıkış yapılmıştı. Şimdi AKM öyle restore edilmez böyle edilir tarzında bir çıkışla ama özünde mimarlığa ve mimarlara karşı olmayı içeren bir mesajın hazırlıkları var.
    Filmleri ve onun sonlarını daha önce görenler bu kez bu “büyük oyuna” karşı uyanık olabilirler. Mesele seçimlere hazırlanmaktır.

  6. emir dağdelen

    bu bir turnusol.
    AKM için epeyce yol yüründükten sonra genel bir mutabakat ile yıkmadan orada korumak şıkkı benimsendikten sonra bu bir aradalığı bozmak yeni bir saflaşma yaratmak icap ediyordu her halde.
    efendim içi değiştiriliyormuş. fuaye merdiveni, vestiyeri değişiyormuş. bunu engellemek lazım. komedi gibi allah selamet versin.
    efendim boğaza bakan restoran altta satış mağzası burayı iş merkezi haline getirmekmiş. bunu durdurmak lazım. şaka gibi değil mi?
    oda bunun neresinde diye sormuş bir arkadaş, umarım bu diz boyu popülizm ve cahaletin orta yerinde değildir. umarım…
    aynı dünyada yaşamıyoruz gerçekten.

  7. A

    KRALDAN ÇOK KRALCI OLUNCA İŞLER SARPA SARIYOR.

    MİMARLIK MİMARLARA BIRAKILAMAYACAK HALE GELMİŞTİR.

    PAGAN DÖNEMİNE GELMİŞİZ SANKİ ADETA BİNALARA TAPILIYOR.

  8. Orhan Günçıkan

    AKM için bu noktadan sonra mimari bağlamda olmayan bir tartışmanın sürdürülmemesi gerekir. Zira şimdiki proje bence çeşitli aşamalarda toplumla paylaşıldı. Önce fikirler toplandı, proje müellifi yapacakalarını anlattı. Sonuçta proje ortaya çıktı, kurula gitti kurul onadı. Mutlaka çekinceleri istekleri olmuştur ve projeci onları değiştirerek ya da izah ederek tatmin etmiştir. Şimdi başka bir saikle, orayı koruma ve yaşatma amacıyla diyelim sendika diyelim sanatçıların bir kısmı dava yoluyla AKM yi korumak istiyor. Kapı duvar merdiven hol konuşuluyor, onların yeri dayanak yapılıp itiraz ediliyor. Ama mimarlık meseğinin meslek örgütü buna bir açıklık getirmesi lazım. Başka uzmanlıklarda mesela tıp alanında değişik kesimlerden insanlar biz böbrek ameliyatı yapılmasını istemiyoruz yada öyle değil şöyle şöyle yapılsın dese onlara tıpçılar ne der? Tabibler odası ne söyler? Her konunun konuşulacağı mecralar var. Popülizmi her tarafa yaymayalım, bunun kimseye bir yararı yok.
    Saygılar

  9. alper görmüş

    şimdi toplumun çıkarlarını muhafaza etmek için çalışmak önemli bir konu. eğer AKM yıkılmasın demekle bu iş başarılmışsa iyi olmuştur. Taksim gibi kentin gözde bir yerinde o büyüklükte bir alanda mevcut yapıyı yıkıp başka bir eser de yapılabilirdi. ancak İstanbul’un bu konuya zaman ayıran ekseriyeti şimdiki AKM nin yıkılmadan modern bir kullanıma hazırlanabileceğini söylediği için bugünlere geldik. ama bugün geldiğimiz noktada yok 1 grup tescili verilmiş içine lokanta konmaz satış birimi yer almaz demek doğru bir yaklaşım değil. Londra’da, Paris’te kültür merkezlerini bu sözleri söylemeden müzeleri görmek lazım.

  10. banu serincan

    acaba AKM konusunda “oda” görüşü nedir? buradaki toplantıdan onların fikirlerini farkedemiyoruz. muhtemelen ” birinci sınıf tarihi eser dokunmadan aynen korunsun” diyecekler. yapılan projeyi özelleştirmeci, ticari işlevli falan diye yaftalayıp kamu yararını üzerimize üzerimize tesis edecekler. bilmiyorum belki yanılırım bu sefer. mimari bir konuda mimarlık mesleği içeriğini hatırlarlar ve mahçup olurmuymuşum bir de. bir şu önemli görüşlerini açıklasalar da işin doğrusunu projecilerden, üniveriste hocalarından ve kurul başkanından değil de odamızın her konuda “bilgili” yöneticilerinden öğrensek.

  11. orçun kuzey

    akm yi sarmısaklasak da mı saklasak sarmısaklasak da mı saklasak??? iş buralara kadar geldi. bir bakan vardı, adı bile unutuldu hani yıkarım orayı diyordu. onun elinden kurtarıldı ve doğru dürüst bir kültür merkezi olsun diye bir adım atıldı. projeler hazırlandı. şimdi de mahkeme kararıyla bence komik gerekçelerle durudurulmuş. bırakalım kalemi kağıdı hakimler çizsin projeyi. mimarlara hacet yok idaereciler düşünüklerini söylesin idare mahkemeleri durdursun artık herşey makeme kürsüsünün önünde çözülsün bundan sonra.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir