2008 yılının ilk aylarından itibaren, kentsel dönüşüm üzerine uzun süredir kafa yoran bir grup akademisyen, birlikte düşünmeye ve bu yeni kavrama dair ortak bir akıl yürütmeye karar verdi. Yapılan toplantılar ve tartışmalar sonucu ortaya çıkardıkları metnin ‘Bugün uygulandığı gibi olmayacaksa, nasıl bir kentsel dönüşüm?’ sorusuna cevap vermeye çalışıyor olması, bugüne kadar kentsel dönüşümle yakından ya da uzaktan ilişkisi olan her kesim açısından oldukça önemli bir adım oldu.

Ortak bir çalışma sonucu yazılmış olan metnin basın karşısında okunması için seçilen mekânın Başıbüyük Mahallesi olması, özellikle son günlerde burada yaşanan ‘kentsel dönüşüm’ başlığı altına gizlenmiş şiddet olaylarına dikkat çekmek açısından oldukça anlamlıydı.

Basın açıklamasını yapmak üzere mahalleye gelen 50 kişilik grubu, 2 aydır bıkmadan polis panzerleri önünde nöbet bekleyen mahalleli karşıladı. Öncelikle, akademisyenler ve basın açıklamasına destek için gelenler, mahallelilerle birlikte, mahalleyi gezerek, bugüne kadar yaşanan çatışmanın boyutlarını yerinde görme imkânı buldular. Bu ufak gezinin ardından, hazırlanan kentsel dönüşüme dair metin, YTÜ’den Doç. Dr. Asuman Türkün tarafından okundu.

Metnin okunmasından sonra, basın açıklaması için mahalleye gelen grup, Başıbüyük Mahallesi Derneği başkanı ve mahalleden gelenlerle birlikte dernek binasına gittiler. Burada Başıbüyük mahallesinin, son dönemde yaşamış olduğu kentsel dönüşüm sorunu konuşuldu. Birkaç saat kadar süren bu toplantıda, konuyla ilgili çeşitli alanlarda uzmanlaşmış kişilerle mahalleli arasında yapılan fikir alışverişi sonrasında, mahallelinin birlikteliğinin, örgütlülüğünün güçlendirmesi gerektiğine, aynı zamanda 5 Mayıs’ta belediye’nin mahallenin kaderini belirleyeceği toplantıya kadar 2 aydır süren hareketliliği sürdürebilmenin yollarının aranmasına karar verildi.

Kısaca, önümüzdeki aylarda Başıbüyük mahallesi sakinlerini yorucu bir süreç bekliyor. Bu tür kentsel dönüşüm sebebiyle zarar görmüş mahallelerde yaşanmakta olan süreci adaletsiz, yıkıcı ve insanlık dışı bulan herkese ise, mağdurların yalnız olmadıklarını hissettirmek, her fırsatta, onların yanlarında bulunmak kalıyor.

Akademisyenlerin konuyla ilgili olarak hazırladıkları blog sayfası için tıklayın.

Basın bildirisini okumak için tıklayın.

Yazan: Gizem Aksümer

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir