Kral yaptı oldu!…

3 Dakika Okuma Süresi

Mekke’de ölçüler kaçarken, son Osmanlı izleri de yıkılıyor!

Mekke’de Osmanlı’dan kalan son eserler de yıkılıyor. Mekke tarihte Osmanlı’nın büyük önem verdiği ve şekillendirdiği bir kent. Osmanlının yüz yıldan az bir süre önce terkettiği İslam dininin kutsal kenti petrol sermayesinin tehdidi altında. Yapılması planlanan devasal bloklarla Mekke tarihten gelen özelliklerini, orantılarını, boyutlarını kaybetme ve devasal bir Manhattan’a dönüşme yolunda hızla ilerlemekte.


“Mekke’de, Kabe-i Muazzama’nın etrafındaki Osmanlı mirası revaklar tavaf alanının genişletilmesi için

yıkılacak!

Mekke-i Mükerreme’de geçtiğimiz yıllarda başlatılan yenileme çalışmaları kapsamında, Osmanlı’nın

Kâbe’deki tavaf alanının etrafında yaptırdığı revaklar yıkılacak.

10 yıl içerisinde tamamlanması öngörülen proje kapsamında planlarını Mimar Sinan’ın yaptığı revak adı

verilen 500 küçük kubbe yıkılarak, tavaf alanının genişletilmesi hedefleniyor. Bölgedeki 7 bin binanın

yıkılmasını ve 12 şeritli yol yapımını da kapsayan 14 milyar dolarlık projeyi Bin Ladin şirketler Grubu

yürütüyor.

HACILAR DÖNER DÖNMEZ

Yeni Şafak gazetesindeki habere göre, tavaf alanında son bir aydır ölçüm işlemleri yapılıyor. Revakların

yıkımına ise Kurban Bayramı’nın ve hac döneminin bitmesinin hemen ardından başlanacak. 2010 yılının Ocak

ayına kalmayacağı belirtilen yıkım ile bölgedeki son Osmanlı eserleri de böylece tarihe karışacak. Yıkım

bölgesinin daha da genişletilebileceği iddia edilirken, Peygamber Efendimiz’in doğduğu evin de projeye dahil

edilebileceği belirtiliyor. Daha önce yapılan yıkım çalışmaları kapsamında Osmanlı Kalesi olarak bilinen

Ecyad Kalesi ile Osmanlı kışlası olarak bilinen kışla yıkılarak yerlerine gökdelen yapılmıştı.

HÜRMETEN KABE-İ MUAZZAMA’DAN DAHA AŞAĞIDAYDI

Osmanlı’nın yaptırdığı revaklar, Kabe-i Muazzama’ya hürmeten, ondan daha aşağıdaydı. Suudi Arabistan

son projeyle, hepsi en az 80 katlı çok sayıda gökdelen ile Kabe-i Muazzama’nın etrafını kapattı. Ömer

Tepesi projesi çerçevesinde de, tepe iş makineleriyle düzleştiriliyor. Bu alana da 30’ar katlı 60 gökdelen inşa

edilmesi planlanıyor. 230 bin metrekarelik alanda oteller, yerleşim birimleri, alışveriş merkezleri ve sosyal

tesisler yer alacak. Burada en az 100 bin kişinin ikamet etmesi bekleniyor.”

Kaynak: Dünya Bülteni
Resimler: Milliyet

21 Yorum

  1. Lilith Venüs

    Maalesef.Allah Celli Celalu insanı yarattığında şeytana secde et demişti.Şeytan kibirinden secde etmemiş ve kendisi lanetlenmişti.İşte o günden bugüne sürdürülen savaşta şeytan galip gelmiş vaziyette.Bu çürkin gökdelenlerle kabenin huru bozulmak istenmekte.Suud ailesi zaten onun kölesi.Bunun enbüyük ispatı güvenlik sembollerinin masonik semboller olması.Allah insanlar için bir rahmet kapısı açarsa, onu kapatacak kimse yoktur. … “O Allah herşeye gücü yetendir, güçlüdür kuvvetlidir, hakimdir,” “Ey insanlar! …. kurarlarsa kursunlar, plan hazırlarlarsa hazırlasınlar bir gün gelir o tuzakları bozulur, ..Fatır suresi..
    .BU TUZAKLAR RABBİMİN İNAYETİ İLE BOZULACAK..VAY ARDINDAN GDENLERİN HALİNE.

  2. Ayşe Akgün

    Her dinin özellikleri vardır mesela katolikler cuma günleri et yemezler . Pazar günleri kiliseye giderler. Yılbaşını kutlamazlar ama Noel’i 24 aralıkta kutlamayı çok severler. Çocuklara hediyeler alırlar. 24 aralık gecesi kiliseye gece ayini için gitmeyi de severler. Şimdi bunları yaptılar diye katolikler çağ dışı mı oldu?
    Hıristiyan dünyasında çok uzun zamandır kilise inşa edilmiyor ve var olan kiliseler de ayakta kalmakta zorlanıyorlar. Papazların hali harap çok küçük aylık gelirlerle idare etmeye çalışıyorlar çoğu başka işlerde çalışıyor. Şimdi durum böyle diye bu toplumlar çağdaş mı oldu?
    Burada çağdaş olan din değil insanların birbirine hoş görü göstermesidir. Yoksa Avrupa’da bu topraklarda da din yüzünden defalarca kan gövdeyi götürmüştü.

  3. Sami Mertsöz

    Buradaki tartışma islam dünyasının çıkmazını göstermekte. Açıkca ortada ki, bir toplumun günümüz teknolojisi ve sosyal ortamlarında çağı yaşayabilmesi için dinden taviz vermesi gerekiyor. Yani ya çok eşlilik ya bireysel özgürlük; ya rekabet edebilen fabrikalar ya günde beş vakit namaz; ya eşitsiz ve adaletsiz bir şeriat düzeni ya da çağdaş hukuk devleti.
    Arap ülkelerinde yıllarca çalışmış birisi olarak şunu kesinlikle söyleyebilirim ki, Atatürk Cumhuriyeti tüm yönleriyle bu gün herhangibir arap/şeriat devletinden çok daha müslümandır.
    Vahiy yoluyla inen kurallar çoktan bu ülkelerde bile terkedildi. Zaten günümüz dünyasında bunların uygulanmasına da imkan yok. Uygulamaya kalkarsanız geri kalır batı dünyasının oyuncağı olursunuz.
    İnanmazsanız yukardaki fotoğraflara bakınız.
    Günümüz petrol destekli şeriat rejimlerinde islamiyetin önemi tam olarak önerilen projedeki (en üst resimdeki) kabe kadardır.
    Arif beyin anlatmak istediği şey aslında İslamiyette türban diye bir baş örtüsü olmadığı bunun yakın zamanlarda uydurulmuş bir örtü olduğu, kadını küçük düşürmesi bir yana İslam dünyasını başkalaştırarak uygar dünyanın islam dünyası ile empati yapmasına engel olduğuydu.
    Bu kıyafetlerin tarihte olmadığını görmek için tarihi kıyafetlere bir göz atmak yeterli.
    Peygamber zamanında kadınlar hiçbir zaman çarşaf giymediler.

  4. Ayşe Mertcan

    Arif bey bu konuda bence haklı. İslamiyet izin veriyor diye dört kadın almak, islamiyet emrediyor diye iki kadının hissesinin mirasta bir erkeğe eşit olması, bir takım fellah bozuntularının propagandasına kanarak garip kıyafetler başlıklar giymek, kadınların evde oturmaları (bu konuda çok fazla fetvalar çıkmaya başladı) aslında modern dünya ile din arasında kalmak demek. Bu konuda dinin bu şekli kazanırsa aslında kaybeder.
    Bu maddeler islam dünyasının bu gün içinde bulunduğu sefil duruma düşmemiz anlamına gelir.
    Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bu günkü iktidarın en büyük hatası ise işte tam olarak bu çelişkinin toplumu birbirine düşürecek boyutta gündeme gelmesini sağlamak.

  5. Arif Ziya Şekercioğlu

    Cüneyt Bey,
    Yalan demek kolay yalanların neler olduğunu gösterin öğrenelim. Atatürk’ün sözünü “islama alternatif değil, kıyafet kargaşasına alternatif” olduğu için aldım. Kaldı ki size göre hangi kıyafet daha islama uygun, tüm tarih boyunca müslüman kadınların anadoluda giydikleri ve saçlarını kesinlikle saklamayan sadece örten kıyafetler mi, 1972 yılından sonra uydurulan kıyafetler mi?
    Yalanı çıkarı olanlar söyler. Benim bir çıkarım yok kaldı ki söylediklerim din bilginleri tarafından da söylenen sözler.
    Size önerim benim gibi yapın, gerçeklerin yanında olun, bilimin yanında olun o zaman yalanlardan kurtulursunuz. Gazetesine günah diye banka reklamı almamadan, banka sahibi olmaya geçen günümüz üfürükçüleri gözünüzü boyamasın.

  6. cüneyt bahçıvan

    Arif bey, Kendin neye inanıyorsan inan ama yalanlarına inanmamızı bekleme….Yüzeysel bile olmayan ezberlerinin yerine doğrusunu öğren…Ayrıca Atatürk peygamber değilki onun sözünü islama referans olarak sunuyorsun.Allahın indirdiği ayetler paygamberin söylediği hadisler varken gerisi boştur, Atatürk dahil kim derse desin……..
    Yabancı misafirler İsrail tarafına geçmiş, ne yapalım yani bizim tarafımızda olmaları için dinimizimi değiştirelim..
    Bu dini Allah cc. indirdi… İsteyen bu şeklide kabul eder istemeyende kabul etmez. Ama kimse dini kendine uydurmaya kalkmasın başarılı olamaz.Allah kuranda kuran-ı kerimi sonsuza dek koruyacağını belirtiyor. Siz sadece göğsünüzü örtünüz ama bırak müslüman kadınları olması gerektiği gibi örtünsün………….

  7. Arif Ziya Şekercioğlu

    Hilmi bey,
    Bunlar yanlış değil. Din kitaplarında da yazılan şeyler. Din bunları kabul ediyor. Bilindiği gibi Hz.Muhammed zamanında vahiy geldikçe bu vahiyler farklı kişiler tarafından yazılıyor ve yazılanlar dağınık bir şekilde farklı yerlerde muhafaza ediliyor.
    Hz.Ebubekir Kuran’ı Kerim’in bu değişik ayetlerini ve kopyalarını topluyor ancak bunları teke indirmek ve noktalama işaretlerini koymak Hz.Osman zamanında 4 kişilik bir hakem heyeti ve 12 kişilik bir yardımcı grup tarafından yapılıyor.
    Örtünmeye gelince, Kuran’da ilgili ayette bu konuda madde çok açık. Başla ilgili hiçbir ifade bulunmazken göğüslerin örtülmesi öneriliyor. Bunun nedeni sıcak iklim koşulları nedeniyle insanların o dönemde örtünmeden dolaşmaları, kadınlardan özgür olmayanların ise göğüslerini örtmelerinin yasak olması. Hatta Hz.Ömer’le ilgili bu konuda anlatılanlar da var. Bu gün bile Afrikanın birçok yerinde benzer iklim koşullarında kadınların üst kısımları çıplak.
    Örtünme ile ilgili bu günkü durum 1967 Arap İsrail savaşından sonra ortaya çıktı. O zamana kadar böyle bir şey yoktu. Bunu bazı gözlemciler İsrail’in oynadığı bir oyun olarak nitelendiriyorlar. Çünkü bu kıyafet farklılaşması batı dünyasının İslam alemini kabul etmesini onunla empati yapmasını engelliyor. Bizzat yaşadığım bir olayı anlatayım: Mavi Marmara saldırısında, o ana kadar saldırıyı barbarca bulan yabancı misafirler, başı türbanlı hemşireyi görünce İsrail tarafına geçtiler. Bir yardım gemisine uluslararası sularda saldırılması, silah kullanılması, insanların öldürülmesi bunların hepsi bir anda başörtüsünün görülmesiyle unutuldu.
    Atatürk’ün kıyafet konusunda söylediği çok doğru:

    “Fikrimiz, zihniyetimiz, tepeden tırnağa kadar medeni olacaktır. Medeni ve milletlerarası kıyafet milletimiz için lâyık bir kıyafettir. Onu giyeceğiz” (Kemal Atatürk 24 Ağustos 1925)

    bu sözlerin ne kadar doğru olduğunu yabancı misafirler bana inanılmaz bir şekilde kanıtladılar.

  8. Deniz Eryılmaz

    Bu gökdelenler ordusu bana çok rüküş geldi. Çoğu modern mimarlık esintilerini hiçe sayıp Arapların hoşuna gidecek şeyler yapmış diye düşünüyorum.

  9. Hilmi Kadıoğlu

    Arif bey,
    İnternet sitelerine bakarsanız sözde “Kuran-ı Kerim Hz. Ebubekir tarafından toplanmış, Hz. Osman zamanında da 4 kişilik bir heyet ve 12 kişilik bir yardımcı grupla noktalama işaretleri konulmuş” gibi daha ne yalanlar yazıyorlar. Yok Kuran-ı kerimde saç örtmek yokmuş, kadınların üstleri çıplakmışda (haşa) göğüslerini örtmeleri gerekiyormuş Kuran-ı Kerim onu söylüyormuş. Eğer bu internet sitelerine bakarsanız emin olun dinden çıkarsınız. (Haşa)
    Aslında RTÜK’ün bence bu siteleri de yasaklaması lazım.
    Kurban Bayramınız mubarek olsun.

  10. Arif Ziya Şekercioğlu

    Gayet tabi esas soruna Suudların yapmak istediği katliama odaklanmamız lazım. Yukarıdaki satırlar benim değil çok sayıda dini sitede paylaşılan bir görüş Zaten dikkat ederseniz o bölümü tırnak içine almıştım yani benim görüşüm değil çok sayıda din uzmanının görüşü. Tırnaklı yerden herhangibir satırı bir arama motoruna copy/paste yapın uzmanların sayısı sizi de şaşırtacaktır.
    Ayrıca Kurban kesiminde gayet tabi sorunlar var. Ve bu konuda bir reform yapılması görüşü de hızla yayılıyor.
    Benim dikkat çekmek istediğim sadece Kurban Bayramı yerine Hac Bayramı demenin daha doğru ve amacı gösterici olacağıydı. Tıpkı Şeker Bayramı yerine artık Ramazan Bayramı denmesindeki gibi.
    Aslında Suudi Araplar yukarıdaki projeyi yaparak dinde bir değişiklik başlatıyorlar. Çünkü en kutsal bilinen ve dikkat edilen şeyler bile (Kabe çevresine daha yüksek bina yapmamak gibi) değişmekte. Bizim hacı komşulara sordum, onlar bile bana “biz Kabe’ye tepeden bakan bir yerde hac için konaklamak istemeyiz” dediler. Ayrıca onların deyimi ile Suudilerin dine bizim gibi bağlı olmadıklarını Kuran’ı herhangibir kitabı okur gibi okuduklarını, Ramazan ayında Avrupa ülkelerine kaçtıklarını anlattılar.
    Kurban kesme olayının çok eskilere gittiğini ben de biliyorum, ama özellikle sunaklarda putlara kurban sunmanın batıl olduğunu düşünüyordum, yanılmışım teşekkür ederim. Yine de 500 liraya bir fakir aileye bir ay boyunca gıda ihtiyaçlarını karşılayarak destek olmanın daha fazla sevabının olduğuna ben inanıyorum.
    Kimseyi kırdımsa özür dilerim.

  11. deniz kerem

    Arif Ziya Şekercioğlu

    birşeyler bildiğinizi sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz ne yani şimdi biz mükellef değilmiyiz kurban kesmekle, yani 1400 senedir herkes yanlış yaptı, ecdadımız yanlış yaptı. Bir siz doğrusunu biliyorsunuz . Ayrıca biz dini yaşantımızda Peygamberimizin sünnetleri ve bazı kararlar doğrultusunda da uygulamalar yapıyoruz. ve bunlar ayrılamaz bütünlerdir. Sizin burda çıkp fetva verip insanların kafasını karıştırmaya hakkınız vede yetkiniz yok. Kuran da abdest almanın da bir tarifi yok ama kafamıza göre almıyoruz dimi. Ayrıca kurban kesme olayı çok daha eskilere giden bir olay. Hz. İbrahime bilmem anlatabildim mi. Kuranın tek ayetine göre bu böyledir, demek sağlam bilgi ister, dini ilimleri bilmek ister.

    Bence hiç bu konulara girmeden asıl meseleye odaklanalım ve dur diyelim, bari buna karşı bir şey yapabilelim.

  12. Arif Ziya Şekercioğlu

    Aşağıdaki izahat bence daha anlamlı. Dolaysıyla da bayramı tıpkı “şeker bayramı” yerine artık “ramazan bayramı” dememizdeki gibi hac bayramı dememiz daha doğru olurdu.

    “Kurban kesmek farz mıdır ve Kuran’da kurban bayramı uygulaması var mıdır?

    Kuran’da kurban kesmek sadece hac ibadeti yerine getirildiği sırada farz kılınmıştır. Yani kurban hacca giden hacılar tarafından kesilir. Kurban kesmeyi Allah’a olan teslimiyetin ve saygının bir sembolü olarak anlamak ve Allah’a yaklaşmaya bir vesile görmek gerekir. Yoksa ayetinde ifadesiyle kesilen hayvanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşmaz Allah’a ulaşacak olan sadece kulların takvalarıdır.

    Hac suresi ayet 37: onların etleri de kanları da Allah’a asla ulaşmaz; fakat sizin takvanız O’na ulaşır. Onları size bu şekilde boyun eğdirir ki, sizi hidayete erdirdiği için Allah’ı yücelterek anasınız. Güzel düşünüp güzel davrananlara müjde ver.

    Daha sonraları bu uygulama hacca gidemeyen kişiler tarafından da bulundukları yerlerde yerine getirilmeye başlanmış ve ardından kurban bayramı uygulaması oluşmuştur. Kurban bayramının hacıların hacda kurban kesmekleri ile aynı döneme gelmesinin nedeni budur.

    Kuran’ın hiç bir ayetinde bayram uygulaması yer almaz. Yani bayram yada bayram namazı tamamen geleneksel kabullere dayanan uygulamalardır. Ancak burada belirtilmesi gerekli olan bir husus vardır oda bu şekilde bir uygulamanın yapılmasının Kuran’a aykırı olmadığıdır. Yani müslümanların kendi aralarında geliştirip gelenekselleştirdikleri bu gibi uygulamaların özellikle insanların kaynaşmaları ve yakınlaşmalarına vesile olması ve dini bir takım duyguların canlanması açısından oldukça etkili ve güzeldir. Ancak bu sosyolojik bir hadisedir, müslümanların genelini bağlayıcı bir farz değildir. Ramazan bayramı da aynı bu şekilde ortaya çıkmış bir hadisedir. Kuran’da yer almaz. Allah için bir ay boyunca belirli saatlerde yemek içmek ve cinsel ilişkiye girmekten uzak duran müslümanlar yapmış oldukları ibadetlerinin bir kutlamasını yapmaktadırlar. “

  13. Cafer Yıldırım

    Arif Bey, İslamiyet’te Kurban Bayramı vardır. Hac`ta kesilen ise şükür kurbanıdılar. Lütfen sapla samanı birbirine karıştırmayalım.

  14. Arif Ziya Şekercioğlu

    İslamiyette Kurban Bayramı diye bir bayram yoktur. Bayram aslında HAÇ BAYRAMIDIR. Tıpkı şeker bayramı diye bir bayram olmaması gibi onun da gerçek adı RAMAZAN BAYRAMIDIR.
    Anlaşılan Suudiler bu sefer gerçekten KURBAN BAYRAMI düzenlemeye karar vermişler, kurbanda tabi ki bizim zavallı hacılar ve KABE olacak.

  15. deniz kerem

    ecyad kalesi yıkıldı, bugün osmanlının yaptığı revaklar daha sonra Kabeyide yıksılar tam olsun. Eğer gerçekten bir düzenlenme isteniyorsa Kabenin etrafına maddiyat için binalar yapmayı bırakıp hacılar için daha geniş ve rahat bir alan yapılabilir ve birtakım kota uygulamaları iyi bir şekilde ayarlanabilir, bu zor değil.

    İngiliz ajanlarının evlerini müze yapıp efendimizin evini yıkılmaya terkenden satılmış yönetime selam ediyorum, buna seyirci kalan bizlerde atalarımızın kemiklerini sızlatmakla kalmıyoruz, ateşler için yakıt biriktirmeye devam ediyoruz.

  16. Asım Mutlucan

    Meydan büyüdükçe cemaat artar ve cemaat arttıkça da tehlike büyür. Eğer düşündükleri gibi 1200000 kişiyi bir araya getirmeyi düşünüyorlarsa bence bir kez daha düşünsünler. Böyle bir insan okyanusu tek kelime ile katliam olur.
    Tıpkı birkaç yıl önce şeytan taşlamaya giden hacıların birbirlerini ezmesi gibi. Suudiler bile durumun farkında, hacca gelmek isteyenleri engellemeye çalışıyorlar. Yoksa her haç mevsiminde binlerce kişi ezilerek ölürdü. Her kes mümkün olduğu kadar kabeye yaklaşmak isteyecek ve herkes bir milyon ikiyüz bin kişi.
    Eğer tedbir almazlarsa Osmanlı intikamını çok fena alacakmış gibi görülüyor.

  17. Anonim

    Tamam o zamana uymayı sonuna kadar yapalım!
    .Türban saçmalığından vazgeçelim, hele hele çarşaftan kesinlikle. Kadınları asker kıyafeti giymiş gibi yapan tekdüzelikleri bırakalım. Müslüman kadınlarda diğer kadınlar gibi modern giysiler giysinler.
    .İbadeti ve ezanı Türkçe yapalım. Ne söylendiğini, ne yapıldığını, ne niyazda bulunulduğunu bilerek yapalım.
    .Şeriat kurallarını günümüz şartlarına uygulayalım. Ceza ile ilgili maddeler günümüz modern ceza yasalarına, kadın erkek ilişkileri modern medeni kanuna…. göre değiştirelim.
    .Günde beş vakit namazı bir vakit namaza indirelim, ezan hoparlörden sonuna kadar açık okunmasın,
    .Ekonomik hayatı felç eden Ramazan’ı tatil günlerine gelen (mesela bayramlara) bir kaç günle sınırlayalım.
    .Resim yasakları, heykel yasakları gibi şeylerden vazgeçelim,
    Bunlara itiraz edenler, yukarıdaki görünümün İslam açısından benzer bir deprem yarattığını görmeliler.
    .

  18. ferit çerçi

    Fazla abanılmış bir çevreye dönüşmüş durumda. Yoğunluk çok fazla. Çok yükseltilmiş bir kısmı fazla rüküş bana kalırsa.

  19. Ayşe Mertcan

    Eleştirirken Hacda her yıl yaşanan durumu gözünüzün önüne getirin, sayın Baylar!
    Mahşer yeri gibi bir kalabalık, birbirini ezen insanlar, çoğu zaman kalabalık, havasızlık, sıcak, gürültü, uğultu… ne olduğunu bile anlamadan geçen islamın en önemli emirlerinden HAÇ. Geçmişte yaşanan salgın hastalıklar, ölümler, kesilip kimse istemediği için kireç kuyusuna atılan kurbanlar… bunlar artık geride kalmalı.
    Bu binalar ve önlerindeki büyük alan hacıların biraz olsun nefes almasını sağlayacak. Haç görevinin daha bir içten daha bir sakin ortamda yapılması sağlanacak.
    Kabe’nin bir nokta kadar kalması onun değerini bence düşürmüyor. Osmanlı izlerine gelince herşey iyi güzel de Osmanlı döneminin iki üç hacı ile geçen, ikide bir sular altında kalan Kabesi ve haç döneminde değiliz.
    Zaman size uymuyorsa siz zamana uyacaksınız. Bu küreselleşme bile olsa.

  20. Asım Mutlucan

    İslamiyetin çıkışında iki kentin arasındaki rekabet bulunmakta. Zengin Mekke’ye göre daha az zengin olan Medine’nin durumu ile İslamiyet’in çıkışı arasında çok yakın bağ var. Hatta, Hz. Muhammed’in müslümanlara kutsal mekan olarak Kudüs’ü göstermesi ve ayrıcalıklarının yok olacağından korkan Mekke’lilerin “biz de müslüman oluruz sen yeter ki Kabe’nin tekrar kutsal yer olmasını sağla” demelerinin ardından Mekke’nin gelen ayetle tekrar merkez olması bu bağın kanıtlarından sadece birisi. Suudiler hiçbir zaman Kabe’ye diğer ülkelerdeki insanlar gibi bakmadılar. Tıpkı peygamberin evini kütüphaneye, (bizim hacılar kitap bakıyorlarmış gibi yaparak ziyaret ediyorlar, ya da kapısına Türkçe “bizi koru” gibi yazılar karalıyorlar), Hıra dağındaki mağarayı gecekonduya çevirmeleri gibi. Mezarların kaybolması… örnekler çok.
    Onların Kabe anlayışı da bu. Hacılardan para gelmesini sağlayan bir turistik yer. Arkasına, çevresine, üstüne, altına para akışının artmasını sağlayacak turistik tesis yapmaları da normal. Normal olmayan İslamiyete çok farklı bakan bizim gibi ülkelerin bu davranışlar karşısındaki sessizliği.
    Politikacımız da oy kapısı görüyor Kabe’nin kapısını, saf halktan alınacak. Gerisi umurunda bile değil aslında.

  21. deniz kerem

    Çok değerli mimarlarımızın yorumlarını bekliyoruz, değerlerinize ne kadar sahip çıkıyorsunuz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir