Marsilya’nın ünlü eski limanının arkasında bulunan arkeolojik sit alanı kentin Anadolu kökenini M.Ö 600 yıllarına kadar götürmektedir.
1967 yılında Marsilya Borsasının genişletilme çalışmaları sırasında bulunan arkeolojik kalıntılar nekropol ve eski Marsilya Surları MÖ.6 yüzyıla inerken; yakınında da, Marsilya Antik Limanını ortaya çıkarttı. Burada bir iskele, bir su havuzu, bir döşeli yol Roma dönemine tarihlendi.
Bir müze, alışveriş merkezinin altında, bahçe kotunda inşa edilmiş ve 1983 yılında halka açılmıştır. Bu alanın büyütülmesi ve yenilenmesi için toplam 6300 m2’lik bir yüzey öngörülmüş; alanın kuzeyinde bulunan Uluslar arası Akdeniz Ticaret Merkezinin (CMCI) kullanılmayan iki katı bu iş için ayrılmıştır.
Ziyaretçiler şimdi iki giriş arasında tercih yapabilirler: ana ticaret merkezi galerisinden karşılama alanına giriş ve alt kottan giriş. Bilet satış yeri alışveriş merkezinden bir yaya yolu ile ulaşılmakta, buraya alanın güneyindeki Henri Barbusse sokağından gelinmekte. İkinci bahçe seviyesi holü, bir merdiven ve asansörle üst kattakine bağlanmakta, arkeoloji bahçesine çıkış sunmakta, sürekli sergi odalarına ulaşmakta, geçici sergiler ve oditoryuma buradan erişilmekte.
Alışveriş merkezi ile müze arasındaki bu benzersiz ilişki, alışveriş merkezinden itibaren görülebilen müze ile mükemmel bir ziyaretçi daveti oluşturmaktadır.
Unutulmamalıdır ki eski liman ve alışveriş merkezi ticari malların değiş tokuşu için merkez alanlardı. Arkeolojik alan müze seviyesinde istisnai olanaklar sunmaktadır. Cephe, üç yönden onu çevrelemekte, onun mimari ortamından ayrılarak, (Borsa, alışveriş merkezi, CMCI, kule blokları) müzey yüksek düzeyde görünürlük kazandırmaktadır.
Mevcut kentsel düzeyde konumlandırılmış yaya erişim yolu ( Cours Belsunce, Borsa alışveriş merkezi ) yenilenmiş ve müzeye dahil edilmiştir. Başta bu ana erişim olmak üzere ve su üzerinde yer alan çeşitli liman fonksiyonları, alanda hizmet veren yükseltilmiş bir iskele gibi arkeolojik bahçenin görünürlüğünü arttıran işlev görmekte, alanın sırlarını, Marsilya kenti için önemini vurgulamaktadır.
Kaynak:Archdaily
Çeviri:Mimdap Mimdap notu: Marsilya kenti İzmir Foça’dan giden Anadolu insanları tarafından kurulmuştu. Bunu vurgulayan ve antik çağlarda Akdeniz kıyıları boyunca yapılan ticareti deneysel arkeoloji yöntemi ile inceleyen bir çalışma Urla Limantepe’de hazırlanan bir dönem teknesi ile tekrarlanmış ancak bu çalışma Türkiye tarafından değil ama Fransa’daki bazı kesimler tarafından inanılmaz bir bağnazlıkla karşı çıkılmış, protesto edilmiş hatta Marsilya limanında batırılmıştı. Bununla ilgili bir kaç yazı ve resim:
Haluk Gerçek başta şunları yazmıştı: “Bugünlerde Eski Foça Limanı’nda dalgın dalgın dolaşırken kendinizi birden M.Ö. 6. yüzyıla ışınlanmış gibi hissedebilirsiniz: Çünkü karşınızda o dönemden kalma bir savaş teknesi durmaktadır. Kybele’dir adı ve Marsilya seferine doğru gün saymaktadır.
Tıpkı bundan 25 yüzyıl kadar önce olduğu gibi…
O dönemde Persler’den kaçan Anadolu kavimlerinden Foçalıların buna benzer teknelere binerek Akdeniz’in öbür ucundaki Marsilya’ya kadar gittikleri ve orada yerleştikleri tarih kitaplarında anlatılır.
Ben görmedim ama görenler söylediler. Marsilya limanında, “Bu şehir M.Ö. 600 yılında Anadolu’dan gelen Phokialılar tarafından kurulmuştur” yazmaktaymış.
Kybele’nin seferi hem o günün denizcilik teknolojisi ile böyle bir şeyin yapılabileceğini kanıtlayacak, hem de Fransa’daki 2009 Türkiye yılı etkinliklerini başlatacakmış.
Dahası, sefer Marsilya’da bitmiyor. Kybele’nin kaptanları su yollarından Paris’e, oradan da
Tuna’ya geçmeyi, Karadeniz’e çıkarak İstanbul’a ulaşmayı planlıyorlar.
İnsanın içini jules Verne’in romanlarını okurken duyduğum türden çocuksu bir heyecanla dolduran müthiş bir serüven bu. Üstelik bu işe kalkışanlar merakları, denizcilikleri ve coğrafi hayal güçleri ile tanınmayan bir ulusun çocukları!
Bu türden ‘uçuk’ rüyası olan insanları severim. Hele hayatlarını o rüyaya adamışlarsa, sempatim hayranlığa dönüşür. O kadar az ki öyleleri. Bu kez Mualla ve Osman Erkurt’tan söz ediyorum. Bu proje o ikisinin ve 360 Derece Tarih Araştırmaları Derneği çalışmalarının inanılmaz emeği ve özverisiyle gerçek oluyor.
Türkiye’nin evham ve kırtasiyecilik engelli kültürel ortamında kolay bir şey değil böyle bir şeyi gerçekleştirmek. Ama zorunlu. Bu topraklarda 1000 yıldır yaşayanların orayı gerçekten sevdiklerini, tüm tarihsel derinliğiyle kendilerinin saydıklarını göstermek için zorunlu. Yalnızca topraklarını değil, denizlerini de…
Kybele’nin seferi, Foça’nın hâlâ yaşadığını ilan edecektir.
Bir denizci dost bu türden girişimlere yönelik bürokratik bakışı, şu gerçek öyküyle anlattı:
“Yıllar önce bir arkadaşım 5-6 metrelik teknesiyle ilk kez Bodrum’a giden denizci olmak için Çanakkale’ye geldiğinde, çıkış için izin almakta zorlanmış. Bu zahmete niçin katlandığını anlayamamışlar. Israrla soruyorlarmış:
Amacın ne?”
Bir yere ilk kez gitmenin kendi başına bir amaç olabileceğini anlatamamış bizim ‘uçuk’ denizci.
Eminim Kybele tayfasına da soracaklardır.
“Amacınız ne?’
Amaçları Foça’dan Marsilya’ya gitmek! Tıpkı 2 bin 500 yıl önce gidildiği gibi. Harika bir amaç bu!”
Ancak daha sonra:
“FRANSA’da 1 Temmuz’da başlayan ve daha önce ‘Türkiye Yılı’ olan ancak Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlikler nedeniyle Türkiye Sezonu’na dönüşen kültürel etkinliklerin Marsilya ayağında protestolar vardı. Günümüzden 2600 yıl önce Foça’dan yola çıkarak Marsilya’ya kadar gelen ve Marsilya kentinin temellerini atan İyonyalılar’ın kullandıkları teknenin aynısı olan ‘Kybele’ isimli tekne ‘360 Derece Derneği’ tarafından yeniden inşa edilmişti. Arkeolog Hayat Erkanal öncülüğünde bir grup arkeoloji öğrencisi tarafından hayata geçirilen ve İKSV, France Culture, Marsilya Belediyesi ve Karşıyaka Belediyesi’nce de desteklenen proje kapsamında ‘Kybele’ Foça’dan yola çıkmış ve 56 gün sürecek maceralı bir yolculuk başlamıştı. Etkinlikler kapsamında 2600 yıl önceki şartlarda yolculuk yapan ekip ‘Kybele’ ile Marsilya Belediyesi önündeki eski limana demir atacaktı.
Ancak Ermeni, diasporasının protestosu nedeniyle Kybele, limanın şehirden uzak bir rıhtımına demir atabildi.
Karşılama protokolünün en aza indirildiği törende Marsilya Belediye başkan yardımcıları Didier Parakian ve Daniel Hermann, ‘Kybele’ ekibi ve Türk yetkililer ile bir arada görünmemek için büyük çaba harcadı.
Rıhtımda yapılan tören Fransız aşırı ırkçı Front National partisi tarafından dağıtılan bildiriler nedeniyle sönük geçti. İnşaat halinde olan ve elektriği olmayan MUCEM Deniz Müzesi’nde Belediye tarafından verilen resepsiyon da klima cihazlarının çalışmaması nedeniyle ‘sauna’ havasında geçti, resepsiyonun ortalarında ‘temiz bardak’ kalmaması nedeniyle sıcak sularını şişelerden içmek zorunda kalan davetliler verilen aperatif yiyeceklere ‘zehirlenmemek için’ dokunmadı.
Belediye Başkan Yardımcısı Daniel Hermann, açılış konuşmasında Marsilya’nin Kybele ekibi, Türkiye’nin Marsilya Başkonsolosu Özer Aydan’ı, Karşıyaka Belediye Başkanı Cavit Durak ve misafirleri ‘sıcak’ bir ortamda karşıladıklarını söyledi.
Başkonsolos Özer Aydan’ın konuşmasını yaptığı sırada salona giren bir grup ‘Ermeni soykırımı’nı tanımayan Türkiye için bu tür bir etkinlik yapılmasının utanç verici olduğunu’ söyledi.
Oradan ayrılmak isteyen Daniel Hermann’ı kapının önünde yakalayan ve gazeteci olduğunu söyleyen aktivistlerden biri “Soykırım’ demedin, bunu Marsilya’da yaşayan 100 bin Ermeni’ye anlatamazsın” deyince salona dönen Belediye Başkan Yardımcısı, Başkonsolos Özer Aydan’ı da yanına çağırarak “1915 bir soykırımdır” dedi. Başkonsolos Aydan ise, “Sizin için öyle olabilir bizim için değildir” yanıtı verdi.
Resepsiyona katılan diğer Belediye Başkan Yardımcısı Ermeni Asıllı Didier Parakian ise, “Türkiye sezonunun başlangıcı olan Marsilya’daki bu etkinliğin sönük geçmesi bizim için büyük başarıdır, ayrıca gazetelerdeki yazılar bu tekne ve Türkiye sezonundan çok Ermeni soykırımından bahsediyorlar” dedikten sonra, bundan birkaç gün önce “Türkiye ve Türkler tek ve ortak düşmanlarımızdır” diyen Ermeni dernekleri yetkilileri ile Marsilya Belediye binasının önünde hatıra fotoğrafı çektirdi.
Aktivistler yaptıkları açıklamalarda, “Soykırım’ kelimesi kullanılmasaydı bu resepsiyon böyle bitmezdi” dedi. Basın mensuplarının tüm ısrarlarına rağmen ‘soykırım’ kelimesinin kullanılmaması durumunda nasıl bir eylem yapacaklarını söylemedi.
Türk diplomatik yetkililerinden alınan bilgilere göre Marsilya Belediyesi Türkiye sezonu açılış resepsiyonuna Belediye Başkan Yardımcısı Didier Parakian’ın arkadaşları Ahmet İnsel ve Cengiz Aktar gibi entelektüelleri de davet etmek istedi ancak, kurulan tuzağı fark ettiklerini söyleyen yetkililer buna razı olmadıklarını belirtti.
Kybele Rhone Nehri yolu ile Paris’e kadar gidecek, Ermeni diyasporasının yaşadığı Valence ve Lyon kentlerinden geçilecek olması Kybele ekibinde kaygı oluşturuyor. (dha)” Ve bağnazlığın sonu Kybelee yeniden Türkiye’de, Foça’da :



















